Hayat
Hayat
Gününüz Aydın Olsun
>
> Güneşin o ilk doğuş anına en son ne zaman tanık oldun insanoğlu? Taptaze ışıklarının tüm vücuduna yayılmasını ne zaman izledin kendinde? Bir sonbahar sabahı o ılıklığı ne zaman
hissettin yüreğinde?
>
> Bizler aslında bize her günün bir lütuf olduğunu anlamayacak kadar duyarsız bir şekilde
geçip gidiyoruz bu hayattan. Hanginiz sabah gözünü açtığında şunu dünyaya tekrarlıyor:
"Bugün özel bir gün çünkü ben bugün de yaşıyorum. Gözlerim açık, ilk nefesimi bilinçli bir şekilde çektim içime. Bu bir ayrıcalık! Bugün özel bir gün, evet, bugün bana bir gün daha yaşama şansı verildi..."
>
> İnsan yaşamında ne sorunlar var ama biz o kazağı alamadık diye bütün günü o güzelim
ruhumuza ve bedenimize azap çektirmekle geçiriyoruz veya sevgilimiz sevgimizin yüceliğini
anlamadı diye kahroluyoruz veya sular kesildi diye, hava soğudu diye bütün gün kendimize ve sevdiklerimize surat asıyoruz.
>
>Bir de şöyle düşünelim: Siz başlı başına bir yaşamsınız ve hayatta telâfi edilemeyecek tek
şey ölümdür. Sular elbette gelecektir. Soğuk hava için biraz daha sıkı giyinebiliriz.
Sevgiliniz sizi anlamıyorsa aslında sevdanıza layık olmadığını pekalâ algılayabilirsin...
>
> Peki, bu hayata ne zaman gülümseyeceksin? Ne zaman kendin için bir şeyler yapacaksın? En sevdiğin çiçeği neden hâlâ başkalarından bekliyorsun? Bugün kendine niye o çiçeği
almıyorsun? Neden miskinliğinden bir sabah ödün verip de doğanın uyanışına kendini şahit
etmiyorsun? Unutma ki bu hayatı güzelleştirecek olan da, çekilmez hale getirecek olan da
sensin. Sakın başkalarını suçlama...
>Haydi artık her sabah yüreğine kocaman gülümsemelerle dolu bir nefes çek ve bütün gün
verdiğin her nefesin içine bu gülümsemelerden katarak etrafındaki tüm canlı varlıkları
varlığından haberdar et.
>
> Hayata öylesine gelme ve de öylesine gitme. Unutma ki bir ağacın gövdesine sarıldığında
onun kalp atışlarını duyabilecek kadar duyarlı yaşamak senin elinde.
>
> Her ne olursa olsun, tanı veya tanıma ama günaydınını ve gülümsemeni hiçbir canlıdan eksik
etme.
>
>Unutma sen bu dünyada başlı başına bir yaşamsın ve bu yüzden bile varlığın çok özel.
>
>Evet insanoğlu, bugün YAŞAMAYA VAR MISIN?
>
>
> Güneşin o ilk doğuş anına en son ne zaman tanık oldun insanoğlu? Taptaze ışıklarının tüm vücuduna yayılmasını ne zaman izledin kendinde? Bir sonbahar sabahı o ılıklığı ne zaman
hissettin yüreğinde?
>
> Bizler aslında bize her günün bir lütuf olduğunu anlamayacak kadar duyarsız bir şekilde
geçip gidiyoruz bu hayattan. Hanginiz sabah gözünü açtığında şunu dünyaya tekrarlıyor:
"Bugün özel bir gün çünkü ben bugün de yaşıyorum. Gözlerim açık, ilk nefesimi bilinçli bir şekilde çektim içime. Bu bir ayrıcalık! Bugün özel bir gün, evet, bugün bana bir gün daha yaşama şansı verildi..."
>
> İnsan yaşamında ne sorunlar var ama biz o kazağı alamadık diye bütün günü o güzelim
ruhumuza ve bedenimize azap çektirmekle geçiriyoruz veya sevgilimiz sevgimizin yüceliğini
anlamadı diye kahroluyoruz veya sular kesildi diye, hava soğudu diye bütün gün kendimize ve sevdiklerimize surat asıyoruz.
>
>Bir de şöyle düşünelim: Siz başlı başına bir yaşamsınız ve hayatta telâfi edilemeyecek tek
şey ölümdür. Sular elbette gelecektir. Soğuk hava için biraz daha sıkı giyinebiliriz.
Sevgiliniz sizi anlamıyorsa aslında sevdanıza layık olmadığını pekalâ algılayabilirsin...
>
> Peki, bu hayata ne zaman gülümseyeceksin? Ne zaman kendin için bir şeyler yapacaksın? En sevdiğin çiçeği neden hâlâ başkalarından bekliyorsun? Bugün kendine niye o çiçeği
almıyorsun? Neden miskinliğinden bir sabah ödün verip de doğanın uyanışına kendini şahit
etmiyorsun? Unutma ki bu hayatı güzelleştirecek olan da, çekilmez hale getirecek olan da
sensin. Sakın başkalarını suçlama...
>Haydi artık her sabah yüreğine kocaman gülümsemelerle dolu bir nefes çek ve bütün gün
verdiğin her nefesin içine bu gülümsemelerden katarak etrafındaki tüm canlı varlıkları
varlığından haberdar et.
>
> Hayata öylesine gelme ve de öylesine gitme. Unutma ki bir ağacın gövdesine sarıldığında
onun kalp atışlarını duyabilecek kadar duyarlı yaşamak senin elinde.
>
> Her ne olursa olsun, tanı veya tanıma ama günaydınını ve gülümsemeni hiçbir canlıdan eksik
etme.
>
>Unutma sen bu dünyada başlı başına bir yaşamsın ve bu yüzden bile varlığın çok özel.
>
>Evet insanoğlu, bugün YAŞAMAYA VAR MISIN?
>
devami
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak
güçleştiğinde,
>yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, dağlara dönmeli yüzünü insan.
>
>Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; yeni insanlarla tanışmalı, yeni
keşifler yapacak...
>
>Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeli!
>
>Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup
da,
>O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
>
>Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, her akşam aynı can sıkıntısıyla
eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri; küçük şeylerle başlamalı belki;
örneğin, bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı
güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli!
>
>Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce, değerli olabilmeli hayat!
>
>İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
>
>Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus"
dememeli!
>Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
>
>Şu; adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; sevgisiz, soysuz kalarak!
>
>Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden, derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu
içine...
>
>Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını...
>
>Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; öfkesine, isyanına ortak
olabilmeli doğanın!
>
>Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği; bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!
>
>Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli!
>
>Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı; bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler
öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
>
>Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç çaresiz kalmamışsan,
dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, neşesizdir kahkahaların; merhaba
dememişsen, anlamsızdır elvedaların...
>
>Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!
>Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...
>
>Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil, söyleyecek bir şey bulamadığında da
dinleyebilmeli!
>Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...
>
>Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
>
>Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki,
hakkını verebilsin sevdiklerinin; zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için...
>
>Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten; ama,
>herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
>
>Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...
>uykuda geçirmemeli hayatı!
güçleştiğinde,
>yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, dağlara dönmeli yüzünü insan.
>
>Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; yeni insanlarla tanışmalı, yeni
keşifler yapacak...
>
>Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeli!
>
>Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup
da,
>O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
>
>Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, her akşam aynı can sıkıntısıyla
eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri; küçük şeylerle başlamalı belki;
örneğin, bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı
güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli!
>
>Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce, değerli olabilmeli hayat!
>
>İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
>
>Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus"
dememeli!
>Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
>
>Şu; adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; sevgisiz, soysuz kalarak!
>
>Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden, derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu
içine...
>
>Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını...
>
>Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; öfkesine, isyanına ortak
olabilmeli doğanın!
>
>Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği; bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!
>
>Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli!
>
>Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı; bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler
öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
>
>Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç çaresiz kalmamışsan,
dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, neşesizdir kahkahaların; merhaba
dememişsen, anlamsızdır elvedaların...
>
>Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!
>Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...
>
>Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil, söyleyecek bir şey bulamadığında da
dinleyebilmeli!
>Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...
>
>Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
>
>Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki,
hakkını verebilsin sevdiklerinin; zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için...
>
>Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten; ama,
>herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
>
>Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...
>uykuda geçirmemeli hayatı!
Hayat hakkinda bilmem gereken herseyi Nuh'un Gemisinden
> >>ögrendim..
> >> > Bir: Vapuru kaçirmayin.
> >> > Iki: Hepimizin ayni gemide oldugunu asla unutmayin.
> >> > Üç: Ileri dönük plan yapin. Nuh gemisini yapmaya basladiginda
> >>henüz
> >> > yagmurlar baslamamisti.
> >> > Dört: Her zaman formda olun. 600 yasina gelseniz bile birileri
> >>sizden çok
> >> > önemli seyler isteyebilir.
> >> > Bes: Elestirileri dinlemeyin; yapilmasi gerekiyorsa o isi
> >>mutlaka bitirin.
> >> > Alti: Geleceginizi yüksek topraklarda kurun.
> >> > Yedi: Güvenlik için çifter çifter seyahat edin.
> >> > Sekiz: Hiz her zaman avantaj olmayabilir. Çitalar salyangozlarla
> >>ayni
> >> > gemideydi.
> >> > Dokuz: Stres altina girince bir müddet için kendinizi koyverin.
> >> > On: Nuh'un gemisi amatörler tarafindan yapildi; Titanik ise
> >>profesyoneller
> >> > tarafindan.
> >> > Onbir: Allah'a sigindiniz mi istedigi kadar firtina olsun,
> >>sonunda sizi
> >> > bekliyen bir gökkusagi bulursunuz.
> >> >
> >> >
> >> >
> >>ögrendim..
> >> > Bir: Vapuru kaçirmayin.
> >> > Iki: Hepimizin ayni gemide oldugunu asla unutmayin.
> >> > Üç: Ileri dönük plan yapin. Nuh gemisini yapmaya basladiginda
> >>henüz
> >> > yagmurlar baslamamisti.
> >> > Dört: Her zaman formda olun. 600 yasina gelseniz bile birileri
> >>sizden çok
> >> > önemli seyler isteyebilir.
> >> > Bes: Elestirileri dinlemeyin; yapilmasi gerekiyorsa o isi
> >>mutlaka bitirin.
> >> > Alti: Geleceginizi yüksek topraklarda kurun.
> >> > Yedi: Güvenlik için çifter çifter seyahat edin.
> >> > Sekiz: Hiz her zaman avantaj olmayabilir. Çitalar salyangozlarla
> >>ayni
> >> > gemideydi.
> >> > Dokuz: Stres altina girince bir müddet için kendinizi koyverin.
> >> > On: Nuh'un gemisi amatörler tarafindan yapildi; Titanik ise
> >>profesyoneller
> >> > tarafindan.
> >> > Onbir: Allah'a sigindiniz mi istedigi kadar firtina olsun,
> >>sonunda sizi
> >> > bekliyen bir gökkusagi bulursunuz.
> >> >
> >> >
> >> >
-
.
-
HakanMirzabey
- Teknik Uygulamalar Koordinatörü

- Mesajlar: 615
- Kayıt: 08.11.2002 - 19:38
- Konum: Ce-World
- İletişim:
..
yazının hoşluğu yüreğinin temizliğinden diloş.. insan nasıl bakarsa öyle görür.. ben de hoşça bakıyorum.. ve yüreğinin güzelliklerinde keşfe çıkıyorum.. Umarım tamamı güzeldir..
Arkadaslar bu siiri
bi Dostum bana e.kart olarak gönermisti sadece bir kismi vardi cok hosuma gittigi icin
internette aradim ve buldum sizlerle paylasmayi uygun gördüm,umarim hosunuza gider...
Her Şey Sende Gizli
yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,
sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
Mevlana Celaleddin-i Rumi
bi Dostum bana e.kart olarak gönermisti sadece bir kismi vardi cok hosuma gittigi icin
internette aradim ve buldum sizlerle paylasmayi uygun gördüm,umarim hosunuza gider...
Her Şey Sende Gizli
yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,
sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
Mevlana Celaleddin-i Rumi

