İntihar etmek yanlış mıdır ?

Serbest Kürsü... Konuşma Hakkı Sizde!
Prince of Night
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 329
Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
Konum: antalya

İntihar etmek yanlış mıdır ?

Mesaj gönderen Prince of Night »

Konuyu dini açıdan ele almayın lütfen.
Felsefi açıdan bakacak olursak eğer insanın kendi yaşamına son vermek istemesi herzaman ruhsal bir bozukluğun göstergesi midir ?

İnsanın en temel haklarından biri olamaz mı ? Mantıklı bir eylem olarak görülemez mi?

Kısacası intihar etmenin bir mantığı olabilir mi ?
Caesarius
Forum Yöneticisi
Forum Yöneticisi
Mesajlar: 663
Kayıt: 24.01.2004 - 10:27
Konum: Kayseri

Mesaj gönderen Caesarius »

bence burda temel soru insanın niçin var olduğudur... yani biz niye varız sorusuna cevap genellikle yaşamak olduğu için intihar mantıksız bir eylem olarak görülebilir... ama insan ben niye varım sorusuna cevap bulamadığı zamanlarda gerçekten intihara çok meyilli demektir... hepimizin benliğimize biçtiği bir amaç vardır... kimimiz çok para kazanmayı amaç edinir, kimimiz bob marley felsefesini benimser, kimimiz kusursuz bir müslüman olma amacına itaat eder, vs... işte zaman zaman insanlar bu amaçlara ne kadar yakın olduklarını sorgularlar kendi vicdanlarında... ortada yoğun bir emek varken şayet amaç çok uzaklardaysa insan kendini amaçsız hissetmeye başlar ve yaşam, bir amacı olmazsa tam bir cehennemden ibarettir orası kesin... umudunu yitirdiği anda kendini hayattan koparma ihtiyacı hissedecektir... intihar etmek mantıklı mı onun yargısını vermek henüz umudu olanlar için olumlu olmayabilir ancak şundan da eminim ki intihar edenlerin mutlak ama mutlaka kendinde fazlasıya geçerli sebepleri vardır ve bu sebepleri hayatta kalmak adına giderecek güçleri olmadığı inancı hakimdir... ben kesinlikle intihar edenlerin zayıf kişilikli ya da kolay pes eden insanlar olduklarına inanmıyorum... hayatın önümüze koyduğu bazı yol ayrımları kimi zaman o kadar ağır ve karanlık oluyor ki, yoldan kendimizi aşağı atsak çok rahata erecez diye düşünmeye başlıyoruz... bazılarımız aşağıya atlamayı seçiyor bazılarımız ömürlerini törpüleyip sürünmek pahasına yoluna devam etmeyi seçiyor... hepsi bu...
Buket
Forum Yöneticisi
Forum Yöneticisi
Mesajlar: 587
Kayıt: 24.01.2003 - 21:08
Konum: Almanya

Mesaj gönderen Buket »

Cok zor bir soru Prince :roll:
Silinmiş kullanıcı

Mesaj gönderen Silinmiş kullanıcı »

SİLİNDİ
Rose&Rain
Popüler Üye
Popüler Üye
Mesajlar: 124
Kayıt: 19.03.2006 - 13:00
Konum: Ankara

Mesaj gönderen Rose&Rain »

İntihar etmek, yani kişinin kendi yaşamına son vermek istemesi pek mantıksız bir eylem gibi görünmüyor bana.Çünkü felsefi açıdan baktığımızda insan hayata gelmeyi kendisi tercih etmiyor. Şayet yaşadığı hayat kişiyi tatmin etmiyorsa, yaşadığı hergün acı çekiyorsa, hayattan bezmişse pekala hayatına son vermeye karar verebilir. Ötenazi gibi insancıl birşey bu da.Ötenazide de kişi kendisi tercih ediyor ölmeyi, çektiği acılardan kurtulmak için.İntiharda da.
Tabi intiharın tek nedeni mutsuzluk değil.Çoğunlukla ABD gibi büyük ülkelerde doyumsuzluktan kaynaklanıyor.Paris Hilton gibi doğduğu andan itibaren lüks içinde yüzen ve hiçbirşey için mücadele etmek zorunda olmayan, istediği herşeyi parayla satın alabilen bir insan çok geçmeden 20 li yaşlarında macera peşine düşer.Sırf yaşadığı tatminsizlikten dolayı çılgın ipe sapa gelmez ne varsa yaşamak isterler heyecan olsun diye.Ve yaptıkları tüm çılgınlıklardan sonra hala tatminsiz hissettiklerinde, kendilerini boşlukta bulurlar. Uçurumun kıyısında... Hayat boş ve anlamsız gelmeye başlar. Bu defa ölümü tatmak isterler.Ve bunun sonu genellikle intihardır.Avrupa ülkelerindeki intiharların temel nedeninin bu olduğunu araştırmalardan biliyoruz.

Bir de sırf intiharın nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek için kendini öldürenler var.Edebiyat öğretmenim anlatmıştı. Şuan adını hatırlayamadığım bir edebiyatçı intiharın nasıl bir duygu olduğunu tatmak için boğazını kesmiş ve damarlarından bütün kan çekilinceye kadar hissettiklerini kağıda yazmış.

Bütün bunların psikolojik bozukluk olduğunu düşünmüyorum.Fakat genelde intiharı seçenlerin mücadeleden kaçan zayıf kişilikli insanlar olduğunu düşünüyorum.Mücadeleyi göze alamayıp, en kolay olanı tercih ediyorlar.Ölümü...
XXY

Mesaj gönderen XXY »

amansiz hastaliklara yakalanip da caresiz kalanlar napicak? insancil intihar etme secenegi olan otanazi hakki yoksa; mecburen kendini barbarca oldurecektir.
bence otanazi hakki; kendini gelsimis sayan butun ulkelerde, bir hak olarak vatandasina taninmalidir. nihayetinde hayat zor ve bazilarinin da cozulemeyen
hastaliklari varsa veya hayattan zevk almiyorsa; otanazi hakki verilmelidir.
japonyada, intihar etmek zayiflik degildir; aksine cesaret ve onur gostergesidir.
Caesarius
Forum Yöneticisi
Forum Yöneticisi
Mesajlar: 663
Kayıt: 24.01.2004 - 10:27
Konum: Kayseri

Mesaj gönderen Caesarius »

XXY yazdı: japonyada, intihar etmek zayiflik degildir; aksine cesaret ve onur gostergesidir.
harakiri tam olarak intihar sayılmaz... çünkü her kafasına esen harakiri yapamaz, yapabilmesi için öncelikli şart bir samurai olmasıdır... Bushido yani savaşçının yolu felsefesinden ayrılmamış olması lazım, böyle olanlardan da sadece yenilgisi utanç verici olanlar harakiri yapmayı seçerler... bunun sebebi de hayattan zevk alamaması ya da umudunu kaybetmesi değil, kaybeden bir samurai'nin hayatının bushido'ya göre gereksiz olmasıdır... üstelik her aşaması seramoni tadında adeta bir gösteri havasındadır harakiri, zaten günümüzde bushido felsefesini benimseyen japon olmadığından hiçbir japonun intiharı şerefli ve cesaret göstergesi sayılan harakiri sayılmaz... o yüzden buna intihar benzetmesi yapmak belki tümüyle yanlış olmasa da çok iyi bir yakıştırma olmaz kanaatindeyim...
prizma
Forum Yöneticisi
Forum Yöneticisi
Mesajlar: 244
Kayıt: 16.01.2003 - 2:00

Mesaj gönderen prizma »

Dini acidan ele almamak mumkun degildir. cunku konu insandir, insanin da hayatta olma sebebi Allah'in rizasina uygun yasamaktir. Yani bu dunyada olus sebebimiz dindir.

Dunyevi hiç bir sebeb insanin kendi hayatina son vermesini gerektirmedigi gibi, Ahiret kaygisiyla da, intihar etmenin bir mantigi yoktur.

Bu konuda degerlendirme yaparken, sundugumuz onerilerin al yapisinda yine din vardir.

intiharin kabul edilebilir bir mantigi yoktur. eger oyle olsaydi her içinden cikilmaz problemler karsisinda intihar kacinilmaz olurdu. ama biliyoruz ki bizim intihar sebebi olarak gordugumuz bir mesele, bir baskasi için, hayata karsi daha iyi bilenme ve guclenme için bir ders olabiliyor. o halde genel kabul goren bir sebeb soyleyemeyiz, tamamiyla kisisel bakis acisiyla alakalli bir olgudur.

insan sosyal bir varlik olmasi sebebiyle, basina gelen olaylarin musebbibi olarak sadece kendisi degildir. kendisinin (hakimiyeti) disinda olan esya ve hadiselere de mudahele edebilme gucu ve kuvveti yoktur.ama kendisini mutlak guc sahibi goren insan, acizligini kabul edememenin, bunu kendisine acikliyamamanin altinda ezilen insan, intihari secebiliyor.yani sinirli bir guc ve iradeye sahib olan insan, once kendini iyi tanimali ve sinirlarini kesfedebilmeli, Hayat kendisinin olmakla beraber, baska hayatlarla beraber yasamak zorunda oldugunu, bu sebeple bir hayat sahibinin, diger hayat sahibiy olumlu yada olumsuz etkilesim içinde oldugunu kabul etmesi gerekir.

intihari secen insan, nihayetinde sakat bir bakis acisina sahibdir denilebilir. kendisini iyi tahlil edememis, yasama gayesini saglikli secememis olmanin sonucudur intihar. Caresizligin sonucunda cikis yolu olarak intihari secmenin aciklanabilir bir yonu yoktur.

Evet insan olmayi biz secmedik, belki secildik. Yani bize verilen hayat ve dunyadaki hersey bizim disimizda bir tasarruf sahibi tarafindan verildi. Ister inancli olsun ister ateist olsun. Kendi hayatina son vermeye hakki yoktur. Inancli insan zaten hakki olmadigini bilir, ateist ise bunu doganin dengesine mudahele olarak gormeli, nasil bir hayvanin oldurulmesine dayanamiyor vahset olarak goruyorsa, daha komplike ve degerli olan bir insanin oldurulmesine de karsi durmasi gerekir diye dusunuyorum. Isterse bu kendi kendi ni oldurmek olsun. Hele hele intihari bir insan hakki gibi gormek ya da gostermek tam bir paradokstur. Soyle ki; Hayvan hakklari koruyuculari, hayvanlarin oldurulmelerine karsi ciktiklari gibi onlarin daha saglikli ortamlarda yasamalari için mucadele verirler. Insan haklari ni koruduklarini soyleyen dernekler neden insanin sadece fiziksel yonden maruz kaldiklari baskilarla ilgilenirler de onun bu hayatin zigzaglari içinde saglikli yasayabilmeleri yonunde bir rehberlik calismasi içine girmezler. Soz konusu bir hayvan ya da bir bitki olunca onun islahi adina hersey seferber edilir ama insana gelince olumu istemesi ve gerceklestirmesi, insan hakki olarak gorulur, ortada bir insan hakki ihlali varsa, o da bu insana, hayati gercek manada nasil degerlendirmesini ogretmeyen ebeveynin, ogretmenlerinin ve hesap verme kaygisi olmadan ona buna zulmeden insanlara sormak lazim.

Su bir gercekki intiharin sebebi mutlak manada maddi sikintilar degildir. Oyle olsa idi, intiharlarin gelismis ulkelerde daha cok olmasinin nedenlerine bir izah getiremezdik. Buradan da anlasiliyor ki sebeb bedeni doyumsuzluk degil, Ruhi doyumsuzluk, bedeni arzularini doyuran insan, ruhun ihtiyaclarina cevap verememenin caresizligi içinde kivranip durmakta. Ortalama 70-80 sene olan insan omru bu dunyada isteklerimize ulasmamiz için cok ama cok kisadir. Isteklerine kavusanlar dahi tadini cikaramadan ya kazandiklari ondan ayrilmak ta yada kendi kazandiklarindan ayrilmakta. Bu da gosteriyor ki insanin arzularina dunyada ki hiç bir sey ama hiç bir sey cevap veremez. Sonsuz mutlulugun ve saadetin burada (dunyada) olmadigi kesin.

Burnumuzu veren kokuyu yaratmis, dili vermis tatlari yaratmis, gozu vermis isigi yaratmis, kulagi vermis sesi yaratmis, buradan anlasiliyor ki, bize bu hayati veren zat fiziki ve biyolojik her ihtiyacimizi karsilamis; ruha gelince; ruhhun da duyu organlari vardir. Sevmeyi vermis, sevecek bir cok sey vermis( evlat, es, anne, baba) merhamet, sefkat, nefret, asabiyet, gibi bir cok duyu veren bunlarin karsiligi olanlari ihmal etmemis. Mutlak manada saadeti ve huzuru isteyen insanin bu istegini hiç ihmal edecegi dusunulebilir mi, bize bu duyguyu veren onuda verecek. Besmeledeki Rahman bu dunyaya bakan yonu oldugu gibi Rahim’de ahirete bakan yonudur. Rahim’iyetinin tecellisine mazhar olmak için bu dunya hayati bize verilmis.

Nasil ki bir alet bozuldugunda, hemen elimize kullanma kilavuzunu alip cozumune bakiyorsak, en teknolojik bir aletten daha komplike bir yapiya sahip olan insanin da problemlerini gidermede, O’nun kullanma kilavuzunu (kur’an) gozardi edemeyiz. Yoksa butun cozumler gecici bir pansuman olmadan ote gidemez diye dusunuyorum.
Prince of Night
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 329
Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
Konum: antalya

Mesaj gönderen Prince of Night »

Doğru düşünüyosun ama zaten dini çıkarınca geriye mantığa dair hiç bir şey kalmıyor.

Hayat gereksiz bir zorlukta.

Bence ateist bir insan için, yaşamayı reddetmek son derece mantıklı bir eylemdir.

Bir X kişisi düşünelim. Ölümden sonrasına inanmıyor. işte bu inaçsızlık noktası filmin koptuğu nokta. şöyleki;

dünyada 800 milyon insan resmen AÇ, yılda 11 milyon çocuk AÇLIKTAN ölüyor.4,5 milyar insan günde ortalama 1,5 dolardan daha az bi parayla yaşamak zorunda. diyelimki bu X kişisi o 4,5 milyardan biri.

-işsizlik sorunu yaşayacak.
-aç kalacak.
-hastalanması kabus gibi.
-bir tabak yemek için eşek gibi çalışacak, arta kalan zamandada uyuyacak.

yani bu adam sadece çalışacak ve uyuyacak. kısacası kapitalizme hizmet ederek ömrünü geçirecek. hastalığı geçtim, bu adamın her anı kabus.

Bu adam niye yaşasın ki? Nasıl olsa toprak olup gidecek. Onca acıyı, zorluğu ne diye çekiyor bu gariban. Yaşaması mantıksızlık. Mantık varda ben mi göremiyorum yoksa.

E şimdi bu x kardeşimiz ne yapsın ? ya kominist olacak, ya terörist olup orayı burayı bombalayacak yada "ne haliniz varsa görün diyip kafaya sıkacak".

(pardon sayısal loto ihtimalini unuttum, hala bir umudu var demektir. 14 milyonda 1' de olsa. Tabi bu 14 milyonda 1 ihtimal içinde yaklaşık 2,5 gün çalışmak zorunda)

Bu adam zaten ölmüş.
Prince of Night
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 329
Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
Konum: antalya

Mesaj gönderen Prince of Night »

Bir soru daha sorucam.

Diyelimki kardeşimiz X imana erdi müslüman oldu. (yada kısaca yaşamı anlam buldu)

Yukarıdaki tabloya göre ne yapmalı ? O 4,5 milyar insandan biriyse eğer ?
Efsun
Forum Yöneticisi
Forum Yöneticisi
Mesajlar: 397
Kayıt: 02.04.2003 - 15:02
Konum: Hollanda

Mesaj gönderen Efsun »

dunyadaki cektigi sefaletinin bir keffaret oldugunu dusunup, gecici olduguna inandigi bu "kisa" zamani ahiretine hazirlanarak yasayabilir sahis X

bu zor mudur kolay midir bilemiyorum, dunyaya olan bagliliginla alakali sanirim. henuz bu dunyayi terketmeden yine o yasadigin dunya icin sorumluluklar tasiyorsun daha aile mesuliyetinden de bahsetmedik. agir sartlar altinda yasam surdurmekte olan X butun bunlari farkli bir gozlukten goreceginden hic suphem yok.

su anda bulundugumuz ortam X'inkinden cok farkli.....en azindan hepimiz bu forumu ziyaret edebilme luksune sahibiz.
Eski Üye #3240
Üye
Üye
Mesajlar: 1
Kayıt: 26.01.2007 - 14:16

Mesaj gönderen Eski Üye #3240 »

Açılan konu başlığı altında kalın harflerle belirtildiği için elimden geldiği kadar dini bir düşünceye girmeden yazmaya çalışacağım.. Ancak başlangıçta büyük bir zatın söylemiş olduğu sözü yazarak devam etmek istiyorum.. " Dinim beni intihardan men etmese idi şimdiye çoktan toprak olmuştum."
Bu sözden yola çıkacak olursa demek ki bazen insanın öyle bir anı oluyor yaşamdan bıkmış ve ölmek istiyor.. Hayatımız da biz de bu anları yaşamışızdır.. Öğrenci olanlar sınavların bastırması zamanında, çalışan para kazanma peşinde yaşamış oldukları zorluklar karşısında her zaman bu anlar yaşanabilir..
Dünya hilkatiyle beraber bir imtihan yeri olması açısından bazen bu noktalara gelmemiz doğal.. Ancak mantıklı olan bu dünyada muayyen bir ömre sahip olmak ve bu imtihan yerinde en iyi notu almaya bakmak.. Madem öyle o notu verecek olan HALIK'ın sevdiği ve emrettiğini yapmaktır.. Bu noktada dara düştüğümüz zaman sıkıntılı anlarımızda tevekkülümüzü artırırsak sıkıntılar azalır..
Yani mantığımızı ebedi hayatı kaybetmeme yolunda kullanırsak elbette intihar edemeyiz.. Çünkü dinimiz bizi men ediyor..
Özür dileyerek söylüyorum ama içinde bulunduğumuz konu biz ne kadar uzak durmaya çalışsak da İslam dinine mensubiyetimiz dahilinde bizi dini bakışla bakmaya mecbur ediyor.. Bir tarafta en fazla 60-70 yıllık rahatlık varken öbür tarafta ebedi hayattan bahsediyoruz...
Teşekkürlerimle arz ederim...
Prince of Night
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 329
Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
Konum: antalya

Mesaj gönderen Prince of Night »

Efsun yazdı:dunyada cektigi sefaletinin bir keffaret oldugunu dusunup, gecici olduguna inandigi bu "kisa" zamani ahiretine hazirlanarak yasayabilir sahis X
Doğru olan bu gibi görünsede bence asıl ve en büyük yanlış bu. Bu düşünce X'i ve onun çocuğunu hatta torununu o sefalete mecbur etmektir.İslam toplumlarının, geri ve güçsüz kalmalarına, sömürülmesine sebeb olan bu anlayıştır. Bu anlayış,İslami yaşam tarzına uygun bir kadercilik anlayışı olsada, islama yakışmayacak bir pasifliğe sebeb olacaktır.

Şöyleki;X şahsı bu anlayışı benimsediği müddetçe o sefaleti yaşayacaktır. X'lerin sayısı arttıkça meydana getirdikleri topluluk zayıf, güçsüz ve sömürüye açık bir hal alacaktır. Eh o toplumun kurduğu devletin halini hayal etmekte pek zor değil. Heleki topraklarında değerli madenler varsa misyonerlerin cirit attığı bir yer olacaktır.

X şahsı kefaret ödediğini düşünürken elin Fransızı gelir, ona fransızca çocuğunada İncil'i öğretir.Bir nesil sonra siz kefaretinizi ödeyip cennete gideceğinizi düşünürken, çocuğunuzda misyonerin söylediklerine "acaba mı?" demeye başlamıştır.

Kanaatkar olmakla pasifleşmek arasındaki farkı iyi ayırt etmeliyiz. Şahıslar kanaatkar olabilir. Ama devletler olamaz. Günümüz dünyasında müslümanlar güçlü olmak zorundadırlar. Dinlerini koruyabilmek için.

Osmanlı'yı batıran, bir yerdede bu düşüncedir.

(Konu daldan dala atladı, mazur görün artık. )
MithrandiR
Yazar
Yazar
Mesajlar: 695
Kayıt: 22.01.2004 - 13:25
Konum: Mobil yaşam... Artık sabit bi yerim yok...

Mesaj gönderen MithrandiR »

"O halde boş kaldın mı, yine kalk (başka bir iş ve ibadetle) yorul."

İnşirah 7
Elmalılı Hamdi Yazır tercimesünden sadeleştirme...

İsraf haram kılındıktan sonra zaten (Zamanın, paranın veya sofradaki ekmeğin... Farketmez...) bu abimin ölse, bitse bile bir boş pazarında ibadet etmesi ve çalışması gerekiyor. Bu durumda abimin yaptığı yanlış değil. Abimin durumunu anlatırken akşama kadar çalışan, ekmek parası peşinde koşan bir abim olarak tarif ettikti zaten. O halde sorun yok... Aslı sorun nerde peki?

Asıl sorun fikir üretilmemesinde, çalışanın işini doğru yapmamasında, tembellikte, vs... ki bunlar buradan bakılınca zaten ALLAH'ın gözünde pek güzel duruyora benzemiyorlar.

Ha abim bu durumuna şükrederse o başka. O ona katlanarak iade edilir muhakkak.

Geçen gün bir oran ile ilgili bişey duymuştum. Kaynağın ne kadar güvenilir olduğu tartışılsa da akla az yatkın durmuyor. Almanyada kömür işçilerinin günlük çıkardıkları kömür, kişi başına 4000 kilo imiş. Bu Türkiye'de 400 kilo. Acınası bir durum var ortada.

Abi ben sana ayrıca şunu sorsam... Sen neden intihara meyledebilecek birine empati yapmaya çalışıyorsun?
Prince of Night
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 329
Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
Konum: antalya

Mesaj gönderen Prince of Night »

Asıl sorun o adamın sömürü çıkmazından kurtulamaması. O zinciri kıramaması. Benim verdiğim örnekteki insan günlük 1,5 dolarla geçiniyor, bunu göz ardı etme.

Bu adam nasıl yaşıyor ? Bunun gibi 4,5 Milyar insan var. Milyar diyorum dikkat edin. Hepsi aynı anda tükürse bi yerleri sel basar. Ama ortalıkta ses seda yok.

" Mithrandir, intihara meyledeni anlamaya çalışmak değil benimki. İntihar etmek için zaten bir sürü mantıklı ve makul neden var ortada.Onu anlıyorum. Benim asıl merak ettiğim insanların neden yaşamaya devam ettiği. Bir kısmını anlıyorum, Ahirete inanıyorlar ve yaşıyorlar.(bu kesimin sömürülüşü ayrı bir tartışma). Peki diğer kesim ? Bunlar bu dünyaya nasıl ve neden katlanıyorlar anlamıyorum.
Cevapla