o'na eskiden eskiye sempatim var.. iyi niyetli biri .. ama bir özelliği varki daha çok beğeniyorum değme talkshowculara beş basar komik söylemleri beni ziyadesiyle eğlendiriyor.. tek kusuru var biraz asık suratlı somurtuk beton gibi duruyor. emekli olduğunda ufak bir makyajla palyançoluk yapsa gine yolunu bulur.. emiinim buna.. emineyse ileri yaşına rağmen haala taş gibi ayakta..
taş çakıl kum çimento mozaik falan fıstık.. beton olmaya tek engel çimentosumu? sudamı lağzım??
benim gibi bir inşaat emekçisi iyi bilirki; bir örneği uygun bir örnekle vermek lağzım misal yuvayı dişi kuş yapar deyip bir kadını inşaatlarda çalıştırıp duvar ördürmek beton attırmak çatı yaptırmamak çalıştırmamak lağzım.. yada ne biliim karpuz yata yata büyür deyip karpuzu örnek alıp kendini onla özdeşleştirip yan gelip yatmamak laağzım..
tabiatta bazı varlıklar vardır onların yapılarına bünye anatomilerine uygunken insana uygun olmayabilir örnek: halk arasında sütleyen olarak bilinen zehirli bir bitkinin yapraklarını kemirerek iyice semirmekte olan parmak kalınlığındaki kurtçuklara bakıp - sütleğen çok yaralı bir bitkidir bol bol yemeliyiz diyemeyiz..
'' milyonlarca sinek yanılmış olamaz'' deyip booozuk gıda yiyemeyiz...
kaldıki bugün az çok tıp tahsili almış belediyedeki bir temizlik işçisi bile bilirki yeni bulunmuş bir aşı bir ilaç insana uygulanmadan önce kobay adı verilen son derece uysal farelere enjekte edilip onların gösterdiği reaksiyon göz önüne alınıp zararsız olduğu anlaşılınca bile bu iş için gönüllü umutsuz vaka yada fakru zaruret içindeki birey masaya oturduğunda - fareye bi şey yapmadığını ama insan için belki zararlı olacağı kendine anlatılıp mesul değiliz diye imza alınır..
tıp dünyasının bir gün bedence hiç bir arızası olmamakla birlikte kafaca sakat yahut kafada pıspırıl bir beyin olmakla birlikte bedence özürlü mazlumların derdine de deva olacağının hiç bir şey yapamazsa nakil makil tek vücud tek beden iyi bir takım elbise çıkaracağının işe yaramaz parçanın ıskartaya çıkarılacağının itikadı umudu inancımla.. henüz insan aşamasına varmadığım deneyimi sizle paylaşma istedim ey milletim.. geçengün ayıptır söylemesi manavdan bi kilo elma bi kiloda portakal aldım ( mermi parası gidiyor diye işportadan almıyorum) deneyime uygun olması içinde yarıdan fazlası çürük elmayla portakalı bir poşete koyup üzerine bol bol çimento sepeleyip ya tutarsa deyip birleşmesi tek vücut olması için iyiniyetli dualarımla amin deyip duvara astım..
ancak doğrusunu söylemek gerekirse içimi kemiren şüpheyle işimi garantiye alıp bu kezde başka bir portakal ve elmayı alıp( yine yarıdan fazlası çürük olan) bu portakalıda bıçakla kırk ayrı parçaya bölüp haritadan aklımda kalanla karadeniz asıllı portakal rumeli iç anadolu kafkas asıllı egebölge asıllı portakal diye topluiğneyle üstüne kazıyıp isimlendirerek poşet içinde bol çimentoya yatırdım ve elmanın çürük kısımları çöpe atıp sağlam gibi görünen ( gerçi bi iki yerinde kurt ve kurtların geçtiği yumurta bıraktığı yol vardıda onuda temizlesem elma kalmazdı) kısımlarıda bölüp doğrayıp parça bölük ettiğim çimentolu portakal içine attım tekrardan bol çimento ekleyip karıştırdım onuda yine dualarım eşliğinde duvara astım.. her sabah gözlemliyorum birbirine yapışıp yapışmadıklarını zaman gösterecek size sonucu bildirecem ey halkım eğer başarılı olursam bunu bir kedi ve köpek üzerindede deneyip yine başarılı olursam insana olur olmayacağına öyle onay vericem ..
hoş o'nun tarifi aldığını iddia ettiği o'ndan aldım diye sözünü ettiğide büyük bir iyiniyetle '' bir portakal bahçesi içinde yetişen her meyve o bahçenin meyvesisir'' diye konuya açıklık getirmişti de bilmiyorum bilemiyorum...
türklük başımızda bulutlar gibi yüksek
gel sancağım altında oynayalım seksek
parçalar yıkarız tutup elele versek
olmaz engel bize ne çukur nede tümsek
her türkoğlu türkkızı bunu böyle bilsek..
