Bu ensest mi, gerçek sevgi mi?

Toplumun ahlak anlayışına zıt düşen ve doğru olarak kabul edilmeyen hareketlerinden dolayı dışlanan insanların dinlendiği ve değerlendirildiği bir alan.
Nisan Yağmuru

Bu ensest mi, gerçek sevgi mi?

Mesaj gönderen Nisan Yağmuru »

Gecen yaz tatilinde on yildan beri gormedigim kuzenimlen cinsel iliskiye girdim. Ortamin guzelligi ve iliskinin tabiligi muthisti, sanki bir ruya alemindeydik. Bu yasadiklarimdan hic bir pismanlik duymuyor, onu canimdan cok seviyorum. Yanliz biz teyze cocuklariyiz ve bunu aile ogrenirse bir facia olur.

Suan benim yurt disinda, onun Turkiye'de olmasi olayi biraz kolaylastiriyor ama onu cok ozluyorum ve beni en iyi anlayabilen insan o diye dusunuyorum. Yanliz bu arada bekar falan degilim. Bu duygularim sapikca mi, yada sevgi'nin ta kendisi mi cozemedim... Bana yardimci olurmusunuz?
Anonim

Kısaca

Mesaj gönderen Anonim »

Bu duruma tek kelime ile zina deniliyor bizim turk

literaturunde....
Nisan Yağmuru

Teşekkürler

Mesaj gönderen Nisan Yağmuru »

Turk literaturu hakkinda beni bilgilendirmenden dolayi sana tesekkur ediyorum. Yanliz o kadarini inan bende biliyordum ve bu durumu edebi aciklamansini degil, psikolojik yonuyle ele alinmasini umit ediyordum. Ben konuyu birtek neticesinden alarak anlatmakla olayin sosyal yonu ile aciklanmamis olmasi normal tabiki. Bu boyutu merak edenlere sormaya hazirim.

Nisan yagmuru
Fatih112

Sana psikolog lazım

Mesaj gönderen Fatih112 »

Valla sana en iyi bir psikolog yardimci olabilir sanirim Yoksa psikoloji bilgisi o kadar ileri olan varsa onden buyursun....
Birisi

Ateşli kadınsın

Mesaj gönderen Birisi »

Bana oyle geliyor ki sen atesli birisisin. Kuzenin de sana

pas verince -afedersin- seyine sahip cikamamisin. Zaten atesle barut yan yana durmaz

demisler. Bosuna mi "namahrem" diye bir kavram var dinimizde...
Nisan Yağmuru

Merhaba

Mesaj gönderen Nisan Yağmuru »

Merhaba (namahrem) birisi,

Atesli bir iliski oldugu bir gercekti, o konuda haklisin. Hatta benim icin tanidigim ilk guzel cinsel iliskiydi diyebilirim. Erkekler maalesef evlilik oncesi ve hatta esnasi diledikleri cinsel deneyimde bulunduklari icin evliliklerde boyle hayal kirikliklari dogabiliyor. Tabii siz bunu yine din acisindan ele alirsaniz elbette bir dini aciklamasi vardir. Benim buna yanitim ise kuran'inda kesin bir erkek tarafindan yazilmis olmasidir.

Her kutsal kitabin o yazildigi donemde topluma bir takim kurallar/kaideler getirme amaciyla yazilmis olduguna inaniyorum, otesine degil.

Nisan
Fatih112

Hakaret etmeyin!

Mesaj gönderen Fatih112 »

Sayin Nisan hanim Nerde nasil bir ask yasadiginiz

sizin bileceginiz bir sey Fakat Kur'an-i Kerim icin onuda bir erkek yazmistir diye hakaret

etmeye hakkiniz yok O senin okudugun dort tane cenabetin yazdigi ask romani degil....

Insanlarin inanclarina ve deger yargilarina daha saygili olun lutfen...

Selamlar
Cıvıl

İnanç zayıflığı

Mesaj gönderen Cıvıl »

acaba bu dönemde bir kitapta yazılabilirmi sizce? geçen yıllara nispeten.. ayrıca diğer bayan arkadaşın yaptığı anlatılamayacak derecede utanç verici.. tabii bu biraz da dini inancın zayıf ahirete inancınsa daha zayıf olduğundandır.. neyse daha fazla yazacak durumum yok şu an.. isteyene daha sonra cevap yazmaya çalışırım.. sevgi ve saygılarımla..
Nisan Yağmuru

Toplumun ahlak anlayışı

Mesaj gönderen Nisan Yağmuru »

Merhaba,

Adin gibi civil civil olmani dileyerek yazima baslamak istiyorum. Benim yazdiklarima yanit vermek istemen benim icin onemlidir. Yanliz ben bu bolum (sir kupu) adi altinda bir sirrimi anlatarak amacim yargilanmak degili. Bu dinde zaten olmuyormu? Ve her koyun kendi bacagindan asilir, onun icin kime ne benim gunahlarimdan.

Ayriyeten fazlasiyla sasirdigim bir durum bu website'teki yanitlarin hep dini taraftan aciklanmasi. Bu bence site'yi amacindan uzaklastiriyor. Benim anladigim kadariyla bu site'de insanlar herhangi bir sorununu veya sorusunu baskalariyla paylasmak ve cesitli acilardan (yani birtek dini degil) degerlendirmek istemektedir. Ve bu degerlendirmede en kolayi bir dinin arkasinda siginmaktir bence. Sizin kendi fikirleriniz yokmu ayol. Turk toplumu zaten bu yuzden carpikliklarla dolu. Bir yandan evlenilsin diye ayarlanilan akraba evlilikleri (al sana insest!) ve yurumeyen evlilikleri kutsal diye bitiremeyen mutsuz yuvalar, ote yandan namuslu diye gecinen erkeklerin kadinlarini aldatmalari vs.vs. Bu mu bizim toplumca ahlak anlayisimiz? Her Insanin dini, namusu kendinedir ve onun uzerine hesaplasmayi da ancak kendi yapabilir. Namus sirf bacak arasinda olsaydi o zaman ne namussuzlar cehennemi boylardi.

Bu konuda site'nin sahibi olan EminAbi'yide cevap vermeye davet ediyorum. Ne kadar fikir ayriligi olursa o kadar zenginlik olur diye dusunuyor, yazilarinizi bekliyorum.
Nisan Yağmuru

Teşekkürler

Mesaj gönderen Nisan Yağmuru »

Merhaba Emin bey,

Oncelikle benim sizinle yurekten paylastigim bir sirrim hakkinda verdiginiz yorumdan dolayi ve bunun icin ayirdiginiz zaman icin size tesekkur etmek istiyorum. Yanliz ben psikologik bunalimda bir insan katiyen degilim ve bu tavsiye'nizi bu yuzden takip etmeyecegim. Belki arayista olabilirim. Zaten bu yuzden site'nize yazma geregini duydum. Sordugunuz sorulara gelince:

1) kuzenim bekar; 2) ve benden 1 yas buyuk; 3) ve birbirimize cocukluktan beri gizli bir ask'la seviyoruz; 4) bu birikmis duygular o an patlak verdi.

Ve benim evliligime gelince, ben esimi bu gune kadar hic bir baska erkek'len aldatmis degilim ama o beni aldatti ve bu yuzden ayrilma asamindayiz zaten. Bu bilgiler cercevesinde ortada tek yorum olarak akraba iliskilerinin ensest olarak gormediginiz kaliyor ve bu bakimdan ben cok kotu bir sey yaptigima inanmiyorum. Sadece duygularimi ilk defa takip ettim, o kadar.

Soylemek istediklerim bu kadardi. Birakin herkes kendi kararini kendi versin, oyle degilmi?

Tabiki baskalarini fazla ezmeden/uzmeden (bu dusuncenize kesinlikle katiliyorum!).

Sevgilerimle,

Nisan
Cıvıl

Sizden dolayı uykularım kaçtı

Mesaj gönderen Cıvıl »

Hayırlı günler;

Geçen gün yatağıma yattığım ve epey kıvrandığım halde uyuyamadım. Niye mi? niyesi sizde saklı. Peygambere (bilmiyorum belki de Allah’a) inanmayışınız ve sonrasında işlemiş olduğunuz nahoş olay...
Yazılarınız neden hep din eksenli oluyor diyorsunuz. Öyle oluyor. Çünkü ben dinin emirleri ve yasakları doğrultusunda yaşamaya çalışan biriyim. Ve bütün sorunlarımı bu eksende çözmeye çalışıyorum. Onun için size de çözüm önerirken bu yolu kullanıyorum. Katılmayabilirsiniz.

Fakat saygı göstereceğinizi umuyorum.
Yaptığınız hareketin iyiliği yada kötülüğü...aslında buna siz karar verebilirsiniz.

Allah’a inanıyorsanız yaptığınız hareket onun emirlerine karşı bir hareket olduğundan yanlıştır. Ama inanmıyorsanız sizin için gayet normaldir ve eşim yapıyor (yani beni aldatıyor) bende yaparım mantığıyla olaya yaklaşabilirsiniz. Bilemiyorum ...size ne kadar öneri sunarsak bence Allah’a inanmıyorsanız yazdıklarımızın hepsi boş. Ben öncelikle bunu öğrenmek istiyorum (Allah’a inanıyor musunuz? Yoksa inanmıyor musunuz?) bu soruya cevap bulabildiğiniz takdirde bizim cevaplarımızda bir anlam kazanabilir. İkinci olarak Hz.

Muhammet hakkındaki görüşlerinize katılmıyorum. Size Kuran’ın mucize olduğuna dair bir çok delil sunabilirim. Şimdilik yalnız birini gönderiyorum sağlıcakla kalın...
NOT: bu yazıyı bir kitaptan aldığım için aslını bozmak istemedim ve olduğu gibi aktardım.

Kolaylık olsun diye Osmanlıca kelimelerin anlamlarını yanlarına yazdım.

Kur'an-ı Hakîm, yirmiüç sene mütemadiyen(mütemadiyen:sürekli) damarlara dokunduracak ve inadı tahrik edecek bir tarzda meydan okudu. Ve der idi ki:
"Şu Kur'anın, Muhammed-ül Emin gibi bir ümmîden nazîrini (nazir: benzerini) yapınız ve gösteriniz. Haydi bunu yapamıyorsunuz; o zât ümmi (ümmi: okuma yazması olmayan ) olmasın, gayet âlim ve kâtib olsun. Haydi bunu da getiremiyorsunuz; birtek zât olmasın, bütün

âlimleriniz, belîğleriniz (beliğ: maksadını tamamen eksiksiz ve güzel sözlerle anlatabilen )

toplansın, birbirine yardım etsin.. hattâ güvendiğiniz âliheleriniz (aliheler: batıl ilahlar

) size yardım etsin. Haydi bununla da yapamayacaksınız; eskiden yazılmış belîğ eserlerden de istifade edip, hattâ gelecekleri de yardıma çağırıp, Kur'anın nazîrini ( nazir:benzer )

gösteriniz, yapınız. Haydi bunu da yapamıyorsunuz; Kur'anın mecmuuna (mecmuuna: hepsine )

olmasın da, yalnız on suresinin nazîrini getiriniz. Haydi on suresine mukabil (

mukabil:karşılık) hakikî doğru olarak bir nazîre getiremiyorsunuz; haydi hikâyelerden, asılsız kıssalardan terkib (terkib:birka şeyin birlemesi ile meydana gelen eser) ediniz.

Yalnız nazmına (nazım:düzen,düzenlilik,sıra,tertip,vezinli güzel söz) ve belâgatına

(belagat:hitap ettiği kimselere göre uygun,tam yerinde düzgün ve hakikatli söz söyleme sanatı) nazîre (nazire:benzer) olsun getiriniz. Haydi bunu da yapamıyorsunuz; birtek suresinin nazîrini getiriniz. Haydi sure uzun olmasın, kısa bir sure olsun nazîrini getiriniz. Yoksa din, can, mal, iyalleriniz; (iyal:bir adamın geçimini üstlendiği kimseler)dünyada da âhirette de tehlikeye düşecektir!"
İşte sekiz tabakada, ilzam (ilzam:delille muhatabını susturma,söz ve düşüncede üstün gelme)

suretinde, Kur'an-ı Hakîm yirmiüç senede değil, belki bin üçyüz senede bütün ins ü cinne

(ins ü cinne:insanlar ve cinlere) karşı bu meydanı okumuş ve okuyor. Halbuki evvelki zamanda o kâfirler can, mal ve iyalini tehlikeye atıp en dehşetli yol olan harb yolunu ihtiyar ederek, en kolay ve en kısa olan muaraza(muaraza:biri ile yarışmak,birbirine karşı gelmek,söz ile karşılıklı mücadele)yolunu terkettiler. Demek muaraza yolu mümkün değildi.
İşte hiçbir akıl, hususan o zamanda Ceziret-ül Arabdaki (ceziretül arab: arap yarımadası)

adamlar, hususan Kureyşîler gibi zeki adamlar; birtek edibleri,(edib:edebiyatçı) Kur'anın birtek suresine nazîre yapıp Kur'anın hücumundan kurtulmasını temin ederek, kısa ve kolay yolu terkedip can, mal, ve iyalini tehlikeye atıp en müşkilâtlı (müşkilatlı:çok zor olan,zorlu)yola sülûk (süluk:bir yolu takip etme),eder mi?

AÇIKLAMA: Burada anlatılmak istenen Muhammed (SAV) peygamberliğini ilan ettiği dönemde insanlar mükemmel tarzda söz söyleme sanatına sahiptiler. Aralarında yarışmalar düzenleyip kazananın şiirini Kabenin duvarına asardılar. İşte bu zamanda okuma yazması olmayan bir zatın öylesine güçlü edebiyatçıların karşısına çıkması ve onları susturması aklın ve mantığın almayacağı bir olaydır.. Ve şunu da unutmayalım ki: Eğer o zaman ki insanlar (ona inanmayanlar) ona karşı bir üstünlük kurabilselerdi elbette ki bu olay günümüze kadar (tabiri caizse) pohpohlanıp karşımıza çıkardı.

Düşünün bi! Kuran öyle bir meydan okuyorki: Hadi madem diyor bunu Muhammed yazdı diyorsunuz.. Öyleyse sizde onun gibi bir tane getirin ve o kişi de okuma yazma bilmesin!

Tamam o kişi ümmî olmasın gayet alim biri olsun. Hadi onu da getiremediniz, bir kişi olmasında bütün alimleriniz gelsin.. Hadi oda olmadı. Eskiden yazılmış eserleri de getirin..

Oda olmadı.. Kuranın tamamını değil de bir suresini, oda olmadı kısa bir suresini getirin.. diye o inanmayanlara karşı meydan okumuş.. ve onlar ( o zamanki insanlar bence sizden daha çok inanmıyorlardı, çünkü o zamanki putlarını ortadan kaldırmak istiyordu. )

mutlaka bu Muhammed in kendi sözüdür diye ne kadar bağırıp çağırmışlardır.. tahmin etmek zor değil..
Ama yukarıda da yazdığım gibi eğer öyle bir şeyi ispatlasalardı bu günümüze kadar ulaşırdı..

Ulaşmadığına göre demek ki: KURAN ALLAH’IN HZ: MUHAMMED’E VERDİĞİ BİR

MUCİZEDİR... saygılarımla......
Nisan Yağmuru

Niyetim uykunuzu kaçırmak değildi

Mesaj gönderen Nisan Yağmuru »

Merhaba,

Size uykusuz bir gece yasatacak kadar etkilendiginiz sorunum'un inanin bu boyutu alacagini

bende bilmiyordum. Aslinda benim niyetim olayi hic boyle, yani dini bir bakisla, ele almak

degildi. Bundan dolayi inanin cok uzgunum. Herkesin kendine gore bir inanci ve vijdani

vardir diye dusunuyorum. Bu her insanin allah'la arasinda olan birseydir. Yanliz fazla iman

arayandan da suphe etmek gerekir. Bilmem Bektasi fikralarini bilirmisiniz?
"Bektasi bir gun bir adam'in ellerini acmis "allahim bana iman ver" diyerek
dua ettigini gorur ve baslar kendi de dua etmeye "allahim bana bir sise
sarap" diye. Bunu duyan adam saskin bir sekilde Bektasi'ye sorar. Oda
soyle bir yanit verir: herkes kendinde olmayani arar, benim aradigim bir sise sarap, senin ise demekki iman."
Iste boyle. Bende boyle dusunuyorum. Ne kadar allah korkusuyla veya sizin dedigin gibi dinin

emirleri altinda yasamaya calissaniz da sonucta dogrulariyla, yanlislariyla bir insaniz. Ve benim sizce inancimda bir eksiklik varsa bu size kesinlikle uykusuz geceler vermemeli.

Bu gece rahat uyumaniz dilegiyle,

Nisan
Garip Çoban

Nefsini dinleme!

Mesaj gönderen Garip Çoban »

Merhaba,

sana cok ama cok onemli bir recete vereyimmi.
Anlamadiysan bir daha oku, gene oku, hatta hergun oku.
Cunki etkisini kesinlikle goreceksin.

nedir bu?

BAK....... NEFSININ HOSUNA GIDECEK NE VARSA
BUNUN TERSINI UYGULA.........

icin hep gulsun, hoscakal......
Halil

Uyarmak görevdir

Mesaj gönderen Halil »

Merhabalar...

Yazmış olduğunuz bazı cevapları (bana olmasa dahi) okudum. Mesela (civil) arkadaşımıza vermiş olduğunuz cevapta Bektaşi fıkrası ile örnek vererek kendinizin şarap istediğini ve durumda imanın sizde olduğunu vurgulamaya çalışmışsınız. Unutmayın ki “çatının karla kaplı olması içinde ateş olmadığı anlamına gelmez” yani eğer bizler iman yönünden açıklamalar yapıyorsak bu bizim imansız olduğumuzu göstermez. Bilhassa kalp ne ile doluysa dilden dökülür gider. Bir kere eğer imanınız varsa Kur’an-ı inkâr etmezdiniz, Eğer imanınız varsa, zina yapmazdınız, Eğer imanınız varsa, ahirete (sizin tabirinizle öteki dünya) inanırdınız. Eğer imanınız varsa, öldükten sonra dirilip hesap vereceğinize inanırdınız. Bu örnekleri çoğaltabiliriz ama sizin bunu kabullenmemekte ısrar edeceğinizi düşünüyorum halbuki hatayı kabullenmek erdemliktir. Unutmayın ki siz doğarken size sorulmadı ölürken de sorulmayacak. Bizleri yaratmaya muktedir olan Allah (c.c) diriltmeye de muktedirdir. Bunu bir örneği her gün yaşantımızda zuhur etmektedir. Buda

“uykudur” uyurken tamamen dış dünyadan kopmuş vaziyetteyiz ve de zamanı gelince uyanıyoruz. Bu gerçek dirilmenin ufak bir animasyonudur (gösterisidir).
Konuya hep dini açıdan baktığımızdan dolayı bizleri eleştiriyorsun. En büyük yanlışı doğru telakki (kabul) ederek hayat felsefesi yapan insanları uyarmak, uyaranlara destek olmak toplum huzuru için çok önemli bir görevdir. Konuşan insanı susturmak çare değildir. Konuşan insan görüşlerinin yanlış olduğunu anlayınca susar. Yoksa zorla susturulsa illegal yönlerden konuşmaya başlar. Bu ise birçok yönden sıkıntı meydana getirir. (bırakın herkes dilediği gibi yorumunu yapsın) konuşan insandan zarar gelmez. Asıl zarar konuşmayan insandan gelir.

Farklı görüşler güzelliktir, yeniliktir. İnsanlar arası uzlaşma konuşarak ortaya çıkar.

Yoksa uzlaşma adına susturulan insanlar sert bir muhalefet oluşturur. Buda toplumsal huzura zarar verir.
Gelelim içinde bulunduğunuz konuma. Dinler insanların tam zevk ve keyif almalarını engelliyorlar. İnsanın tam zevk ve keyif alabilmesi ve dilediği gibi bir hayat oluşturabilmesi için dinden ve dinin kurallarından kurtulması lazımdır. Hatta bu konuyu hiç düşünmemesi lazımdır diye bir düşünce içine girenlerden misin? Bu kainat bu kadar muazzam varlıklar boşuboşuna yaratılmadı! Sözümü bir ateist arkadaşımın (kendisi ile bu konularda

“Allah’a iman” uzunca ama seviyeli bir münakaşalarımız olmuştu)düşündürecek bir sözü ile noktalıyorum. Halil diyor öbür dünya, hesap günü vs. böyle saçma şeylere (ona göre bu) inanmıyorum ama beni düşünmeye sevk eden bir nokta var anlattıklarınız YA DOĞRUYSA! (biz doğruluğundan şüphe etmiyoruz)

NOT: Evet Nisan arkadaşım, senin içindi bu sana anlatılanlar ama inanmıyorsun bir düşün YA

DOĞRUYSA!!!

SAYGILAR...
Nisan Yağmuru

Ya benim dediklerim doğruysa?

Mesaj gönderen Nisan Yağmuru »

Halil kardes,

Yazdiklarinin buyuk bir bolumune katilmakla birlikte (ozellikle uzlasmanin konusarak ortaya ciktigina yonelik olanlari) yazinda benim de vermeye calistigim yanitlari buldum. Belki bende bir ateist'im ve oldukten sonra dirilip hesap verilecegine inanmiyorum (ve butun dinle ilgili diger dediklerine de). O zaman senin goruslerine bakilirsa farkli gorusler guzellik ve yeniligi getirebilir. Ve ben hic bir yazimda baskalarini susturmaya calistigimi yazmadim, sadece ne kadar zor da olsa bana da saygili davranilmali dusuncesindeyim. Ve dindar insan bunu hatta kendine bir gorev edinmeli (sana kalirsa). Ben senin yazdiklarina karsin konusmayi ve fikir karsilastirmayi seven bir insanim ve din acisindan goruslerim dinin tabiki ahlak yonunde bir takim kurallar getirdigidir. Ayni bir kanun kitabinin yasalar getirdigi gibi (zaten ben kutsal kitaplarin oyle gok yuzunden indigine degil, o donemin kanun kitabi olarak gorev gordugune inaniyorum. Buda bir gorus degilmi?) Ve son olarak yazdigin YA DOGRUYSA? hipotesinde ise Nasrettin hoca'nin YA TUTARSA?-fikrasini andiran bir benzerliki yakaladim. O zaman bende diyebilirim ki ya benim dediklerim dogruysa?

Hadi saglicaklar kal,

Nisan
Cevapla