biz çoban sanırdık haham çıktı
Gönderilme zamanı: 09.04.2007 - 18:45
Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan Prof. Yona Sabar, yazdığı kitapta bu iddiaları doğruladı.
Sefa Kaplan’ın haberine göre Tarihçi Ahmet Uçar da, Osmanlı arşivlerinde, Sallum Barzani adlı bir hahamın önce Selanik’e, arkasından da Kudüs’e sürgün edildiğine dair bir belge yayımladı. Bilindiği gibi, Molla Mustafa Barzani ile oğlu Mesut Barzani, İsrail’le kurduğu iyi ilişkilerle tanınıyor ve İsrail öteden beri Irak Kürtleri’nin bağımsızlığını destekliyor.
1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) başlıklı kitap, başlangıçta sıradan bir antropolojik çalışma muamelesi gördü. Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles’teki Californiya Üniversitesi’nde (UCLA) görev yapan Prof. Yona Sabar tarafından kaleme alınan kitap, büyük çoğunluğu Kuzey Irak’ta yaşayan Kürt Yahudileri’nin hayatına ışık tutuyordu.
Ancak, Prof. Yona Sabar’ın kitabında daha ilginç bilgiler de vardı. Bunlardan en önemlisi de Barzani ailesi ile ilgiliydi. Prof. Sabar’ın verdiği bilgiye göre, 16. ve 17. yüzyılda bölgede yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri Barzani ailesiydi ve bu aileye mensup hahamların kurduğu Yahudi eğitim kurumları büyük bir itibara sahipti. Öyle ki, başta Mısır olmak üzere Ortadoğu’nun muhtelif ülkelerinden buraya öğrenci akını oluyordu. Hatta, Haham Nathanel Barzani, bölgede nadiren görülen zenginlikte bir kütüphaneye de sahipti ve kitapların büyük çoğunluğu da elyazmasıydı. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani’ye miras kalacaktı. İşin daha da çarpıcı yanı, Amerikan reformcu Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani’nin kızıydı ve ismi de Asenath Barzani’ydi.
İnternet aracılığıyla konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Prof. Yona Sabar, Yahudi Barzani ailesinin kurucusunun 16. yüzyılda yaşayan Haham Samuel Barzani olduğunu belirterek, ailenin sonraki yüzyıllarda Musul, Kerkük ve Erbil yöresinde etkili olduğunu söyledi. Ancak, Barzani ismini taşıyan herkesi Kürt Yahudisi olarak görmenin doğru olmadığını savunan Prof. Yona Sabar, Barzan doğumluların bu isimle çağrıldığını söyledi.
Ancak, tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer almadığını hatırlatarak, günümüz Barzanileri’nin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. Ahmet Uçar, Prof. Sabar’ın, Barzaniler’in ne zaman müslüman olduklarına ilişkin detaylara girmediğini de savundu.
Ahmet Uçar’ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul’dan Selanik’e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs’e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar’ın ifadesine göre, ‘‘Kudüs’e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti’nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856’da Hahambaşı’nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan’da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861’de bir irade ile Kudüs’e sürülmüştü.’’ Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi’nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ‘‘Mustafa Barzani’nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950’den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail’de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay.’’
Ailede pek çok ünlü haham var
- Batılı seyyahların Kürtçe konuşan Yahudiler’den söz edildiğini görüyorsunuz. Ben bunu okuyunca, Başbakanlık Arşivi’nde, bölgedeki yerleşime ilişkin araştırmalar yaptım ama uzunca bir süre bununla ilgili herhangi bir evrak bulamadım. A. Medyalı isimli birisinin yazdığı ‘‘Kürt Yahudiler’’ isimli bir kitaba rastladım. Faik Bulut’un ‘‘Filistin Rüyası’’ isimli kitabında da İsrail’de Kürtçe konuşan Yahudiler’in bir organizasyonundan bahsediliyordu. Araştırmalarım sonucunda, Kuzey Irak’tan İsrail’e göçler yaşandığını tesbit ettim. Bugün İsrail’de geniş bir Kürtçe konuşan Yahudiler topluluğu mevcut.
- Barzani ailesi ile ilgili ilk iddiaları da Amerika’da yaşayan ve kendisi Kürtçe konuşan bir Yahudi olmakla kalmayıp bu konuda uzman olan Prof. Yona Sabar’ın bir kitabında rastladım. Prof. Sabar, Barzani ailesinden gelen hahamların bölgede dini çalışmalar yaptıklarını söylüyordu. Bunun üzerine ben Barzani ailesinin kökenlerini araştırmaya başladım.
- Bir defa bölgede Barzani adıyla bilinen tek bir aile var. Bu aile, Kuzey Irak’’taki Barzan köyünde yaşıyor. Osmanlı Arşivi’nde çalışırken, bu aile ilgili bir belge buldum. Bu belgede, 1855-56 yılında bu köyün mensuplarından Sallum Barzani adlı bir hahamın önce İstanbul’a, arkasından Selanik’e sürgün edildiği belirtiliyor.
................................................................................
kaydedün sigortalu işe benü yada bağkura
bütün gün bostan beklemekten gına geldi demiş
yoksa şartolsun girerün batmana diyarbakıra
deyün kendi çapında azda göz dağı vermiş
sarhoş iken söylemiştir yok ne süphe kuşku ne şektir
cihan bilir bizim mesut barzani eşek oğlu eşektir
sakın alman şunun lafını siz siz olun asla yukarı
dekarın on kuruştan satar vatanını yeterki olsun çıkarı
eğitmiş amerikalı şerif palyançoluk dalında belli ki anı
ey ıt çobanı kılıklı herif mağara adamı orman tarzanı
sen seni bil sen seni sen tut çeneni enik oğlu enik
iç çorbanı kemir kemik yala yut önünde ki herzeni
biz de size müdahele filan bırakın bu ayakları
dikerler haneyin tavanı damına çam kayın kavakları
kaldıramıyorsan içme arakları sonra alın başa dert
git adam gibin davarını güt barzani denen hırt namert
... osman pamuk oğlu da yazdı çizdi unutulanlar dışında yeni şey yok dedi.. bir dönem biz bunlara arka çıktık.. şartlar onu gerektiriyordu.. ülke menfaati aalisi güya.. bunlar çok beslendi kapıda.. bunların tc ye kaçanı sınır geçenine yatak yorgan yatacak yer ekmek aş verildi leş yemeye alışkın olduklarından biz patates yemeyiz dediler.. gidin o dönem arşiv gastelerini okuyun.. telgraf telefon direklerini yaktılar mardin kamplarında getirdikleri feodal kültürü sarıklı başlarındaki aşiret kültürü ile.. bunlara bizim silahlı kuvvet her yönden destek oldu.. kandil dağında olup biteni..bunların ihanetini bile bile.. şimdi az palazlandıkları devre.. demekki ilerde.. neler olur..
..mayerin açıklamaları ne tesadüftür ki çuval olayı hatırlatım.. aynı günlere denk gelmesi.. bölgenin istikrarlı yapılanmasında.. sorun baş kaynağı insan sayısını asgariye indirim ile meselelerin halli ( öyle meseleyi ebem de çözer) bağlamında.. komşu ülkelerin tuzağa düşmemesi için her ne kadar sağduyulu davranımı gerektiriyor isede.. tek merkezden çiz sınır yap yönet sionist politika devamı.. tek merkeziyetçilik abd rüyası yakın koruma olarak kullanacağı ilkokul düzeyinde vasat zeka kaba saba yığınları kapısına bağlarken..az karnını tok sırtını pek tutunca tek mermi atmadan mahalle kabadayılığına soyunan bu güruhları.. her daim çıkar malzemesi yapılabiliniyor malesef.. bu aşiret ağasının hesaba katmadığı bir şey var.. coninin arkasında kuyruk sallayarak zaten birbirini boğazlıyacağı makus talihi.. azınlık etnisitelerle bir arada yaşama dayatmasına zorlanmış gurubların patlama noktasında bir biri gırtlağını sıkıp ayakta kalım şansı elde edenlerin de bir gün sinsi politika hortumladıktan sonra kaderi ile baş başa bırakım aşamasında.. palazlananlarında.. gücü yetene girdiği.. şu an ki şii arap çatışmasının dinim noktasında hangisi olursa olsun karşısında yaşam şansı olmayan bu zavallı mahlukat.. küçük kafasına sardığı sarık.. yüzüne tükürsen tükürüğüne yazık kıt aklı ile.. şimdilik leş yiyim kışın da başı sokacak kulube bulum hayali ile yaşayıp gidiyor bence.. ne diyelim devam et barzani..
Sefa Kaplan’ın haberine göre Tarihçi Ahmet Uçar da, Osmanlı arşivlerinde, Sallum Barzani adlı bir hahamın önce Selanik’e, arkasından da Kudüs’e sürgün edildiğine dair bir belge yayımladı. Bilindiği gibi, Molla Mustafa Barzani ile oğlu Mesut Barzani, İsrail’le kurduğu iyi ilişkilerle tanınıyor ve İsrail öteden beri Irak Kürtleri’nin bağımsızlığını destekliyor.
1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) başlıklı kitap, başlangıçta sıradan bir antropolojik çalışma muamelesi gördü. Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles’teki Californiya Üniversitesi’nde (UCLA) görev yapan Prof. Yona Sabar tarafından kaleme alınan kitap, büyük çoğunluğu Kuzey Irak’ta yaşayan Kürt Yahudileri’nin hayatına ışık tutuyordu.
Ancak, Prof. Yona Sabar’ın kitabında daha ilginç bilgiler de vardı. Bunlardan en önemlisi de Barzani ailesi ile ilgiliydi. Prof. Sabar’ın verdiği bilgiye göre, 16. ve 17. yüzyılda bölgede yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri Barzani ailesiydi ve bu aileye mensup hahamların kurduğu Yahudi eğitim kurumları büyük bir itibara sahipti. Öyle ki, başta Mısır olmak üzere Ortadoğu’nun muhtelif ülkelerinden buraya öğrenci akını oluyordu. Hatta, Haham Nathanel Barzani, bölgede nadiren görülen zenginlikte bir kütüphaneye de sahipti ve kitapların büyük çoğunluğu da elyazmasıydı. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani’ye miras kalacaktı. İşin daha da çarpıcı yanı, Amerikan reformcu Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani’nin kızıydı ve ismi de Asenath Barzani’ydi.
İnternet aracılığıyla konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Prof. Yona Sabar, Yahudi Barzani ailesinin kurucusunun 16. yüzyılda yaşayan Haham Samuel Barzani olduğunu belirterek, ailenin sonraki yüzyıllarda Musul, Kerkük ve Erbil yöresinde etkili olduğunu söyledi. Ancak, Barzani ismini taşıyan herkesi Kürt Yahudisi olarak görmenin doğru olmadığını savunan Prof. Yona Sabar, Barzan doğumluların bu isimle çağrıldığını söyledi.
Ancak, tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer almadığını hatırlatarak, günümüz Barzanileri’nin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. Ahmet Uçar, Prof. Sabar’ın, Barzaniler’in ne zaman müslüman olduklarına ilişkin detaylara girmediğini de savundu.
Ahmet Uçar’ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul’dan Selanik’e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs’e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar’ın ifadesine göre, ‘‘Kudüs’e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti’nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856’da Hahambaşı’nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan’da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861’de bir irade ile Kudüs’e sürülmüştü.’’ Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi’nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ‘‘Mustafa Barzani’nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950’den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail’de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay.’’
Ailede pek çok ünlü haham var
- Batılı seyyahların Kürtçe konuşan Yahudiler’den söz edildiğini görüyorsunuz. Ben bunu okuyunca, Başbakanlık Arşivi’nde, bölgedeki yerleşime ilişkin araştırmalar yaptım ama uzunca bir süre bununla ilgili herhangi bir evrak bulamadım. A. Medyalı isimli birisinin yazdığı ‘‘Kürt Yahudiler’’ isimli bir kitaba rastladım. Faik Bulut’un ‘‘Filistin Rüyası’’ isimli kitabında da İsrail’de Kürtçe konuşan Yahudiler’in bir organizasyonundan bahsediliyordu. Araştırmalarım sonucunda, Kuzey Irak’tan İsrail’e göçler yaşandığını tesbit ettim. Bugün İsrail’de geniş bir Kürtçe konuşan Yahudiler topluluğu mevcut.
- Barzani ailesi ile ilgili ilk iddiaları da Amerika’da yaşayan ve kendisi Kürtçe konuşan bir Yahudi olmakla kalmayıp bu konuda uzman olan Prof. Yona Sabar’ın bir kitabında rastladım. Prof. Sabar, Barzani ailesinden gelen hahamların bölgede dini çalışmalar yaptıklarını söylüyordu. Bunun üzerine ben Barzani ailesinin kökenlerini araştırmaya başladım.
- Bir defa bölgede Barzani adıyla bilinen tek bir aile var. Bu aile, Kuzey Irak’’taki Barzan köyünde yaşıyor. Osmanlı Arşivi’nde çalışırken, bu aile ilgili bir belge buldum. Bu belgede, 1855-56 yılında bu köyün mensuplarından Sallum Barzani adlı bir hahamın önce İstanbul’a, arkasından Selanik’e sürgün edildiği belirtiliyor.
................................................................................
kaydedün sigortalu işe benü yada bağkura
bütün gün bostan beklemekten gına geldi demiş
yoksa şartolsun girerün batmana diyarbakıra
deyün kendi çapında azda göz dağı vermiş
sarhoş iken söylemiştir yok ne süphe kuşku ne şektir
cihan bilir bizim mesut barzani eşek oğlu eşektir
sakın alman şunun lafını siz siz olun asla yukarı
dekarın on kuruştan satar vatanını yeterki olsun çıkarı
eğitmiş amerikalı şerif palyançoluk dalında belli ki anı
ey ıt çobanı kılıklı herif mağara adamı orman tarzanı
sen seni bil sen seni sen tut çeneni enik oğlu enik
iç çorbanı kemir kemik yala yut önünde ki herzeni
biz de size müdahele filan bırakın bu ayakları
dikerler haneyin tavanı damına çam kayın kavakları
kaldıramıyorsan içme arakları sonra alın başa dert
git adam gibin davarını güt barzani denen hırt namert
... osman pamuk oğlu da yazdı çizdi unutulanlar dışında yeni şey yok dedi.. bir dönem biz bunlara arka çıktık.. şartlar onu gerektiriyordu.. ülke menfaati aalisi güya.. bunlar çok beslendi kapıda.. bunların tc ye kaçanı sınır geçenine yatak yorgan yatacak yer ekmek aş verildi leş yemeye alışkın olduklarından biz patates yemeyiz dediler.. gidin o dönem arşiv gastelerini okuyun.. telgraf telefon direklerini yaktılar mardin kamplarında getirdikleri feodal kültürü sarıklı başlarındaki aşiret kültürü ile.. bunlara bizim silahlı kuvvet her yönden destek oldu.. kandil dağında olup biteni..bunların ihanetini bile bile.. şimdi az palazlandıkları devre.. demekki ilerde.. neler olur..
..mayerin açıklamaları ne tesadüftür ki çuval olayı hatırlatım.. aynı günlere denk gelmesi.. bölgenin istikrarlı yapılanmasında.. sorun baş kaynağı insan sayısını asgariye indirim ile meselelerin halli ( öyle meseleyi ebem de çözer) bağlamında.. komşu ülkelerin tuzağa düşmemesi için her ne kadar sağduyulu davranımı gerektiriyor isede.. tek merkezden çiz sınır yap yönet sionist politika devamı.. tek merkeziyetçilik abd rüyası yakın koruma olarak kullanacağı ilkokul düzeyinde vasat zeka kaba saba yığınları kapısına bağlarken..az karnını tok sırtını pek tutunca tek mermi atmadan mahalle kabadayılığına soyunan bu güruhları.. her daim çıkar malzemesi yapılabiliniyor malesef.. bu aşiret ağasının hesaba katmadığı bir şey var.. coninin arkasında kuyruk sallayarak zaten birbirini boğazlıyacağı makus talihi.. azınlık etnisitelerle bir arada yaşama dayatmasına zorlanmış gurubların patlama noktasında bir biri gırtlağını sıkıp ayakta kalım şansı elde edenlerin de bir gün sinsi politika hortumladıktan sonra kaderi ile baş başa bırakım aşamasında.. palazlananlarında.. gücü yetene girdiği.. şu an ki şii arap çatışmasının dinim noktasında hangisi olursa olsun karşısında yaşam şansı olmayan bu zavallı mahlukat.. küçük kafasına sardığı sarık.. yüzüne tükürsen tükürüğüne yazık kıt aklı ile.. şimdilik leş yiyim kışın da başı sokacak kulube bulum hayali ile yaşayıp gidiyor bence.. ne diyelim devam et barzani..