doğduğu gün bile ıssız yanlızlar
bir tek ebe gelir etini tuzlar
az çok sefa sürer oyun oynarlar
kovar sonra sivri keskin boynuzlar
hayli eskiyse sırtında göynek urban
bırakmazsa ardında birşeyler baban
yoksalar ayakkabın çıplaksa taban
saplanır ayağa diken çuvaldızlar
sözüme kulak ver anlarsan eğer
sevdiği deriyi silkermiş meğer
atmosfere çarpar havaya değer
gökyüzünde kayar akar yıldızlar
bastığın toprakta kalmaz hiç iz
ağaç dalı olsan indirir kunduz
ışıkların söner zindandır gündüz
yoksa şaayet cepte biraz yaldızlar
toplasak boyunu çarpıpta enin
evlenmek barklanmak neyine senin
kıyılmaz nikahın yapılmaz düğün
olmazlar bacanak olmaz baldızlar
ekili tarlana yağmazki yağış
hergünün kavga hergünün döğüş
ararsan mutluluk ölüm kurtuluş
keşke canın alsa iblis albızlar
kış ayı ayazlar yine yandırır
yazları güneş var başın döndürür
hararetin alır ateş söndürür
kes ye diyarbakır sulu karpuzlar
kimseye diyemez olan aşkını
eser rüzgarlara açar köşkünü
hakkın sersem kulu behey şaşkını
düşer yere bir gün ...gömer nergizler
züğürt
sevgili dağların kızı
bebeğin tuzlanması anadoluda gelenekten ziyade .. eskilerde kısıtlı imkan hastane bilmez doktor bilmez evlerde köy yerlerinde yapılan doğumlarda.. kırkı çıkmayınca yıkanmaz anlayışı ile (ki doğrusuda bu olabilir bence.. veya ılık ıslak bezlede silinebilinirde..) bebeğin doğumla üstünde bulunan temizlenemez haldeki dokularının (bu dokuları doğada diğer memeli canlılar iğrenç gibi görünüyorsada takdiri ilahinin verdiği iç tepi ile yalayıp yiyerek temizler) kokmaması maksadıyla olursada.. inanış başka yöne seyretmiş çocuk ilerde büyürse tuzlanıp derideki gözenekler dağlanıp küçülmez iseler ilerde çok terleyip toplum içinde kokacağı şeklindede algılayanlar olmuştur bildiğim kadarı ile.. gerçektende züğürt kimselerin doğumları sırasında doktor hastane bulamadıklarını sembolize etmek istediğim tuzlayışlı şiiri yazmadan öncesi geçenlerde bir yazı yazmış sezaryenle doğum sonrası bir kadının talihsizliğinden söz etmiştim .. adeta yanıt niteliğinde hemde mesleği sağlıkçılık olan insanların yaptığı araştırma çıktı geldi ardından medyada yankılandı.. yüzde doksanbeş düzeyinde insanın gereksiz yere hastaneye katkı sağlamak amaçlı sezaryen gerekli panikciliği ile bıçak altına yatırıldığı ortaya çıktı.. kendi kendimden korktum lan pan müneccim gibi adamsın dedim kendi kendime .. gerçektende hangi sağlam adam giderse gitsin boğazdaki zararsız nodüllere bile kanser diye yafta yapıştıran modern çağın üfürükçü hocası (daha öncede belirttiğim gibi artık yan etkili ilaç tedavisinden ziyade cerrahi yönüne saygı duyduğum) doktorlararın bıçağı altından kalkamaz insanlara baktıkça.. doğum esnasında doğal biçemde kasılarak orjinal normal haliyle en tabii doğum yerine gereksiz müdahele edip kol bacağı koparanları gördükçe.. gerçekten bazen bu tuzlamalı doğumların kundak içine kil dökmelerin daha mantıklı olduğunu bile düşünür hale.. geldim.. ben teşekkür ederim.. selametle...
.....
.... anam bir yaz günü doğurmuş beni burda
bu çayırda söylemiş son sözlerini babam
şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda
sunamın başka köye gelin gittiği akşam
gün biter sürü yatar ve saran bir ayla
çoban hicranlarını basar bağrına yayla
kuru bir yaprak gibi kalbini eline al diye hıçkırır kaval.. ..... kemalettin kami kamu....
.....
.... anam bir yaz günü doğurmuş beni burda
bu çayırda söylemiş son sözlerini babam
şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda
sunamın başka köye gelin gittiği akşam
gün biter sürü yatar ve saran bir ayla
çoban hicranlarını basar bağrına yayla
kuru bir yaprak gibi kalbini eline al diye hıçkırır kaval.. ..... kemalettin kami kamu....
