1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
İSİMSİZ BİR SEVDAYA ÖZEL.
Gönderilme zamanı: 02.04.2006 - 15:41
gönderen Eski Üye #2982
UsLanma hiç hep deLi kaL
Büyüme sakın çocuk kaL
Es deLi deLi böyLe kaL...
Son harmanında sevdanın
Tüken toz toz savruLa kaL...
Suçüstü buLmaLı öLüm
ÖLürken de sevdaLı kaL ...
Gönderilme zamanı: 02.04.2006 - 16:59
gönderen Rose&Rain
Hasret
Senden uzakta olduğumdandır
benim bu halim,
Ne eğlenmek geliyor içimden
ne de gülmek.
Bir tek dolaşmayı seviyorum
aklımdaki senle beraber,
Bir de düşünmeyi geceleri
Sana, hasret şarkıları söyleyerek
Gönderilme zamanı: 03.04.2006 - 10:31
gönderen Eski Üye #2982
harika bi şiir rose&rain
SÜPERSİN
Gönderilme zamanı: 03.04.2006 - 11:24
gönderen rambo
Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun,
Daha bir dumanlı,
Daha bir derin!
Şu anda, omzumdan tanıdık bir el,
Tutup silkelese şöyle bir güzel,
Kurtulsam yükünden düşüncelerin!..
Gönderilme zamanı: 03.04.2006 - 12:44
gönderen Rose&Rain
Telli Kavak
Bir telli kavak büyürdü,
Daday'ın Çiydere köyünde usuldan usuldan.
Yerin karanlığından azad olmus,
Aydınlık sular yürürdü ayaklarının ucundan.
Kendi halindeydi telli kavak.
Geceleri gökyüzüne bakarak,
Samanyolunu düşünürdü yaprak yaprak.
Başka şey de dilemezdi.
En uzak rüzgarlara kaptırmıştı başını;
Ona konmayan kuşa kuş,
Ona değmeyen rüzgara rüzgar da denmezdi.
Gel zaman git zaman,
Kızını everecekti Çiydereli Halil
Cebindeki yetmezdi.
Bir gece sabaha karşı;
Ver yansın ettiler baltayı ayak bileklerine Telli'nin.
Uyanıverdi ilk vuruştan
Aman, dedi telli kavak; kıyman!
Sular bulandı ayaklarının ucundan,
Yapraklar yalvardı hep bir ağızdan; vurman!
Aman zaman dinler miydi Çiydereli Halil
Kızını everecekti, cebindeki yetmezdi.
Yıkılıverdi telli kavak,
Ortasına gecenin boylu boyuncak.
Oldu mu ya, dedi telli kavak
Böğründe duran baltaya;
Yaşayıp gidiyorduk şunun şurasında.
Kim gönderecek şimdi selamını suların,
Samanyoluna yaprak yaprak?
Ne olacak şimdi rüzgar?
Kuşlar nereye konacak?
Ordan oraya atıldı telli kavak
Elden ele satıldı.
Boynuna dört demir takıldı
Çankırı'ya beş mavzer atımı uzak,
Bir tepenin duldasına çakıldı.
Telefon direği oldu telli kavak.
Vınladı durdu telefon telleri boynunda.
Samanyoluna baktı geceleri.
Suları düşündü ayaklarının ucunda,
Yapraklarını düşündü,
Rüzgarı düşündü avcunda,
Gözleri dolu dolu oldu.
Bir türkü tutturdu en sonunda;
'Telefonun tellerine kuşlar mı konar?
Herkes sevdiğine cicim, böyle mi yapar?'
Aydın Gün