1. sayfa (Toplam 4 sayfa)
Nuri Can'ın şiir,resim ve denemeleri
Gönderilme zamanı: 28.11.2005 - 0:07
gönderen deste
- .
http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... annnnm.jpg
Geldi hazân, Yine hüzün, Yine gam
Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine gam
şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine gam
gönüllere elem konuk her akşam ...
Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
yine boyun büktü akşamlar öksüz
geldi hazan, yine efkar, yine ah-u zar
yine hasret, yine gurbet ah leyli yar
bir ince sızı düşer sineye her akşam
Bülbülü bir güle zar eylemişler
dünyayı sevene dar eylemişler
sevdayı göğsüme nar eylemişler
geldi hazân, yine hüsran, yine figan
yine hicran, yine giryan, yine efgân
bir ince sızıdır nereye baksam
Rüzgar hicran inler gönül secdede
nağmeler aşkı kanar her hecede
ay küser bir efkâr basar gecede
geldi hazan, yine hüsran, yine efgân
yine sürgün, yine firgat, yine figan
bir kara dumandır iner her akşam
Felek ki, demirden örmüş ağını
ceylanlar aşk için yakmış dağını
gazeller savurmuş gönül bağını
geldi hazân, yine hüzün,yine giryan
yan ey gönül dermansız derdine yan
bak yine çöktü efkar her yer karardı
bahçe gazel döktü yaprak sarardı
her sokak başını bir elem sardı
geldi hazân, yine hüzün, yine gam
yine sürgün, yine giryan, yine hicran
bir ince sızıdır nereye baksam
Tipi bize, boran bize, kar bize
feryat bize, figan bize, zar bize
hicran bize, fizan bize, har bize
yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
dinmez bir sızıdır yüreğinde ne yapsan
gönüllere elem konuk her akşam
Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
bülbül zar-ı figan, zar-ı fizan, zar-ı efgân
ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
yan ey gönül dermansız derdine yan
Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran, yine giryân bana düştü ah!..
yine firgat, yine hasret,yine figan, yine efgân cana düştü ah!....
attı felek, her birimiz bir yana düştü
ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
yan ey gönül yan, şimdi dermansız derdine yan
hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi
ah! leyli yar...
kış geldi , yine tipi, yine boran, yine duman
her gece kalbimize yağıyor kar...
Nuri CAN
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... 77mmnn.jpg
Ey Denizler Kraliçesi Myra
Ey gönül mihrabımda sultan
ey sabah yıldızının kızı
ey eşsiz dolunay ışığı
ey vefa göğünde hilal
denizler kraliçesi Myra
ben ki gam rüzgarlarında bir geda
ay bakışının dilencisi bir avareyim
sen benim en güzel hayalçiçeğimsin
ben senin aşkınla deli-divaneyim
ey yeryüzü kraliçesi
ey gökyüzü kraliçesi
ey denizler kraliçesi Myra
gel sevgilim ol sevgisizlikler ülkesinde
mutluluk ağacında hayal çiçeğim ol
dost gelişinle gel, gül gülüşünle gel
uyandır beni elem uykusundan
güneşim ol, ayım ol doğ ufkuma
sıcaklığın sarsın dünyamı
muhtacım sana
gelmiyorsan, gelemiyorsan
açık bırak gönül kapını
yükleyip yüreğimi bir martının kanadına
dalga dalga aşıp denizleri
rüzgarın kanadında ben geleyim
damardaki kanın, dudakdaki tadın
ölümsüzlüğün adıdır adın
ey sonsuzluğun hikayesi Myra
seni sevmeseydim ne gülün alı olurdu
ne menekşenin moru, ne de ateşin koru
olmazdı yeşilin tonu
seni sevdiğim için gözlerin mavi, bakışların ay
denizler dalgalı
seni sevdiğim için saçların yağmur rengi
gülüşün gül, dudakların kızıl
milyon kere tutuşsada denizler yüreğimde
sorma kıyılarım niye yanar, niye ağlar martılarım
umutlarım Sende saklı...
beni sende seni bende çoğalt, çoğalt ki,
dağlara yaslanan hayalini seveyim
denizlerde dalgalanan kalbini
masumluğuna yıldız
gülüşüne gül düşüreyim
ve ben
ve ben
ve ben
yüzyıllarca yalnız seni seveyim...
yalnız seni seveyim,
seni seveyim,
seveyim,
seve,
sev,
se,
s...
Nuri CAN
www.nuricann.com
Hoşçakal Gönlümün Nazlısı
Gönderilme zamanı: 28.11.2005 - 0:11
gönderen deste
- .
http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... /119-1.jpg
Bu şiiri sesli dinlemek için Tıkla
http://www.nuricann.com/hoscakal.mp3
Hoşçakal Gönlümün Nazlısı
Gidiyorum buralardan yalınayak ve üzgün
önümdeki uçurumlara aldırmadan
varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın
o gerçekleşmeyen hayallerim.
ardımda yaralı bir yürek
kederli bir ömür
ve yoksul anılar bırakarak
çekip gidiyorum sevdiğim
hoşçakal gönlümün nazlısı, bağrımın sızısı
hoşçakal
gidiyorum başım önümde, gözümde nem
duramam artık ey aşk, ey sevdiğim
hüzne ve kedere boğulduğum bu şehirde
duramam
hiç bir anı kabul etmiyor beni
bedenim buz gibi soğuk
yüreğim param parça keder
kış kadar soğuk ellerim
ardımda yoksul bir sevda
ve bana ait ne varsa
bırakıp gidiyorum sevdiğim
hoşça kal anlımın yazısı, kaderimin küskünü
hoşçakal
bütün yaprakları dökülmüş
dalları kırılmış bir ağaç gibi hıçkırarak
ve bırakarak ardımdan sırtımı yasladığım
çınar ağacını yaslı
meçhule giden acılar yüklü bir gemide
uğuldayan rüzgarlara sarıp sesimi
şarkıların sustuğu, aşkların vurulduğu
limanlara gidiyorum sevdiğim
hoşça kal kırık sazım, sevdamın yaralı türküsü
hoşçakal
bir yıldız daha kaymadan gözlerimden
yüreğimden bir arzu daha sönmeden
gidiyorum ey aşk, ey sevdiğim
bir daha yağmamalı bu ihanet yağmurları
ağlamamalı bu yürek bir daha
bir acıyı, başka bir acıyla sarıp
alıp dağların ve yıldızların gölgesini
yüzümde kış, bakışlarımda kar
yorgun akan bir ırmak misali
kimsesiz sokaklara bırakıp yanlızlığımı
gidiyorum sevdiğim
hoşça kal gecelerimin yıldızı, karlı dağların yalnız kızı
hoşça kal
bütün borçlarını ödedim bu sokakların, alacağımı aldım
geri dönmez bir mevsimdeyim artık, duramam ey aşk
bu şehre sığamam bu hüzünle
yoksa acılar üşütür beni
kar kavurur anılarımı
donar bakışlarım
üşürüm... üşürüm ey aşk
sorma nereye, hangi dağın ardına?
ne kadar uzağa varır yolum?
kim yoldaş olur bana ?
dönüp gelir miyim yine bahar geldiğinde ?
çiçek açtığında mor dağlar
sorma
sazımdaki hüznü
içimdeki sızıyı
boynu bükük karanfilimi
ve yüreğimin yangınını bırakıp rüzgarlara
sırılsıklam yalnızlığımı alıp yanıma gidiyorum
hoşça kal bağrımın ateşi, kalbimin ahı, mühür gözlü yar
hoşçakal
Nuri CAN
www.nuricann.com
.
Sustum!
Gönderilme zamanı: 28.11.2005 - 0:25
gönderen deste
- .
bu klibi mutlaka izleyin
http://www.youtube.com/v/O1NcMs7BKKI
http://img140.imageshack.us/img140/4707/meldywj6jk9.jpg
SESLİ YORUMLARI dinle
http://www.hanedan.info/Asksiirlerim/Sustum.mp3
http://www.nuricann.com/sustum.mp3
Sustum!
"Herkes konuştuğunu yazar,bense sustuklarımı"
Herkesin konuştuğu bir dünyada
ben sustum!
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
kimse duymuyor...
Sustum!
Bin ah sürüp dudaklarıma
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
sustu benimle deniz,
sustu deli dalgalar, sustu martılar...
umutlarımı sarıp rüzgarlara
uzaklara savuruyorum her gece
yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
kimse görmüyor...
Sustum!
Tam acılarımı haykıracaktım ki,
sustum
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin...
içimdeki volkanları boğarak sustum!
açmadım kimselere yüreğimi
hançeri sadece kendime sapladım
sapladım ve sustum!
hüznü yüzümde,
acıları gözlerimde topladım sustum!..
Sustum!
sustu dudağımdaki şarkı,
gözlerimdeki şiir
yaraları yalayan rüzgar
sokaklarında kahrolduğum şehir
gözlerim konuşuyor yalnız!
Saçı ağarmış hayaller
nemli kirpiklerle
bulutlandığında gözlerim
gökte şimşek olup çakıyorum
kimse görmüyor...
Sustum!
tuz basıp yaralarıma!
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
yaslanıp yalnızlığın duvarına
gül döküp kalabalıklara her gece
kimsesiz geziyorum gönül ülkemi
kimse bilmiyor...
Sustum!
tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
acılar konuşuyor şimdi yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
atıyorum uçurumlardan
kimse görmüyor
Ne zaman
dudaklarından öpmeye kalksam hayatı
saçlarını koklasam rüzgarların
içimde incecik bir sevgi ürperiyor
sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
gelmiyor beklediğim bahar
yaralar merhem tutmuyor
gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
kimse silmiyor
yağmur dinmiyor
sevdiğim bilmiyor
Sustum!
sustu benimle sarı sabır,
sustu hasret, sustu zaman
yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
kimse duymuyor
Sustum!
İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
sustum
sustu dudağımdaki şiir
gözlerimdeki nehir
gönlümdeki yara
bulutlar haykırdı isyanımı
şimşekler haykırdı
sadece ben duydum
sadece ben
Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
yaralar merhem tutmuyor
geceler avutmuyor
ben sustum
acılarım konuşuyor yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
Ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor dışarda inleyen rüzgar
yıldızlar küs
ay üzgün
yağmur dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor
kimse duymuyor
sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
sustu hayat, sustu zaman
acılar konuşuyor yalnız
acılarım konuşuyor
kimse duymuyor...
duymuyor...
duymu...
duy...
Nuri CAN
www.nuricann.com
Şiir: Nuri CAN.
Gönderilme zamanı: 30.11.2005 - 20:22
gönderen Prince of Night
resimler güzelmiş. o yaptıysa tabi.
Gönderilme zamanı: 10.01.2006 - 13:17
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... njbnty.jpg
En Güzel Rüya Sensin
Ey gönlümün uçurumuna her seher
gül ve rüzgar dokuyan uçarı kız
ey nazlı çiçek, narin kelebek,
vahşi menekşem.
ey büyülü dağım…
bir ömür tırmanıp ulaşamadığım…
bakışın yağmur senin,
gözlerin deniz, ellerin gül,
saçların meltem
ah! ki, başımı döndürürsün her dem
seni sevmek bir masal
en güzel masal sensin
ey ormanların uğultusu
baharın buğusu
dağların kokusu
ey yanan yüreğime en mübarek su
gözlerin denizin üzerinde ayışığı
gözlerin gözlerimde ateş,
dudağımda gül, ömrüme can
gözlerin geceye söylenmiş şarkı
seni özlemek bir şiir
en güzel şiir sensin
senki sularda nilüferimsin
vatanım, en kutsal yerimsin
gökkuşağı olur şiir kokarsın
güneş olur tenimi ısıtırsın
rüzgar olur, bahar olur, aşk olur
hayat olur, deniz olur, dalga olur
öldürürsün beni edan ile
üstüme üstüme gelirsin her gece
başımı döndürürsün...
ey yüreğime mühür,ölümsüzlüğün adı
ey baharın neşesi, dağların moru
gönlümün menekşesi, sevdanın onuru
seni koklanmamış bir kır çiçeği gibi sevdim
seni yazdığım bütün sayfalar hasret kokuyor
sevgi dokuyor gönül defterime her mısra
seni sevmek bir rüya
en güzel rüya sensin
yüreğime alıyorum seni
gözlerime, dudaklarıma,
tenime sarıyorum.
mutluluk ağacımda
sevinç çiçeğim oluyorsun
durmadan yürüyorsun gönül ülkeme
canıma can, kalbime canan oluyorsun
duygularım seni sevince böyle güzel
tenim hasretinle sıcak böyle
seni sevmek bir sevda
en güzel sevda sensin
Nuri CAN
www.nuricann.com
Mavi Sevda
Gönderilme zamanı: 10.01.2006 - 13:22
gönderen deste
http://i.fotodak.com/75/67/45366.jpg
Mavi Sevda
Bir mavi denizdeyiz şimdi seninle
ak bir martı gibi umut ve sevinç yüklü gemimiz
mutluluk rüzgarları vuruyor yelkenlerimize
pupa yelken yol alıyoruz sabaha
güneşli günlere çıkıyoruz, mavi gecelere
güzelliklerin el değmemiş ormanlarında
düşlenmemiş renklerin çılgınlığı düşüyor bakışlarımıza
kulaklarımıza binlerce kuş sesi dökülüyor
şiir cıvıltıları üşüşüyor saçlarımıza
sevgi çelenkleri örüyor zaman içimizdeki ışıltılardan
sevgiyle beslenerek,
bin çiçek büyüyor özlemin kor bahçelerinden
küskün çocuklar gülümsüyor yıldızlara
seviyoruz bütün insanları, bütün hataları affediyoruz
şarkılar bizim oluyor, şiirler bizim, yarınlar bizim
su gibi yudum yudum, hava gibi nefes nefes
mutluluğu tadıyoruz tüm pınarlardan
sevgimizi koyup tüm sevdaların üstüne
yelin suyla öpüştüğü kıyılara atıyoruz acılarımızı
kaldırıp duvağını gökyüzünün
öpüyoruz tüm beyaz bulutları alnından birer birer
dudaklarımız gül oluyor, gözlerimiz yıldız, bakışlarımız ay
uçuk bir mavide tutsak kalıyor hayallerimiz
sokaklar dolusu mutluluk
çiçekler dolusu sevgi ekiyoruz güzelliğin doruklarına
martılar uçuruyoruz samanyoluna mavi düşler boyu
bir Adem ile Hava faslındayız şimdi seninle
mavi bir rüya görüyoruz, mavi bir bahar yeşeriyor tenlerimizde
yeni bir aşk masalı yaşıyoruz şarkıların tılsımında
güneşi, mehtabı, yıldızları içiyoruz tüm pınarlardan
dudakların kalplere sığındığı bir adada
şimdi binbir arzuyla köpürüp kabarıyor dalgalar
şiir’in yedirenk çakılları vuruyor kıyılarımıza
bütün ihanetlerden arı, bütün çirkinliklerden uzak
yıldızları yol yapıp umutlarımıza
mavilere tırmanıyoruz ince alımlı ayaklarıyla aşkın
Nuri CAN
Gönderilme zamanı: 10.01.2006 - 13:25
gönderen deste
http://img54.imageshack.us/img54/9632/165bz1.jpg
Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal
gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
gidiyorum
başımda gam gözlerimde nem
toplayıp önüme düşen gölgelerimi
bütün hatıraları bırakıp geride
ardımdan çekip kapıyı usulca
başımı alıp gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için
hoşça kal suyundan çimdiğim dere
kana kana içtiğim pınar
say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan
çekip gidiyorum bir bilinmeze doğru
hem yol, hem yolcu olmaya
acılarımla başbaşa kalmaya
bütün yıldızları takıp kanatlarıma
rüzgarların uğultusunda kaybolmaya gidiyorum
Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
gecelerin zifiri saçlarında çıkıp yola
dağlı bir ırmak gibi çarpa çarpa kıyılara
bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum
bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim
gözlerimin içinde iki damla gözyaşı gibi
bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal
Nuri CAN
Gönderilme zamanı: 10.01.2006 - 13:34
gönderen deste
- .
http://img142.imageshack.us/img142/1539/hihu0.jpg
Destina
Aşklara vurur bülbülüm, yuvalanır gönlümün gülüstanına
gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde, soluğun ateş
yak savur küllerimi çölüme döneyim.
orman fısıltıları kulağımda, rüzgar ıslıkları
yağmur tutuşmaları, sevgi buluşmaları
aşkın düştüğü yer… yangın
yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm
bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
ırmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım
uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
karlı dağlarda uzak bir ses gibi
solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
umudun bütün bahçelerinden kovuldum
bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum
uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
içinden kırılmış bir gölge
başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
ve nasıl dayanabilirki
sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların
Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde
şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim
kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
nereye uçsun, bir umut yoksa kanadında esen yellerin
bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım
ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
içime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
bırak ki, dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
ateş oflayan ormanında bu ahın
gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem
Ah Destina’m, kara kızım, uzun saçlı hasretim
kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
gönlünün güneşli bahçelerinden, nilüferlerin zülüflerinden
ve derin kuyularından hasretin, su getir
koca İstanbulu getir bana gelirken
mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
mor salkımlı düşlerini getir
istiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları
yıldızlarını getir bana kaygısız bir gecenin
ayışığı gülüşünle sarıl içimdeki feryada
aşkın ateşlerinde sınanmış bir semenderim ben.
düşsüzüm düşlerine al beni, soluksuz sevişmelerine sakla
dudaklarınla kapat dudaklarımı, soluduğumda
uyuduğumda, alnımdan öperek uyandır beni
ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
aşk bir yanımı alıp götürsün, özlem bir yanımı
bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım
şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir’im
bırak güllere vursun gülüşün, harelensin denizlerin yüreğine
yanaklarında aşkın solmayan rengi
saklayıp gecelere gizini, yıldızlara uzansın mavi düşlerin
Bense çevire çevire dört duvarımı, bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 10.01.2006 - 13:37
gönderen deste
http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... rrctn7.jpg
http://img142.exs.cx/img142/8109/pen3305ay.gif
Seven Yüreğime Sor Beni
Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer
hasretin ateş olup giriyorsa koynuma
ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda
her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim
sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde
savruluyorsam sokak sokak
ürperiyorsam yaprak yaprak
esip geçen rüzgarlara sor beni
hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece
kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa
kahroluyorsa kalbim seni her andığımda
ve tanımıyorsa hiç bir kural yüreğim
kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine
ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem
ateş - alev sevdalara sor beni
seninle gözgöze geldiğimde
ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan
düğümleniyorsa boğazım
çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim
konuşamıyorsam tek bir kelime
depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde
ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı
deli - divane gönlüme sor beni
kirpiklerimden süzülen damlalar
islatiyorsa yüreğimi her gece
hep bulutlarda saklıyorsam seni
düşüyorsan içime tane tane her yağmur yağıdığında
kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan
susuyorsa denizler seni düşündüğümde
gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi
gelip sokuluyorsan uykularıma
gelip sokuluyorsan rüyalarıma
sensiz geçen gecelere sor beni
damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan
şiir olup doluyorsan kulaklarıma
masmavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça
çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece
ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde
yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi
sana anlatamıyorsam
bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime
su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam
ve beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi
şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 10.01.2006 - 13:48
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/nurican/56vx.jpg
Yokluğun Buz Gibi soğuk
Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum...
Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…
Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde...
Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...
Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi...
Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…
Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…
Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...
Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla...
Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...
Gel. Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara, ne kadar çok sevdiğimi ...
Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin...
Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.
Nuri CAN
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 0:46
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/nurican/42.jpg
Gitme
Gitme
figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker kır çiçekleri kelebekler ölür
gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm
gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah gülüm
gitme
acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm
gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm
gitme kal sevdiğim terketme beni
umutsuz çaresiz bekletme beni
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm
gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm
gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm
Nuri CAN
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 0:49
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... 1nmucn.jpg
Dudağımdaki Gelincikler
Bir yanım gül
bir yanım uçurum
gelinciklerden ödünç aldığım bütün sevinçler
duman duman kaybolup gitti bir trenin sesinde
uzayan raylarda kaldı bakışlarım
şimdi ben ömrümü
hangi seherlere bırakıp giderim sen yoksan
gazel düşmüş yapraklar gibi
Gün olur anılarda ararım belki
solmuş çiçeklerde, incecik gülücüklerde
öksüz çocuklar gibi bükerim boynumu gün olur
yağmur olur dökülürüm kaldırımlara
hüzünlenirim belki dumanlı bir dağ gibi
Ah! sen şimdi nerden bileceksinki
her giden trenin
bir şeyler alıp götürdüğünü benden
dönmeyen bir yolcu beklediğimi her istasyonda
kayıp sevdaların yurdu olduğunu yüreğimin
acıyıp durduğunu bu yüzden
kanayıp durduğunu bir ömür
Ah! sen şimdi nerden bileceksinki
ruhumun zindanda soluduğunu
zifir bir gecenin uğultusu olduğunu ömrümün
kısılmış sevdaların sesinde unutulduğumu
yaşlandığını dudağımdaki bütün imgelerin
ve hiç bir aşk şiirinin kabul etmediğini beni
Ah! sen şimdi nerden bileceksinki
kalbinin orta yerinden ihanet kurşunları yemiş
bir tarihi taşıdığımı içimde
sevdiğim bütün seslerin
ihanetin kol gezdiği sokaklarda vurulduğunu
ve her gece bir başka acıyla inlediğimi
yuşa tepesindeki derviş gibi
ben ki, hüzün ve ah kokulu bir günah
hayatın bilge ve kırılgan yanı
gözleri öksüz çocuğuyum bu dünyanın
bütün kapılar kapalı yüzüme
bütün imgelerden kovgun
yok gideceğim başka bir yer
güvendiğim bütün dağlara kar düştü
kırıldım,yoruldum kadit dal oldum
feryadıma ah düştü lal oldum
.../
Sen en sevdiğim serçe kuşusun
en sevdiğim dağ kırlangıcı
al götür buralardan uzaklara sesimi
rüzgarlara götür, dağlara,
baharlara götür kırılgan yanımı
gülüşünü ver bana gülüşüm olsun
üşümesin dudağımdaki gelincikler
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 0:51
gönderen deste
- http://i.fotodak.com/75/67/48065.jpg
İki Damla Rüzgar
Kadife saçlarını savurunca yel
vurunca hayalin gözlerime
üşüyünce nergiz
gülünce gül
çağlayınca nehir
gel
gel yudum yudum, yürek yürek
gel konuş benimle bu uzak dünyada
sevdamı çizip mavi bulutlara
her gece iki büklüm
her gece iki damla gözyaşı
iki damla hasret çiçeği ile bekledim seni
gelmedin kardelenim, kelebeğim, meleğim
öyle kırılgan, öyle titrek, öyle ince
seni beklerim her gece
su ve şiir rengi akar sol yanım
eririm ilmek ilmek hece hece
sen ki, iki damla yağmur, iki damla çiy
İki damla gözyaşı, iki damla sevinç olur
düşersin yüreğime gizlice
sen ki, iki damla rüzgar
iki damla kor, iki damla öfke olur
tutuşturursun bedenimi her gece
gel ey hayatımın kaynağı
güzel hikayem
ölümsüzlüğün adı aşkım
nerdesin gel
gel ey saçlarıma düşen kar
hayatıma esen rüzgar
yüreğime saplanan hançer
gel artık ne olursun
yoksan
varsın mendiller gözyaşı
gözler özlem
saçlar hüzün koksun
çile yağmurları yağsın dört mevsim
yoksan
varsın dal yetim kalsın
solsun gül
bülbül figan etsin
hazan rüzgarları essin dört mevsim
yoksan
üryan düşsün ağaçlar
dal kırılsın
hüzün döksün gül
gel ey yüce sevda
umudun güzel düşü
kavuşamayanların aşkı için
çocukların gülüşü için gel
gel
gel de şiirler oku
masallar anlat
mutlu, mavi çiçekler açan
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 0:54
gönderen deste
http://i.fotodak.com/75/67/48063.jpg
İkimizin Masalı
Sen bir çiçek olsaydın sevda çöllerinde
ömrümce yaş dökerdim kurumayasın diye
seni yalnız güneşin aklığı
güllerin sıcaklığı ile beslerdim
ve mehtabın büyüsü ile süslerdim yapraklarını
her sabah kızıllığında yeniden koklamak için
sen bir defter olsaydın, ben kalem olurdum
seni yazardım gece gündüz şiirlere, romanlara,
dağlara, bulutlara, rüzgarlara
elimin ulaştığı, gözümün gördüğü heryere seni yazardım
dilime destan, yüreğime mühür kazardım
bir ömür seninle yaşamak, seninle yaşlanmak için
sen bir ceren olsaydın avcıların önünde
sevgimi siper ederdim vurulmayasın diye
yaralarını rüzgarın diliyle okşar
güllerin eliyle sarardım
ve seni dağların moruyla gizler
pınarların diliyle seslerdim
kem gözlerden, katı yüreklerden korumak için
sen bir çoban olsaydın sürüler peşinde
kalbimde taşırdım hep yorulmayasın diye
ve kavalını rüzgarın nefesi ile üfler
çağlayanların sesiyle dinlerdim
her gece ayışığında duygularını okşamak için
sen bir kardelen olsaydın dağların eteğinde
ben yaprak olurdum rüzgarda titreyen
dört bir yana kokular saçar dururdum
her dem aşkın ile sarhoş olmak için
sen bir dal olsaydın, ben toprak olurdum
sen bir göl olsaydın, ben ırmak olurdum
kalbine akardım gece gündüz
senden uzak kaldığımda ağlar dururdum
sen güneş olsaydın, ben dünya olurdum
dönerdim ekseninde durmadan
her sabah, her akşam yeniden buluşmak için
ve saçlarını gökyüzünün mavisi ile yıkardım
her dem güzelliğinden sarhoş olmak için
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 0:55
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... ie8io3.jpg
Gitme Kal Diyemedim
Bir sevda dudağında tutsak kaldı özlemim
uzun kara trenler alıp götürdü seni
hasret boyu uzayan raylara döküldü gözlerim
bütün insanlar ağladı sen giderken.
bütün istasyonlar gözyaşlarına boğuldu
bir ben ağlamadım inanki, bir ben
ince bir duman gibi kaybolup gittin
oysa seni sevdiğimi söylememiştim daha
sensiz yaşamayacağımı,
sana aşkımı anlatamamıştım
gitme kal, giden ben olayım
gitme kal diyemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim
arkanı dönüp giderken
hıçkırıklar düğümlendi boğazıma
kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
yine de seni sevdiğimi söylemedim
ardında ağlayan bir çift göz
paramparça bir yürek
ve dalları kırılmış bir ağaç gibi baktım
ama gitme kal diyemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim
gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu
bir çocuk üşüyordu elleri cebinde
dalında bir gelincik ağlıyordu
bir dağ yanıyordu içimde
gitme, gidersen baharda git
sonbaharda gitme
yapraklar düşmesin ardında
diyemedim
kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
yine de seni sevdiğimi söylemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim
gitme kal diyemedim
.../
bir rüzgara açarım şimdi kalbimi
bir de sulara
alıp getirsinler diye sevgimi sana
bir tutam sevgiydi yaşam kalbimde
bir yudum hasret oldu
döküldü gözlerimde tane tane
gittin,
bir tren garında
ömrümü rayların arasında götürdün
oturdum bir köşede
öylece ağladım, kahroldum
bir sessiz çığlığın yarayla buluşmasıydı gidişin
ardından gitme kal, gözlerin yaralarımın tek merhemi
diyemedim
dizlerim, ellerim, yüreğim paramparça şimdi
suları çekildi canağacımın
asitli yağmurlar döküldü dallarıma
acılar topluyorum takvim yapraklarından her gece
gözlerime kan oturdu ey yar!..
her gece bekleyişler öldürür beni
gelmeyişler
bir de eriyişler hasretinden her gece
ah! gurbet ah! sen olmasaydın
ayrılık olmasaydı
hasret olmasaydı
ben olmasaydım
sen olmasaydın
aşk olmasaydı
kahrolmasaydım...
Nuri CAN