1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Bayramlarda Bekleyeniniz Var mı?

Gönderilme zamanı: 08.11.2005 - 12:20
gönderen baba_sultan
size benim gibi eski bayramlara hasret bir doktor ablamın anısını aynen aktarıyorum.ben dinledim çok etkilendim.umarım sizde beğenirsiniz...

Bayramlarda Bekleyeniniz Var mı?


Bayram ziyaretleri memleketimizin güzel gelenek ve göreneklerinden biridir. Ancak günümüzde yavaş yavaş unutulmaya yüz tuttu, çoğunlukla stres atma bahaneleriyle tatil yerlerinde eğlenerek bayram geçirmek, aile büyükleriyle birlikte olmaya yeğlenir oldu. Günden güne de yakın akrabalık ilişkileri zayıflamaya, bayramlarda olsun kocaman bir aile olmanın keyifli yanları göz ardı edilmeye başlandı, çocuklarımıza, gençlerimize bu gelenek ne yazık ki öğretilmez oldu.

Toplumca ise genç nesillerin bu yeni davranış biçimlerini kolayca kabul ettik ve neredeyse aile değerlerinin yitirilmesine göz yumduk.
Hâlâ bu geleneği sürdürebilen ailelerden biri olarak çocuklarımın büyükanne ve büyükbabalarına gittiğimiz dinî bayramlardan birinde yaşanmış bir günün hikâyesini aktaracağım size.

Bayramın ilk günü çoğu köylerde de yapıldığı üzere akraba ve komşu ziyaretleri ata evimizi de konuklarla doldurup taşırmıştı. Karakış mevsiminde olmamıza rağmen, gündüz yazdan kalma bir gün gibi güneşli ve sıcaktı. Akşam olmasına rağmen ısı düşmemiş, sıcak esen rüzgârın havanın kararmasıyla görünmez olan yaprak dökmeyen ağaçlarda yaptığı tatlı hışırtı, herkesin evine çekilmesiyle duyulur olmuştu.

Birbirilerinden uzakta yaşayan ve ancak bayramdan bayrama buluşabilen Evin genç erkekleri akşam yemeğini yer yemez arkadaşlarıyla buluşmaya Köy Kahvesine gitmişlerdi. Biz de evin köy yoluna bitişik bahçesinde küçük oğlum ve yeğenim ile birlikte sohbet edip, şakalaşıp gülüşürken, aniden yol tarafından gelen bir gürültü dikkatimizi yola yöneltmişti. Üçümüz birden yola doğru fırladık. Bir de ne görelim! Devrilmiş bir bisiklet, ölü gibi yatan 16–17 yaşlarında bir genç çocuk... Ortalıkta in cin top oynuyor.

Korku ve panikle eve koştum. Onbeş-yirmi adımlık mesafede bacaklarım birbirine dolaşıyor ev ben koştukça uzaklaşıyordu adeta. "Bir çocuk. Bisikletten düşmüş. Baygın!" diyebildim ancak. "Ambulans çağıralım, baba sen de bir bak!" diye kekeledim arkasından.

Atababamız sağlık sektöründe uzun yıllar geçirmişti. Yanımıza ışık alarak koştuk kazazedenin yanına. Bu arada çocuğun yanında bizim çocuklar da "yardım edin, yardım edin!" diye etrafa sesleniyorlardı. Sesleri duyan konu komşu kaza mahallinde toplanmaya başlamışlardı. Herkes bir fikir söylüyordu yüksek sesle. Sesler uğultu olmaya başlamış, kimse kimsenin dediğini anlamaz olmuştu.

Birinin çocuğun yüzünü tokatladığını gördüğüm anda “vurmayın, kafa travması geçiriyor olabilir” diye engel olmaya çalıştım. Bu arada atababam nabız almaya çalışıyordu. Derken yüzünde bir gülümseme belirdi," Nabız atıyor" dedi. Nasıl düşmüş diye soranlara " Muhtemelen epilepsi nöbeti geçirmiş olabilir" diye karşılık verdim. Bayram günü olmasına rağmen çocuğun kılık kıyafeti de yoksul olabileceği izlenimi veriyor olduğundan "kim bilir bu günü belki de aç geçirmiş, açlıktan da bayılarak da bisikletten düşmüş olabilir "ihtimalini de ekledim. Bu kadar ses ve gürültüye rağmen kaza geçiren çocuk tepki vermiyor, gözleri açılmıyordu. Sonunda çağırdığımız Hızır Acil sağlık ekibi hasta nakil aracıyla geldi. O ana kadar bir tanıyan da çıkmamıştı zavallı çocuğu. O köyden değildi besbelli. Oradaki ahalinin de yardımıyla araca alınarak hastaneye götürüldü kazazede çocuk.

Çocuğun bisikleti hâlâ ata evinin bahçesinde onu bekliyor. Ne arayan olmuş, ne de soran.

Akıbeti mi? Öğrenemedik. Hâlâ yaşıyor mu acaba?

Ogün bugündür ne zaman bayram olsa bu çocuk gelir aklıma. Bir bayram akşamında kanadı kırık bir kuş gibi avucumuza düşen o çocuk gelir. O’nu bekleyen bisikleti gelir. Başka bekleyeni var mıydı derim. Yanar yüreğim.

Bayramda yolunuzu gözleyeniniz, bekleyeniniz varsa, hâlâ varsa, yollarınızın onlara ulaşması dileğiyle…

Gönderilme zamanı: 08.11.2005 - 12:54
gönderen BaSbELaSI
Ellerine saglik baba_sultan yarayan kanamiz bu bayramlar eski tadi yok annemi babami dinleyince eski bayramlara dair yada anneannemi dedemi sormaktan kendimi alamiyorum neden biz goremiyoruz o guzel bayramlari onlari anlattigi bayram ile bizim yasadigimiz bayram ayni ama neden ayni lezzet yok gostermelik buyuklerin eli opuluyor ondan sonra herkes evine ne gelen var ne giden inan bu bayram okulum bana izin vermedi onemli sinavlarim oldugu icin ama ben yinede dinimin bana verdigi bu firsati degerlendirecegimi soyleyerek okula gitmedim ama bayramda ne yaptin diye sorarsan opulecek elleri optuk ve bitti.Gurbette mi bu kadar kotu yasaniyor yoksa memlekttemi boyle bilemicem ama gercekten eskilere imreniyorum kiskaniyorum keske bende o zamanlarda olsaydim gercek sevgilerin gercek dostluklarin gercek akraba iliskilerinin zamaninda.
Ankaradayken kimi bayram cocuk esirgeme kurumuna giderdik yada huzur evine o kadar guzel olurduki o cocuklarin o anneannelerin dedelerin sevincleri mutluluklari bayrami bayram yapardi.Vatanimda olmayi isterdim memleketimde hem ramazanda hem bayramda.Ama ilim ugruna geldik gurbet ellere.Bayramlarda yok su gelmedi yok bu gitmedi diye bahaneler vardir bide o bana gelmdi ben niye ona gidecegim artik tahammul gucu kalmadi ya insanlarin birbirine yada sevgi denen birsey yok bilmiyorum ama inan canim cok aciyor bu konuda.Kendi kendime dedimki Ramazani memnun ettin mi ki bayram seni memnun etsin...