Efsane insan Arafat
Efsane insan Arafat
Arafat: Filistin direnişinin sembolü
Aniden rahatsızlanmasıyla dünyanın gündemine yeniden oturan Filistin lideri Yaser Arafat gençliğinde Mısır'dan Filistin'e silah soktuğu dönemden bu yana bağımsız bir Filistin devletini düşlüyor. Arafat, bağımsızlık yolunda önemli bir adım olarak görülen Filistin Özerk Yönetimi'nin başında altıncı yılını doldururken, düşünü gerçeğe dönüştürebilmiş değil.
Filistinlilerin direnişin sembolü olarak gördüğü Yaser Arafa, İsrallilerin gözünde ülkelerini yıkmaya yönelik tehdidin sembolü. "Halkımın bir parçasıyım. Ben de kurbanlardan biriyim" diyen Arafat kendisini halkıyla özdeşleştirmeyi seviyor.
Karşılıklı saldırılarla geçen 1,5 yıllık kanlı dönemin ardından Haziran 2002'de, İsrail tankları Arafat'ın Batı Şeria'daki karargahına bomba yağdırırken, ABD Başkanı George W. Bush, Filistinlilerden bağımsız bir devlet için kendilerine adı terörle anılmayan ve yolsuzluğa bulaşmamış bir lider seçmelerini istiyordu. Bu gelişmelerin ardından Mart 2003'te Filistin yönetimi içinde başbakanlık makamı kuruldu. Mahmut Abbas koltuğuna otuturken, Arafat İsraillilerle yapalın görüşmelerde son sözü söyleme hakkını saklı tutmayı başardı.
'EBU AMMAR'
Filistin davasının önderi Yaser Arafat, 1929 yılında Kudüs'te doğdu. Asıl adı Abdurrahman Abdürrauf El-Kudva olan Arafat, Arap dünyasında Ebu Ammar (Kurucu) takma adıyla tanınıyor.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) içindeki en büyük grup olan El Fetih'in kurucusu ve önderi Arafat, 1969'dan, bağımsız Filistin Devleti'nin temeli olarak düşünülen Oslo Antlaşması'yla kurulan Filistin Ulusal Özerk Yönetimi'nin kurulduğu 1993'e kadar, 24 yıl FKÖ Yürütme Kurulu'na başkanlık etti.
Varlıklı bir tüccarın 7 çocuğundan biri olan Arafat'ın annesi, anti-Siyonist hareketin öncülerinden Kudüs Başmüftüsü Hacı Emin El Hüseyni'nin akrabasıydı.
Arap-İsrail Savaşı'nın (1948) ardından ailesiyle göç ettiği Gazze'de ortaöğrenimini tamamladıktan sonra, Kahire Üniversitesi'nde inşaat mühendisliği öğrenimi gördü, Müslüman Kardeşler örgütü ile ilişkileri oldu.
Filistin Öğrenci Birliği'ni kuran Arafat, 1952-56 yılları arasındabu örgütün başkanlığını yürüttü. Öğrenciliği sırasında askeri eğitim de görerek, Mısır Ordusu saflarındaki Filistin Birliği'nde yer aldı, 1956 Arap-İsrail Savaşı'na katıldı.
Mısır'da bir süre inşaat mühendisliği yaptıktan sonra, Kuveyt'e geçerek kendi işini kuran Arafat, 10 Ekim 1959'da Ebu İyad (Salah Halef) ve Ebu Cihad (Halil El Vezir) gibi arkadaşlarıyla FKÖ'nün belkemiği El Fetih'i (Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi) kurdu.
Arafat, 1964'te düzenlenen gizli bir konferansta, silahlı mücadelenin başlatılmasını savunan kanadın içinde yer aldı, 1 Ocak 1965'te, İsrail hedeflerine karşı ilk askeri harekatı gerçekleştiren birliğe komuta etti.
1967 YILI
Mısır, Suriye ve Ürdün'ün, Haziran 1967'de İsrail karşısında bozguna uğraması üzerine, işgal altındaki Batı Şeria'da direniş hareketini örgütlemeye çalışan Arafat, Şeria Irmağı boyunca üsler oluşturarak gerilla savaşını yönetti.
Aynı yıl El Fetih sözcüsü olarak uluslararası kamuoyunun önüne çıkan Arafat, 1969'da Filistin Ulusal Konseyi'nin beşinci toplantısında, bütün Filistin gruplarını bir çatı altında toplayan Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) kuruluşuna öncülük etti ve yürütme kurulu başkanlığını üstlendi. Arafat, Filistinli gerillaların Ürdün'ü terk etmeye zorlandığı ve yaklaşık 40 bin kişinin yaşamını yitirdiği iç savaşta (1970-71) Filistin kuvvetlerinin başında çarpıştı. Ürdün'den ayrıldıktan sonra da siyasal ve askeri merkezini Beyrut'a taşıdı.
FKÖ'nün bütün Arap devletlerince Filistin halkının tek yasal temsilcisi sayıldığı 1974'te, BM Genel Kurulu'na gözlemci olarak katıldı ve bir konuşma yapan Yaser Arafat, başta sosyalist ülkeler olmak üzere birçok ülkeyi ziyaret etti. Bu yıllarda, Filistin'deki silahlı mücadelenin uluslararası düzeydeki görüntüsünü değiştiren ve Filistin sorununa barışçı çözüm arayan usta bir diplomat olarak sivrildi. 1975-76 Lübnan İç Savaşı'nda Lübnan'a giren Suriye ordusununsaldırılarına karşı koydu. Lübnan'ın fiilen bölünmesi üzerine, Filistinlilerin denetiminde kalan bölgelerde FKÖ'nün gitgide devlet yapısı kazanması için çaba harcadı.
ARABULUCU USTA DİPLOMAT
Bu dönemde gittikçe artan siyasi ağırlığı sayesinde, Mısır ile Libya arasında (1977), ABD Büyükelçiliği'nin işgal edilmesi üzerine İran ile ABD arasında (1979) ve İran ile Irak arasında (1980) arabuluculuk yaptı. Haziran 1982'de Güney Lübnan'a giren İsrail'in Beyrut'u kuşatması sırasında, yaklaşık iki ay süren çetin bir direniş gösteren Arafat, diplomatik manevralarla zaman kazanarak, Filistin gerillalarının kenti boşaltmasını sağladı. Ardından Beyrut'tan ayrıldıve Tunus'ta FKÖ'nün yeni merkezini kurdu. 1983'te Suriye ile FKÖ arasındaki uyuşmazlığın alevlenmesi üzerine, Şam'dan sınırdışı edildi.Aynı yıl El Fetih içinde Arafat'a karşı başlatılan ayaklanma, önderlikkonumunu sarsmaya başladı. Uzun süreden beri arasının açık olduğu Mısır ile yeniden ilişki kurdu ve Filistin sorununa BM kararları çerçevesinde görüşmeler yoluyla barışçı bir çözüm bulunması doğrultusunda yoğun çaba içine girdi.
Ürdün ile barış masasına oturmayı kabul etmesine karşın, Kral Hüseyin'in son anda vazgeçmesiyle bu girişimi sonuçsuz kaldı.
Arafat, Filistin toprakları üzerinde Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerin bir arada özgürce yaşayabileceği laik ve demokratik bir Filistin Devleti'ni savundu.
FKÖ'nün 100'ü aşkın devletle diplomatik ilişki kurmasını sağlayan,Arap dünyasının ve uluslararası politikanın güç dengelerine uygun pragmatik bir çizgi izleyen Arafat, özellikle işgal altında yaşayan Filistin halkı içindeki saygınlığına dayanarak önderliğini korudu.
1984'TEN SONRA
Arafat, Filistin Ulusal Kurulu'nun 17, 18 ve 19. toplantılarında FKÖ Başkanı seçildi. 13 Eylül 1988'de Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu'na hitap etti. 15 Kasım 1988: Filistin Bağımsızlık Bildirisi'ni yayınladı ve bağımsız Filistin Devleti'nin kuruluşunu ilan etti.
13 Aralık 1988: BM'nin Cenevre Genel Kurulu'nda konuştu. Esas BM karargahı Nem York'taki Genel Kurul'da konuşmasına, ABD vize vermedi.
30 Mart 1989: FKÖ Merkez Komitesi, Arafat'ı doğrudan ''bağımsız Filistin Devleti'nin Başkanı'' ilan etme kararı aldı.
13-14 Aralık 1989: Ortadoğu'da barış için Filistin barış girişiminin mızrağı oldu. Zaten bir yıl önce ABD'nin Başkan Ronald Reagan yönetimi, Tunus'ta sürgün hükümeti olarak çalışan FKÖ ile ''işlevsel esaslı diyalog kararı'' almıştı.
Arafat, 1990'ın Şubat ve Mayıs aylarında yine ABD'nin vetosu yüzünden İsviçre-Cenevre'de toplanmak zorunda kalan BM Güvenlik Konseyi toplantısına katıldı, kurula hitap etti.
BARIŞ YOLU DÖŞENİYOR: 1993
Norveç'in başkenti Oslo'da yürütülen gizli müzakerelerin en iyi meyvesi olarak 13 Eylül 1993'te ilk Filistin-İsrail Barış Antlaşması'nı imzaladı. Arafat'ın giriştiği ''cesurların barış siyaseti'', kendisine, Kasım 1995'te fanatik Musevi'nin kurşunlarıyla ölen İsrail Başbakanı Yitzak Rabin ve bugünün İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Peres'e 1994 Nobel Barış Ödülü'nü kazandırmıştı.
13 Eylül 1993'te Arafat, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'nın bazı bölgelerinde Filistin'e özerklik tanıyan ilk geniş kapsamlı barış anlaşmasını Norveç'in başkenti Oslo'da imzaladı. Bu, çok önemli tarihiantlaşma, Kudüs'ün statüsü dahil, nihai statüde temelli barış antlaşmasını Mayıs 1999'a bırakan ''İlkeler Bildirisi'' başlığında toplanıyordu.
1991 yılında İspanya'nın başkenti Madrid'de başlatılan barış süreci, Oslo gizli görüşmeleri ve ABD hükümetinin katkılarıyla yaşama geçirildi.
12 Ekim 1993'te FKÖ Merkez Komitesi, Arafat'a Filistin Ulusal Özerk Yönetimi'nin Başkanı olarak, barış antlaşmasına bağlı ayrıca resmi sıfat kazandırdı.
14 Mayıs 1994: Özerklik anlaşmasının ayrıntılı planı, Mısır'ın başkenti Kahire'de, Arafat tarafından imzalandı.
28 Eylül 1995: ABD'nin başkenti Washington'da, birçok yerleşim biriminin Filistin Özerk Yönetimi'ne (FÖY) devredildiği ikinci kapsamlı özerklik anlaşmasını Rabin ile imzaladı. ABD ile Rusya, anlaşmanın resmi tanığı oldu.
20 Ocak 1996: İlk genel seçimle halk oyuyla da FÖY Başkanı oldu.
WYE, ŞARM EL ŞEYH ANLAŞMALARI
23 Ekim 1998: İsrail ile ABD-Washington yakınında, Maryland eyaletindeki Wye Plantation veya Wye River Anlaşması'nı imzalandı. Anlaşma, Batı Şeria'da uygulanmak üzere ''geçici nitelikli'' barış için toprak verilmesini öngörüyordu.
4 Eylül 1999 Şarm El Şeyh: Dönemin İsrail Başbakanı Ehud Barak ileArafat barış müzakerelerini yeniden başlattı. 13 Eylül'e kadar tam kapsamlı nihai barış anlaşmasının hazırlanması ve 1 yıla kadar bu anlaşmanın imzalanması ilkesi kabul edildi. İsrail askerlerinin çekilme takvimi belirlendi, Filistin'e liman yapma hakkı tanındı.
9 Mart 2000: Barak ve Arafat, Mısır'ın Kızıldeniz kıyısındaki sayfiye kenti Şarm El Şeyh'te buluştu, barış müzakereleri için yeni takvim belirlendi.
20 Temmuz 2000: Camp David'de ABD Başkan Bill Clinton'ın gözetiminde Arafat ve Barak, 9 günlük kapalı maraton zirve yaptı. Anlaşma çıkmadı, iki lider görüşmeleri sürdürme kararını koruduklarınısöylediler.
İKİNCİ İNTİFADA
28 Eylül 2000: İkinci İntifada - İsrail muhalefetinin ''asker ve siyaset şahini'' bugünün Başbakanı Likud (Birleşik) Parti Genel Başkanı Ariel Şaron'un Kudüs'te Haremmüşşerif'i ziyaret etmesiyle ikinci Filistin İntifadası patlak verdi.
17 Ekim 2000: Arafat ve Barak, ABD Başkanı Bill Clinton'ın arabuluculuğunda Mısır'da yapılan Şarm El Şeyh zirvesinde ateşkes kararı aldılar, ancak karar uygulanamadı.
29 Mart 2002: İsrail, Filistin lideri Arafat'ın 1994'de sürgündendöndüğünden beri en şiddetli saldırısını düzenleyerek, Filistin liderinin karargahının da bulunduğu Ramallah'a girerek Filistin yönetim birimlerini kuşattı. Arafat'ın karargahına tank ateşi isabet etti. İsrail askerleri, Arafat'ın muhafızlarıyla ''oda oda'' çatıştı.
***Büyük insan Ebu Ammar mekanın cennet olsun***
Aniden rahatsızlanmasıyla dünyanın gündemine yeniden oturan Filistin lideri Yaser Arafat gençliğinde Mısır'dan Filistin'e silah soktuğu dönemden bu yana bağımsız bir Filistin devletini düşlüyor. Arafat, bağımsızlık yolunda önemli bir adım olarak görülen Filistin Özerk Yönetimi'nin başında altıncı yılını doldururken, düşünü gerçeğe dönüştürebilmiş değil.
Filistinlilerin direnişin sembolü olarak gördüğü Yaser Arafa, İsrallilerin gözünde ülkelerini yıkmaya yönelik tehdidin sembolü. "Halkımın bir parçasıyım. Ben de kurbanlardan biriyim" diyen Arafat kendisini halkıyla özdeşleştirmeyi seviyor.
Karşılıklı saldırılarla geçen 1,5 yıllık kanlı dönemin ardından Haziran 2002'de, İsrail tankları Arafat'ın Batı Şeria'daki karargahına bomba yağdırırken, ABD Başkanı George W. Bush, Filistinlilerden bağımsız bir devlet için kendilerine adı terörle anılmayan ve yolsuzluğa bulaşmamış bir lider seçmelerini istiyordu. Bu gelişmelerin ardından Mart 2003'te Filistin yönetimi içinde başbakanlık makamı kuruldu. Mahmut Abbas koltuğuna otuturken, Arafat İsraillilerle yapalın görüşmelerde son sözü söyleme hakkını saklı tutmayı başardı.
'EBU AMMAR'
Filistin davasının önderi Yaser Arafat, 1929 yılında Kudüs'te doğdu. Asıl adı Abdurrahman Abdürrauf El-Kudva olan Arafat, Arap dünyasında Ebu Ammar (Kurucu) takma adıyla tanınıyor.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) içindeki en büyük grup olan El Fetih'in kurucusu ve önderi Arafat, 1969'dan, bağımsız Filistin Devleti'nin temeli olarak düşünülen Oslo Antlaşması'yla kurulan Filistin Ulusal Özerk Yönetimi'nin kurulduğu 1993'e kadar, 24 yıl FKÖ Yürütme Kurulu'na başkanlık etti.
Varlıklı bir tüccarın 7 çocuğundan biri olan Arafat'ın annesi, anti-Siyonist hareketin öncülerinden Kudüs Başmüftüsü Hacı Emin El Hüseyni'nin akrabasıydı.
Arap-İsrail Savaşı'nın (1948) ardından ailesiyle göç ettiği Gazze'de ortaöğrenimini tamamladıktan sonra, Kahire Üniversitesi'nde inşaat mühendisliği öğrenimi gördü, Müslüman Kardeşler örgütü ile ilişkileri oldu.
Filistin Öğrenci Birliği'ni kuran Arafat, 1952-56 yılları arasındabu örgütün başkanlığını yürüttü. Öğrenciliği sırasında askeri eğitim de görerek, Mısır Ordusu saflarındaki Filistin Birliği'nde yer aldı, 1956 Arap-İsrail Savaşı'na katıldı.
Mısır'da bir süre inşaat mühendisliği yaptıktan sonra, Kuveyt'e geçerek kendi işini kuran Arafat, 10 Ekim 1959'da Ebu İyad (Salah Halef) ve Ebu Cihad (Halil El Vezir) gibi arkadaşlarıyla FKÖ'nün belkemiği El Fetih'i (Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi) kurdu.
Arafat, 1964'te düzenlenen gizli bir konferansta, silahlı mücadelenin başlatılmasını savunan kanadın içinde yer aldı, 1 Ocak 1965'te, İsrail hedeflerine karşı ilk askeri harekatı gerçekleştiren birliğe komuta etti.
1967 YILI
Mısır, Suriye ve Ürdün'ün, Haziran 1967'de İsrail karşısında bozguna uğraması üzerine, işgal altındaki Batı Şeria'da direniş hareketini örgütlemeye çalışan Arafat, Şeria Irmağı boyunca üsler oluşturarak gerilla savaşını yönetti.
Aynı yıl El Fetih sözcüsü olarak uluslararası kamuoyunun önüne çıkan Arafat, 1969'da Filistin Ulusal Konseyi'nin beşinci toplantısında, bütün Filistin gruplarını bir çatı altında toplayan Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) kuruluşuna öncülük etti ve yürütme kurulu başkanlığını üstlendi. Arafat, Filistinli gerillaların Ürdün'ü terk etmeye zorlandığı ve yaklaşık 40 bin kişinin yaşamını yitirdiği iç savaşta (1970-71) Filistin kuvvetlerinin başında çarpıştı. Ürdün'den ayrıldıktan sonra da siyasal ve askeri merkezini Beyrut'a taşıdı.
FKÖ'nün bütün Arap devletlerince Filistin halkının tek yasal temsilcisi sayıldığı 1974'te, BM Genel Kurulu'na gözlemci olarak katıldı ve bir konuşma yapan Yaser Arafat, başta sosyalist ülkeler olmak üzere birçok ülkeyi ziyaret etti. Bu yıllarda, Filistin'deki silahlı mücadelenin uluslararası düzeydeki görüntüsünü değiştiren ve Filistin sorununa barışçı çözüm arayan usta bir diplomat olarak sivrildi. 1975-76 Lübnan İç Savaşı'nda Lübnan'a giren Suriye ordusununsaldırılarına karşı koydu. Lübnan'ın fiilen bölünmesi üzerine, Filistinlilerin denetiminde kalan bölgelerde FKÖ'nün gitgide devlet yapısı kazanması için çaba harcadı.
ARABULUCU USTA DİPLOMAT
Bu dönemde gittikçe artan siyasi ağırlığı sayesinde, Mısır ile Libya arasında (1977), ABD Büyükelçiliği'nin işgal edilmesi üzerine İran ile ABD arasında (1979) ve İran ile Irak arasında (1980) arabuluculuk yaptı. Haziran 1982'de Güney Lübnan'a giren İsrail'in Beyrut'u kuşatması sırasında, yaklaşık iki ay süren çetin bir direniş gösteren Arafat, diplomatik manevralarla zaman kazanarak, Filistin gerillalarının kenti boşaltmasını sağladı. Ardından Beyrut'tan ayrıldıve Tunus'ta FKÖ'nün yeni merkezini kurdu. 1983'te Suriye ile FKÖ arasındaki uyuşmazlığın alevlenmesi üzerine, Şam'dan sınırdışı edildi.Aynı yıl El Fetih içinde Arafat'a karşı başlatılan ayaklanma, önderlikkonumunu sarsmaya başladı. Uzun süreden beri arasının açık olduğu Mısır ile yeniden ilişki kurdu ve Filistin sorununa BM kararları çerçevesinde görüşmeler yoluyla barışçı bir çözüm bulunması doğrultusunda yoğun çaba içine girdi.
Ürdün ile barış masasına oturmayı kabul etmesine karşın, Kral Hüseyin'in son anda vazgeçmesiyle bu girişimi sonuçsuz kaldı.
Arafat, Filistin toprakları üzerinde Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerin bir arada özgürce yaşayabileceği laik ve demokratik bir Filistin Devleti'ni savundu.
FKÖ'nün 100'ü aşkın devletle diplomatik ilişki kurmasını sağlayan,Arap dünyasının ve uluslararası politikanın güç dengelerine uygun pragmatik bir çizgi izleyen Arafat, özellikle işgal altında yaşayan Filistin halkı içindeki saygınlığına dayanarak önderliğini korudu.
1984'TEN SONRA
Arafat, Filistin Ulusal Kurulu'nun 17, 18 ve 19. toplantılarında FKÖ Başkanı seçildi. 13 Eylül 1988'de Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu'na hitap etti. 15 Kasım 1988: Filistin Bağımsızlık Bildirisi'ni yayınladı ve bağımsız Filistin Devleti'nin kuruluşunu ilan etti.
13 Aralık 1988: BM'nin Cenevre Genel Kurulu'nda konuştu. Esas BM karargahı Nem York'taki Genel Kurul'da konuşmasına, ABD vize vermedi.
30 Mart 1989: FKÖ Merkez Komitesi, Arafat'ı doğrudan ''bağımsız Filistin Devleti'nin Başkanı'' ilan etme kararı aldı.
13-14 Aralık 1989: Ortadoğu'da barış için Filistin barış girişiminin mızrağı oldu. Zaten bir yıl önce ABD'nin Başkan Ronald Reagan yönetimi, Tunus'ta sürgün hükümeti olarak çalışan FKÖ ile ''işlevsel esaslı diyalog kararı'' almıştı.
Arafat, 1990'ın Şubat ve Mayıs aylarında yine ABD'nin vetosu yüzünden İsviçre-Cenevre'de toplanmak zorunda kalan BM Güvenlik Konseyi toplantısına katıldı, kurula hitap etti.
BARIŞ YOLU DÖŞENİYOR: 1993
Norveç'in başkenti Oslo'da yürütülen gizli müzakerelerin en iyi meyvesi olarak 13 Eylül 1993'te ilk Filistin-İsrail Barış Antlaşması'nı imzaladı. Arafat'ın giriştiği ''cesurların barış siyaseti'', kendisine, Kasım 1995'te fanatik Musevi'nin kurşunlarıyla ölen İsrail Başbakanı Yitzak Rabin ve bugünün İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Peres'e 1994 Nobel Barış Ödülü'nü kazandırmıştı.
13 Eylül 1993'te Arafat, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'nın bazı bölgelerinde Filistin'e özerklik tanıyan ilk geniş kapsamlı barış anlaşmasını Norveç'in başkenti Oslo'da imzaladı. Bu, çok önemli tarihiantlaşma, Kudüs'ün statüsü dahil, nihai statüde temelli barış antlaşmasını Mayıs 1999'a bırakan ''İlkeler Bildirisi'' başlığında toplanıyordu.
1991 yılında İspanya'nın başkenti Madrid'de başlatılan barış süreci, Oslo gizli görüşmeleri ve ABD hükümetinin katkılarıyla yaşama geçirildi.
12 Ekim 1993'te FKÖ Merkez Komitesi, Arafat'a Filistin Ulusal Özerk Yönetimi'nin Başkanı olarak, barış antlaşmasına bağlı ayrıca resmi sıfat kazandırdı.
14 Mayıs 1994: Özerklik anlaşmasının ayrıntılı planı, Mısır'ın başkenti Kahire'de, Arafat tarafından imzalandı.
28 Eylül 1995: ABD'nin başkenti Washington'da, birçok yerleşim biriminin Filistin Özerk Yönetimi'ne (FÖY) devredildiği ikinci kapsamlı özerklik anlaşmasını Rabin ile imzaladı. ABD ile Rusya, anlaşmanın resmi tanığı oldu.
20 Ocak 1996: İlk genel seçimle halk oyuyla da FÖY Başkanı oldu.
WYE, ŞARM EL ŞEYH ANLAŞMALARI
23 Ekim 1998: İsrail ile ABD-Washington yakınında, Maryland eyaletindeki Wye Plantation veya Wye River Anlaşması'nı imzalandı. Anlaşma, Batı Şeria'da uygulanmak üzere ''geçici nitelikli'' barış için toprak verilmesini öngörüyordu.
4 Eylül 1999 Şarm El Şeyh: Dönemin İsrail Başbakanı Ehud Barak ileArafat barış müzakerelerini yeniden başlattı. 13 Eylül'e kadar tam kapsamlı nihai barış anlaşmasının hazırlanması ve 1 yıla kadar bu anlaşmanın imzalanması ilkesi kabul edildi. İsrail askerlerinin çekilme takvimi belirlendi, Filistin'e liman yapma hakkı tanındı.
9 Mart 2000: Barak ve Arafat, Mısır'ın Kızıldeniz kıyısındaki sayfiye kenti Şarm El Şeyh'te buluştu, barış müzakereleri için yeni takvim belirlendi.
20 Temmuz 2000: Camp David'de ABD Başkan Bill Clinton'ın gözetiminde Arafat ve Barak, 9 günlük kapalı maraton zirve yaptı. Anlaşma çıkmadı, iki lider görüşmeleri sürdürme kararını koruduklarınısöylediler.
İKİNCİ İNTİFADA
28 Eylül 2000: İkinci İntifada - İsrail muhalefetinin ''asker ve siyaset şahini'' bugünün Başbakanı Likud (Birleşik) Parti Genel Başkanı Ariel Şaron'un Kudüs'te Haremmüşşerif'i ziyaret etmesiyle ikinci Filistin İntifadası patlak verdi.
17 Ekim 2000: Arafat ve Barak, ABD Başkanı Bill Clinton'ın arabuluculuğunda Mısır'da yapılan Şarm El Şeyh zirvesinde ateşkes kararı aldılar, ancak karar uygulanamadı.
29 Mart 2002: İsrail, Filistin lideri Arafat'ın 1994'de sürgündendöndüğünden beri en şiddetli saldırısını düzenleyerek, Filistin liderinin karargahının da bulunduğu Ramallah'a girerek Filistin yönetim birimlerini kuşattı. Arafat'ın karargahına tank ateşi isabet etti. İsrail askerleri, Arafat'ın muhafızlarıyla ''oda oda'' çatıştı.
***Büyük insan Ebu Ammar mekanın cennet olsun***
-
baba_sultan
- Yazar Adayı

- Mesajlar: 382
- Kayıt: 02.08.2004 - 19:33
- Konum: Çankaya,ANKARA
mekanın cennet olsun
evet filistin liderini önderini kaybetti.dava adamı büyük insan senin gayretin her filistinliye aksetsin inşallah.inşallah Rabbim filistine özgürlük ihsan etsin.zafer hep islamın olsun...
-
Prince of Night
- Moderatör

- Mesajlar: 329
- Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
- Konum: antalya
Bu nasıl liderlik ?
- Filistin yönetimi, Yaser Arafat'ın dul eşi Süha'ya Filistin bütçesinden 22 milyon dolar maaş bağlanmasını kabul etti. Filistin Kurtuluş Örgütü'nün yeni seçilen başkanı Mahmud Abbas'ın, Süha ve 9 yaşındaki kızı Zahva'nın Paris'teki masraflarının karşılanması ve bunun için 22 milyon dolar ödenmesi konusunda anlaştığı bildirildi. (kanal7 haber)
- Ölümünden sonra geride bıraktığı milyarlarca dolarlık servet, 61 yaşındayken kendisinde 34 yaş küçük ve müslüman olmayan Süha Arafat ile evlenmesi, müslümanlık ile açıklanamayacak canlı bomba eylemleri ona getirilen eleştirilerin en belli başlılarından. Türkiye açısından da Arafat aslında vahim bir kişilik. Türkiye’deki bütün silahlı örgütlerin çekirdek kadroları, PKK dahil, FKÖ kamplarında eğitilmediler mi? .....................Radikal Yazarı Mine G. Kırıkkanat galiba Arafat için yazdığı önceki yazısında doğruları söylüyor: “… Uluslararası yardım fonlarından son 20 yıldır Filistine ayrılan kaynaklarla, İşgal altındaki filistin topraklarında işgalci İsrail’in yarattığı “Çölden Vaha” mucizesinin iki katı fışkırtılabilir ve İsrail ile Dünya platformunda başa çıkacak demokratik bir güç, donanımlı bir toplumsal irade ve entellektüel mücahidler yetiştirilebilirdi…”... (sonsaniye.net)
Filistin'i seven bunları yapmazdı. Bunları ancak "liderliği alışkanlık haline getirmiş, saltanata çevirmiş " bir kişi yapar.
- Filistin yönetimi, Yaser Arafat'ın dul eşi Süha'ya Filistin bütçesinden 22 milyon dolar maaş bağlanmasını kabul etti. Filistin Kurtuluş Örgütü'nün yeni seçilen başkanı Mahmud Abbas'ın, Süha ve 9 yaşındaki kızı Zahva'nın Paris'teki masraflarının karşılanması ve bunun için 22 milyon dolar ödenmesi konusunda anlaştığı bildirildi. (kanal7 haber)
- Ölümünden sonra geride bıraktığı milyarlarca dolarlık servet, 61 yaşındayken kendisinde 34 yaş küçük ve müslüman olmayan Süha Arafat ile evlenmesi, müslümanlık ile açıklanamayacak canlı bomba eylemleri ona getirilen eleştirilerin en belli başlılarından. Türkiye açısından da Arafat aslında vahim bir kişilik. Türkiye’deki bütün silahlı örgütlerin çekirdek kadroları, PKK dahil, FKÖ kamplarında eğitilmediler mi? .....................Radikal Yazarı Mine G. Kırıkkanat galiba Arafat için yazdığı önceki yazısında doğruları söylüyor: “… Uluslararası yardım fonlarından son 20 yıldır Filistine ayrılan kaynaklarla, İşgal altındaki filistin topraklarında işgalci İsrail’in yarattığı “Çölden Vaha” mucizesinin iki katı fışkırtılabilir ve İsrail ile Dünya platformunda başa çıkacak demokratik bir güç, donanımlı bir toplumsal irade ve entellektüel mücahidler yetiştirilebilirdi…”... (sonsaniye.net)
Filistin'i seven bunları yapmazdı. Bunları ancak "liderliği alışkanlık haline getirmiş, saltanata çevirmiş " bir kişi yapar.
-
baba_sultan
- Yazar Adayı

- Mesajlar: 382
- Kayıt: 02.08.2004 - 19:33
- Konum: Çankaya,ANKARA
selam prince of night
ben onun özel hayatıyla ilgili bir açıklama yapmadım ki.mücadelesinden bahsettim sadece.ne yani hain miydi arafat.hiç mi bişey yapmadı.lütfen at gözlüğüyle bakmayalım...canlı bomba eylemleri kime yapıldı.sevmiyosan bari kötülemede rahmet oku...
-
Prince of Night
- Moderatör

- Mesajlar: 329
- Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
- Konum: antalya
-
baba_sultan
- Yazar Adayı

- Mesajlar: 382
- Kayıt: 02.08.2004 - 19:33
- Konum: Çankaya,ANKARA
arkadaşım prince of night
bak dostum.sen şunumu savunuyosun?yıllardır adı filistinle özdeşleşen bir insan reklamını mı yaptı?bunca yıl kendi adını yüceltme uğruna mı mücadele verdi.sabıka diyosun.sabıka her insanda var.sabıkasız lider örneği verirmisin bana.bugün ülkemize malolmuş bir çok insanda aynı o zaman.biz mücadelesine duyduğumuz saygıyı dile getiriyoruz.sen kalkmış sabıkalarını sayıyosun.el insaf yaaa...
...
iyisiyle kötüsüyle arafatın filistin için çok önemli olduğu kesin... ancak burada bizim için önemli olan soru "filistin bizim için ne kadar önemli..." evet filistinin bizim için önemi ne ise arafat ın bizim için değeri de o kadar... bakın arkadaşlar orta doğu meselesi sanıldığı kadar yeni değil... 19. yy. sonlarında emperyalistlerin bölgede petrol bulması ile başladı sorun... o tarihten beridir asla sular durulmaz orda... yani arafat ya da herhangi başka lider orada araplara demokrasiyi ya da başka "barış" erdemlerini öğretemez... üzerine bomba ve kurşun yağarken demokrasi ve insan haklarını düşünmezsin... işte aşırı dinci terör örgütleri de bu yüzden gözünü kırpmadan koyun gibi boğazlar düşmanını ve kolayca yandaş bulur.... bu olayların sonu ancak aç gözlü emperyalistlerin (ki israil de dahil) bölge insanını hiçe saymaktan vazgeçmesi ile olur... cahil de olsalar, canlı bomba olacak kadar hayattan vazgeçmiş olsalar da burası onların toprakları... ancak bölge insanı ile barış yaparsan bölgede huzur bulursun... (bunu yapmayan israilin nasıl yaşadığı ortada) arafatı da böylesine karışık bir dünyada liderlik etmiş biri olarak düşünün... tabi ki kendisinin bile istemeyeceği işleri yapmıştır, yapmak zorunda kalmıştır... son olarak şunu belirteyim orada Türksüz bir dünya hayal eden araplar amaçlarına ulaştılar, şimdi sonuçlarına katlansınlar...
-
Prince of Night
- Moderatör

- Mesajlar: 329
- Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
- Konum: antalya
Evet reklam yaptı, kaseti vardı onu piyasaya çıkaracaktı.. Ne reklamı ya.
Kutsal topraklar uğruna savaşan bir insan kalkıpta elin keferesiyle evleniyosa, hadi onuda geçtik halkın parasından maaş bağlanmasına sebeb oluyosa adama "hadi len.. " derler. canım benim. bak üstde ne yazmışım Türkiye açısından da Arafat aslında vahim bir kişilik. Türkiye’deki bütün silahlı örgütlerin çekirdek kadroları, PKK dahil, FKÖ kamplarında eğitilmediler mi? .....................Radikal Yazarı Mine G.
Ben Arafat'a lider demem, komutan derim başkan derim ama lider demem. Ben demem, sen buyur de.
Filistin'li olsaydım benim liderim Fransa'da değil burda ölmeliydi arkadaş derdim..
Kutsal topraklar uğruna savaşan bir insan kalkıpta elin keferesiyle evleniyosa, hadi onuda geçtik halkın parasından maaş bağlanmasına sebeb oluyosa adama "hadi len.. " derler. canım benim. bak üstde ne yazmışım Türkiye açısından da Arafat aslında vahim bir kişilik. Türkiye’deki bütün silahlı örgütlerin çekirdek kadroları, PKK dahil, FKÖ kamplarında eğitilmediler mi? .....................Radikal Yazarı Mine G.
Ben Arafat'a lider demem, komutan derim başkan derim ama lider demem. Ben demem, sen buyur de.
Filistin'li olsaydım benim liderim Fransa'da değil burda ölmeliydi arkadaş derdim..
-
baba_sultan
- Yazar Adayı

- Mesajlar: 382
- Kayıt: 02.08.2004 - 19:33
- Konum: Çankaya,ANKARA
bak prince
bu konu fazla uzadı.sen lider demesende ben derim.onun bunun lafını yazısınıda kendime örnek almam.radikal yazarı kaç kuruşluk biri.yazık her denene inanıyosan.hastalandı diye hastaneyede gitmesin değil mi?filistinde hastane mi var?sanki adam kaçmıştıda fransa da öldü.son günlerine kadar karargahta değil miydi?neyse bu kadar yeter senin lider dediğin insanları bir araştırda neleri çıkıyor bir öğren.haa bana kalkıpta muhalefet partisi gibi aynı eksende açıklamalar yapma.(dün haberleri izlediysen sağlık bakanına söylenen söz.) 
-
Prince of Night
- Moderatör

- Mesajlar: 329
- Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
- Konum: antalya
-
baba_sultan
- Yazar Adayı

- Mesajlar: 382
- Kayıt: 02.08.2004 - 19:33
- Konum: Çankaya,ANKARA
tamam prince
bayağı uzattık bu konuyu sonu iyi gözükmüyor anlaşılan.en iyisi ikimizde görüş ve fikirlerimizi kendimize saklayalım.araya nefis girmesin.böyle şeylerde muhalefet güzeldir ama bir yere kadar.mossad yapmış olabilir.ama unutma ki birde ecel denen olay var.vade doldumu nerde olursan ol gidiyosun.azraili kandıramazsın.sıran geldimi el mecbur...
sevgiyle....
sevgiyle....
