Nuri Can'ın şiir,resim ve denemeleri

Şiir yazmak her yiğidin harcı değildir...
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Nuri Can'ın şiir,resim ve denemeleri

Mesaj gönderen deste »

    • .


      http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... annnnm.jpg



      Geldi hazân, Yine hüzün, Yine gam


      Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
      geldi hazân, yine hüzün, yine gam
      şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
      geldi hazân, yine hüzün, yine gam
      gönüllere elem konuk her akşam ...

      Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
      şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
      yine boyun büktü akşamlar öksüz
      geldi hazan, yine efkar, yine ah-u zar
      yine hasret, yine gurbet ah leyli yar
      bir ince sızı düşer sineye her akşam

      Bülbülü bir güle zar eylemişler
      dünyayı sevene dar eylemişler
      sevdayı göğsüme nar eylemişler
      geldi hazân, yine hüsran, yine figan
      yine hicran, yine giryan, yine efgân
      bir ince sızıdır nereye baksam

      Rüzgar hicran inler gönül secdede
      nağmeler aşkı kanar her hecede
      ay küser bir efkâr basar gecede
      geldi hazan, yine hüsran, yine efgân
      yine sürgün, yine firgat, yine figan
      bir kara dumandır iner her akşam

      Felek ki, demirden örmüş ağını
      ceylanlar aşk için yakmış dağını
      gazeller savurmuş gönül bağını
      geldi hazân, yine hüzün,yine giryan
      yan ey gönül dermansız derdine yan

      bak yine çöktü efkar her yer karardı
      bahçe gazel döktü yaprak sarardı
      her sokak başını bir elem sardı
      geldi hazân, yine hüzün, yine gam
      yine sürgün, yine giryan, yine hicran
      bir ince sızıdır nereye baksam

      Tipi bize, boran bize, kar bize
      feryat bize, figan bize, zar bize
      hicran bize, fizan bize, har bize
      yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
      dinmez bir sızıdır yüreğinde ne yapsan
      gönüllere elem konuk her akşam

      Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
      bülbül zar-ı figan, zar-ı fizan, zar-ı efgân
      ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
      ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
      yan ey gönül dermansız derdine yan

      Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran, yine giryân bana düştü ah!..
      yine firgat, yine hasret,yine figan, yine efgân cana düştü ah!....
      attı felek, her birimiz bir yana düştü
      ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
      yan ey gönül yan, şimdi dermansız derdine yan

      hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi
      ah! leyli yar...
      kış geldi , yine tipi, yine boran, yine duman
      her gece kalbimize yağıyor kar...


      Nuri CAN










    • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... 77mmnn.jpg


      Ey Denizler Kraliçesi Myra

      Ey gönül mihrabımda sultan
      ey sabah yıldızının kızı
      ey eşsiz dolunay ışığı
      ey vefa göğünde hilal
      denizler kraliçesi Myra
      ben ki gam rüzgarlarında bir geda
      ay bakışının dilencisi bir avareyim
      sen benim en güzel hayalçiçeğimsin
      ben senin aşkınla deli-divaneyim

      ey yeryüzü kraliçesi
      ey gökyüzü kraliçesi
      ey denizler kraliçesi Myra
      gel sevgilim ol sevgisizlikler ülkesinde
      mutluluk ağacında hayal çiçeğim ol
      dost gelişinle gel, gül gülüşünle gel
      uyandır beni elem uykusundan
      güneşim ol, ayım ol doğ ufkuma
      sıcaklığın sarsın dünyamı
      muhtacım sana

      gelmiyorsan, gelemiyorsan
      açık bırak gönül kapını
      yükleyip yüreğimi bir martının kanadına
      dalga dalga aşıp denizleri
      rüzgarın kanadında ben geleyim

      damardaki kanın, dudakdaki tadın
      ölümsüzlüğün adıdır adın
      ey sonsuzluğun hikayesi Myra

      seni sevmeseydim ne gülün alı olurdu
      ne menekşenin moru, ne de ateşin koru
      olmazdı yeşilin tonu
      seni sevdiğim için gözlerin mavi, bakışların ay
      denizler dalgalı
      seni sevdiğim için saçların yağmur rengi
      gülüşün gül, dudakların kızıl

      milyon kere tutuşsada denizler yüreğimde
      sorma kıyılarım niye yanar, niye ağlar martılarım
      umutlarım Sende saklı...

      beni sende seni bende çoğalt, çoğalt ki,
      dağlara yaslanan hayalini seveyim
      denizlerde dalgalanan kalbini
      masumluğuna yıldız
      gülüşüne gül düşüreyim
      ve ben
      ve ben
      ve ben
      yüzyıllarca yalnız seni seveyim...
      yalnız seni seveyim,
      seni seveyim,
      seveyim,
      seve,
      sev,
      se,
      s...


      Nuri CAN
      www.nuricann.com
En son deste tarafından 25.09.2007 - 21:43 tarihinde düzenlendi, toplamda 4 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Hoşçakal Gönlümün Nazlısı

Mesaj gönderen deste »

  • .

    http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... /119-1.jpg


    Bu şiiri sesli dinlemek için Tıkla
    http://www.nuricann.com/hoscakal.mp3

    Hoşçakal Gönlümün Nazlısı

    Gidiyorum buralardan yalınayak ve üzgün
    önümdeki uçurumlara aldırmadan
    varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın
    o gerçekleşmeyen hayallerim.
    ardımda yaralı bir yürek
    kederli bir ömür
    ve yoksul anılar bırakarak
    çekip gidiyorum sevdiğim
    hoşçakal gönlümün nazlısı, bağrımın sızısı
    hoşçakal

    gidiyorum başım önümde, gözümde nem
    duramam artık ey aşk, ey sevdiğim
    hüzne ve kedere boğulduğum bu şehirde
    duramam
    hiç bir anı kabul etmiyor beni
    bedenim buz gibi soğuk
    yüreğim param parça keder
    kış kadar soğuk ellerim
    ardımda yoksul bir sevda
    ve bana ait ne varsa
    bırakıp gidiyorum sevdiğim
    hoşça kal anlımın yazısı, kaderimin küskünü
    hoşçakal

    bütün yaprakları dökülmüş
    dalları kırılmış bir ağaç gibi hıçkırarak
    ve bırakarak ardımdan sırtımı yasladığım
    çınar ağacını yaslı
    meçhule giden acılar yüklü bir gemide
    uğuldayan rüzgarlara sarıp sesimi
    şarkıların sustuğu, aşkların vurulduğu
    limanlara gidiyorum sevdiğim
    hoşça kal kırık sazım, sevdamın yaralı türküsü
    hoşçakal

    bir yıldız daha kaymadan gözlerimden
    yüreğimden bir arzu daha sönmeden
    gidiyorum ey aşk, ey sevdiğim
    bir daha yağmamalı bu ihanet yağmurları
    ağlamamalı bu yürek bir daha
    bir acıyı, başka bir acıyla sarıp
    alıp dağların ve yıldızların gölgesini
    yüzümde kış, bakışlarımda kar
    yorgun akan bir ırmak misali
    kimsesiz sokaklara bırakıp yanlızlığımı
    gidiyorum sevdiğim
    hoşça kal gecelerimin yıldızı, karlı dağların yalnız kızı
    hoşça kal

    bütün borçlarını ödedim bu sokakların, alacağımı aldım
    geri dönmez bir mevsimdeyim artık, duramam ey aşk
    bu şehre sığamam bu hüzünle
    yoksa acılar üşütür beni
    kar kavurur anılarımı
    donar bakışlarım
    üşürüm... üşürüm ey aşk

    sorma nereye, hangi dağın ardına?
    ne kadar uzağa varır yolum?
    kim yoldaş olur bana ?
    dönüp gelir miyim yine bahar geldiğinde ?
    çiçek açtığında mor dağlar
    sorma

    sazımdaki hüznü
    içimdeki sızıyı
    boynu bükük karanfilimi
    ve yüreğimin yangınını bırakıp rüzgarlara
    sırılsıklam yalnızlığımı alıp yanıma gidiyorum
    hoşça kal bağrımın ateşi, kalbimin ahı, mühür gözlü yar
    hoşçakal


    Nuri CAN
    www.nuricann.com

.
En son deste tarafından 21.09.2007 - 21:54 tarihinde düzenlendi, toplamda 5 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Sustum!

Mesaj gönderen deste »

  • .


    bu klibi mutlaka izleyin

    http://www.youtube.com/v/O1NcMs7BKKI


    http://img140.imageshack.us/img140/4707/meldywj6jk9.jpg

    SESLİ YORUMLARI dinle

    http://www.hanedan.info/Asksiirlerim/Sustum.mp3

    http://www.nuricann.com/sustum.mp3



    Sustum!

    "Herkes konuştuğunu yazar,bense sustuklarımı"


    Herkesin konuştuğu bir dünyada
    ben sustum!
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
    yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
    kimse duymuyor...

    Sustum!
    Bin ah sürüp dudaklarıma
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    sustu benimle deniz,
    sustu deli dalgalar, sustu martılar...
    umutlarımı sarıp rüzgarlara
    uzaklara savuruyorum her gece
    yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
    kimse görmüyor...

    Sustum!
    Tam acılarımı haykıracaktım ki,
    sustum
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin...
    içimdeki volkanları boğarak sustum!
    açmadım kimselere yüreğimi
    hançeri sadece kendime sapladım
    sapladım ve sustum!
    hüznü yüzümde,
    acıları gözlerimde topladım sustum!..

    Sustum!
    sustu dudağımdaki şarkı,
    gözlerimdeki şiir
    yaraları yalayan rüzgar
    sokaklarında kahrolduğum şehir
    gözlerim konuşuyor yalnız!

    Saçı ağarmış hayaller
    nemli kirpiklerle
    bulutlandığında gözlerim
    gökte şimşek olup çakıyorum
    kimse görmüyor...

    Sustum!
    tuz basıp yaralarıma!
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
    yaslanıp yalnızlığın duvarına
    gül döküp kalabalıklara her gece
    kimsesiz geziyorum gönül ülkemi
    kimse bilmiyor...

    Sustum!
    tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
    sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
    acılar konuşuyor şimdi yalnız
    yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
    tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
    atıyorum uçurumlardan
    kimse görmüyor

    Ne zaman
    dudaklarından öpmeye kalksam hayatı
    saçlarını koklasam rüzgarların
    içimde incecik bir sevgi ürperiyor
    sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
    gelmiyor beklediğim bahar
    yaralar merhem tutmuyor
    gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
    kimse silmiyor
    yağmur dinmiyor
    sevdiğim bilmiyor

    Sustum!
    sustu benimle sarı sabır,
    sustu hasret, sustu zaman
    yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
    kimse duymuyor

    Sustum!
    İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
    sustum
    sustu dudağımdaki şiir
    gözlerimdeki nehir
    gönlümdeki yara
    bulutlar haykırdı isyanımı
    şimşekler haykırdı
    sadece ben duydum
    sadece ben

    Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
    ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
    yaralar merhem tutmuyor
    geceler avutmuyor
    ben sustum
    acılarım konuşuyor yalnız
    yaralı gönlümün sızıları konuşuyor

    Ben sustum!
    susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
    pencereme vuran yağmur damlaları
    susmuyor dışarda inleyen rüzgar
    yıldızlar küs
    ay üzgün
    yağmur dinmiyor
    içimde binlerce şiir kanıyor her gece
    kimse bilmiyor
    kimse duymuyor

    sustum!
    sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
    sustu hayat, sustu zaman
    acılar konuşuyor yalnız
    acılarım konuşuyor
    kimse duymuyor...
    duymuyor...
    duymu...
    duy...


    Nuri CAN
    www.nuricann.com



    Şiir: Nuri CAN.
En son deste tarafından 24.08.2007 - 0:13 tarihinde düzenlendi, toplamda 6 kere düzenlendi.
Prince of Night
Moderatör
Moderatör
Mesajlar: 329
Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
Konum: antalya

Mesaj gönderen Prince of Night »

resimler güzelmiş. o yaptıysa tabi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... njbnty.jpg

    • En Güzel Rüya Sensin

      Ey gönlümün uçurumuna her seher
      gül ve rüzgar dokuyan uçarı kız
      ey nazlı çiçek, narin kelebek,
      vahşi menekşem.
      ey büyülü dağım…
      bir ömür tırmanıp ulaşamadığım…
      bakışın yağmur senin,
      gözlerin deniz, ellerin gül,
      saçların meltem
      ah! ki, başımı döndürürsün her dem
      seni sevmek bir masal
      en güzel masal sensin

      ey ormanların uğultusu
      baharın buğusu
      dağların kokusu
      ey yanan yüreğime en mübarek su
      gözlerin denizin üzerinde ayışığı
      gözlerin gözlerimde ateş,
      dudağımda gül, ömrüme can
      gözlerin geceye söylenmiş şarkı
      seni özlemek bir şiir
      en güzel şiir sensin

      senki sularda nilüferimsin
      vatanım, en kutsal yerimsin
      gökkuşağı olur şiir kokarsın
      güneş olur tenimi ısıtırsın
      rüzgar olur, bahar olur, aşk olur
      hayat olur, deniz olur, dalga olur
      öldürürsün beni edan ile
      üstüme üstüme gelirsin her gece
      başımı döndürürsün...

      ey yüreğime mühür,ölümsüzlüğün adı
      ey baharın neşesi, dağların moru
      gönlümün menekşesi, sevdanın onuru
      seni koklanmamış bir kır çiçeği gibi sevdim
      seni yazdığım bütün sayfalar hasret kokuyor
      sevgi dokuyor gönül defterime her mısra
      seni sevmek bir rüya
      en güzel rüya sensin

      yüreğime alıyorum seni
      gözlerime, dudaklarıma,
      tenime sarıyorum.
      mutluluk ağacımda
      sevinç çiçeğim oluyorsun
      durmadan yürüyorsun gönül ülkeme
      canıma can, kalbime canan oluyorsun
      duygularım seni sevince böyle güzel
      tenim hasretinle sıcak böyle
      seni sevmek bir sevda
      en güzel sevda sensin

      Nuri CAN
      www.nuricann.com
En son deste tarafından 21.09.2007 - 21:56 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mavi Sevda

Mesaj gönderen deste »

http://i.fotodak.com/75/67/45366.jpg


Mavi Sevda



Bir mavi denizdeyiz şimdi seninle
ak bir martı gibi umut ve sevinç yüklü gemimiz
mutluluk rüzgarları vuruyor yelkenlerimize
pupa yelken yol alıyoruz sabaha
güneşli günlere çıkıyoruz, mavi gecelere

güzelliklerin el değmemiş ormanlarında
düşlenmemiş renklerin çılgınlığı düşüyor bakışlarımıza
kulaklarımıza binlerce kuş sesi dökülüyor
şiir cıvıltıları üşüşüyor saçlarımıza
sevgi çelenkleri örüyor zaman içimizdeki ışıltılardan

sevgiyle beslenerek,
bin çiçek büyüyor özlemin kor bahçelerinden
küskün çocuklar gülümsüyor yıldızlara
seviyoruz bütün insanları, bütün hataları affediyoruz
şarkılar bizim oluyor, şiirler bizim, yarınlar bizim
su gibi yudum yudum, hava gibi nefes nefes
mutluluğu tadıyoruz tüm pınarlardan
sevgimizi koyup tüm sevdaların üstüne
yelin suyla öpüştüğü kıyılara atıyoruz acılarımızı

kaldırıp duvağını gökyüzünün
öpüyoruz tüm beyaz bulutları alnından birer birer
dudaklarımız gül oluyor, gözlerimiz yıldız, bakışlarımız ay
uçuk bir mavide tutsak kalıyor hayallerimiz
sokaklar dolusu mutluluk
çiçekler dolusu sevgi ekiyoruz güzelliğin doruklarına
martılar uçuruyoruz samanyoluna mavi düşler boyu

bir Adem ile Hava faslındayız şimdi seninle
mavi bir rüya görüyoruz, mavi bir bahar yeşeriyor tenlerimizde
yeni bir aşk masalı yaşıyoruz şarkıların tılsımında
güneşi, mehtabı, yıldızları içiyoruz tüm pınarlardan

dudakların kalplere sığındığı bir adada
şimdi binbir arzuyla köpürüp kabarıyor dalgalar
şiir’in yedirenk çakılları vuruyor kıyılarımıza
bütün ihanetlerden arı, bütün çirkinliklerden uzak
yıldızları yol yapıp umutlarımıza
mavilere tırmanıyoruz ince alımlı ayaklarıyla aşkın


Nuri CAN
En son deste tarafından 03.11.2006 - 0:33 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

http://img54.imageshack.us/img54/9632/165bz1.jpg


Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum


Gidiyorum
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

gidiyorum
başımda gam gözlerimde nem
toplayıp önüme düşen gölgelerimi
bütün hatıraları bırakıp geride
ardımdan çekip kapıyı usulca
başımı alıp gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için

hoşça kal suyundan çimdiğim dere
kana kana içtiğim pınar
say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan

çekip gidiyorum bir bilinmeze doğru
hem yol, hem yolcu olmaya
acılarımla başbaşa kalmaya
bütün yıldızları takıp kanatlarıma
rüzgarların uğultusunda kaybolmaya gidiyorum

Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
gecelerin zifiri saçlarında çıkıp yola
dağlı bir ırmak gibi çarpa çarpa kıyılara
bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum

bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim
gözlerimin içinde iki damla gözyaşı gibi
bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal


Nuri CAN
En son deste tarafından 03.11.2006 - 0:34 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • .

    http://img142.imageshack.us/img142/1539/hihu0.jpg


    Destina

    Aşklara vurur bülbülüm, yuvalanır gönlümün gülüstanına
    gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde, soluğun ateş
    yak savur küllerimi çölüme döneyim.

    orman fısıltıları kulağımda, rüzgar ıslıkları
    yağmur tutuşmaları, sevgi buluşmaları
    aşkın düştüğü yer… yangın
    yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
    rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm

    bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
    ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
    ırmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
    dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
    gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım

    uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
    fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
    karlı dağlarda uzak bir ses gibi
    solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
    kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
    ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
    umudun bütün bahçelerinden kovuldum
    bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum

    uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
    sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
    içinden kırılmış bir gölge
    başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
    ve nasıl dayanabilirki
    sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların

    Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
    yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
    baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
    yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
    çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde

    şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
    çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim
    kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
    nereye uçsun, bir umut yoksa kanadında esen yellerin

    bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
    aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
    gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım

    ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
    içime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
    bırak ki, dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
    ateş oflayan ormanında bu ahın

    gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
    koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
    dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
    tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem

    Ah Destina’m, kara kızım, uzun saçlı hasretim
    kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
    gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
    gönlünün güneşli bahçelerinden, nilüferlerin zülüflerinden
    ve derin kuyularından hasretin, su getir

    koca İstanbulu getir bana gelirken
    mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
    üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
    mor salkımlı düşlerini getir
    istiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları
    yıldızlarını getir bana kaygısız bir gecenin
    ayışığı gülüşünle sarıl içimdeki feryada
    aşkın ateşlerinde sınanmış bir semenderim ben.

    düşsüzüm düşlerine al beni, soluksuz sevişmelerine sakla
    dudaklarınla kapat dudaklarımı, soluduğumda
    uyuduğumda, alnımdan öperek uyandır beni
    ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
    şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
    aşk bir yanımı alıp götürsün, özlem bir yanımı
    bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım

    şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
    sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir’im
    bırak güllere vursun gülüşün, harelensin denizlerin yüreğine
    yanaklarında aşkın solmayan rengi
    saklayıp gecelere gizini, yıldızlara uzansın mavi düşlerin

    Bense çevire çevire dört duvarımı, bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım



    Nuri CAN
    www.nuricann.com
En son deste tarafından 21.09.2007 - 22:15 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... rrctn7.jpg



http://img142.exs.cx/img142/8109/pen3305ay.gif



Seven Yüreğime Sor Beni

Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer
hasretin ateş olup giriyorsa koynuma
ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda
her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim
sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde
savruluyorsam sokak sokak
ürperiyorsam yaprak yaprak
esip geçen rüzgarlara sor beni

hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece
kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa
kahroluyorsa kalbim seni her andığımda
ve tanımıyorsa hiç bir kural yüreğim
kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine
ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem
ateş - alev sevdalara sor beni

seninle gözgöze geldiğimde
ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan
düğümleniyorsa boğazım
çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim
konuşamıyorsam tek bir kelime
depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde
ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı
deli - divane gönlüme sor beni

kirpiklerimden süzülen damlalar
islatiyorsa yüreğimi her gece
hep bulutlarda saklıyorsam seni
düşüyorsan içime tane tane her yağmur yağıdığında
kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan
susuyorsa denizler seni düşündüğümde
gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi
gelip sokuluyorsan uykularıma
gelip sokuluyorsan rüyalarıma
sensiz geçen gecelere sor beni

damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan
şiir olup doluyorsan kulaklarıma
masmavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça
çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece
ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde
yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi
sana anlatamıyorsam
bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime
su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam
ve beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi
şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni


Nuri CAN
www.nuricann.com
En son deste tarafından 24.08.2007 - 0:23 tarihinde düzenlendi, toplamda 3 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/nurican/56vx.jpg


    Yokluğun Buz Gibi soğuk


    Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum...

    Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…

    Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde...
    Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...

    Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi...
    Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…
    Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…

    Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...

    Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla...
    Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...

    Gel. Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara, ne kadar çok sevdiğimi ...

    Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin...

    Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.



    Nuri CAN
En son deste tarafından 24.08.2007 - 0:21 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/nurican/42.jpg


    Gitme

    Gitme
    figan düşer denizlere sular çekilir
    yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
    bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
    boynunu büker kır çiçekleri kelebekler ölür

    gitme
    bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
    şaşırır yönünü rüzgarlar
    bütün pınarların suyu çekilir
    solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

    gitme
    öksüz kalır içimdeki imge dağları
    saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
    bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
    çiçekler açmaz bahçemde ah gülüm

    gitme
    acılara mahkum olur yüreğim
    ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
    boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
    alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm

    gitme
    içimdeki bütün vagonlar devrilir
    bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

    gitme kal sevdiğim terketme beni
    umutsuz çaresiz bekletme beni
    bütün ormanlar ateşe verilir
    kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

    gitme kal
    menevşeler açsın dağlarda
    sevince dönüşsün gökyüzü
    iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
    yokluğuna alışamam yokluğun ölüm

    gitme
    bütün ormanlar ateşe verilir
    kuşlarda gider bu kent de, ölürüm



    Nuri CAN
En son deste tarafından 21.09.2007 - 21:58 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... 1nmucn.jpg

    Dudağımdaki Gelincikler

    Bir yanım gül
    bir yanım uçurum
    gelinciklerden ödünç aldığım bütün sevinçler
    duman duman kaybolup gitti bir trenin sesinde
    uzayan raylarda kaldı bakışlarım
    şimdi ben ömrümü
    hangi seherlere bırakıp giderim sen yoksan
    gazel düşmüş yapraklar gibi

    Gün olur anılarda ararım belki
    solmuş çiçeklerde, incecik gülücüklerde
    öksüz çocuklar gibi bükerim boynumu gün olur
    yağmur olur dökülürüm kaldırımlara
    hüzünlenirim belki dumanlı bir dağ gibi

    Ah! sen şimdi nerden bileceksinki
    her giden trenin
    bir şeyler alıp götürdüğünü benden
    dönmeyen bir yolcu beklediğimi her istasyonda
    kayıp sevdaların yurdu olduğunu yüreğimin
    acıyıp durduğunu bu yüzden
    kanayıp durduğunu bir ömür

    Ah! sen şimdi nerden bileceksinki
    ruhumun zindanda soluduğunu
    zifir bir gecenin uğultusu olduğunu ömrümün
    kısılmış sevdaların sesinde unutulduğumu
    yaşlandığını dudağımdaki bütün imgelerin
    ve hiç bir aşk şiirinin kabul etmediğini beni

    Ah! sen şimdi nerden bileceksinki
    kalbinin orta yerinden ihanet kurşunları yemiş
    bir tarihi taşıdığımı içimde
    sevdiğim bütün seslerin
    ihanetin kol gezdiği sokaklarda vurulduğunu
    ve her gece bir başka acıyla inlediğimi
    yuşa tepesindeki derviş gibi

    ben ki, hüzün ve ah kokulu bir günah
    hayatın bilge ve kırılgan yanı
    gözleri öksüz çocuğuyum bu dünyanın
    bütün kapılar kapalı yüzüme
    bütün imgelerden kovgun
    yok gideceğim başka bir yer
    güvendiğim bütün dağlara kar düştü

    kırıldım,yoruldum kadit dal oldum
    feryadıma ah düştü lal oldum

    .../
    Sen en sevdiğim serçe kuşusun
    en sevdiğim dağ kırlangıcı
    al götür buralardan uzaklara sesimi
    rüzgarlara götür, dağlara,
    baharlara götür kırılgan yanımı
    gülüşünü ver bana gülüşüm olsun
    üşümesin dudağımdaki gelincikler


    Nuri CAN
    www.nuricann.com
En son deste tarafından 24.08.2007 - 0:25 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i.fotodak.com/75/67/48065.jpg



    İki Damla Rüzgar


    Kadife saçlarını savurunca yel
    vurunca hayalin gözlerime
    üşüyünce nergiz
    gülünce gül
    çağlayınca nehir
    gel
    gel yudum yudum, yürek yürek
    gel konuş benimle bu uzak dünyada

    sevdamı çizip mavi bulutlara
    her gece iki büklüm
    her gece iki damla gözyaşı
    iki damla hasret çiçeği ile bekledim seni
    gelmedin kardelenim, kelebeğim, meleğim

    öyle kırılgan, öyle titrek, öyle ince
    seni beklerim her gece
    su ve şiir rengi akar sol yanım
    eririm ilmek ilmek hece hece

    sen ki, iki damla yağmur, iki damla çiy
    İki damla gözyaşı, iki damla sevinç olur
    düşersin yüreğime gizlice

    sen ki, iki damla rüzgar
    iki damla kor, iki damla öfke olur
    tutuşturursun bedenimi her gece

    gel ey hayatımın kaynağı
    güzel hikayem
    ölümsüzlüğün adı aşkım
    nerdesin gel

    gel ey saçlarıma düşen kar
    hayatıma esen rüzgar
    yüreğime saplanan hançer
    gel artık ne olursun

    yoksan
    varsın mendiller gözyaşı
    gözler özlem
    saçlar hüzün koksun
    çile yağmurları yağsın dört mevsim

    yoksan
    varsın dal yetim kalsın
    solsun gül
    bülbül figan etsin
    hazan rüzgarları essin dört mevsim

    yoksan
    üryan düşsün ağaçlar
    dal kırılsın
    hüzün döksün gül

    gel ey yüce sevda
    umudun güzel düşü
    kavuşamayanların aşkı için
    çocukların gülüşü için gel

    gel
    gel de şiirler oku
    masallar anlat
    mutlu, mavi çiçekler açan


    Nuri CAN
    www.nuricann.com
En son deste tarafından 03.11.2006 - 12:40 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »



  • http://i.fotodak.com/75/67/48063.jpg

    İkimizin Masalı

    Sen bir çiçek olsaydın sevda çöllerinde
    ömrümce yaş dökerdim kurumayasın diye
    seni yalnız güneşin aklığı
    güllerin sıcaklığı ile beslerdim
    ve mehtabın büyüsü ile süslerdim yapraklarını
    her sabah kızıllığında yeniden koklamak için

    sen bir defter olsaydın, ben kalem olurdum
    seni yazardım gece gündüz şiirlere, romanlara,
    dağlara, bulutlara, rüzgarlara
    elimin ulaştığı, gözümün gördüğü heryere seni yazardım
    dilime destan, yüreğime mühür kazardım
    bir ömür seninle yaşamak, seninle yaşlanmak için

    sen bir ceren olsaydın avcıların önünde
    sevgimi siper ederdim vurulmayasın diye
    yaralarını rüzgarın diliyle okşar
    güllerin eliyle sarardım
    ve seni dağların moruyla gizler
    pınarların diliyle seslerdim
    kem gözlerden, katı yüreklerden korumak için

    sen bir çoban olsaydın sürüler peşinde
    kalbimde taşırdım hep yorulmayasın diye
    ve kavalını rüzgarın nefesi ile üfler
    çağlayanların sesiyle dinlerdim
    her gece ayışığında duygularını okşamak için

    sen bir kardelen olsaydın dağların eteğinde
    ben yaprak olurdum rüzgarda titreyen
    dört bir yana kokular saçar dururdum
    her dem aşkın ile sarhoş olmak için

    sen bir dal olsaydın, ben toprak olurdum
    sen bir göl olsaydın, ben ırmak olurdum
    kalbine akardım gece gündüz
    senden uzak kaldığımda ağlar dururdum

    sen güneş olsaydın, ben dünya olurdum
    dönerdim ekseninde durmadan
    her sabah, her akşam yeniden buluşmak için

    ve saçlarını gökyüzünün mavisi ile yıkardım
    her dem güzelliğinden sarhoş olmak için




    Nuri CAN
    www.nuricann.com
deste
Yazar Adayı
Yazar Adayı
Mesajlar: 211
Kayıt: 16.11.2005 - 23:54
İletişim:

Mesaj gönderen deste »

  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... ie8io3.jpg

    Gitme Kal Diyemedim

    Bir sevda dudağında tutsak kaldı özlemim
    uzun kara trenler alıp götürdü seni
    hasret boyu uzayan raylara döküldü gözlerim
    bütün insanlar ağladı sen giderken.
    bütün istasyonlar gözyaşlarına boğuldu
    bir ben ağlamadım inanki, bir ben
    ince bir duman gibi kaybolup gittin

    oysa seni sevdiğimi söylememiştim daha
    sensiz yaşamayacağımı,
    sana aşkımı anlatamamıştım
    gitme kal, giden ben olayım
    gitme kal diyemedim
    kahrolası gururum, kahrolası dilim

    arkanı dönüp giderken
    hıçkırıklar düğümlendi boğazıma
    kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
    yine de seni sevdiğimi söylemedim
    ardında ağlayan bir çift göz
    paramparça bir yürek
    ve dalları kırılmış bir ağaç gibi baktım
    ama gitme kal diyemedim
    kahrolası gururum, kahrolası dilim

    gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu
    bir çocuk üşüyordu elleri cebinde
    dalında bir gelincik ağlıyordu
    bir dağ yanıyordu içimde
    gitme, gidersen baharda git
    sonbaharda gitme
    yapraklar düşmesin ardında
    diyemedim
    kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
    yine de seni sevdiğimi söylemedim
    kahrolası gururum, kahrolası dilim
    gitme kal diyemedim

    .../
    bir rüzgara açarım şimdi kalbimi
    bir de sulara
    alıp getirsinler diye sevgimi sana

    bir tutam sevgiydi yaşam kalbimde
    bir yudum hasret oldu
    döküldü gözlerimde tane tane

    gittin,
    bir tren garında
    ömrümü rayların arasında götürdün
    oturdum bir köşede
    öylece ağladım, kahroldum
    bir sessiz çığlığın yarayla buluşmasıydı gidişin
    ardından gitme kal, gözlerin yaralarımın tek merhemi
    diyemedim

    dizlerim, ellerim, yüreğim paramparça şimdi
    suları çekildi canağacımın
    asitli yağmurlar döküldü dallarıma
    acılar topluyorum takvim yapraklarından her gece
    gözlerime kan oturdu ey yar!..

    her gece bekleyişler öldürür beni
    gelmeyişler
    bir de eriyişler hasretinden her gece

    ah! gurbet ah! sen olmasaydın
    ayrılık olmasaydı
    hasret olmasaydı
    ben olmasaydım
    sen olmasaydın
    aşk olmasaydı
    kahrolmasaydım...




    Nuri CAN
Cevapla