1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Dilimiz şey oldu!..

Gönderilme zamanı: 06.02.2003 - 19:46
gönderen Hackerreturns
Dilimiz Şey Oldu!..
2002-12-04

Okumasını ve yazmasını unutalı dilimiz kuş diline döndü. Tabii bu ifade bile en nazik ve saygılı ifadelerden biri. Dilimiz aslına bakılırsa kuş dilinden de öte bir hale gelip yozlaştı ve bodurlaştı.

Kelimeler manâlar uçunca el kol hareketleriyle anlaşma durumunda kaldık. Eskiden ‘insanlar konuşa konuşa anlaşır’ derlerdi. Oysa şimdi anlaşmamız sadece ‘koklaşma’ şeklinde oluyor. Bol sesli harfler çıkmaya başlayınca ağzımızdan ortada bir böğürme ve geğirme kaldı. Noktalama işaretlerine gerek duymayacak kadar kısa ve fakir cümlelerimizle sağlıklı anlaşabilmemiz mümkün değil. Hele uzun ve zengin cümleler zihnimizi bulandırmaya, aklımızı karıştırmaya başlayalı bir iki kelimeyle anlaşan ve daha ziyade ünlem sesleri çıkaran ilkel kabilelere döndük.

Az bildiğimizi saklamak, çok bildiğimiz göstermek istediğimiz günden bu yana acaip kelimeler ve cümleler kurmaya başladık ki anlayabilene aşk olsun. Cümlelerimizde ne sibak ne siyak kaldı. Bir ekzantrik kelime bulduk mu uysada uymasada onu mutlaka cümleye yamayıp kullanıyor ve her geçen gün dilimizde yeni keşmekeşlere doğru gidiyoruz. Artık herkesin kendine has terminolojisi var. Böyle olunca gelin anlaşın bakalım.

"Valideniz hanımefendiye arz-ı hürmetlerimle birlikte şifa dilekleririmi iletirseniz bahtiyar olacağım" yerine, "ananıza geçmiş olsun" demek adiyattan oldu. Baz istasyonundan bahsediyor gibi ‘ulusal baz söylemleri’ var dilimizde. Ve şimdilerde ‘relax’ takılıp ‘free’ yaşıyoruz. ‘konjektürel olgular bağlamında reel poitik kritikler ve bunların doğurduğu açmazın ayırdına varamıyor, yadsınamaz bir etimoljik ve epistomalaojilik lojiklerle yanılsamalara sublime gibi orantısal ve uzantısal ereğin gereğine aldanıyoruz’ uysada olur uymasa da. İşte dilmizin hali pür melali. Bu acaip ve bir o kadar şahsiyetsiz ağız kokusunu çektiğimiz gibi bize ait olan nice selvi revan kelimleri ‘banal’ buluyor ve validelerimizin kıyafetinden utanır gibi utanıyor ve yokluğa mahkum ediyoruz. Hakikatinde ise yokluğa elenen dilimiz, kültürümüz, birliğimiz, şahsiyetimiz ve kendi değerlerimiz. Bir ülkede dil bozulmaya başladı mı artık gerisi gelir ve bozulamayacak hiçbir şey kalmaz. Ve bu ülkede el birliği ile dili bozduk.

Televizyonlar, yazılı basın, radyolar ve Internet siteleri ile çet (chat) denilen geyik muhabbetleri dilimizin ırzına geçtiler. Koruyamadığımız bu namus emniyetiyle birlikte zevk-i selim kalmadı. Edebiyatın güzelim yüzüne toprak savurup, onu pazarcı esnafının ağzıyla en ucuzundan işporta malı durumuna düşürdük...

Bize bu kötülüğü yapanlar bilmiyorlar ki (yada biliyorlar mı demeliydik) yarın kendi evlerimizde ailelerimizle anlaşamıyacak, toplum içinde ortak anlaşma zeminini de kaybedeceğiz. Okullarda hatta üniversite de dahi okuyan nesil artık bir süre sonra yani eğitimleri yükseldikçe Türkçe konuşmayı unutuyor ve tarzanca konuşup anlaşmaya çalışıyorlar. Dil böyle olunca ortada ne fikir, ne şiir, ne edebiyat kaldı. 300 kelimeyle konuşup bunu da yarısını nşd ( normal şartlarda), nbr (ne haber) asl, plis, u, oki, kısaltmalarıyla budayanlar bu milletin ruh köklerini manâ zenginliklerini, sanat enginliğini, fikri müktesebatını anlayamaz ve hiçbir asil duruşa sahip olamaz ancak kölelere ve uşaklara mahsus bir eziklik ve özenti içerisinde yaşamaya mahkum olurlar. Bırakın Fuzuli'yi, Gazali'yi, Bediüzzaman'ı, Cemil Meriç'i anlamayı bu insancıklar Peyami Safa'yı, Ahmet Hamdi Tanpınar'ı anlayamaz ve Tommiks Teksas kültürü ile Reha Muhtar seviyesi ile ancak pazarda domates satarlar. Bir sayfa mektubu yazamayan, dilekçe yazmayı bilmeyen, bir kıta şiiri anlayamayan, ihtimal yerine olasılık, hayati yerine yaşamsal, imkan yerine olanak, sebep yerine neden gibi sığ ve tamtakır, nesepsiz, soysuz bir dil kullanan toplum gittikçe yozlaşmaya ve bodurlaşıp cüceleşmeye mahkum demektir. Erekli, savlı, gereçli, uscu, edimli, yazınsallı dil insanımıza kültür vadilerini açmayacak bilakis zengin kültürümüzün kapılarına açılmamasına kapatacaktır. Geçmişle en azından dil bağı olmayan bir ülkenin şahsiyetli geleceğinden bahsetmek abes olacaktır.

Hele dil sahipsiz ve sürekli tahribe açıksa bunun karşısında aydınlar gaflet içinde, rical-i devlet ilgisiz ve hatta uyduruk kaydırık bir dilin kürek çekicileri ise siz gelecek adına sanat ve edebiyata ait bir eser beklemeyin ve her türlü özenti, taklit ve yüzsüz kültüre, yozlaşmaya razı olun.

Razı olamayacak kadar mazi asaletine sahip olanlar ise maalesef ölüm sessizliği içerisinde bu vahim duruma en azından sessiz kalarak destek oluyorlar demektir. Umalım ki bu sessizlik biter ve en azından münevverlerimiz intibaha ererler.

yazının kaynağı:Hüsamettin Yılmaz [ [e-posta adresi gizlendi] ]

Çok önemli bir konuya değindiği için sizlerle paylaşmak istedim. Bu yazı hakkında yorumlarınızı bekliyorum.

Gönderilme zamanı: 07.02.2003 - 8:51
gönderen Buket
Merhaba Hackerreturns, sana katiliyorum bunlarin disinda yilbasinda Türkiye'deydim va bir cok genlerin anlamlarini tam kavrayamadigim tarzda konusmalari ilgimi cekti. Ne demek diye sordugumda bunlari herkes bilir dedi. Anlasilan kendi ülkemizde yabaci gibi olmusuz. Ben Türkiye' deyken benim Türkce ve dilbilgisi derslerim hep cok iyiydi. Ama güzel Türkce kullananlar da var.

Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 2:27
gönderen PanTürk
Maalesef cok yakin bir gelecekte Türkcemizi kaybedecegiz gibi geliyor bana...eger acil önlemler alinmazsa.....
Dilini kaybeden bir millet milli birligini, egemenligini , dahada özü her seyini kaybeder.

Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 10:14
gönderen abd
Eski TBMM Adalet Komisyon Başkanı DSP'li Emin Karaa,şöyle demişti

Avukat olarak davalara elimde sözlükle hazırlanırdım. Artık buna köklü bir çözüm getirilmeli. 1926'da İtalya'dan aldığımız çok temel bir kanun olan TCK'da köklü bir değişiklik yapıyoruz. Hukuktaki dil kargaşasına buradan başlayarak son verebiliriz’’
Kanunu bilmese de kişinin cezadan kurtulamayacağı buna karşılık vatandaş okusa da yasayı anlaması mümkün değil. TCK'de dil sorununu aşmaya çalışacağız. Bundan sonra komisyona gelen bütün teklif ve tasarılar için dil uzmanının bulunacağı komisyonlarda yeniden yazacağız’’demişti.
************************************************************
Görüldüğü gibi dil yozlaşması tepede başlıyor ve bunun bir çok sebebi var ama asıl neden eğitim bozukluğu,yabancı özentisi ve hazırcılık bence.Bunların düzelmesi için çook çalışmamız lazım çok..!
:roll:

Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 22:07
gönderen ahmet
merhaba
evet türkçeye çok ingilizce kelimelerde girdi.türkçede ingilizce kelimelerin türkçe karşılıgı bulunursa ingilzce kelimelerden kurtuluruz.

Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 23:35
gönderen Ceren
Aslina bakarsaniz:

Kendi dilimizi yitirmeden, dünya dili olan Ingilizceyi cagdas bir ülke, cagdas bir vatan ve cagdas vatandaslar olarak bilmemiz sart.
Sonucta atalarimiz : Bir lisan, bir insan demisler!

Maalesef burada yani yurt disinda okuyan, büyüyen ve yasayan genclerimizin , cocuklarimizin cogu ana dillerini konusamiyor ve anlamiyorlar.
Okullarda verilen Türkce derslerine Türk ögrencilerinden daha cok yabanci uyruklu ögrenciler daha cok ilgi gösteriyorlar!

Gönderilme zamanı: 23.02.2003 - 8:32
gönderen abd
Dil öğrenmek tabiiki çok güzel birşey buna karşı değiliz fakat bir kişiye tamam diyeceğimiz yerde okey dersek olmaz değilmi,ben buna karşıyım.

Gönderilme zamanı: 07.03.2003 - 22:37
gönderen PanTürk
Ceren Hanim, Yabanci dil bilmek elbette gerekli ancak kendi dilimizi asagilayarak yozlastirarak bu olmaz.Her seyden önce anadilimizi dogru konusup cocuklarimiza dogru ögretmeliyiz.
Ayrica, asagilik kompleksine girmemize gerek yok,dünyada 250.000.000
Türk yasiyor Dilimiz neden dünya dili degil?Iyi düsünelim..

Saygilar

Gönderilme zamanı: 07.03.2003 - 23:16
gönderen prizma
Dil bilmek tabiki çok onemli

dilimizi dunya dili haline getirmek bir kaç seye bagli. once her alan da dunya markalari meydana getirmek lazim. her urunumuzun girdigi ulkeye tabi ki kulturumuzde girecek, dilimizde. atilim sart.
Eskiden dirayetli bir basbakan ulkeyi duze çikariyordu. Simdi ise yetmiyor bunun yaninda dirayetli halk ta lazim.

ceren hanima katiliyorum dil bilmek sart hem de en az iki tane
bu çok onemli

Zamaninda lawrens gibi ingiliz ajanlari turkçeyi ve arabçayi iyi bildiklerinden basarili oldular.

Fatih sultan mehmet'in 8 dili hemde edebi inceliklerine kadar bildigi hatirimizdadir

medeniyet adina su dunyada ne varsa bilim adina ne varsa hepsine talip olmaliyiz

hiç kimse komplekse girmesin ve umitsizlige dusmesin..

nasil asirlardir ilimde ve medeniyette dunya ya ornek olmussa bu millet
kissa zamanda yine oyle olacaktir.