Nuri Can'ın şiir,resim ve denemeleri

Şiir yazmak her yiğidin harcı değildir...
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

En son deste tarafından 12.01.2011 - 2:41 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://img204.imageshack.us/img204/114/indexbbcbxx6.jpg




    Ne Giysek Yakışmıyor Hüzünden Başka

    Yüzümüzü sulara bıraktık
    hayallerimizi sıvası dökülmüş duvarlara
    sardıkça yangınlar içimizi
    yoksul bir yaşamın cenderesinde
    yaralarımız üşüdü...
    Önce miydi, sonra mıydı,
    kar mıydı?
    yağmur muydu?
    bilemedik?
    üşüdükçe içimize çöktü sis...

    Hep sancısını çektik kahreden hayatın
    ne giysek yakışmıyor hüzünden başka
    eğilip bakmaya korktuğumuz,
    sahipsiz mezarlara döndü içimiz.
    her akşam tanımadığımız bir hicran
    görmediğimiz bir ıstırap çaldı kapımızı...

    Kalbimizi bir vefasız,
    ömrümüzü bir hayırsız aldı
    hayatın çıkmazında hep teselli aradık
    buruk gülümsemeler dindirebilir mi hüznü ah! Can?
    kime ne verebiliriz ki,
    gönül mü?
    ömür mü?
    can mı?
    mal mı?
    yok, yok yüreğimizden başka servetimiz

    Her baktığımız göz yuttu gönlümüzü
    hançerini sapladı her tuttuğumuz el
    hangi adaya sığınsak ihanet kokuyor.
    nereye gidebiliriz ki ah! Can,
    yüreğimizden başka
    sokaklar çıkmaz sokak ömrümüzde,
    kahretsin...

    Çıktığımız her yolculukta
    düştüğümüz her kalabalıkta
    ıssız bir kıyıda üşüdü ömrümüz
    yetim ruhumuz, nemli gözlerimizle
    her gece sarılıp bir hayale,
    yalnızlığımızı alıp bastık bağrımıza...

    Yetimdik mevsimlerin koynunda, yaralıydık
    acılarla yattık, acılarla kalktık,
    bir ömür acılara acılar kattık.
    kurudu gözpınarlarımız,
    karanlığı siper edip gözlerimize
    yüreğimizle ağladık.

    Kimsesiz bir çocuğun yüreğine çizip resimlerimizi
    kayıp mezarlara gömdük,
    yüzümüze siper ettiğimiz gülüşleri
    ve yükleyip sevdalı bir kuşun kanadına kaygılarımızı
    ardında el açıp aşka ve acıya ağladık...

    Hep yüreğimizde saklı tuttuk sevgimizi,
    gözlerimizde, yüzümüzün hüznünde saklı tuttuk...
    gökyüzünü doldurup soluğumuza
    isyanımızı kilometrelere zincirleyip
    kayıp bir vadide idam ettik geçmişimizi...

    Gidenler dönmedi ah! Can
    solgun bir güz bahçesi renginde,
    boynu bükülü gelincikler gibi kaldık
    yaralı uçurumları birer birer koşarak
    boş yere yollara baktık, türküler yaktık
    kurudu gözpınarlarımız, yüreğimizle ağladık.

    Yaralı bir ülkeyiz şimdi, terkedilmiş bir şehir
    nehir nehir acılar damlıyor bedenimize
    önümüzde dağ dağ uçurumlar
    ardımızda ölümün ayak sesleri
    nasılda acıyor hayatımız ahh!

    Gurbet ki, kahreden yanımız
    acılara gömdüğümüz isyanımız
    derdimizi kime nasıl anlatırız,
    kimimiz var ki, ah! Can
    lime lime yüreğimiz,
    ilmik ilmik gözyaşlarımızdan başka…

    Hasret ki, göçmen kuşların kanadında taşıdığı
    gamdan bir dağ gibi oturmuş gözlerimize...
    buruk gülümsemeler dindire bilir mi hüznü ah! Can?
    kime ne anlatabiliriz ki,
    ağızdan çıkan her söz yaralıyor yüreğimizi....





    Nuri CAN
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://img507.imageshack.us/img507/6891/1aawaraw.jpg


    Bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden
    gecenin parmaklarından sızarken karanlık
    şafak sökmeden
    kimseler görmeden
    dönüp bakmadan ardındaki uçurumlara
    alıp sırtına dertleri, kederleri çekip gitmeli bu şehirden

    bir gece çekip gitmeli bu şehirden kar yağarken
    ışıklar sönmeden
    gün dönmeden
    yorgun, yalnız ve kararlı
    bilinmez uzaklara yelken açmalı
    insanlardan uzak yerlere
    denizi mavi bir adaya mesela
    ya da ıssız bir dağbaşına

    bütün anıları yakıp
    bütün köprüleri yıkıp
    aldırmadan önündeki uçurumlara
    dönüp bakmadan geride kalanlara
    takıp koluna gölgeni
    yüreğini de alıp yanına
    ağlamadan
    sessiz
    sedasız
    vedasız
    yüzüstü bırakarak hatıraları çekip gitmeli bu şehirden


    http://img405.imageshack.us/img405/9228 ... pywxdc.jpg


    bir gece çekip gitmeli bu şehirden kar yağarken
    insanlardan uzak bir yere gitmeli
    uzak bir dağbaşına mesela
    ya da denizi mavi ıssız bir adaya
    ay şavkı vurduğunda sulara
    bir ceylanın ruhu kadar özgür olmalı ruhun


    her gece yıldızlar dökülmeli üzerine
    gözlerinde doğmalı güneş
    kuş sesleriyle uyanmalı her sabah
    çiçeklerin kokusu doldurmalı içini
    kirli, ucuz ilişkilerden uzak
    gökkuşağı renginde bir damla huzur bulmalı insan


    http://img824.imageshack.us/img824/1446/4rf34rr.png


    bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden
    bu kirli hayatı, sevgi yoksulları, ikiyüzlü
    ve onursuz yalakalara bırakıp
    kapatıp kapıları, sürgüleri de çekip
    hüzünlü bir gülüş serperek odalara
    uykusuz geçen bir gecenin ardından
    yorgun, yaralı,yalnız ve kararlı
    örtüp üstüne geceyi
    yıldızları da alıp koynuna,
    gözlerinden süzülen iki damla yaşla
    vurup sırtına yalnızlığını çekip gitmeli bu şehirden...


    http://img508.imageshack.us/img508/5021/1adaf600.jpg



    Nuri CAN

    .
En son deste tarafından 12.01.2011 - 2:46 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://img214.imageshack.us/img214/3599/hbv.gif


    Deli


    Deliyim ben,
    aykırı bir adamım yani,
    ait değilim bu kirli çağa
    istemediğim bir hayatın yamacında
    sırtımda acılar taşıyorum.
    yüreğimin içinde yaşıyorum hep
    tutunduğum dallar incecik,
    kırıldı kırılacak...


    Deliyim ben,
    yalnız ve yorgun
    herkesin acısından pay kaptım.
    sarıp ipek bir mendile kendi yaralarımı,
    içime attım.

    yalnız gülerken insanlar sevdi beni
    ağlarken ağlamadı kimse benimle
    kazandıklarımın yanında,
    yitirdiğim çok şey var hayatımda.
    ne bireysel olabildim ne de toplumsal
    yaşamı sorgulamadan,
    ve hep erteleyerek geçip gitti zaman...
    kendimi ihmal edip,
    başkaları için yaşadım hep...

    şiirler yazdım, resimler çizdim
    ağıtlar dizdim
    yine de kendimsizdim...
    dilimde ertelenmiş sözcükler kaldı
    başkalarının çizdiği yolda gidip geldim bir ömür...


    Deliyim ben
    yüreğimde umut,
    gözlerimde tanımsız hüzün kırıkları taşıyorum.
    düşündüğüm hiç bir şeyi paylaşamadım
    düşüncelerim içimde saklı kaldı hep
    sıkışıp kaldım bildiklerim ile bilmediklerim arasında
    bir kelepçe gibi takılıp kaldı kollarıma yalnızlık
    sürülerin tuttuğu bir yolda,
    gidip geliyorum öylesine bir başıma
    aldırmadan gözyaşıma...




    Nuri CAN
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://img509.imageshack.us/img509/9721/can26.gif


    Aşk; üç harf, üç noktalı bir sözcük...


    Mavi gözlerin
    derin bir nehirdir her gece
    kalbimin üzerinden geçer

    Dudakta mühür
    mühürde giz
    gizde aşksın

    Aşk;
    üç harfli
    üç noktalı
    bir sözcük...
    sihir ve ayna
    ayna ve sihirden
    yazılır kalplere

    Aşk;
    bir ütopya
    evrensel ruh
    gönül bilimi
    sevgi ülkesi
    tılsımlı bahçe
    goncagül
    sessiz bir menekşe
    dört mevsim bahar kokan

    Aşk;
    var olma sebebi
    dünya aşk için döner
    aşk için doğar güneş
    gülün nazı,
    bülbülün avazı
    özün,
    gözün,
    sözün
    ışığıdır aşk

    Sonbahar da olsa ömrüm
    bir umut yitiminde de kalsam
    koyma beni acılar içinde
    baharım sensin
    pınarım sensin

    Bir dağ rüzgarı arıyor şimdi
    bülbülün gül lehçesi
    dudadaki sessiz şiir
    duygudaki derin nehir
    gönlümün düş bahçesi

    Düşler, gülüşler
    şarkılar, şiirler
    hepsi senin olsun
    ipek mendilde sakladığım ümitler de

    koyma beni acılar içinde
    boğma hüzne
    yaşıyorsam nefesim sensin
    sebebim sensin
    hasretim sensin
    baharım sen
    ağyarım sen



    Nuri CAN
En son deste tarafından 13.06.2009 - 22:07 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://www.edebiyatdefteri.com/resim/re ... 144125.jpg


    Seni bin yıllık hasretle sevdim



    Bir garip yolcuyum
    uzak
    çok uzak diyarlardan geldim
    asırlar ötesinden
    yorgunum
    ellerim boş, boynum bükük
    gözyaşı dolu heybemde
    yalnızca kalbimi alıp getirdim sana
    ayrılıklarla delik deşik kalbimi
    başka bir şeyimde yoktu getirecek

    Bir mecnunum
    yüreğimde Leyl-i yollar
    koynumda ayrılık türküleri
    saçlarımda kızıl çöl rüzgarı
    ve dudağımda kırık dökük şiirlerle
    yalnızlıklar boyu özlemlere akan nehirler gibi
    bad-ı saba ile geçip Leyl-ü Bahar’ı
    tanımadığın memleketlerden
    bilmediğin kentlerden hasret getirdim sana
    her adımda ağlayarak...
    türkü türkü koklayarak hayalini...

    Yıllar yılı
    bir seni, bir de hasretini mühürledim yüreğime
    kilit üstüne kilit , zincir üstüne zincir vurdum
    bir damladan derya yaptığım gözyaşlarıma
    sattım anahtarını
    yıldızlar dizerek hasretin ak saçlarına
    her adımda ağlayarak geldim...

    Bülbülüm
    gönlünün altın kafesine tutsak
    bir kanadım ateşler içinde
    bir kanadım gülistan
    aç pencereni
    sana demet demet hasret
    bulut bulut yağmur getirdim gözlerimden
    al sevdamı sevdana kar
    ömrünü ömrüme
    sarıl bir öpümlük gül gibi...
    kokla...

    Bir göçmen kuşum ben
    göğünü yitirmiş kelebek
    bir kanadım aşk dolu
    bir kanadım hasret
    gör ki, yürek pare pare,
    gör ki, ayrılık tane tane gözlerimde
    dinmek bilmeyen bir özlemle
    al kat yalnızlığımı yalnızlığına…
    hasretimi hasretine ekle
    türkü kokulum...

    Uzak
    çok uzak diyarlardan geldim
    yüküm ağır…
    yıkıldım kapına yorgun
    tut elimden kaldır beni
    düşsüzüm, düşlerine al
    soluksuz sevişmelerine sakla
    gel uzan yanıma sarıl bir asır
    bin yıl hasretini çektim
    bir güle sığdır beni...



    Nuri CAN
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://img194.imageshack.us/img194/2962/68853279.gif



    Gülümse Güneşe Umut Yeşersin



    Beray’a

    Türküler söyle dost yüreğine
    gülümse güneşe umut yeşersin
    yarına yeniden doğacak diye bir ümidin varsa...


    .../
    Kır çiçekleri kırılmasın kirpiklerinde
    saçlarını savuran bu rüzgar esmesin
    şafaklar umut açmıyorsa yastığında yaslandığın gecelerin
    yak kül olsun,
    seni üzen ne varsa gönlünün ocağında…


    Bakışlarından hüzün düşse de aynalara
    her kavgada yenilsen de yüreğine yine
    ser önüne yoz akşamları
    küflü gurbet gecelerini de al yanına
    tutuşturallım bir ucundan içimize batan bu hayatı...


    Ömürki, nazlı bir bahçedir kınalıkuş
    kimi gün çicek açar, kimi gün yaprak döker
    bırak geride kalsın sonbaharlar
    her yeni yıl,
    yeni baharlar selamla inadına...


    Say ki, sen de varsın bu dünyada
    bırak uyusun kollarında nilüferler
    bahar tadında kalsın sarmalında umut
    bir sonbahar yaprağına da yazılı olsa adın
    sende oyna hayatını acılar karşısında...


    Bırak dönsün dünya
    sende dokun bir ucundan hayata
    aldırma sedası sarsık keman iniltilerine
    mutluluk dediğimiz ulaşılmaz bir dağ da olsa
    demirden bir kale de olsa içimizi kuşatan aşk
    ve hiç kervan geçmese de
    düştüğümüz kuyunun kenarından
    aldırma,
    herkesin hayatında
    acının solduramadığı günlerde vardır...


    Bırak hayatın hangi burgacında
    dalgalanıyorsa kalbin dalgalansın
    bir kelebeğin ömrü kadar da olsa ömrün
    bir sarmaşık tutkusuyla yaşama sarıl...

    Unutma
    hangi uçurumun kıyısında olursan ol
    yüreğine bir gül çiz
    her zaman heybende biraz umut
    yedeğinde sevgi kırıntıları bulunsun...


    Nuri CAN
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://img195.imageshack.us/img195/3222 ... a30xo8.jpg


    Bir gün ben ölürsem


    Bir gün ben ölürsem
    yüreğime sevgi
    gözlerime güneş
    toprağıma çiçekler ekin renk renk
    çocukların gülüşünü serpin üzerime bir de
    kokusunu çekeyim içime her sabah

    Bir gün ben ölürsem
    bütün ağrılarımla bırakın bedenimi toprağa
    çevirip güneşe yüzümü
    suyun ağladığı bir çeşme başında
    sevgiden, düşten, şiirden bir mezar yapın

    Bir gün ben ölürsem
    mezarıma güller bırakın
    turnalar selam getirsin uzak diyarlardan
    selam götürsün uzak diyarlara
    rüzgar nasıl inlerse dalında ağaçların
    nasıl çırpınırsa bir yıldız düştüğünde boşluğa
    bir duman gibi kaybolup gitti deyin

    Bir gün ben ölürsem
    derin nehirlerde yıkayın beni
    akan sularda, yağan yağmurlarda
    bir çiçeğin kokusuna gizleyip öksüz ruhumu
    nazlı bir çocuğun gülüşüne karın
    rüzgar acılara vursun
    acılar gönlümün karanfillerine
    beceremedi ne yaşamayı ne de gülmeyi deyin

    Bir gün ben ölürsem
    gerçekleşmeyen hayallerimle gömün beni
    özlemlerimle, yüreğimdeki acıyla
    bilirim yoktur dili derin acıların
    en acıyan yerimden öpsün deli rüzgarlar
    ve öylece bırakın beni toprağa,
    bendekilerle beraber...

    Nisan yağmurları düşsün üzerime
    yaprağını döksün üstüme her sonbahar bir çınar
    bir çiçek boyun büksün,
    bir pınar çağlayıp gitsin yanıbaşımda
    her sabah uzak dağlara bakıp ağlasın benimle
    gençliğine doymayan oğlum için...

    Bir gün ben ölürsem
    yıldızlara saklayın gözyaşımı
    en acılı halimle hatırlayın beni
    en perişan halimle
    üzerime şiir serpin
    gözlerime yağmur
    oğlumun acısını gömün benimle
    acısın yüreğim sonsuza

    ..../
    Sığındığın şiir yok artık
    ışığı söndür kalbim
    şimdi uyku vakti...
    uyku vakti...
    uyku vak...
    uyku v...
    uyku...






    Nuri CAN
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

.

http://img59.imageshack.us/img59/3709/vhjgvcopyz.jpg


Tut elimi ey hayat, güllerin güldüğü yere götür beni....


Yüreğimin yüzüme yansısıdır hüznüm
ömrümün alnacında
ki, aynaları hep kırık…

Fırtınalar, sellerle yıkadım yaralarımı
alev - ateş ırmaklarla
kimseye sevgilim diyemedim ömrümce
doya doya sarılamadım
sevdaki tek sığındığım ülkemdi benim…

Bir rüzgar gülü gibi
dönendim durdum uçurumlarda
her gece bir sevgilinin koynuna düşürdüm düşlerimi
her sabah bir gelinciğin yaprağında üşüdüm
gizli bir öpüşün, bir dokunuşun ödentisine
sakladım gülüşlerimi…

Şiirler neyi anlatır insana ey hayat, şarkılar neyi
ya yaralı bir ceren gibi içimde taşıdığım bu aşk
üstünde acılar içinde kıvrandığım yatak
bu soğuk, ıssız, insafsız geceler…

Sevginin rengi nasıldır, neyi anlatır ölümler
ya menekşe kokan yeniyetme bir bahar
satır aralarında boğulan çığlıklar…

Yalnızlığıma uzanan bütün eller yalancı
dilim suskuyla yorgun, gönlüm aşkla
tırmandığım her yamaçta dikenler batıyor yüreğime
savruluyorum oradan oraya
dudaklarımda yosun bağladı çığlığım
kimse duymuyor
herkes kendi gerçeğinde kalıyor
öfkesinin yanardağında…

Uzat ellerini ey hayat, iplerin koptuğu yerde
umut ile sevgi birleşince
yerleşince yüreğe aydınlığın kanı
sisler çözülünce, geceler geçilince
varılılınca ufkun şafağına
uzat ellerini ey hayat
çıkmaz bir sokakta bırakma beni
gemilerimi yak, denizlerimi kurut ama
üşütme hayallerimi…

Umut tükenmez insanda, sevgi tükenmez ey hayat
umutsuz, umarsız bırakma karlı dağ başlarında
yoldurtma karanfillerimi hoyrat rüzgarlara
namert sevdalara eğme başımı ...

Tut elimi ey hayat, güllerin güldüğü yere götür beni....
kuşların gittiği yere
cefanın bittiği yere götür
yaralayıp durma beni...

Nuri CAN
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 5861_n.jpg


''Yoruldum'' deme sakın


İnsan içindeki yolculuğa doğru gittiği yere yüreğiyle gitmeli...
Toplan gidelim yüreğim bir dağ çiçeğinde kelebek olalım... Şimdi tebessüm zamanı acılara yüreğim... Başını kaldırıp göğe, gözyaşlarını saklayıp bir kuytuya, umutsuzlukları bu şehre gömerek, umudu vurup terkine yıldızlara gitme zamanı. Aldırma olup bitenlere, korkma! Siliver geçmişi içine sinmeyen bir şiirin son dizesi gibi. İçindeki yolculuğa doğru git, sabah olmadan, şehir uyanmadan, kar yağmadan yollara... Toplan gidelim yüreğim, topla hayallerini ve dudağındaki kan güllerini, ihanetlerin dağladığı ateşlerde pişmeden yetim ruhumuz gidelim, gidelim buralardan canevimize düşmeden ateş...

Topla hayallerini topla gidelim yüreğim, yanına alıp özlemlerini ve bir ömre sığdırdığın öfkeni, yağmur yağarken anılara puslu bir havada sağır ve sessiz terk edelim bu şehri. Çekip gidelim sabah olmadan, şehir uyanmadan...Yanımıza alacak başka birşeyimiz olmasın varsın, dürüstlüğümüzden başka... Yolun başında elbet incitcekler bizi, kanatcaklar, acıtcaklar, çamur atacaklar. Aldırma ihanetlere yüreğim. Her defasında onursuz, haysiyetsiz, iki yüzlü insanlarla karşılaşmak bu şehirde midemi bulandırıyor, zor geliyor artık.. 'Yoruldum'' deme sakın...Umudum tükendi" deme...Varsın tek sermaye sevgimiz, tek çare umudumuz. tek doğru yolumuz olsun...

Hadi toplan yüreğim dağların ıssız doruklarına çıkalım, yetişmesin ardımızdan kahpe zifir, ziftli ihanetler ... Toplan gidelim hüzünler çökmeden içimize, bükmeden boynunu bir güz çiçeği ardımızdan gidelim... Vuranlar kalbimizden vurdu bizi ah, daha fazla kanamadan kalbimiz gidelim.

Burda kalmamaız için hiç bir neden yok artık, yaslandığımız bütün duvarlar yıkıldı. Gidelim bir ağaçta dal olalım, yaprak olalım, bir dağ başında toprak olalım ama burdan uzak olalım. .Kahpelik dolu her taraf, varsın kahır ve gam olsun yükümüz, vurur sırtımıza gideriz, yeterki vurmasın sırtmızdan bizi hayat...

Gidelim yüreğim gidelim, sevgileri alıp yanımıza, ihanetleri geride bırakıp, herkesi kendi günahıyla başbaşa bırakıp gidelim...

Hadi derin bir soluk alıp düşelim yollara, rüzgarlarla yıkayıp yüzümüzü, yıldızlara bir selam verip gidelim...Bizim dünyamız burayla sınırlı değil, buraya sığmaz gönül güllerimiz...Toplan gidelim yüreğim gitmek zamanı, aldırma ihanetlere. ''yoruldum'' deme sakın...umudum tükendi" deme...Toplan....Toplan gidelim sabahı dudaklarından öpme aşkına...

Bir dağ çiçeğinde kelebek olalım...



Nuri CAN.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

.
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 3654_n.jpg


Unut Onu Kalbim


Karlı dağ yamaçlarında vurdu beni avcılar
yaralı uçurumlarda uçmayı unutmuş,
kanadı kırık bir kuş gibi kaldım...

Ellerimde kalbimin atışları
dudakğımda hasretin yakarışları
gözlerimde güllerin gözyaşları kaldı…

Ah! ne dostlarım arar şimdi,
ne de yolunu gözlediklerim çıkıp gelir...
bir dağ çiçeğine gizledim özümün rüzgarını
alıpta saramadım sineme vay...

Cebimde ayrılık otları
gözlerimde yakarışlar
içimde yıllanmış kırgınlıklarla
sakalımda sarı tütün kokusu mahsun...

kırıldım işte ey hayat tutan yok elimi
boynuma sarılan yok
her akşam tanımadığım bir hicran
bilmediğim bir hüzün çalar kapımı...

Çare değil beklemek ey kalbim
çare değil
gelmiyor işte ölümüne özlediğin
yıllarca yolunu gözlediğin
hayalini gözlerimde gizlediğin
gelmiyor işte...

bilemedim kimseye olduğundan fazla
değer verilmeyeceğini
sevgiyi hak etmeyenin sevilmeyeceğini
bir sevda rüzgârıydı esip geçti de
bir cezaydı çektim bitti de
unut onu kalbim
unut alnımın karasını
bağrımın yarasını
unut

Kırıldı ağacımın sevgi dalları
uçup gitti umut kuşlarım
hayatın elinde kara bir gül
batırıp duruyor dikenlerini canıma...
yüreğimde uçurum yaraları
gözlerimde sessiz sızılarla
dipsiz uçurumların koynunda
ayazlar üşütüp durur tenimi her gece...

yitirmiş mevsimler rengini ömrümde...
içimde bütün arzular tükenmiş
önümde dağ dağ yalnızlıklar
yalın ayak koşuyorum şimdi kara kışlara
ayaklarım kan- revan içinde...
unut onu kalbim
unut tatlı sözlerini
deniz rengi gözlerini
ondan sana fayda yok

Çağırsam duymuyor
almıyor beni bu kuytudan ah!?
dinler mi anlatsam derdimi dağlar?
eser mi rüzgar?
alıp götürür mü sesimi sular?

Ah! Kalbim
ne kadar haykırsam,
duymuyor sesimi kimse uçurumlardan başka
tutmuyor elimden yalnızlığımın
sabıkalı ihanetler tutmuş yol başlarını

Cehennemler uzatarak uçurumlara
fırtınaların öfkesine yazıp aşk fermanımı
derin bir vadide idam ettim kimliğimi...

Unut kalbim onu
unut varlığını
yokluğunu unut
ondan sana fayda yok

ömrümde bahar gelmeyi
çiçek açmayı
kuşlar uçmayı unuttu çoktaaan...

Sen de unut onu
sen de unut kalbim...
sen de unut onu...
unut kalbim...
unut onu...
unu ka...
un...
u...



Nuri Can
13/ 12/ 1984
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 2652_n.jpg



Gel öp alnımdan çaresizliğimi



Zaman olur,
bahar gelir Erzincan ovasına
rüzgar eser
savrulur saçları göklere salkım söğütlerin
açılır yaraları kalbimin

Ah ölüm
ah acı
ve ey
ahhh! edemediğim can oğul
öyle bir âh düştüki ömrüme sorma
paramparça ağıtlar kanıyor şimdi dudağımda
hayatın yarasıyla kaldım uçurumlarda
bir arayan, soranım yok artık
bir haber bırakmadan
öksüz bırakıp gittin bizi...
bakınca duvardaki resmine
gözlerime kan düştü
kör oldum bakamadım
lâl oldu dilim
lâl oldu dağ
lâl oldu acı

Bu gün bayram günü
benim yas günüm
kimsesiz yanımı alıp yanıma
anlatamadığım duygularla
sana olan sonsuz sevgimle birlikte
mezarına yürüyeceğim boynu bükük
yüreğimi parçalamaya
acılarımı yıkanmaya fırat suyunda...

Avuçumda yaralı bir kuş
kolu - kanadı kırık neylersin
oy yarasına kurban olduğum oğul
sen dur öpme gözlerimden
sen dur öpme gözlerimden
yüreğim kan olur

Sen yoksan
bil ki, küskündür yazgısına
oğlunu yitirmiş bütün babalar
bütün anaların yüreği kan

Gel tut başımı
üfle yarama
Yetişir,
hüznün elbiselerini giydiğim üstüme
Gel,
indir göksümün üstünden bu acıyı
dindir
yoruldum yangınıma su taşımaktan...

Ah canım oğul, yaralı yanım oğul
bir kanat daha kırılmadan
yıkılmadan bir yanım daha
gözlerimi yedirmeden dağ kuşlarına
gel öp çaresizliğimi alnımdan
inlesin gök
inlesin dağ
inlesin taş
berhâva olsun acı ve ağıt!



Nuri Can
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

.
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 3654_n.jpg


Unut Onu Kalbim


Karlı dağ yamaçlarında vurdu beni avcılar
yaralı uçurumlarda uçmayı unutmuş,
kanadı kırık bir kuş gibi kaldım...

Ellerimde kalbimin atışları
dudakğımda hasretin yakarışları
gözlerimde güllerin gözyaşları kaldı…

Ah! ne dostlarım arar şimdi,
ne de yolunu gözlediklerim çıkıp gelir...
bir dağ çiçeğine gizledim özümün rüzgarını
alıpta saramadım sineme vay...

Cebimde ayrılık otları
gözlerimde yakarışlar
içimde yıllanmış kırgınlıklarla
sakalımda sarı tütün kokusu mahsun...

kırıldım işte ey hayat tutan yok elimi
boynuma sarılan yok
her akşam tanımadığım bir hicran
bilmediğim bir hüzün çalar kapımı...

Çare değil beklemek ey kalbim
çare değil
gelmiyor işte ölümüne özlediğin
yıllarca yolunu gözlediğin
hayalini gözlerimde gizlediğin
gelmiyor işte...

bilemedim kimseye olduğundan fazla
değer verilmeyeceğini
sevgiyi hak etmeyenin sevilmeyeceğini
bir sevda rüzgârıydı esip geçti de
bir cezaydı çektim bitti de
unut onu kalbim
unut alnımın karasını
bağrımın yarasını
unut

Kırıldı ağacımın sevgi dalları
uçup gitti umut kuşlarım
hayatın elinde kara bir gül
batırıp duruyor dikenlerini canıma...
yüreğimde uçurum yaraları
gözlerimde sessiz sızılarla
dipsiz uçurumların koynunda
ayazlar üşütüp durur tenimi her gece...

yitirmiş mevsimler rengini ömrümde...
içimde bütün arzular tükenmiş
önümde dağ dağ yalnızlıklar
yalın ayak koşuyorum şimdi kara kışlara
ayaklarım kan- revan içinde...
unut onu kalbim
unut tatlı sözlerini
deniz rengi gözlerini
ondan sana fayda yok

Çağırsam duymuyor
almıyor beni bu kuytudan ah!?
dinler mi anlatsam derdimi dağlar?
eser mi rüzgar?
alıp götürür mü sesimi sular?

Ah! Kalbim
ne kadar haykırsam,
duymuyor sesimi kimse uçurumlardan başka
tutmuyor elimden yalnızlığımın
sabıkalı ihanetler tutmuş yol başlarını

Cehennemler uzatarak uçurumlara
fırtınaların öfkesine yazıp aşk fermanımı
derin bir vadide idam ettim kimliğimi...

Unut kalbim onu
unut varlığını
yokluğunu unut
ondan sana fayda yok

ömrümde bahar gelmeyi
çiçek açmayı
kuşlar uçmayı unuttu çoktaaan...

Sen de unut onu
sen de unut kalbim...
sen de unut onu...
unut kalbim...
unut onu...
unu ka...
un...
u...



Nuri Can
13/ 12/ 1984
Cevapla