Varolabilmeli İnsan..

Kategorilerimize girmeyen, ama güzel olan yazılarınız...
Cevapla
HakanMirzabey
Teknik Uygulamalar Koordinatörü
Teknik Uygulamalar Koordinatörü
Mesajlar: 615
Kayıt: 08.11.2002 - 19:38
Konum: Ce-World
İletişim:

Varolabilmeli İnsan..

Mesaj gönderen HakanMirzabey »

Sapasağlam basıyorken ayaklarınız yere bir gün kayıverir ayaklarınızın altından o güvenle bastığınız kaldırım taşları. Her adımında binlerce hayal kurup yürüdüğünüz sahilde kumsallar kayar da denizlere doğru çeker sizi bir gün.
Ayaklarınıza her vuran dalga, bastığınız kum taneleriyle sürükler derinlerine içlerine doğru. Farkındasınızdır, içine doğru ilerlediğiniz derinlik sizi yutacak birazdan. Yinede bir noktaya takılmıştır gözleriniz ve teslim olursunuz bu sürüklenişe.

Gözlerimizi alamadığımız o noktada bazan, dönülmeyecek yolculuklara uğurlanan sevgilinin ardından yüreklerin liğme liğme savruluşu vardır eteklerin ucunda. Savrulup kayalıklara takılan paramparça yürekler. O noktada, baktıkça dal budak büyüyüp gözbebeklerimizi yırtan pişmanlıklar vardır telafisi mümkün olmayan. Gitme kal deyişler vardır çığlık çığlığa kimselerin duyamadığı. Seni seviyorumlar vardır soluksuz binkere peşpeşe söylenen, her söylenişinde kar taneleri gibi tortop olup yeniden dudaklara yapışan mor, buz gibi seni seviyorumlar...
Soğuk ve kapkaranlık umutsuzluk gelipte çöküvermiştir zamanın orta yerine. Yarınlara dair ne varsa kül olmuştur hiç hesapta yokken, ayrılık rüzgarının önüne düşen yangında...

Gözlerimizin takılı kaldığı o noktada uzun metrajlı bir film şeridi gibi geçer yaşananlar bazan. Bu film şeridinin uzunluğu özlem, çaresizlik ve umutsuzluğun kendi kendini büyütüp tüm benliğimizi ele geçirmesiyle doğru orantılıdır hep böyle zamanlarda. Yalnızlık bin koldan sarıp ta bedenimizi, ayaklarımızın altındaki kumlarla bir olup, derinlere daha derinlere çekerler bu sessiz teslim oluşu. Soluyup solumamak çok da farklı değildir artık bizim için. Mutluluğun tenlerimizden buharlaşıp karıştığı o hava değildir artık içimize çektiğimiz..

Biran ayaklarımızın hiçbiryere basmadığını, boşlukta derinlere hızla derinlere battığımızı farkederiz. Yürüdüğümüz kumsal, ayaklarımızın altındaki kum taneleri yokolmuştur. Hızla çekildiğimizi farkederiz derinlere. Bir yokoluştur bizi bekleyen az ileride.

İşte o an, var olmak adına henüz herşeyin tükenmediğini farkederiz birden. Yarım kalmış birşeyler olmalı zamanın gerisinde bizi bekleyen. Gidilmemiş bir yol, söylenmemiş bir söz, belkide sulamayı unuttuğumuz saksıdaki çiçek... kimbilir. Kulaç atmayı akıl ederiz yüzmeyi bilmeden uzak ufuktan ışıyan güne doğru. Ayaklarımız sıcak kumlara basıp günün ışıkları saçlarımızdan kırılıp düşünce yüzümüze, uzun zamandır aynaya bakmadığımız gelir aklımıza. Kumlar bizi çekmiyordur artık.
Yeni bir hayatın aydınlık ufuklarına yol alırken, yaşanmaya değer tüm yaşanmışlarımızı da alırız yanımıza...
Cevapla