yürek hakkı
Gönderilme zamanı: 08.11.2005 - 12:12
Yürek Hakkı
Her yüreğin hakkıdır hayatında aralıklarla müjdeler duymak, sevinç çığlığını hissetmek ve bunu bastırmakta güçlük çekmeği istemek. Sevdiğimize de, sevildiğimize de anlatamamak bazı kıyafetler içindeki duyguları eksik eder
bizden bu sevinç nağmelerini.
Çoğu kez beklentilerimize karşılık vermediğini düşünür ya da bir başkası olan karşımızdaki bağlandığımız, hak bulduğumuz partnerimizden bekleriz birçok şeyi. Aslında o anda duymak isteriz ya beklentilerimizi, oturtamadığımız hislerle bütünleşemediğini düşündüğümüz bu tonları bilemeyiz ki, o da nasıl ifade edeceğini bilmez bir yol ayrımında kalmışçasına bekleşip durur. Kendi içinde yaşar, aksettiremez resmin
bütününü. Çalkantılarla doluşmuş bir yürek oluruz belki de zamanın bir çoğunda, karışmış bir aklımız, yitirmiş olduğumuz simli duygularımız vardır çoğu kereler içimizde.
Her seferinde başlarız en başından almaya ama bilmeyiz ve öyle çabuk tüketiriz ki tüm hevesli hisleri, boyun eğdiririz çoğu kereler karşımızda bize bakan sorgulu iç huzurumuza. Hayatta bize bakan yansımamızdan tek isteğimiz aslında en güçlü dereceli huzurdur biliriz. Onu yaşamak isteriz, onu sevmek ve hiç kaybetmemek isteriz, ama beslemek için gerekeni yapar mıyız? Bizi yitirmemesi, kazanılmış bir gün ışığındaki saçan parlak kıvılcımlar gibi içimizi açan bu huzuru hep aydınlık tutabilmek hayata baktığımız pencerelerdeki minik tohumlarımıza bağlıdır daima.
Her doğan yeni günümüz bize bir sevda sunmasa da içinde, yine de bir hediyedir kıymeti bilinmesi gereken. Ardı ardına yaşanması gereken kalp çarpıntılarımız her soruda bir bekleyiş yaşar belki ama çözümsüz olmamalı
karşımızda bize dikilip soru gözleriyle yarışan zamandan. Bir an durup düşünürsek zamanı, hiç; bir kelimemizle mutlu olan, bir aldığımız hediye ile gözleri parlayan, bizi dinlemekten keyif alan, onu dinlediğimizde mutluluk
akıtan, bir sorusunu çözdüğünüzde boynunuza hızla sarılma isteği duyan, yardım teklifinizde bulutlardan yapılmış bir yer üzerinde hafifleyen, eşlik ettiğiniz bir alışverişinde seçemediği ikilemi sayenizde çözümleyen ne çok varlık vardır etrafınızda.
Ve en önemlisi mutlaka bir sevdiğiniz geçmiştir yaşantınızdan içten bir aşkla dolduğunuz karşılıklı, karşılıksız duyduğunuz aşkınız, mutlak bir yerde sizinle ilgili bir ortak yaşayışın içine girmiştir. Çözünürlük peşinden koşsak da daima içimizde hep bir soru- hep bir sorun mevcut bakarız dünyaya, bir parça gülümseyiş katarsak içine bu kadar keyifsizlik vermez hepimiz olan bize.
ne dersiniz???
Her yüreğin hakkıdır hayatında aralıklarla müjdeler duymak, sevinç çığlığını hissetmek ve bunu bastırmakta güçlük çekmeği istemek. Sevdiğimize de, sevildiğimize de anlatamamak bazı kıyafetler içindeki duyguları eksik eder
bizden bu sevinç nağmelerini.
Çoğu kez beklentilerimize karşılık vermediğini düşünür ya da bir başkası olan karşımızdaki bağlandığımız, hak bulduğumuz partnerimizden bekleriz birçok şeyi. Aslında o anda duymak isteriz ya beklentilerimizi, oturtamadığımız hislerle bütünleşemediğini düşündüğümüz bu tonları bilemeyiz ki, o da nasıl ifade edeceğini bilmez bir yol ayrımında kalmışçasına bekleşip durur. Kendi içinde yaşar, aksettiremez resmin
bütününü. Çalkantılarla doluşmuş bir yürek oluruz belki de zamanın bir çoğunda, karışmış bir aklımız, yitirmiş olduğumuz simli duygularımız vardır çoğu kereler içimizde.
Her seferinde başlarız en başından almaya ama bilmeyiz ve öyle çabuk tüketiriz ki tüm hevesli hisleri, boyun eğdiririz çoğu kereler karşımızda bize bakan sorgulu iç huzurumuza. Hayatta bize bakan yansımamızdan tek isteğimiz aslında en güçlü dereceli huzurdur biliriz. Onu yaşamak isteriz, onu sevmek ve hiç kaybetmemek isteriz, ama beslemek için gerekeni yapar mıyız? Bizi yitirmemesi, kazanılmış bir gün ışığındaki saçan parlak kıvılcımlar gibi içimizi açan bu huzuru hep aydınlık tutabilmek hayata baktığımız pencerelerdeki minik tohumlarımıza bağlıdır daima.
Her doğan yeni günümüz bize bir sevda sunmasa da içinde, yine de bir hediyedir kıymeti bilinmesi gereken. Ardı ardına yaşanması gereken kalp çarpıntılarımız her soruda bir bekleyiş yaşar belki ama çözümsüz olmamalı
karşımızda bize dikilip soru gözleriyle yarışan zamandan. Bir an durup düşünürsek zamanı, hiç; bir kelimemizle mutlu olan, bir aldığımız hediye ile gözleri parlayan, bizi dinlemekten keyif alan, onu dinlediğimizde mutluluk
akıtan, bir sorusunu çözdüğünüzde boynunuza hızla sarılma isteği duyan, yardım teklifinizde bulutlardan yapılmış bir yer üzerinde hafifleyen, eşlik ettiğiniz bir alışverişinde seçemediği ikilemi sayenizde çözümleyen ne çok varlık vardır etrafınızda.
Ve en önemlisi mutlaka bir sevdiğiniz geçmiştir yaşantınızdan içten bir aşkla dolduğunuz karşılıklı, karşılıksız duyduğunuz aşkınız, mutlak bir yerde sizinle ilgili bir ortak yaşayışın içine girmiştir. Çözünürlük peşinden koşsak da daima içimizde hep bir soru- hep bir sorun mevcut bakarız dünyaya, bir parça gülümseyiş katarsak içine bu kadar keyifsizlik vermez hepimiz olan bize.
ne dersiniz???