Nuri Can'ın şiir,resim ve denemeleri
En son deste tarafından 12.01.2011 - 2:41 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
- http://img204.imageshack.us/img204/114/indexbbcbxx6.jpg
Ne Giysek Yakışmıyor Hüzünden Başka
Yüzümüzü sulara bıraktık
hayallerimizi sıvası dökülmüş duvarlara
sardıkça yangınlar içimizi
yoksul bir yaşamın cenderesinde
yaralarımız üşüdü...
Önce miydi, sonra mıydı,
kar mıydı?
yağmur muydu?
bilemedik?
üşüdükçe içimize çöktü sis...
Hep sancısını çektik kahreden hayatın
ne giysek yakışmıyor hüzünden başka
eğilip bakmaya korktuğumuz,
sahipsiz mezarlara döndü içimiz.
her akşam tanımadığımız bir hicran
görmediğimiz bir ıstırap çaldı kapımızı...
Kalbimizi bir vefasız,
ömrümüzü bir hayırsız aldı
hayatın çıkmazında hep teselli aradık
buruk gülümsemeler dindirebilir mi hüznü ah! Can?
kime ne verebiliriz ki,
gönül mü?
ömür mü?
can mı?
mal mı?
yok, yok yüreğimizden başka servetimiz
Her baktığımız göz yuttu gönlümüzü
hançerini sapladı her tuttuğumuz el
hangi adaya sığınsak ihanet kokuyor.
nereye gidebiliriz ki ah! Can,
yüreğimizden başka
sokaklar çıkmaz sokak ömrümüzde,
kahretsin...
Çıktığımız her yolculukta
düştüğümüz her kalabalıkta
ıssız bir kıyıda üşüdü ömrümüz
yetim ruhumuz, nemli gözlerimizle
her gece sarılıp bir hayale,
yalnızlığımızı alıp bastık bağrımıza...
Yetimdik mevsimlerin koynunda, yaralıydık
acılarla yattık, acılarla kalktık,
bir ömür acılara acılar kattık.
kurudu gözpınarlarımız,
karanlığı siper edip gözlerimize
yüreğimizle ağladık.
Kimsesiz bir çocuğun yüreğine çizip resimlerimizi
kayıp mezarlara gömdük,
yüzümüze siper ettiğimiz gülüşleri
ve yükleyip sevdalı bir kuşun kanadına kaygılarımızı
ardında el açıp aşka ve acıya ağladık...
Hep yüreğimizde saklı tuttuk sevgimizi,
gözlerimizde, yüzümüzün hüznünde saklı tuttuk...
gökyüzünü doldurup soluğumuza
isyanımızı kilometrelere zincirleyip
kayıp bir vadide idam ettik geçmişimizi...
Gidenler dönmedi ah! Can
solgun bir güz bahçesi renginde,
boynu bükülü gelincikler gibi kaldık
yaralı uçurumları birer birer koşarak
boş yere yollara baktık, türküler yaktık
kurudu gözpınarlarımız, yüreğimizle ağladık.
Yaralı bir ülkeyiz şimdi, terkedilmiş bir şehir
nehir nehir acılar damlıyor bedenimize
önümüzde dağ dağ uçurumlar
ardımızda ölümün ayak sesleri
nasılda acıyor hayatımız ahh!
Gurbet ki, kahreden yanımız
acılara gömdüğümüz isyanımız
derdimizi kime nasıl anlatırız,
kimimiz var ki, ah! Can
lime lime yüreğimiz,
ilmik ilmik gözyaşlarımızdan başka…
Hasret ki, göçmen kuşların kanadında taşıdığı
gamdan bir dağ gibi oturmuş gözlerimize...
buruk gülümsemeler dindire bilir mi hüznü ah! Can?
kime ne anlatabiliriz ki,
ağızdan çıkan her söz yaralıyor yüreğimizi....
Nuri CAN
- http://img507.imageshack.us/img507/6891/1aawaraw.jpg
Bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden
gecenin parmaklarından sızarken karanlık
şafak sökmeden
kimseler görmeden
dönüp bakmadan ardındaki uçurumlara
alıp sırtına dertleri, kederleri çekip gitmeli bu şehirden
bir gece çekip gitmeli bu şehirden kar yağarken
ışıklar sönmeden
gün dönmeden
yorgun, yalnız ve kararlı
bilinmez uzaklara yelken açmalı
insanlardan uzak yerlere
denizi mavi bir adaya mesela
ya da ıssız bir dağbaşına
bütün anıları yakıp
bütün köprüleri yıkıp
aldırmadan önündeki uçurumlara
dönüp bakmadan geride kalanlara
takıp koluna gölgeni
yüreğini de alıp yanına
ağlamadan
sessiz
sedasız
vedasız
yüzüstü bırakarak hatıraları çekip gitmeli bu şehirden
http://img405.imageshack.us/img405/9228 ... pywxdc.jpg
bir gece çekip gitmeli bu şehirden kar yağarken
insanlardan uzak bir yere gitmeli
uzak bir dağbaşına mesela
ya da denizi mavi ıssız bir adaya
ay şavkı vurduğunda sulara
bir ceylanın ruhu kadar özgür olmalı ruhun
her gece yıldızlar dökülmeli üzerine
gözlerinde doğmalı güneş
kuş sesleriyle uyanmalı her sabah
çiçeklerin kokusu doldurmalı içini
kirli, ucuz ilişkilerden uzak
gökkuşağı renginde bir damla huzur bulmalı insan
http://img824.imageshack.us/img824/1446/4rf34rr.png
bir gece alıp başını çekip gitmeli bu şehirden
bu kirli hayatı, sevgi yoksulları, ikiyüzlü
ve onursuz yalakalara bırakıp
kapatıp kapıları, sürgüleri de çekip
hüzünlü bir gülüş serperek odalara
uykusuz geçen bir gecenin ardından
yorgun, yaralı,yalnız ve kararlı
örtüp üstüne geceyi
yıldızları da alıp koynuna,
gözlerinden süzülen iki damla yaşla
vurup sırtına yalnızlığını çekip gitmeli bu şehirden...
http://img508.imageshack.us/img508/5021/1adaf600.jpg
Nuri CAN
.
En son deste tarafından 12.01.2011 - 2:46 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
- http://img214.imageshack.us/img214/3599/hbv.gif
Deli
Deliyim ben,
aykırı bir adamım yani,
ait değilim bu kirli çağa
istemediğim bir hayatın yamacında
sırtımda acılar taşıyorum.
yüreğimin içinde yaşıyorum hep
tutunduğum dallar incecik,
kırıldı kırılacak...
Deliyim ben,
yalnız ve yorgun
herkesin acısından pay kaptım.
sarıp ipek bir mendile kendi yaralarımı,
içime attım.
yalnız gülerken insanlar sevdi beni
ağlarken ağlamadı kimse benimle
kazandıklarımın yanında,
yitirdiğim çok şey var hayatımda.
ne bireysel olabildim ne de toplumsal
yaşamı sorgulamadan,
ve hep erteleyerek geçip gitti zaman...
kendimi ihmal edip,
başkaları için yaşadım hep...
şiirler yazdım, resimler çizdim
ağıtlar dizdim
yine de kendimsizdim...
dilimde ertelenmiş sözcükler kaldı
başkalarının çizdiği yolda gidip geldim bir ömür...
Deliyim ben
yüreğimde umut,
gözlerimde tanımsız hüzün kırıkları taşıyorum.
düşündüğüm hiç bir şeyi paylaşamadım
düşüncelerim içimde saklı kaldı hep
sıkışıp kaldım bildiklerim ile bilmediklerim arasında
bir kelepçe gibi takılıp kaldı kollarıma yalnızlık
sürülerin tuttuğu bir yolda,
gidip geliyorum öylesine bir başıma
aldırmadan gözyaşıma...
Nuri CAN
- http://img509.imageshack.us/img509/9721/can26.gif
Aşk; üç harf, üç noktalı bir sözcük...
Mavi gözlerin
derin bir nehirdir her gece
kalbimin üzerinden geçer
Dudakta mühür
mühürde giz
gizde aşksın
Aşk;
üç harfli
üç noktalı
bir sözcük...
sihir ve ayna
ayna ve sihirden
yazılır kalplere
Aşk;
bir ütopya
evrensel ruh
gönül bilimi
sevgi ülkesi
tılsımlı bahçe
goncagül
sessiz bir menekşe
dört mevsim bahar kokan
Aşk;
var olma sebebi
dünya aşk için döner
aşk için doğar güneş
gülün nazı,
bülbülün avazı
özün,
gözün,
sözün
ışığıdır aşk
Sonbahar da olsa ömrüm
bir umut yitiminde de kalsam
koyma beni acılar içinde
baharım sensin
pınarım sensin
Bir dağ rüzgarı arıyor şimdi
bülbülün gül lehçesi
dudadaki sessiz şiir
duygudaki derin nehir
gönlümün düş bahçesi
Düşler, gülüşler
şarkılar, şiirler
hepsi senin olsun
ipek mendilde sakladığım ümitler de
koyma beni acılar içinde
boğma hüzne
yaşıyorsam nefesim sensin
sebebim sensin
hasretim sensin
baharım sen
ağyarım sen
Nuri CAN
En son deste tarafından 13.06.2009 - 22:07 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
- http://www.edebiyatdefteri.com/resim/re ... 144125.jpg
Seni bin yıllık hasretle sevdim
Bir garip yolcuyum
uzak
çok uzak diyarlardan geldim
asırlar ötesinden
yorgunum
ellerim boş, boynum bükük
gözyaşı dolu heybemde
yalnızca kalbimi alıp getirdim sana
ayrılıklarla delik deşik kalbimi
başka bir şeyimde yoktu getirecek
Bir mecnunum
yüreğimde Leyl-i yollar
koynumda ayrılık türküleri
saçlarımda kızıl çöl rüzgarı
ve dudağımda kırık dökük şiirlerle
yalnızlıklar boyu özlemlere akan nehirler gibi
bad-ı saba ile geçip Leyl-ü Bahar’ı
tanımadığın memleketlerden
bilmediğin kentlerden hasret getirdim sana
her adımda ağlayarak...
türkü türkü koklayarak hayalini...
Yıllar yılı
bir seni, bir de hasretini mühürledim yüreğime
kilit üstüne kilit , zincir üstüne zincir vurdum
bir damladan derya yaptığım gözyaşlarıma
sattım anahtarını
yıldızlar dizerek hasretin ak saçlarına
her adımda ağlayarak geldim...
Bülbülüm
gönlünün altın kafesine tutsak
bir kanadım ateşler içinde
bir kanadım gülistan
aç pencereni
sana demet demet hasret
bulut bulut yağmur getirdim gözlerimden
al sevdamı sevdana kar
ömrünü ömrüme
sarıl bir öpümlük gül gibi...
kokla...
Bir göçmen kuşum ben
göğünü yitirmiş kelebek
bir kanadım aşk dolu
bir kanadım hasret
gör ki, yürek pare pare,
gör ki, ayrılık tane tane gözlerimde
dinmek bilmeyen bir özlemle
al kat yalnızlığımı yalnızlığına…
hasretimi hasretine ekle
türkü kokulum...
Uzak
çok uzak diyarlardan geldim
yüküm ağır…
yıkıldım kapına yorgun
tut elimden kaldır beni
düşsüzüm, düşlerine al
soluksuz sevişmelerine sakla
gel uzan yanıma sarıl bir asır
bin yıl hasretini çektim
bir güle sığdır beni...
Nuri CAN
- http://img194.imageshack.us/img194/2962/68853279.gif
Gülümse Güneşe Umut Yeşersin
Beray’a
Türküler söyle dost yüreğine
gülümse güneşe umut yeşersin
yarına yeniden doğacak diye bir ümidin varsa...
.../
Kır çiçekleri kırılmasın kirpiklerinde
saçlarını savuran bu rüzgar esmesin
şafaklar umut açmıyorsa yastığında yaslandığın gecelerin
yak kül olsun,
seni üzen ne varsa gönlünün ocağında…
Bakışlarından hüzün düşse de aynalara
her kavgada yenilsen de yüreğine yine
ser önüne yoz akşamları
küflü gurbet gecelerini de al yanına
tutuşturallım bir ucundan içimize batan bu hayatı...
Ömürki, nazlı bir bahçedir kınalıkuş
kimi gün çicek açar, kimi gün yaprak döker
bırak geride kalsın sonbaharlar
her yeni yıl,
yeni baharlar selamla inadına...
Say ki, sen de varsın bu dünyada
bırak uyusun kollarında nilüferler
bahar tadında kalsın sarmalında umut
bir sonbahar yaprağına da yazılı olsa adın
sende oyna hayatını acılar karşısında...
Bırak dönsün dünya
sende dokun bir ucundan hayata
aldırma sedası sarsık keman iniltilerine
mutluluk dediğimiz ulaşılmaz bir dağ da olsa
demirden bir kale de olsa içimizi kuşatan aşk
ve hiç kervan geçmese de
düştüğümüz kuyunun kenarından
aldırma,
herkesin hayatında
acının solduramadığı günlerde vardır...
Bırak hayatın hangi burgacında
dalgalanıyorsa kalbin dalgalansın
bir kelebeğin ömrü kadar da olsa ömrün
bir sarmaşık tutkusuyla yaşama sarıl...
Unutma
hangi uçurumun kıyısında olursan ol
yüreğine bir gül çiz
her zaman heybende biraz umut
yedeğinde sevgi kırıntıları bulunsun...
Nuri CAN
- http://img195.imageshack.us/img195/3222 ... a30xo8.jpg
Bir gün ben ölürsem
Bir gün ben ölürsem
yüreğime sevgi
gözlerime güneş
toprağıma çiçekler ekin renk renk
çocukların gülüşünü serpin üzerime bir de
kokusunu çekeyim içime her sabah
Bir gün ben ölürsem
bütün ağrılarımla bırakın bedenimi toprağa
çevirip güneşe yüzümü
suyun ağladığı bir çeşme başında
sevgiden, düşten, şiirden bir mezar yapın
Bir gün ben ölürsem
mezarıma güller bırakın
turnalar selam getirsin uzak diyarlardan
selam götürsün uzak diyarlara
rüzgar nasıl inlerse dalında ağaçların
nasıl çırpınırsa bir yıldız düştüğünde boşluğa
bir duman gibi kaybolup gitti deyin
Bir gün ben ölürsem
derin nehirlerde yıkayın beni
akan sularda, yağan yağmurlarda
bir çiçeğin kokusuna gizleyip öksüz ruhumu
nazlı bir çocuğun gülüşüne karın
rüzgar acılara vursun
acılar gönlümün karanfillerine
beceremedi ne yaşamayı ne de gülmeyi deyin
Bir gün ben ölürsem
gerçekleşmeyen hayallerimle gömün beni
özlemlerimle, yüreğimdeki acıyla
bilirim yoktur dili derin acıların
en acıyan yerimden öpsün deli rüzgarlar
ve öylece bırakın beni toprağa,
bendekilerle beraber...
Nisan yağmurları düşsün üzerime
yaprağını döksün üstüme her sonbahar bir çınar
bir çiçek boyun büksün,
bir pınar çağlayıp gitsin yanıbaşımda
her sabah uzak dağlara bakıp ağlasın benimle
gençliğine doymayan oğlum için...
Bir gün ben ölürsem
yıldızlara saklayın gözyaşımı
en acılı halimle hatırlayın beni
en perişan halimle
üzerime şiir serpin
gözlerime yağmur
oğlumun acısını gömün benimle
acısın yüreğim sonsuza
..../
Sığındığın şiir yok artık
ışığı söndür kalbim
şimdi uyku vakti...
uyku vakti...
uyku vak...
uyku v...
uyku...
Nuri CAN
.
http://img59.imageshack.us/img59/3709/vhjgvcopyz.jpg
Tut elimi ey hayat, güllerin güldüğü yere götür beni....
Yüreğimin yüzüme yansısıdır hüznüm
ömrümün alnacında
ki, aynaları hep kırık…
Fırtınalar, sellerle yıkadım yaralarımı
alev - ateş ırmaklarla
kimseye sevgilim diyemedim ömrümce
doya doya sarılamadım
sevdaki tek sığındığım ülkemdi benim…
Bir rüzgar gülü gibi
dönendim durdum uçurumlarda
her gece bir sevgilinin koynuna düşürdüm düşlerimi
her sabah bir gelinciğin yaprağında üşüdüm
gizli bir öpüşün, bir dokunuşun ödentisine
sakladım gülüşlerimi…
Şiirler neyi anlatır insana ey hayat, şarkılar neyi
ya yaralı bir ceren gibi içimde taşıdığım bu aşk
üstünde acılar içinde kıvrandığım yatak
bu soğuk, ıssız, insafsız geceler…
Sevginin rengi nasıldır, neyi anlatır ölümler
ya menekşe kokan yeniyetme bir bahar
satır aralarında boğulan çığlıklar…
Yalnızlığıma uzanan bütün eller yalancı
dilim suskuyla yorgun, gönlüm aşkla
tırmandığım her yamaçta dikenler batıyor yüreğime
savruluyorum oradan oraya
dudaklarımda yosun bağladı çığlığım
kimse duymuyor
herkes kendi gerçeğinde kalıyor
öfkesinin yanardağında…
Uzat ellerini ey hayat, iplerin koptuğu yerde
umut ile sevgi birleşince
yerleşince yüreğe aydınlığın kanı
sisler çözülünce, geceler geçilince
varılılınca ufkun şafağına
uzat ellerini ey hayat
çıkmaz bir sokakta bırakma beni
gemilerimi yak, denizlerimi kurut ama
üşütme hayallerimi…
Umut tükenmez insanda, sevgi tükenmez ey hayat
umutsuz, umarsız bırakma karlı dağ başlarında
yoldurtma karanfillerimi hoyrat rüzgarlara
namert sevdalara eğme başımı ...
Tut elimi ey hayat, güllerin güldüğü yere götür beni....
kuşların gittiği yere
cefanın bittiği yere götür
yaralayıp durma beni...
Nuri CAN
http://img59.imageshack.us/img59/3709/vhjgvcopyz.jpg
Tut elimi ey hayat, güllerin güldüğü yere götür beni....
Yüreğimin yüzüme yansısıdır hüznüm
ömrümün alnacında
ki, aynaları hep kırık…
Fırtınalar, sellerle yıkadım yaralarımı
alev - ateş ırmaklarla
kimseye sevgilim diyemedim ömrümce
doya doya sarılamadım
sevdaki tek sığındığım ülkemdi benim…
Bir rüzgar gülü gibi
dönendim durdum uçurumlarda
her gece bir sevgilinin koynuna düşürdüm düşlerimi
her sabah bir gelinciğin yaprağında üşüdüm
gizli bir öpüşün, bir dokunuşun ödentisine
sakladım gülüşlerimi…
Şiirler neyi anlatır insana ey hayat, şarkılar neyi
ya yaralı bir ceren gibi içimde taşıdığım bu aşk
üstünde acılar içinde kıvrandığım yatak
bu soğuk, ıssız, insafsız geceler…
Sevginin rengi nasıldır, neyi anlatır ölümler
ya menekşe kokan yeniyetme bir bahar
satır aralarında boğulan çığlıklar…
Yalnızlığıma uzanan bütün eller yalancı
dilim suskuyla yorgun, gönlüm aşkla
tırmandığım her yamaçta dikenler batıyor yüreğime
savruluyorum oradan oraya
dudaklarımda yosun bağladı çığlığım
kimse duymuyor
herkes kendi gerçeğinde kalıyor
öfkesinin yanardağında…
Uzat ellerini ey hayat, iplerin koptuğu yerde
umut ile sevgi birleşince
yerleşince yüreğe aydınlığın kanı
sisler çözülünce, geceler geçilince
varılılınca ufkun şafağına
uzat ellerini ey hayat
çıkmaz bir sokakta bırakma beni
gemilerimi yak, denizlerimi kurut ama
üşütme hayallerimi…
Umut tükenmez insanda, sevgi tükenmez ey hayat
umutsuz, umarsız bırakma karlı dağ başlarında
yoldurtma karanfillerimi hoyrat rüzgarlara
namert sevdalara eğme başımı ...
Tut elimi ey hayat, güllerin güldüğü yere götür beni....
kuşların gittiği yere
cefanın bittiği yere götür
yaralayıp durma beni...
Nuri CAN
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 5861_n.jpg
''Yoruldum'' deme sakın
İnsan içindeki yolculuğa doğru gittiği yere yüreğiyle gitmeli...
Toplan gidelim yüreğim bir dağ çiçeğinde kelebek olalım... Şimdi tebessüm zamanı acılara yüreğim... Başını kaldırıp göğe, gözyaşlarını saklayıp bir kuytuya, umutsuzlukları bu şehre gömerek, umudu vurup terkine yıldızlara gitme zamanı. Aldırma olup bitenlere, korkma! Siliver geçmişi içine sinmeyen bir şiirin son dizesi gibi. İçindeki yolculuğa doğru git, sabah olmadan, şehir uyanmadan, kar yağmadan yollara... Toplan gidelim yüreğim, topla hayallerini ve dudağındaki kan güllerini, ihanetlerin dağladığı ateşlerde pişmeden yetim ruhumuz gidelim, gidelim buralardan canevimize düşmeden ateş...
Topla hayallerini topla gidelim yüreğim, yanına alıp özlemlerini ve bir ömre sığdırdığın öfkeni, yağmur yağarken anılara puslu bir havada sağır ve sessiz terk edelim bu şehri. Çekip gidelim sabah olmadan, şehir uyanmadan...Yanımıza alacak başka birşeyimiz olmasın varsın, dürüstlüğümüzden başka... Yolun başında elbet incitcekler bizi, kanatcaklar, acıtcaklar, çamur atacaklar. Aldırma ihanetlere yüreğim. Her defasında onursuz, haysiyetsiz, iki yüzlü insanlarla karşılaşmak bu şehirde midemi bulandırıyor, zor geliyor artık.. 'Yoruldum'' deme sakın...Umudum tükendi" deme...Varsın tek sermaye sevgimiz, tek çare umudumuz. tek doğru yolumuz olsun...
Hadi toplan yüreğim dağların ıssız doruklarına çıkalım, yetişmesin ardımızdan kahpe zifir, ziftli ihanetler ... Toplan gidelim hüzünler çökmeden içimize, bükmeden boynunu bir güz çiçeği ardımızdan gidelim... Vuranlar kalbimizden vurdu bizi ah, daha fazla kanamadan kalbimiz gidelim.
Burda kalmamaız için hiç bir neden yok artık, yaslandığımız bütün duvarlar yıkıldı. Gidelim bir ağaçta dal olalım, yaprak olalım, bir dağ başında toprak olalım ama burdan uzak olalım. .Kahpelik dolu her taraf, varsın kahır ve gam olsun yükümüz, vurur sırtımıza gideriz, yeterki vurmasın sırtmızdan bizi hayat...
Gidelim yüreğim gidelim, sevgileri alıp yanımıza, ihanetleri geride bırakıp, herkesi kendi günahıyla başbaşa bırakıp gidelim...
Hadi derin bir soluk alıp düşelim yollara, rüzgarlarla yıkayıp yüzümüzü, yıldızlara bir selam verip gidelim...Bizim dünyamız burayla sınırlı değil, buraya sığmaz gönül güllerimiz...Toplan gidelim yüreğim gitmek zamanı, aldırma ihanetlere. ''yoruldum'' deme sakın...umudum tükendi" deme...Toplan....Toplan gidelim sabahı dudaklarından öpme aşkına...
Bir dağ çiçeğinde kelebek olalım...
Nuri CAN.
''Yoruldum'' deme sakın
İnsan içindeki yolculuğa doğru gittiği yere yüreğiyle gitmeli...
Toplan gidelim yüreğim bir dağ çiçeğinde kelebek olalım... Şimdi tebessüm zamanı acılara yüreğim... Başını kaldırıp göğe, gözyaşlarını saklayıp bir kuytuya, umutsuzlukları bu şehre gömerek, umudu vurup terkine yıldızlara gitme zamanı. Aldırma olup bitenlere, korkma! Siliver geçmişi içine sinmeyen bir şiirin son dizesi gibi. İçindeki yolculuğa doğru git, sabah olmadan, şehir uyanmadan, kar yağmadan yollara... Toplan gidelim yüreğim, topla hayallerini ve dudağındaki kan güllerini, ihanetlerin dağladığı ateşlerde pişmeden yetim ruhumuz gidelim, gidelim buralardan canevimize düşmeden ateş...
Topla hayallerini topla gidelim yüreğim, yanına alıp özlemlerini ve bir ömre sığdırdığın öfkeni, yağmur yağarken anılara puslu bir havada sağır ve sessiz terk edelim bu şehri. Çekip gidelim sabah olmadan, şehir uyanmadan...Yanımıza alacak başka birşeyimiz olmasın varsın, dürüstlüğümüzden başka... Yolun başında elbet incitcekler bizi, kanatcaklar, acıtcaklar, çamur atacaklar. Aldırma ihanetlere yüreğim. Her defasında onursuz, haysiyetsiz, iki yüzlü insanlarla karşılaşmak bu şehirde midemi bulandırıyor, zor geliyor artık.. 'Yoruldum'' deme sakın...Umudum tükendi" deme...Varsın tek sermaye sevgimiz, tek çare umudumuz. tek doğru yolumuz olsun...
Hadi toplan yüreğim dağların ıssız doruklarına çıkalım, yetişmesin ardımızdan kahpe zifir, ziftli ihanetler ... Toplan gidelim hüzünler çökmeden içimize, bükmeden boynunu bir güz çiçeği ardımızdan gidelim... Vuranlar kalbimizden vurdu bizi ah, daha fazla kanamadan kalbimiz gidelim.
Burda kalmamaız için hiç bir neden yok artık, yaslandığımız bütün duvarlar yıkıldı. Gidelim bir ağaçta dal olalım, yaprak olalım, bir dağ başında toprak olalım ama burdan uzak olalım. .Kahpelik dolu her taraf, varsın kahır ve gam olsun yükümüz, vurur sırtımıza gideriz, yeterki vurmasın sırtmızdan bizi hayat...
Gidelim yüreğim gidelim, sevgileri alıp yanımıza, ihanetleri geride bırakıp, herkesi kendi günahıyla başbaşa bırakıp gidelim...
Hadi derin bir soluk alıp düşelim yollara, rüzgarlarla yıkayıp yüzümüzü, yıldızlara bir selam verip gidelim...Bizim dünyamız burayla sınırlı değil, buraya sığmaz gönül güllerimiz...Toplan gidelim yüreğim gitmek zamanı, aldırma ihanetlere. ''yoruldum'' deme sakın...umudum tükendi" deme...Toplan....Toplan gidelim sabahı dudaklarından öpme aşkına...
Bir dağ çiçeğinde kelebek olalım...
Nuri CAN.
.
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 3654_n.jpg
Unut Onu Kalbim
Karlı dağ yamaçlarında vurdu beni avcılar
yaralı uçurumlarda uçmayı unutmuş,
kanadı kırık bir kuş gibi kaldım...
Ellerimde kalbimin atışları
dudakğımda hasretin yakarışları
gözlerimde güllerin gözyaşları kaldı…
Ah! ne dostlarım arar şimdi,
ne de yolunu gözlediklerim çıkıp gelir...
bir dağ çiçeğine gizledim özümün rüzgarını
alıpta saramadım sineme vay...
Cebimde ayrılık otları
gözlerimde yakarışlar
içimde yıllanmış kırgınlıklarla
sakalımda sarı tütün kokusu mahsun...
kırıldım işte ey hayat tutan yok elimi
boynuma sarılan yok
her akşam tanımadığım bir hicran
bilmediğim bir hüzün çalar kapımı...
Çare değil beklemek ey kalbim
çare değil
gelmiyor işte ölümüne özlediğin
yıllarca yolunu gözlediğin
hayalini gözlerimde gizlediğin
gelmiyor işte...
bilemedim kimseye olduğundan fazla
değer verilmeyeceğini
sevgiyi hak etmeyenin sevilmeyeceğini
bir sevda rüzgârıydı esip geçti de
bir cezaydı çektim bitti de
unut onu kalbim
unut alnımın karasını
bağrımın yarasını
unut
Kırıldı ağacımın sevgi dalları
uçup gitti umut kuşlarım
hayatın elinde kara bir gül
batırıp duruyor dikenlerini canıma...
yüreğimde uçurum yaraları
gözlerimde sessiz sızılarla
dipsiz uçurumların koynunda
ayazlar üşütüp durur tenimi her gece...
yitirmiş mevsimler rengini ömrümde...
içimde bütün arzular tükenmiş
önümde dağ dağ yalnızlıklar
yalın ayak koşuyorum şimdi kara kışlara
ayaklarım kan- revan içinde...
unut onu kalbim
unut tatlı sözlerini
deniz rengi gözlerini
ondan sana fayda yok
Çağırsam duymuyor
almıyor beni bu kuytudan ah!?
dinler mi anlatsam derdimi dağlar?
eser mi rüzgar?
alıp götürür mü sesimi sular?
Ah! Kalbim
ne kadar haykırsam,
duymuyor sesimi kimse uçurumlardan başka
tutmuyor elimden yalnızlığımın
sabıkalı ihanetler tutmuş yol başlarını
Cehennemler uzatarak uçurumlara
fırtınaların öfkesine yazıp aşk fermanımı
derin bir vadide idam ettim kimliğimi...
Unut kalbim onu
unut varlığını
yokluğunu unut
ondan sana fayda yok
ömrümde bahar gelmeyi
çiçek açmayı
kuşlar uçmayı unuttu çoktaaan...
Sen de unut onu
sen de unut kalbim...
sen de unut onu...
unut kalbim...
unut onu...
unu ka...
un...
u...
Nuri Can
13/ 12/ 1984
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 3654_n.jpg
Unut Onu Kalbim
Karlı dağ yamaçlarında vurdu beni avcılar
yaralı uçurumlarda uçmayı unutmuş,
kanadı kırık bir kuş gibi kaldım...
Ellerimde kalbimin atışları
dudakğımda hasretin yakarışları
gözlerimde güllerin gözyaşları kaldı…
Ah! ne dostlarım arar şimdi,
ne de yolunu gözlediklerim çıkıp gelir...
bir dağ çiçeğine gizledim özümün rüzgarını
alıpta saramadım sineme vay...
Cebimde ayrılık otları
gözlerimde yakarışlar
içimde yıllanmış kırgınlıklarla
sakalımda sarı tütün kokusu mahsun...
kırıldım işte ey hayat tutan yok elimi
boynuma sarılan yok
her akşam tanımadığım bir hicran
bilmediğim bir hüzün çalar kapımı...
Çare değil beklemek ey kalbim
çare değil
gelmiyor işte ölümüne özlediğin
yıllarca yolunu gözlediğin
hayalini gözlerimde gizlediğin
gelmiyor işte...
bilemedim kimseye olduğundan fazla
değer verilmeyeceğini
sevgiyi hak etmeyenin sevilmeyeceğini
bir sevda rüzgârıydı esip geçti de
bir cezaydı çektim bitti de
unut onu kalbim
unut alnımın karasını
bağrımın yarasını
unut
Kırıldı ağacımın sevgi dalları
uçup gitti umut kuşlarım
hayatın elinde kara bir gül
batırıp duruyor dikenlerini canıma...
yüreğimde uçurum yaraları
gözlerimde sessiz sızılarla
dipsiz uçurumların koynunda
ayazlar üşütüp durur tenimi her gece...
yitirmiş mevsimler rengini ömrümde...
içimde bütün arzular tükenmiş
önümde dağ dağ yalnızlıklar
yalın ayak koşuyorum şimdi kara kışlara
ayaklarım kan- revan içinde...
unut onu kalbim
unut tatlı sözlerini
deniz rengi gözlerini
ondan sana fayda yok
Çağırsam duymuyor
almıyor beni bu kuytudan ah!?
dinler mi anlatsam derdimi dağlar?
eser mi rüzgar?
alıp götürür mü sesimi sular?
Ah! Kalbim
ne kadar haykırsam,
duymuyor sesimi kimse uçurumlardan başka
tutmuyor elimden yalnızlığımın
sabıkalı ihanetler tutmuş yol başlarını
Cehennemler uzatarak uçurumlara
fırtınaların öfkesine yazıp aşk fermanımı
derin bir vadide idam ettim kimliğimi...
Unut kalbim onu
unut varlığını
yokluğunu unut
ondan sana fayda yok
ömrümde bahar gelmeyi
çiçek açmayı
kuşlar uçmayı unuttu çoktaaan...
Sen de unut onu
sen de unut kalbim...
sen de unut onu...
unut kalbim...
unut onu...
unu ka...
un...
u...
Nuri Can
13/ 12/ 1984
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 2652_n.jpg
Gel öp alnımdan çaresizliğimi
Zaman olur,
bahar gelir Erzincan ovasına
rüzgar eser
savrulur saçları göklere salkım söğütlerin
açılır yaraları kalbimin
Ah ölüm
ah acı
ve ey
ahhh! edemediğim can oğul
öyle bir âh düştüki ömrüme sorma
paramparça ağıtlar kanıyor şimdi dudağımda
hayatın yarasıyla kaldım uçurumlarda
bir arayan, soranım yok artık
bir haber bırakmadan
öksüz bırakıp gittin bizi...
bakınca duvardaki resmine
gözlerime kan düştü
kör oldum bakamadım
lâl oldu dilim
lâl oldu dağ
lâl oldu acı
Bu gün bayram günü
benim yas günüm
kimsesiz yanımı alıp yanıma
anlatamadığım duygularla
sana olan sonsuz sevgimle birlikte
mezarına yürüyeceğim boynu bükük
yüreğimi parçalamaya
acılarımı yıkanmaya fırat suyunda...
Avuçumda yaralı bir kuş
kolu - kanadı kırık neylersin
oy yarasına kurban olduğum oğul
sen dur öpme gözlerimden
sen dur öpme gözlerimden
yüreğim kan olur
Sen yoksan
bil ki, küskündür yazgısına
oğlunu yitirmiş bütün babalar
bütün anaların yüreği kan
Gel tut başımı
üfle yarama
Yetişir,
hüznün elbiselerini giydiğim üstüme
Gel,
indir göksümün üstünden bu acıyı
dindir
yoruldum yangınıma su taşımaktan...
Ah canım oğul, yaralı yanım oğul
bir kanat daha kırılmadan
yıkılmadan bir yanım daha
gözlerimi yedirmeden dağ kuşlarına
gel öp çaresizliğimi alnımdan
inlesin gök
inlesin dağ
inlesin taş
berhâva olsun acı ve ağıt!
Nuri Can
Gel öp alnımdan çaresizliğimi
Zaman olur,
bahar gelir Erzincan ovasına
rüzgar eser
savrulur saçları göklere salkım söğütlerin
açılır yaraları kalbimin
Ah ölüm
ah acı
ve ey
ahhh! edemediğim can oğul
öyle bir âh düştüki ömrüme sorma
paramparça ağıtlar kanıyor şimdi dudağımda
hayatın yarasıyla kaldım uçurumlarda
bir arayan, soranım yok artık
bir haber bırakmadan
öksüz bırakıp gittin bizi...
bakınca duvardaki resmine
gözlerime kan düştü
kör oldum bakamadım
lâl oldu dilim
lâl oldu dağ
lâl oldu acı
Bu gün bayram günü
benim yas günüm
kimsesiz yanımı alıp yanıma
anlatamadığım duygularla
sana olan sonsuz sevgimle birlikte
mezarına yürüyeceğim boynu bükük
yüreğimi parçalamaya
acılarımı yıkanmaya fırat suyunda...
Avuçumda yaralı bir kuş
kolu - kanadı kırık neylersin
oy yarasına kurban olduğum oğul
sen dur öpme gözlerimden
sen dur öpme gözlerimden
yüreğim kan olur
Sen yoksan
bil ki, küskündür yazgısına
oğlunu yitirmiş bütün babalar
bütün anaların yüreği kan
Gel tut başımı
üfle yarama
Yetişir,
hüznün elbiselerini giydiğim üstüme
Gel,
indir göksümün üstünden bu acıyı
dindir
yoruldum yangınıma su taşımaktan...
Ah canım oğul, yaralı yanım oğul
bir kanat daha kırılmadan
yıkılmadan bir yanım daha
gözlerimi yedirmeden dağ kuşlarına
gel öp çaresizliğimi alnımdan
inlesin gök
inlesin dağ
inlesin taş
berhâva olsun acı ve ağıt!
Nuri Can
.
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 3654_n.jpg
Unut Onu Kalbim
Karlı dağ yamaçlarında vurdu beni avcılar
yaralı uçurumlarda uçmayı unutmuş,
kanadı kırık bir kuş gibi kaldım...
Ellerimde kalbimin atışları
dudakğımda hasretin yakarışları
gözlerimde güllerin gözyaşları kaldı…
Ah! ne dostlarım arar şimdi,
ne de yolunu gözlediklerim çıkıp gelir...
bir dağ çiçeğine gizledim özümün rüzgarını
alıpta saramadım sineme vay...
Cebimde ayrılık otları
gözlerimde yakarışlar
içimde yıllanmış kırgınlıklarla
sakalımda sarı tütün kokusu mahsun...
kırıldım işte ey hayat tutan yok elimi
boynuma sarılan yok
her akşam tanımadığım bir hicran
bilmediğim bir hüzün çalar kapımı...
Çare değil beklemek ey kalbim
çare değil
gelmiyor işte ölümüne özlediğin
yıllarca yolunu gözlediğin
hayalini gözlerimde gizlediğin
gelmiyor işte...
bilemedim kimseye olduğundan fazla
değer verilmeyeceğini
sevgiyi hak etmeyenin sevilmeyeceğini
bir sevda rüzgârıydı esip geçti de
bir cezaydı çektim bitti de
unut onu kalbim
unut alnımın karasını
bağrımın yarasını
unut
Kırıldı ağacımın sevgi dalları
uçup gitti umut kuşlarım
hayatın elinde kara bir gül
batırıp duruyor dikenlerini canıma...
yüreğimde uçurum yaraları
gözlerimde sessiz sızılarla
dipsiz uçurumların koynunda
ayazlar üşütüp durur tenimi her gece...
yitirmiş mevsimler rengini ömrümde...
içimde bütün arzular tükenmiş
önümde dağ dağ yalnızlıklar
yalın ayak koşuyorum şimdi kara kışlara
ayaklarım kan- revan içinde...
unut onu kalbim
unut tatlı sözlerini
deniz rengi gözlerini
ondan sana fayda yok
Çağırsam duymuyor
almıyor beni bu kuytudan ah!?
dinler mi anlatsam derdimi dağlar?
eser mi rüzgar?
alıp götürür mü sesimi sular?
Ah! Kalbim
ne kadar haykırsam,
duymuyor sesimi kimse uçurumlardan başka
tutmuyor elimden yalnızlığımın
sabıkalı ihanetler tutmuş yol başlarını
Cehennemler uzatarak uçurumlara
fırtınaların öfkesine yazıp aşk fermanımı
derin bir vadide idam ettim kimliğimi...
Unut kalbim onu
unut varlığını
yokluğunu unut
ondan sana fayda yok
ömrümde bahar gelmeyi
çiçek açmayı
kuşlar uçmayı unuttu çoktaaan...
Sen de unut onu
sen de unut kalbim...
sen de unut onu...
unut kalbim...
unut onu...
unu ka...
un...
u...
Nuri Can
13/ 12/ 1984
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 3654_n.jpg
Unut Onu Kalbim
Karlı dağ yamaçlarında vurdu beni avcılar
yaralı uçurumlarda uçmayı unutmuş,
kanadı kırık bir kuş gibi kaldım...
Ellerimde kalbimin atışları
dudakğımda hasretin yakarışları
gözlerimde güllerin gözyaşları kaldı…
Ah! ne dostlarım arar şimdi,
ne de yolunu gözlediklerim çıkıp gelir...
bir dağ çiçeğine gizledim özümün rüzgarını
alıpta saramadım sineme vay...
Cebimde ayrılık otları
gözlerimde yakarışlar
içimde yıllanmış kırgınlıklarla
sakalımda sarı tütün kokusu mahsun...
kırıldım işte ey hayat tutan yok elimi
boynuma sarılan yok
her akşam tanımadığım bir hicran
bilmediğim bir hüzün çalar kapımı...
Çare değil beklemek ey kalbim
çare değil
gelmiyor işte ölümüne özlediğin
yıllarca yolunu gözlediğin
hayalini gözlerimde gizlediğin
gelmiyor işte...
bilemedim kimseye olduğundan fazla
değer verilmeyeceğini
sevgiyi hak etmeyenin sevilmeyeceğini
bir sevda rüzgârıydı esip geçti de
bir cezaydı çektim bitti de
unut onu kalbim
unut alnımın karasını
bağrımın yarasını
unut
Kırıldı ağacımın sevgi dalları
uçup gitti umut kuşlarım
hayatın elinde kara bir gül
batırıp duruyor dikenlerini canıma...
yüreğimde uçurum yaraları
gözlerimde sessiz sızılarla
dipsiz uçurumların koynunda
ayazlar üşütüp durur tenimi her gece...
yitirmiş mevsimler rengini ömrümde...
içimde bütün arzular tükenmiş
önümde dağ dağ yalnızlıklar
yalın ayak koşuyorum şimdi kara kışlara
ayaklarım kan- revan içinde...
unut onu kalbim
unut tatlı sözlerini
deniz rengi gözlerini
ondan sana fayda yok
Çağırsam duymuyor
almıyor beni bu kuytudan ah!?
dinler mi anlatsam derdimi dağlar?
eser mi rüzgar?
alıp götürür mü sesimi sular?
Ah! Kalbim
ne kadar haykırsam,
duymuyor sesimi kimse uçurumlardan başka
tutmuyor elimden yalnızlığımın
sabıkalı ihanetler tutmuş yol başlarını
Cehennemler uzatarak uçurumlara
fırtınaların öfkesine yazıp aşk fermanımı
derin bir vadide idam ettim kimliğimi...
Unut kalbim onu
unut varlığını
yokluğunu unut
ondan sana fayda yok
ömrümde bahar gelmeyi
çiçek açmayı
kuşlar uçmayı unuttu çoktaaan...
Sen de unut onu
sen de unut kalbim...
sen de unut onu...
unut kalbim...
unut onu...
unu ka...
un...
u...
Nuri Can
13/ 12/ 1984
