Nuri Can'ın şiir,resim ve denemeleri

Şiir yazmak her yiğidin harcı değildir...
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • .

    http://i81.photobucket.com/albums/j204/nurican/ww-1.jpg


    Menekşe Gözlerinde Ölmek

    Bir dağ serinliğini vurup gönül ülkeme
    upuzun yollara vurdum kendimi mecalsiz
    üşüdü bakıp kimsesizliğime turna kuşları
    üşüdü börtü-böcek ve tüm dağ çiçekleri
    gitsem ayaklarım ıslak, başım dönüyor
    sevda hayatın neresinde duruyor ey yar
    herkes bildi sevdiğimi, bir sen bilmedin

    ıpıslak hayaller düşerken düşülkeme
    yağmur olup aktı gözlerim dünyanın üzerine
    ırmak olup ağladım, sel olup çağladım
    rüzgar olup estim çığlık çığlığa
    herkes duydu feryadımı, bir sen duymadın

    kaç yıl gözlerim yollarda seni bekledim
    kaç yıl oldu sensizim, avareyim, divaneyim
    kaç yıl oldu sözlerim dudaklarımda suskun
    şiirlerim dudaklarımda öksüz
    hayalin gözlerimde perişan
    gidenler dönüp geldi ey yar, bir sen gelmedin

    yüreğime yazdım seni ey vefasız yar
    aldığım nefese yazdım
    sen artık benim vazgeçilmezimsin
    bilki ömrüm yettikçe seni her gün bekleyeceğim
    alnım çizgi, yüzüm hüzün, saçlarıma ak düşse de
    yine seni delikanlı yüreğimle seveceğim
    Ve bir gün ölürsem de menekşe gözlerinde öleceğim...




    Nuri CAN
    www.nuricann.com
En son deste tarafından 25.09.2007 - 21:57 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/nurican/77-2.jpg


    Sesli dinle

    http://www.hanedan.info/GonuL/GonuL%20i ... nul%20.mp3

    http://www.hanedan.info/Asksiirlerim/Go ... edan...mp3


    Gönül İniltisi

    Alıp başını gittin
    hüzün veren hazan yellerince
    bir hasret ateşi düştü ki yüreğime
    külden ateş, ateşten alev, alevden kor oldu
    tutuştu yandı gönül ağacım
    yaprağıma acılar üşüştü
    kırıldı dudağımdaki mor nenekşe
    ardından
    kuşları ürkütülmüş bir dal gibi kaldım

    acılarıma tipi, saçlarıma kar düştü
    yüreğime efkar, feryadıma zar düştü
    yapraklarıma sarı sonbahar düştü

    ırmak olup çağladım
    rüzgar olup estim çığlık çığlığa
    duydu herkes feryadımı bir sen duymadın
    bir sen duymadın Leylim

    gidişin kalbime düşmüş güz yaprağıydı
    gidişin kar üstünde bir damla gözyaşı
    gidişin tuz bastırılmış ayrılık acısı
    gidişin dinmeyen gönül iniltisi
    gidişin Nijmegen sokaklarında hüzün sisi

    gittin, ardından suların sesi, rüzgarın nefesi
    baharın neşesi, yaşama hevesi de gitti
    kimselere anlatamadım içimdeki uçurumu
    kimseler dinlemedi beni, kimse anlamadı

    gittin, baharı, yazı, kışı unuttum
    yaşamayı unuttum
    bir sen kaldın unutmadığım
    bir sarı sabır
    bir de kanayan, kapanmayan bu yara yüreğimde

    yoksun işte; kahretsin
    ellerin yok, gözlerin yok, gülüşün yok, üşüyorum.

    Bil ki,
    aşkını dağlayıp yüreğime kazımışım
    adını aldığım nefesime yazmışım
    Ve şimdi ben
    Ve şimdi ben
    baharımda karakışta kalmışım

    son çaremdir diye sığınıp anılara avunsamda;
    dinmiyor bu gönül iniltisi leylim…


    Nuri CAN
En son deste tarafından 21.09.2007 - 22:05 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i.fotodak.com/75/67/47169.jpg


    Eski bir sevda Masalı


    ‘’Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde
    Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
    Ve serin serviler altında kalan kabrinde
    Her seher bir gül açar, her gece bülbül öter’’
    Beyatlı

    Menekşe rengi bir çiçekti sevdiğim kız
    Anadolu yaylalarında karanfil kokan
    Yanaklarında güneşin gül öpücükleri
    Dudaklarında hayatın nazlı gülücükleri
    Pınarlara her akşam aşk masalları anlatan

    Erguvan rengi bir çiçekti sevdiğim kız
    Munzur’un eteklerinde nergiz kokan
    Bakışı ayışığı yüklü bir ceylandı
    Sevda ve gül işlerdi yüreklere
    İpek saçlarında çayır çiçekleri
    Esmer alnında duygu gelincikleri
    Her gece yıldızları alıp koynuna yatan

    Bende sevmiştim ah deli gönlüm bende
    Hasret rengi bir çiçekti sevdiğim kız
    Gözlerinde dağların ilkyaz gülücükleri
    Dilinde sevdanın içli sözcükleri
    Saçlarında her bahar seher yelleri eserdi
    Yaşamak bir şarkıya benzerdi dudaklarında
    Dünyanın bütün dillerini konuşan

    Bende sevmiştim ah ömrüm bende
    Kar rengi bir çiçekti sevdiğim kız
    Nefesinde dağgüllerinin kokuları
    Kalbinde sevdanın gizli korkuları
    Üşüyen yüreklere beyaz çiçekler sunardı her gece
    Türkü türkü seher yeliydi yüzü
    Şiir şiir ay güzeli
    Doğanın bütün renklerine yakışan

    Bende sevmiştim ah dostlarım bende
    Hayat rengi bir çiçekti sevdiğim kız
    Hala özlem kokuyor bir köşesinde anadolunun
    Hala sevda kokuyor uzaklarda sesizlikler içinde
    Kimselerin uğramadığı bir yerde
    Yıldızlara bakıp üşüyor her gece

    Şimdi güller gülümsemiyor artık, uzak dağbaşlarında
    Cerenler inmiyor sulara
    Derin uykuya dalmış gözlerinde sevdiğimin
    Nergizler uyanmıyor sabahlara
    Sarmıyor yaşamı maviler
    Sonsuz bir hüzün gibi devrildi düştü gecelere
    Bir hüzünki ne yazgılara sığar ne yıldızlara

    Ya ben nasıl ağlamam dostlarım ya ben nasıl




    Nuri CAN
    www.nuricann.com
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... vv1nnj.jpg

    Sen gittin Masal bitti


    Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti
    Sen gittin sazımin teli, kuşumun dili gitti
    yangınlar düştü yüreğime, ıssızlaştı şehir
    sokaklara hüzün yağdı, gözlerime yağmur
    kapandı üstüme kapılar, ben kapandım içime
    günlerce haftalarca ağladım
    kırık bir ağaç dalında,öksüz bir kuş gibi kaldım

    Sen gittin
    hazanlar başladı ömrümde
    yaprağa duran ağaçlarım gitti
    umutlarım gitti, baharlarım
    tutam tutam saçlarım gitti
    dudağımda şarkılar yarım kaldı
    bardağımda rakılar

    Sen gittin
    yüreğimde kanayan şiirler
    masamda sigara izmaritleri kaldı
    ben kaldım öyle tesellisiz ortalarda
    birde yıkıntım

    Sen gittin
    Şiirlerim öksüz kaldı
    kalemlerim, defterlerim
    ellerim, gözlerim, kirpiklerim
    yüreğimde kalkıp giden gemilerim
    dillerim öksüz kaldı
    ne varsa dağıldı geride kalan
    çöl oldu şiiristanım
    hayalim, düşistanım

    Sen gittin
    kemanım yayım, güneşim ayım
    mutluluk payım gitti
    kara bulutlar çöktü üzerime
    bir ben kaldım öyle boynu bükük ortalarda
    yastığımda yağmur hıçkırıkları bir de
    ve yüreğime batan cam kırıkları her gece

    Sen gittin
    sustu kalbimin bülbülü
    bahçemin gülü soldu
    yoldu bağrımı yokluğun

    Sen gittin
    ağzımın tadı
    mutluluğumun adı gitti
    yaslı yaşım, gamlı başım
    zehir aşım, otuz yaşım kaldı

    Sen gitin
    hayalim düşüm
    sevincim gülüşüm
    servetim işim gitti

    Sen gittin
    özlemin yüreğimde
    yokluğun kirpiğimde çoğaldı
    sen gittin umudum gitti
    gururum gitti
    her gece oturup ağladım
    ıslandı ekmeğime karıştı korkunç acı
    gülmek nedir unuttum gitti

    gittin ömrüm insafsız ayaklarına toprak oldu
    kavruldu bahçelerim çiçeklerim soldu
    acılarım içimde fışkıran kan,
    gönlüm rüzgarlarda savrulan yaprak oldu

    Sen gittin
    çakıl taşlarım
    yürekvuruşlarım
    sevgikuşlarım gitti
    yaralı bir ceylanın bakışında yaralı kaldım
    her yerde izimi sürüyor avcılar

    gittin işte o gidiş gittin, bir daha dönmedin geri
    yarısı sende kaldı kalbimim, yarısı bende ezgili
    ardında kara bulutlar, kara günler
    ve her gece soğuk ölümler kaldı
    hasretin kaldı birde
    ben kaldım öyle deli, öyle divane ortalarda
    ah seher yeli

    sen gittin ben bittim masal bitti




    Nuri CAN
    www.nuricann.com
En son deste tarafından 25.09.2007 - 22:05 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... mnmyyo.jpg
    • ES VE HA

      Seni türküler gibi sevdim
      Es ve ha
      öyle ince öyle kırık
      dağ suları gibi serin
      kitaplar gibi aydınlık
      seni
      yüreğim gibi sevdim
      Es ve ha

      Seni
      yeni yaprağa duran
      bir goncagül sevinciyle sevdim.
      sesindeki karanfil fısıltısı
      gizemli bir masalın tılsımıyla.

      seni
      şiirler gibi derin
      şarkılar gibi içli
      seni
      unutmamak üzre sevdim
      Es ve ha
      salkım-saçak türküler gibi

      gül kokulumsun benim
      usul boylum
      güzel huylumsun


      yağmuruyla ıslandığım
      Güneşiyle ısındığım
      düştükçe yaslandığım
      tutkum, sevincim
      sevda yüklü bulutumsun
      özlemlere uçan güvercinim
      yaşamama sebep umudumsun

      …..
      bir gün gitmek olmasa diyorum
      solmasa çiçekler
      yüreğimde kuşlar uçmasa
      silinmese gölgeleri sevincin
      hasretin ince yollarına
      inmese gözlerimde sular
      sevdasına şiir yüklediğim rüzgar dinmese
      bitmese dudaklarına yakıştırdığım gülümseme

      ayrılık olmasa Es ve ha
      ölüm olmasa
      mutluluklara yazılsa adresimiz
      her üşüdüğümde bakışına sarılsam
      güvercinler havalansa üzerimizden

      ömrümüz
      dört mevsim bahar olsa
      gönlümüz arı aşkımız bal olsa
      aksa damla damla hayatımıza dolsa

      ey kır lalem, düğün çiçeğim
      çayır güzelim, gelinciğim
      süsenim, sümbülüm, caneriğim
      uzansam dokunabilir miyim yüreğine
      öpebilir miyim gözlerinin içini
      ...../
      susma Es ve ha, kapama gözlerini üşürüm
      bırakma ellerimi Es ve ha bırakma düşerim

      Nuri CAN
      www.nuricann.com
En son deste tarafından 25.09.2007 - 22:07 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... 8935nm.jpg


    Seher Yeli

    Çekip gittin
    çiçeklerin döllendiği bir mevsim.
    bir daha
    dönmedin geri...

    yarısı sende kaldı kalbimin
    yarısı bende ezgili...

    ah! Seher yeli...


    bir bulut gibi
    nehirler gibi
    akıp gitti saçların elimden
    bir yanım yaslı hazanda kaldı
    bir yanım deli boranda
    savrulup gitti ömrümün gazeli...

    gülüşün bir çiçekti
    güğümlenirdi içimde her bahar
    gittin
    hayallerimde gitti
    kar yağdı kirpiklerime
    umutlarıma ağrılar birikti

    gittin
    güz geldi
    yitirdi sevincini ağaçlar
    ardında sarı yapraklar ve hüzün kaldı
    bulutlar arasında kaybolan ay gibi
    yitirdim seni
    denizler suskun
    maviler küs
    gökyüzü yaralı şimdi
    gittin
    deprem olur her gece denizlerde
    başını taşlara vurur dalgalar

    gittin
    göçüp gitti ardından
    gönlümün kuşları uzak diyarlara
    bir yanı aşk acısı kıyılarımın bir yanı özlem
    şimdi yokluğundur içime yağan her gece suların ötesinde

    şimdi su gibi yudum yudum
    şimdi hava gibi nefes nefes
    seni özlerim karşı kıyılarda...



    Nuri CAN
    www.nuricann.com
En son deste tarafından 24.08.2007 - 0:19 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i.fotodak.com/60/76/46357.jpg


    Aşk Pınarı

    Aşkın Pınarları
    pırıl pırıl akmalı sevdiğim
    pırıl pırıl
    duru gözelerden
    temiz sözlerden
    yalan olmalı

    su gibi yudum yudum
    hava gibi nefes nefes
    yayılıp seherlerden
    gönüllere dolmalı

    aşkın çiçekleri
    duygu duygu açmalı sevdiğim
    duygu duygu
    yeşil baharlardan
    temiz arzulardan
    şehvet kokmamalı

    her yağmur yağıdığında
    düşmeli içine tane tane
    aşkla çarpmalı kalpler

    rüzgar gibi nefes nefes
    toprak gibi yağmur yağmur
    sevgi kokmalı
    serilmeli gönül kırlarına her bahar

    bir rüzgara açmalı kalbini insan
    bir de dağlara
    akıp giden bir ırmak gibi
    bir su saflığında olmalı aşk
    her bahar
    sonsuz sevgi sunaklarında
    kana kana içmeli

    yüreklere şiir, dudaklara mühür
    ölümsüzlüğün adı olmalı aşk

    çilesini
    acısını
    hasretini de çekmeli insan
    gerektiğinde ölmeli aşk için

    bir güle
    bir gelinciğe
    bir de aşk üstüne yeminler etmeli


    Nuri Can
    www.nuricann.com
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i.fotodak.com/75/67/45514.jpg



    Aşk Ve İpekböceği

    Aşk
    Yüreklere şiir, dudaklara mühür
    ölümsüzlüğün adıdır aşk

    Aşk
    rüzgara asılmış
    deniz kokulu bir gecedir belki
    saçlarını tarayan bir deniz kızının
    mehtabı öpen bakışlarında.
    sahil boylarında sabah olurken

    aşk
    göğsüne sığındığımız
    sımsıcak bir yürektir belki
    soluğunu soluğumuza kardığımız
    içimize sevgi taşıyan her bahar
    gecenin kollarında martılar uyurken

    aşk
    üç bin üç yüz altmış beş yıl
    bir ipek böceği sabrı ile dut yaprağına
    gökkuşağı rengi güzelliğinde
    sevgi çiçeği dokumaktır.
    ve yollara düşüp bir seher vakti
    bakire bir sümbül kokusuyla yıkayıp tenini
    bir kumru saflığıyla sevdiğine vermektir kalbini.
    bir ırmağın nazlı akışında sabahı beklerken

    Aşk
    ay ışığında soyunan
    karbeyaz bir kadının tenidir belki
    belki bir ceylan yavrusudur yüreğimizde
    yaslanıp uykulu gözlerine
    öyle nazlı, öyle ürkek
    dağ doruklarında gezdiren bakışlarını.
    akşamın kollarında düşler kurarken

    aşk
    yıldızların gökyüzüne gülümsemesidir
    altında her gece gelip geçtiğimiz
    denizler dalgalanırken
    ve kanatlanırken duygular martı uçuşlarında
    konup bir tomurcuğun kızıl dudaklarına
    gönlünün duasını adamaktır geceye
    ılık bir düş vakti
    şairler mehtabın gözlerine şiirler okurken

    Aşk
    ölümsüzlüğün adıdır belki
    tutkulu yüreklerde..
    damardaki kanın
    Dudataki tadın
    güneşe aya ve gökyüzüne ışıkla yazılan
    kalplere hançerle kazılan
    yaşamın kaynağı
    sonsuzluğun en güzel hikayesidir AŞK..



    Nuri CAN



deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i.fotodak.com/75/67/48042.jpg


    Varsın Neyler Elem Üflesin

    Varsın neyler elem üflesin
    sazlar vedâ
    kemanlar cefâ
    alevden bir kor olsun
    yaksın sinemi geda
    varsın bir ömre bedel olsun aşk
    Her durakta ben bekleyeyim
    ey göğsümün nakışı
    kalbimin atışı yar

    Git
    varsın hazan olsun
    döksün yaprağını ağaçlar
    çöle dönsün nevbahar
    ey gözümün ışığı yar
    bastırıp göğsüme acılarımı
    verip bağrımı ateşlere
    beklerim ben
    ey gönlümün telaşı
    ey göğsümün ateşi yar

    Varsın yokuşa sürsün hayat
    gün karanlığa
    rüzgar esmesin
    bahar gelmesin
    kokmasın gül
    küssün dünyaya yüreğim.
    gözlerimde ay
    ellerimde yıldızlar
    deli bir buluta yükleyip anılarımı
    beklerim ben
    ey bağrımın taşı
    gözümün yaşı yar

    varsın uçsun hüzün kuşları
    marjinale çiksın adım
    boynu bükük çiçekler gibi
    eğip başımı önüme
    hep ağlayayım
    varsın saçlarım özlem
    sakalım hüzün koksun
    Sarı bir acıya dönsün yapraklar
    sabah olmaz gecelerde
    Soğukta, darda, karanlıkta kalayım

    Yeterki gelmesin ecel
    dağ devrilmesin
    beklerim ben
    unutulmuş istasyonların
    trenlerinde taşınan
    kimselerin el sallamadığı
    kimselerin karşılamadığı
    yalnızlarımla...

    Nuri CAN
    www.nuricann.com
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... age73n.jpg


    Gitme Sevdamsın


    Isıtan ışığımsın,inadına sevdam,
    bitmeyen kavgamsın
    gitme gönlümün güneşi
    bir bozkır ıssızlığı gibi
    bu şehrin karanlık sokaklarında
    bırakıp beni gitme
    gitme közüm, gitme korum, gitme gözüm...

    Gidersen
    bütün duvarlar yıkılır üstüme
    kimsesizleri ağlar gözlerimde bu şehrin
    hüzün sarar sokakları her gece
    hicran yağar göklerden yağmur yerine...
    gitme gece gözlüm, gitme bahar yüzlüm
    gitme öksüzüm

    Ellerin yağmur sıcağı senin
    gözlerin düğün çiçeği
    dudağın gelincik
    bakışın ay
    vurup ömrümün göçmen kuşlarını
    hançerleyip kalbimi gitme
    gitme ışığım, gitme sevdam, gitme kavgam...

    Gitme sevdamsın
    gidersen duman olur ağarım sokaklara
    incecik bir yağmur olur yağarım
    uyku tutmaz geceleri
    uzak yıldızlara takılır kalır gözlerim
    kaybolup giderim bu kalabalık şehirde
    gitme delikızım, gitme yürek sızım, canyıldızım

    Gitme gönlümün nazlısı
    bakışlarımı bir boşluğa ilmikleyip
    sonsuz kederimle başbaşa bırakıp gitme
    gitme çöl olur, gitme ölüm olur
    bir yaprak gibi kurur gider ömrüm rüzgarda
    aysız, güneşsiz kalırım, susuz, havasız
    gitme ölürüm
    gitme

    Gitme gece gözlüm, gitme öksüzüm
    gidersen bu şehir sensiz kalır
    seni ararım bütün duraklarda
    bütün sokaklarda seni ağlarım
    gitme anılara kar yağar
    gitme dört mevsim ayaz olur
    dört mevsim sonbahar
    gitme ey yar
    ağlatma beni sevda kapılarında
    eğme boynumu
    üşürüm, donarım her gece sokaklarda

    Gitme yüreğimin sızısı
    gitme alnımın yazısı, gönlümün nazlısı
    gitme duman olur, tufan olur, ah olur
    kuşlarda çekip gider bu şehirde
    ne güneş doğar, ne sabah olur
    her saniye bir can verir ömrüm
    ölürüm sevda kapılarında
    ölürüm gitme
    gitme


    Nuri CAN
    www.nuricann.com
En son deste tarafından 25.09.2007 - 21:59 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... /sutun.jpg


    Toplan Gidiyoruz Ey Kalbim

    Haydi toplan akşam oldu
    vakit doldu
    toplan gidiyoruz ey kalbim
    kırkikindi yağmurlarına kalamam
    kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti
    biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
    bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
    sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
    bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
    çekip gidiyorum buralardan
    içimdeki cesetleri çiğneyerek
    kalbimdeki mahşere

    bak akşam
    vakit tamam
    duruldu işte bulanık denizler
    dürüp ömrümün defterini
    toplan gidiyoruz ey kalbim

    yorgunum
    bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta
    sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim
    bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne
    çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim
    kimsesiz bir kış ortasında
    ne gülen gözleri ısıtıyor artık çocukların
    ne de sevdalı bakışları yeniyetme aşıkların

    bütün dinlerden kovuldum
    bütün ülkelerden
    bütün yüreklerden kovuldum
    (*)”Aliye gülümsesem Muaviye öldürür beni”
    hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok

    biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
    bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
    sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
    yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
    sevdalı bir kuş yükleyip kanatlarına acılarımı
    alıp gitsin beni buralardan

    hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın
    vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim
    ağlatma beni sevda kapılarında
    kahpe kapılarında eğme boynumu
    kurşunlar sıkılsada canevime
    çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
    bırak başım dik, içim ezik kalsın
    onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni
    satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma

    biliyorum bu düş sığmaz kirlenmiş sokaklara
    bu sevda sığmaz
    bakmayın gözlerime
    nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişlikleri
    kınalı bir kelebek konunca saçlarıma

    ah! Benim de hayallerim vardı
    baharlarım vardı, yazlarım vardı
    kuşlar göçüp gitti yüreğimden
    gökyüzüm yaralı kaldı
    bir isyan giydirip gözlerime
    dipsiz uçurumlara yuvarladım umutlarımı

    aşk diyordum talan oldu, yalan oldu ömrüm
    tınısı kırık bir keman sızısıyım artık
    yok gideceğim başka bir liman
    bak duruldu işte bulanık denizler
    haydi toplan vakit tamam
    toplan gidiyoruz ey kalbim
    boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük

    paranın sevgiye ihanetini gördüm
    insanın önünde diz çöküp ibadetini
    dünler harabe yarınlar umut değil
    hüznün neresinden dönsem, kırgınım

    öpmeye uzandığım bütün dudaklar frengili

    Nurı Can
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... yt63gi.jpg

    Ey Hayat Kucakla Beni

    Kalbimin kırıklarını toplayıp avuçlarıma
    çekip gitsem bu şehirden
    anılar incinir mi?
    üşür mü? dalında bir yaz çiçeği

    ve bilir mi?
    bir sevgiye karşılık yüreğini kanatanı
    bin ilmik atanı usuna
    çekilen her tetiğe karşılık

    kirpiklerinde
    baharını saklayan yaşlı bir çocuğum ben
    düşlerin yağmurunda ıslanmış gül izi
    ağlamak istediğim her sahilde bir martı ölür
    bir şiir vurur kıyılara gücenik
    değip geçer ellerime ihanetin rüzgarları

    içimin ırmakları kurudu bütün yapraklar soluk
    hüzün kokuyor çiçeğim
    hangi yağmurları müjdelersen müjdele
    yeşermez bir daha yangının düştüğü yer
    aşk da küstü
    kim dinler kalbimin kırık sesini artık

    ceylanların
    vurulduğu bir dağbaşı ıssızlığıyım işte
    gelinciklerin ürperdiği şafak
    gülücükler kuruturum durmadan güz dudaklarında
    giden dönmedi terketti bütün mevsimler
    bir korkunç acıya düştümki
    sırtımda kırk paslı bıçak kırkyerinden kanayan

    avcılar vurdu küçücük serçe kuşlarımı
    acılar tünedi sevincin tüneğine
    gidenler gelmedi terketti bütün mevsimler
    bir tek gül kalmadı ömrümün bozkırında
    şimdi yalnızlığın en tenha kışındayım
    kirpiklerimde yıldızlar saklasamda
    bedenime buzdan rüzgarlar esiyor her gece

    testisi kırık yorgun bir yolcuyum
    hiç bir şey avutmuyor artık
    kirpiklerimde yağmurlar duman duman
    uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım

    üşüyorum
    ey hayat kucakla beni
    mavikanatlarının altına al
    sığınıp kalayım bir sevginin sıcak iklimine

    Nurı Can








    http://img135.imageshack.us/img135/6294/60sw4.jpg

    Boynumda Kendi Ellerim

    Gözlerim çocukları yoksul bir ülke şimdi
    içimin kızıllığınca gül ve yangın
    dalında unutulmuş bir üzüm tanesiyim belki
    belki bir söğüt dalının efil efil titreyen yaprağıyım
    uzak bir iklimde esip geçen rüzgarlara ağıt yakan

    bir gün çözüp bakışlarımı tel tel kirpiklerimden
    elif elif ağlayan gümüş saçlı bir anneye bağışlayacağım
    son kez ağlayacağım belki düşerken sevdanın eşiğine
    varsın bağışlamasın beni hayat ki,
    ay uzak tepelerin ardına çekilsin
    çarpa çarpa dövsün kıyılarımı acılar
    yarasına figan düşsün kırlangıçların
    eriyip gitsin hüzünlü bakışlarımda ne varsa
    yokluğuma kahırlanmayacaksa bu kent
    ah! çekmeyecekse ardımda kalan anılar

    Ah! ey yarasında nehirler fışkıran kalbim
    susuyorum işte acılara akan bir sesle
    hayat ki, ateşten bir ip boynumda
    koynumda buzdan bir top
    ne zaman doğrulsam dokuz yerimden vururlar beni

    biliyorum her susuşun ardında bir yalnızlık var
    bir özlem, bir kahır var
    bilinsin ki, bir yanı yangındır susuşlarımın, bir yanı ölüm
    aşkın kor ateşlerinde sınanmış bir semenderim ben
    her gece kalbimin ortasında bir çöl çiçeği açar adı Leyla
    bir yanı Yusuf’tur acılarımın bir yanı Züleyha
    yolları beklemekten yorgun, yıllara gözyaşı dökmekten

    hüzünlü yüzüm, aykırı sakalımla
    ondandır dünyanın orta yerinde kederli bir dağ gibi duruşum
    siyahlar giyinişim, saçlarımı taramayışım
    bir yaban gülü gibi ıssızda ağlayışım
    bir derviş gibi yakışım kalbimi, boynumu büküp bakışım
    ondandır
    bunca incinmişliğim ondan
    kemirirken içimi utangaç ulalar heyulasında geçmişim

    susuyorum ki, acıma kimseler merhamet etmesin
    çünkü hep sevgilerden aldım suların derin akışını
    ve nakışını yüreği elmas bir kızın dantelinden söktüm
    biliyorum yangınlar kentinde kıvılcımlar
    bir sevdadır gül yaprağına konmuş
    bütün yıldızlar sırtını dönmüş bana, ayda küs
    hayat bu işte ey kalbim bir varmış bir yokmuş

    varsın kirpiklerimden acı dökülsün
    yüreğimde büyüttüğüm kır menekşeleri için
    son bir damla su istiyorum senden ey kalbim allah aşkına
    bu çölleri sen yarattın iflah olmaz ömrüme
    senden aldım bu kadar sevmeyi, özlemeyi, kahrolmayı
    şimdi boynumda kendi ellerim bağışlama beni
    tükenmiş ümitlere yeni vahalar gerekmiyor çünkü

    her bahar kuşlar kanat çırpınca özgürlüklere
    sesler gelince karlı dağların ardından türkü ırmaklarında
    ve ben uzanıp durduğumda yatağıma ince bir su gibi ıssız
    sorun kalbime özlemek nedir, acı nedir, hüzün nedir
    yasaksa aşk titreyen yüreklerin deltasında
    varsın kurusun güller, sular kararsın, kumlar yansın
    bir çöl akşamıyım artık
    bıçak keskinliğinde yakınmadan esip geçiyor düşlerim

    savunmasızım, sus ey kalbim intizarın sende kalsın
    gizle, vuslatı arzulayan bir kor ol yan kalbim, kimse bilmesin

    bütün çığlıklarını kuşansın gelsin ölüm


    Nurı Can
En son deste tarafından 25.09.2007 - 22:14 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://img257.imageshack.us/img257/3261/72bb1.jpg

    Elini Vermiyor Hayat!

    Yerde kıvranan kalbimin üstünde dansediyor acılar
    koparıp göğsümden yerlere fırlattığım kalbimin
    kimse dönüp bakmıyor
    görmüyor ateşler içinde kıvrandığını kalbimin
    eğilip almıyor ateşler içinde
    yanıyor kalbim!
    kalbim ahhh!!!

    Yaprakları acılı rüzgarlada ürperen
    yorgun bir dağ lalesiyim bir yol başında
    yaralı ceylanların gözlerinde inliyor bedenim
    ruhum bir cellâtınki kadar soğuk ve tedirgin
    kirli bir hayatın karanlık odalarında
    mil çekiliyor gözlerime
    kör oluyorum!
    dost bildiklerim hançerini saplıyor göğsüme
    yaralanıyor canevim
    kan damlıyor her yerimden
    yüreğimden
    ellerimden
    gözlerimden
    dudaklarımdan...
    ahhh!!!

    Zifir karası gecelerin acısı zaptediyor ruhumu
    kalbimin en ince sızısından vuruyor hayat
    ne güneş ısıtıyor üşüyen anılarımı artık
    ne de insanlardan kaçıp sığındığım tenhalar
    çıkmaz sokaklarda yitirdim yolumu, şaşkınım
    şimdi yüreğim çırpınan yaralı bir kuş gibi çaresiz
    kış kadar soğuk bedenim şimdi
    param parça her yerim
    bir ihanet sisinde yitirdim herşeyimi
    yıldızlar göz kırpmıyor , ay küs
    sisli geçen her gecenin ardından yağmuru bekliyorum

    Ah!!! Diyorum,
    keşke bende duygusuz yaşamayı becerebilseydim
    yalanlar sıralayabilseydim, yalanların ardından
    aç çocukların gözlerine bakıp utanmasaydım
    yanmasaydım bu kadar dünyanın acısına
    gözlerime perde çekip, unutabilseydim her olup biteni
    ihanetlere incitmeseydim yüreğimi bu kadar

    Ey ömrüm ödedim borcunu acıların, azad eyle beni
    anladımki söz geçmiyor yüreğe tufandan sonra
    bağışlamıyor hayat yüreğiyle oynayanı
    el yordamıyla yürüyorum şimdi yürüdüğüm yerde
    yalanlardan örülmüş bir duvarın kenarından tutunarak,
    onurlulara mahsus acılı taşlara yürüyorum...
    bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikle
    sürüklüyorum bölük pörçük hayatımı ardımdan.

    Ey kalbe saplanan hançer
    ey ciğere işlenen kurşun
    bu yürek artık ağlamamalı,
    yanmamalı acılara bu kadar
    ağır geliyor onurlu bir ömrün çekilen yükü
    bir yanım deniz, bir yanım uçurum, bir yanım ateş
    yalnız bir yolcuyum meçhule giden dümensiz bir gemide
    gözlerimde kaç bin yıllık ah!
    yüzme bilmediğini bile bile denize atıyorum kalbimi
    alıp götürsün diye upuzun yanlızlıklara dalgalar

    Yorgun bir dağ lalesinin hazin hikayesi hayatım
    yaşama sevincimi yıllar önce
    çiçekleri çiğnenen bir bahçede yitirdim
    ağrılar içindeyim şimdi ah! mavi kuş
    yorgunum, bitkinim, dargınım!
    elini vermiyor hayat!
    bir uçurum kenarında
    ha düştüm düşeceğim

    her gece bir yıldız kayıyor gözlerimden
    yüreğimden bir dilek sönüyor her gece
    bu yüzden hep yetimdir bir yanım
    bir yanım aşka ve acıya ayarlı

    enkaz oldum, toz oldum, duman oldum
    (*)"ben bu kahrı çeke çeke yoruldum"
    kara bir dumanla boğuluyorum şimdi
    şimdi kara gecelerin kör kelebeği gözlerim
    karanlıklar içindeyim dipsiz bir kuyuda
    dolunay
    bulutların arkasından
    bakar
    bakar
    darılır...

    ben
    dolunaya
    bakar
    bakar
    utanırım...


    Nurı Can
Silinmiş kullanıcı

Mesaj gönderen Silinmiş kullanıcı »

SİLİNDİ
Cevapla