Indirim
Indirim
Ayakkabıcı yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle..
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu.
Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:
— Küçükk!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.
Çocuk, ona dönerek:
— Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.
— Bence önemli değil!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da imânı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
— Keşke imanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
— Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
— Çok basit!. dedi, adam. Eğer imanımız yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükafat görecekler...
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
— Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
— Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!.
— İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.
Çocuk biraz düşünüp:
— Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?
— Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
— Üstelik de öğrencisin değil mi? diye sordu.
— İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
— Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!.
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
— Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.
— Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?
— Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder.
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları, üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
— Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!..
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı.
Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
— Babam haklıymış!. dedi. “Sakat olduğum için, üzülmeme hiç gerek yok!.” demişti.
Cüneyd Suavi
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu.
Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp:
— Küçükk!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.
Çocuk, ona dönerek:
— Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.
— Bence önemli değil!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da imânı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
— Keşke imanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.
Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
— Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
— Çok basit!. dedi, adam. Eğer imanımız yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükafat görecekler...
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
— Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
— Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!.
— İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.
Çocuk biraz düşünüp:
— Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?
— Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
— Üstelik de öğrencisin değil mi? diye sordu.
— İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
— Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!.
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek
— Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.
— Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?
— Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder.
Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları, üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
— Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!..
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı.
Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
— Babam haklıymış!. dedi. “Sakat olduğum için, üzülmeme hiç gerek yok!.” demişti.
Cüneyd Suavi
HİKAYE
SEVGİLİ BAŞBELASI ARTIK BU TÜR GÜZELLİKLERİN OLMADIĞI BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ.BEN ASLINDA ÇOK ASİ BİR KİŞİLİĞE SAHİP BİR İNSANIM.DUYGULARIMI EN UÇ NOKTALARDA YAŞARIM.GEÇEN GÜN EŞİMLE OTOBÜSE BİNDİK.BİR SONRAKİ DURAKTA EPEYCE YAŞLI,ELİ YÜZÜ YARALI ,KOLTUK DEĞNEKLİ BİR ADAM BİNDİ.BAŞKA BİRİNİN YARDIMI OLMASA TEK BASAMAK ÇIKAMAYACAK HALDEYDİ.EŞİM ADAMA ÇOK ÜZÜLMÜŞTÜ VE HAMİLE OLDUĞU İÇİN ONU TESELLİ ETMEK BENİ BAYA ZOR DURUMDA BIRAKTI.TAM İNECEĞİMİZ DURAĞA GELDİKKİ ADAMIN BASTONLARI AÇIK OLAN KAPIDAN AŞAĞI DÜŞTÜ.SOFÖR BÜYÜK BİR HIŞIMLA YERİNDEN FIRLAYARAK KOLTUK DEĞNEKLERİNİ ALDI VE AĞZINA GELENİ SÖYLEDİ.KANIM DONMUŞTU,İÇİMDEN ADAI OTOBÜSÜN ÖN CAMINDAN AŞAĞI ATMAK GELDİ.EŞİM BENİM BU HUYUMU İYİ BİLDİĞİ İÇİN BANA YALVARMAYA BAŞLADI.ŞOFÖRE BU YAPTIĞININ ÇOK ONURSUZCA OLDUĞUNU KENDİ DİLİMLE SERT BİR ŞEKİLDE ANLATTIM.YANIMDA EŞİM OLMASA NELER OLURDU ALLAH BİLİR.HAYATTA YANIMDA BAYAN VARKEN POLEMİĞE BİLE GİRMEM .HERİFİN AĞZINDAKİ SAKIZ VE LAKAYTHAREKETLERİ ,ALLAHIM DELİ OLMUŞTUM.BU ARDA DURAĞIDA GEÇTİK BİR SONRAKİ DURAKTA YAŞLI ADAMLA BERABER İNDİK.O GECE UYUYAMADIM.AL SANA GERÇEK BİR HİKAYE.
HİKAYE
SEVGİLİ BAŞBELASI ARTIK BU TÜR GÜZELLİKLERİN OLMADIĞI BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ.BEN ASLINDA ÇOK ASİ BİR KİŞİLİĞE SAHİP BİR İNSANIM.DUYGULARIMI EN UÇ NOKTALARDA YAŞARIM.GEÇEN GÜN EŞİMLE OTOBÜSE BİNDİK.BİR SONRAKİ DURAKTA EPEYCE YAŞLI,ELİ YÜZÜ YARALI ,KOLTUK DEĞNEKLİ BİR ADAM BİNDİ.BAŞKA BİRİNİN YARDIMI OLMASA TEK BASAMAK ÇIKAMAYACAK HALDEYDİ.EŞİM ADAMA ÇOK ÜZÜLMÜŞTÜ VE HAMİLE OLDUĞU İÇİN ONU TESELLİ ETMEK BENİ BAYA ZOR DURUMDA BIRAKTI.TAM İNECEĞİMİZ DURAĞA GELDİKKİ ADAMIN BASTONLARI AÇIK OLAN KAPIDAN AŞAĞI DÜŞTÜ.SOFÖR BÜYÜK BİR HIŞIMLA YERİNDEN FIRLAYARAK KOLTUK DEĞNEKLERİNİ ALDI VE AĞZINA GELENİ SÖYLEDİ.KANIM DONMUŞTU,İÇİMDEN ADAMI OTOBÜSÜN ÖN CAMINDAN AŞAĞI ATMAK GELDİ.EŞİM BENİM BU HUYUMU İYİ BİLDİĞİ İÇİN BANA YALVARMAYA BAŞLADI.ŞOFÖRE BU YAPTIĞININ ÇOK ONURSUZCA OLDUĞUNU KENDİ DİLİMLE SERT BİR ŞEKİLDE ANLATTIM.YANIMDA EŞİM OLMASA NELER OLURDU ALLAH BİLİR.HAYATTA YANIMDA BAYAN VARKEN POLEMİĞE BİLE GİRMEM .HERİFİN AĞZINDAKİ SAKIZ VE LAKAYTHAREKETLERİ ,ALLAHIM DELİ OLMUŞTUM.BU ARDA DURAĞIDA GEÇTİK BİR SONRAKİ DURAKTA YAŞLI ADAMLA BERABER İNDİK.O GECE UYUYAMADIM.AL SANA GERÇEK BİR HİKAYE.
Içinde guzel derslerin oldugu guzel bir hikaye, yuregine ve ellerine saglik basbelasi,
benim bu hikayeden aldigim dersler;
- hayir yaparken kesinlikle karsidakini incitmemeye onurunu kirmamaya ozen gostermeli
-bir tuccar zihniyetiyle, "acaba bu olaydan, nasil olurda bir sevap kazanirim mulahazasiyla hareket etmeli.
-muhatabimizin hassasiyetlerini on planda tutmali ve ona gore konusmali ve davranmaliyiz.
- sonuncusu ve bence en onemlisi, gunahin sel gibi aktigi bu zamanda, bu selden en az zarari gormek için, iyilik yapmak için her firsati ama her firsati degerlendirmeliyiz, bu sadece bir guler yuz dahi olsa...
bize bu guzellikleri bir kez daha hatirlattigin için tesekkurler basbelasi.
benim bu hikayeden aldigim dersler;
- hayir yaparken kesinlikle karsidakini incitmemeye onurunu kirmamaya ozen gostermeli
-bir tuccar zihniyetiyle, "acaba bu olaydan, nasil olurda bir sevap kazanirim mulahazasiyla hareket etmeli.
-muhatabimizin hassasiyetlerini on planda tutmali ve ona gore konusmali ve davranmaliyiz.
- sonuncusu ve bence en onemlisi, gunahin sel gibi aktigi bu zamanda, bu selden en az zarari gormek için, iyilik yapmak için her firsati ama her firsati degerlendirmeliyiz, bu sadece bir guler yuz dahi olsa...
bize bu guzellikleri bir kez daha hatirlattigin için tesekkurler basbelasi.
Merhaba arkadaslar;
Guzel yorumlariniz icin ilk once tesekkur ederim.
Kes bu hayatta o tur insanlarin cikmasi bize bir ibret olucak inadina iyi olmak sana tas atana gul atmak kolay degildir ama yapmakda her yigidin kari degildir.Bende cok asi bir insandim insanlara guvenmek degil kimi zaman insan yerine koymadigim bile olurdu kazancim ne oldu biliyormusun kinci, kalbi kara, herseye negatif bakan bir insan.birgun dostum beni oyle bir silkeledi ki kendime geldim. Dunyada kotu insan bitmez oldu dersin arkasindan onun varisleri gelir ama hayata hep kotu olarak bakmamalisin mutlu olamazsin sen iyi olacaksin
kalleslik yapan insanlarin ne kari olabilir ki
bu tur olaylara tahammul edemedigine inanirim belki bende orada olsaydim tahammul edemezdim ama o insanlara acirim ben insanliktan nasibini alamamis insanlar onlar benim icin.Bosver o tur insanlari ve gozlerini etrafinda olan kotuluklere degilde guzelliklere, yapilan iyiliklere bak eminim o zaman gordugun kotulukler seni bu kadar sinirlendirmeyecek cunku diyeceksin ki iyiliklerde varmis hep kotu degilmis hayat... Ve hani sen bu yapilan kalleslige tahammul edemiyorsun ya eminim onlarda sen iyilik yapinca tahammul edemiyecek cynku onlar iyilikten anlamazlar...
Rabbim esine hayirli ve kolay dogum nasip etsin.Umarim oyle bir evladin olurki seni dunya da da ahirette de padisah eder.Sen hz.Omer misali yine susma kotuluklere karsi ama unutma Mevla dunyadayken kafiri bile haksiz yere uzmemizi istemez cunku dunyada iken Rahman dir merhameti musluman ve musluman olmayan herkesedir.O gozetliyor oyle birgun varki ince hesaba cekilecegimiz zaman neler cikacak ortaya Rabbim bizi huzurunda rezil etmesin ve anlattigin kisi gibi insanlik vazifesinden assaliklara dusurup bizi rezil etmesin.Sen sinirlerini bozma bu dunya kotulere kalmaz....ALLAH'A EMANET OL...
AMIN EFSUN DUANA BUTUN YUREGIMLE KAYILIYORUM...
PRIZMA SAOL UMARIM ELIMIZLE YAZDIKLARIMIZI BIZZAT HAYATADA GECIREBILIRIZ.RABBIM IYILER SINIFINA BIZIDE KOYSUN INSALLAH...MEVLAM'A EMANETSIN...
Guzel yorumlariniz icin ilk once tesekkur ederim.
Kes bu hayatta o tur insanlarin cikmasi bize bir ibret olucak inadina iyi olmak sana tas atana gul atmak kolay degildir ama yapmakda her yigidin kari degildir.Bende cok asi bir insandim insanlara guvenmek degil kimi zaman insan yerine koymadigim bile olurdu kazancim ne oldu biliyormusun kinci, kalbi kara, herseye negatif bakan bir insan.birgun dostum beni oyle bir silkeledi ki kendime geldim. Dunyada kotu insan bitmez oldu dersin arkasindan onun varisleri gelir ama hayata hep kotu olarak bakmamalisin mutlu olamazsin sen iyi olacaksin
Rabbim esine hayirli ve kolay dogum nasip etsin.Umarim oyle bir evladin olurki seni dunya da da ahirette de padisah eder.Sen hz.Omer misali yine susma kotuluklere karsi ama unutma Mevla dunyadayken kafiri bile haksiz yere uzmemizi istemez cunku dunyada iken Rahman dir merhameti musluman ve musluman olmayan herkesedir.O gozetliyor oyle birgun varki ince hesaba cekilecegimiz zaman neler cikacak ortaya Rabbim bizi huzurunda rezil etmesin ve anlattigin kisi gibi insanlik vazifesinden assaliklara dusurup bizi rezil etmesin.Sen sinirlerini bozma bu dunya kotulere kalmaz....ALLAH'A EMANET OL...
AMIN EFSUN DUANA BUTUN YUREGIMLE KAYILIYORUM...
PRIZMA SAOL UMARIM ELIMIZLE YAZDIKLARIMIZI BIZZAT HAYATADA GECIREBILIRIZ.RABBIM IYILER SINIFINA BIZIDE KOYSUN INSALLAH...MEVLAM'A EMANETSIN...
ÖNCELİKLE PRİZMA VE BAŞBELASI, SİZE TEŞEKKÜR EDERİM.MERAK ETMEYİN ARTIK BENDEN KOLAY KOLAY KURTULAMAZSINIZ.BELKİDE BUNA VERDİĞİM AŞIRI TEPKİNİN NEDENİ KÜÇÜK YAŞLARDAN SÜREGELEN EZİLMİŞLİĞİMDEN OLSA GEREK.İŞNŞALLAH HAYAT SİZE ÖYLE CÖMERT DAVRANSINKİ İÇİNİZ İÇİNİZE SIĞMASIN. ŞAKA Bİ YANA BENDE MEDİNE DİLENCİLERİNİ GEÇTİM VALLA
Senden kurtulmak isteyen kim kes sen kurtulmak istesen biz birakmayiz emin ol...
Olsun hayatta yasadigin acilardan dolayi uzulme ben yasadigim aci olaylardan dolayi uzulmuyorum iyi ki yasamisim simdi derdi olan insani can kulagi ile dinliyorsam ayni aciyi bende cektigim icindir.Senin gibi insanlara ihtiyaca var bu gonlu yarali milletin sen anlarsin gozden dokulen ezilmisligin acisini.Rabbim seni ve senin gibilerini basimizdan eksik etmesin...Duana butun yuregimle amin diyorum Hep beraber insallah...
Olsun hayatta yasadigin acilardan dolayi uzulme ben yasadigim aci olaylardan dolayi uzulmuyorum iyi ki yasamisim simdi derdi olan insani can kulagi ile dinliyorsam ayni aciyi bende cektigim icindir.Senin gibi insanlara ihtiyaca var bu gonlu yarali milletin sen anlarsin gozden dokulen ezilmisligin acisini.Rabbim seni ve senin gibilerini basimizdan eksik etmesin...Duana butun yuregimle amin diyorum Hep beraber insallah...
Olumsuz düşünen insanları duymayın...
Günlerden bir gün ...kurbağaların yarışı varmış.
Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış.
Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar.
Ve yarış başlamış. Gerçekten seyirciler arasında hiçbiri yarışmacıların kulenin
tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:
"Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!"
Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker
yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla yılmadan
kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.Seyirciler bağırıyorlarmış:
"...Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!.."
Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar.
Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı basarmış. Diğerleri hayret içinde bu isi nasıl başardığını öğrenmek istemişler.
Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş.. Bu işi nasıl başardın diye.
O anda farkına varmışlar ki, kuleye çıkan kurbağa sağırmış!
Olumsuz düşünen insanları duymayın...
Onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar.
Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış.
Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar.
Ve yarış başlamış. Gerçekten seyirciler arasında hiçbiri yarışmacıların kulenin
tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:
"Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!"
Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker
yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla yılmadan
kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.Seyirciler bağırıyorlarmış:
"...Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!.."
Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar.
Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı basarmış. Diğerleri hayret içinde bu isi nasıl başardığını öğrenmek istemişler.
Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş.. Bu işi nasıl başardın diye.
O anda farkına varmışlar ki, kuleye çıkan kurbağa sağırmış!
Olumsuz düşünen insanları duymayın...
Onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar.
-
MithrandiR
- Yazar

- Mesajlar: 695
- Kayıt: 22.01.2004 - 13:25
- Konum: Mobil yaşam... Artık sabit bi yerim yok...


