Nice zamandır içimdeki karanlıklar, güneşli günlere yerini bir türlü bırakmamıştı. Bulunduğum yer içimi daraltıyor, gönül çiçeklerime ateş püskürüyordu.
Cevapsız sorular rahat bırakmıyordu. Ayrılık, beklenmeyen akıl almaz soruları getirdi bulutlu düşünce rafından önüme.
Aldırmayın, bakmayın göz yaşlarıma. Bu aşk, bu sevgi, yarınlar bir bedel ister benden...
O gece aradın... Hataydın dediğin gece... Sen mükemmel bir insan ben sadece hataydım demek...
Ve ayrıldık...
Anlamsız değil mi...
“Sen” deyince, zaman dururdu... Gökten SÜREYYA düşerdi avuçlarıma ... Omzumda paylaşırdın birkaç damla göz yaşını... Sırdaşın olurdu gözlerim, sessizliğin girdabım olurdu. Seninleyken güzeldi işte her şey. Kağıda karaladığım birkaç satır, seninleyken anlamlıydı.... Prensesimdin... AYŞEM’din...
Bir ara yine demiştim, zaman yıpratıyor güzellikleri diye... Haklıymışım... Senmişsin, bir başkasıymış fark etmiyor... Acımadan solduruyor sevgileri... Gözden mi ıraksın, o zaman eyvah!.. Gönül görmediğini unutuyor mu... Onca aşkları hep böyle kurutuyor mu?
Ben yazmayı severdim bilirsin... Nicedir hasretini anarım satırlarımda. Benim üstüme kaç sevgili edindin sorarım. Kimseler anlamaz beni. Mektuba uzanır da, adresini yazamaz kalemim.
Ne çok şeyi paylaşmıştık seninle...
Sigaramızı, ekmeğimizi, hayallerimizi... Sen yoksan, bu şehirde yaşamanın, sen yoksan yangın merdiveninden usulca kaçmanın ve yine sen yoksan, Kurtuluş’ dan Balgat’ a gidip, bu işi birkaç defa tekrarlamanın hiç anlamı yoktu ki... Yağmur yağarken, el ele beraber ıslanacaktık, beraber değilsek, ıslanmayı da yağmuru da göremezdi ki gözlerimiz. Sen akıllı, ben deli, ne güzel gibi geçiniyorduk işte...
Göremedik...
Bir kuru rüzgar mıydı alıp da giden sevgimizi, değiştiren duygularını? Ben hataydım öyle mi???
Şimdi, seninle karşılaşmayı ölesiye istediğim halde, ya konuşacak bir şey bulamazsam diye endişeleniyorum. Ve yüreğimin yangını harlanıyor yeniden... Ve bedenim titriyor... Ellerim üşüyor... O eller, ellerim yerine başkalarınkini tutup da ısıtıyorsa, ya o şehla bakışlı gözler bana baktığı gibi başkasına da bakıyorsa diye ürperiyorum; işin açıkçası korkuyorum...
O telefon!....
Rüzgar gibi savurdu...
Sarı, kuru yapraklar gibi dağıldım....
Ve ayrıldık...
Ben Hataydım..
-
HakanMirzabey
- Teknik Uygulamalar Koordinatörü

- Mesajlar: 615
- Kayıt: 08.11.2002 - 19:38
- Konum: Ce-World
- İletişim: