ÇOK GEÇ DİYE BİR ZAMAN YOKTUR

Sizi büyüleyici hikayeler...
Cevapla
lovemaker
Aktif Üye
Aktif Üye
Mesajlar: 88
Kayıt: 22.06.2003 - 20:53
Konum: ist

ÇOK GEÇ DİYE BİR ZAMAN YOKTUR

Mesaj gönderen lovemaker »

ÇOK GEÇ DİYE BİR ZAMAN YOKTUR!

Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra "Bu
yıl, yepyeni bir öğrencimiz var.
Çok ilginç biri, bakalım bulabilecek misiniz? dedi...
Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu..
Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi bana gülümsüyerek
bakıyordu...
"Ben Rose" dedi...
"Benim adım Rose, yakışıklı...
87 yaşındayım.
Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?."
Güldüm.. "Tabii" dedim.. "Hadi sarıl bana.."
Öyle sımsıkı sarıldı ki...
"Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin?" diye şaka yaptım...
Minik bir kahkaha ile yanıtladı: "Buraya zengin bir koca bulmaya geldim.
Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna
çıkacağım.."
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş
olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep
kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle,
derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestr boyunca Rose
kampüsün ilahesi oldu. Nereye gitse etrafi çevriliyor, çok çabuk arkadaş
ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye
bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu.. Hepimizden daha canlı, daha dolu
yaşıyordu.. Sömester sonunda, Futbol Balosu'na davet ettik, Rose'u konuşma
yapması için... Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok...
Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı.
Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma
darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi...
"Ne kadar beceriksizim, değil mi?
Özür dilerim... Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski
attırdım. Sonucu görüyorsunuz.. Şimdi bu kartları toplasam bile onları
yeniden sıraya koymam mümkün değil...
Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?"
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına
başladı:
"Yaşlandığımız için, eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz..
Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız.
Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır:
Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak...
Bir rüyaniz olmalı mutlaka...
Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz.
Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile
haberi yok...
Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır.. Eger 19
yaşındaysanız ve bir yıl hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey üretmeden bir yıl
sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz.. Ben 87
yaşındayım ve ben de bir yıl hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey üretmeden
sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır.
Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha
büyümek için, mutlak birşeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek
fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.
Asla pişman olmayın...
Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman
oluruz çünkü.. Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır... Pişman olmaktan
korktukları için hiçbirşey yapmayanlardır..."
Ders yılı sonunda Rose yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara
vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi...
Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü.
Cenaze törenine ikibinden fazla üniversite öğrencisi katıldı.
"Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını" hepimize, hem
de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu...
Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders
olmalıydı:

"Çok geç diye bir zaman yoktur!.."
Cevapla