Örümcek deyip geçmeyin
Gönderilme zamanı: 23.11.2004 - 8:21
Dirseklerini masaya dayamış, yakın gözlüklerini takmış, “Kuduri” isimli Osmanlıca açıklamalı fıkıh kitabını okuyordu...
Başını hafifçe yana döndürdüğünde masasının üzerinde duran kitaplardan birinin orta ipinden aşağıya küçük bir örümcek iniyor...
İpi görünmez...
Gözlerini bir müddet örümceğin hareketine dikti... Bak hala bir iniyor, bir çıkıyor... Belki de yapması gereken işleri bir türlü bitiremeyen geçmişteki hataları hatırlatıyor bu örümcek...
Sonra birden duygularına hitap ederek:
Bu örümcek değil mi Allah Rasulünü korumak için canını tehlikeye atan...
O’nun yoluna baş koyan...
O’nun aşkına yanıp yakılan...
O’nun hicret yolunu gece gündüz bekleyen...
Ayakları izine yüzünü süren....
O orümcek değil miydi?
Mağarada Hz. Ebu Bekir’in (R.A.) Allah’ın Rasulüne bir zarar gelir endişesiyle titrerken “Üzülme Allah bizimledir” ilahi hitaplarına lutuflara, mucizelere şahitlik eden...
Alllah diledi mi bir örümcekle Peygamberini korur...
Allah diledi mi sevdiğinin yoluna örümcekleri bile seferber eder... Mucize saçar...
Örümcek aşağıya kadar indi. Şimdi orada bekliyor... Gizli kamera mı yoksa... Gözetleyen... Kaydeden...
Bir an örümceğe bakıp şunu düşündü:
Kitapların kenarında, duvarların köşesinde dolaşan bu örümcek ne yer, ne içer?
Nasıl geçinir?
Nasıl tevekkül eder?
Görünüşünden belli ki bayağıda yakışıklı...
Kalem ucu kadar göğsünden nasıl üretir gözle görünmeyen iplikleri... Hem de öz be öz kendinden...
“Örümcek evi” vardır...
Kur’an–ı Kerim’de Rabbimiz batıla, putlara, keyiflerine yaslanıp güvenenlerin “örümcek evi” kadar gevşek ve kuvvetsiz bir yere yaslandıklarını bildirir...
Örümceklerin yuvalarını geometrik ölçülerle yapması, salgıları, matematik ve kimya bilimlerinde, belgeselerde inceleme konusu olmuştur...
Rabbimiz örümceği bizlere misal göstermiş...
Bu yazı artık bitme safhasına geldi...
Çünkü...
Gözlerini çevirip baktığı örümcek ortalıkta görünmüyor... Bir ara kitabın sayfa arasına düştüğünü zannederek ezilmesinden korktu ama o çoktan mekanına doğru tıpış tıpış gidiyordu...
Ha bir de...
“Örümcek kafalı” derken...
Lütfen örümceğe hakaret etmesinler...
O hiçbirşeyi birbirine karıştırmaz... Ne olduğu, nasıl başladığı bellidir...
Asıl özgürlük götüreceğim, demokrasi götüreceğim deyip zulüm, kan ve vahşet götüren ve onların el kiri peşinde olanlardır örümcek kafalılar...
Başını hafifçe yana döndürdüğünde masasının üzerinde duran kitaplardan birinin orta ipinden aşağıya küçük bir örümcek iniyor...
İpi görünmez...
Gözlerini bir müddet örümceğin hareketine dikti... Bak hala bir iniyor, bir çıkıyor... Belki de yapması gereken işleri bir türlü bitiremeyen geçmişteki hataları hatırlatıyor bu örümcek...
Sonra birden duygularına hitap ederek:
Bu örümcek değil mi Allah Rasulünü korumak için canını tehlikeye atan...
O’nun yoluna baş koyan...
O’nun aşkına yanıp yakılan...
O’nun hicret yolunu gece gündüz bekleyen...
Ayakları izine yüzünü süren....
O orümcek değil miydi?
Mağarada Hz. Ebu Bekir’in (R.A.) Allah’ın Rasulüne bir zarar gelir endişesiyle titrerken “Üzülme Allah bizimledir” ilahi hitaplarına lutuflara, mucizelere şahitlik eden...
Alllah diledi mi bir örümcekle Peygamberini korur...
Allah diledi mi sevdiğinin yoluna örümcekleri bile seferber eder... Mucize saçar...
Örümcek aşağıya kadar indi. Şimdi orada bekliyor... Gizli kamera mı yoksa... Gözetleyen... Kaydeden...
Bir an örümceğe bakıp şunu düşündü:
Kitapların kenarında, duvarların köşesinde dolaşan bu örümcek ne yer, ne içer?
Nasıl geçinir?
Nasıl tevekkül eder?
Görünüşünden belli ki bayağıda yakışıklı...
Kalem ucu kadar göğsünden nasıl üretir gözle görünmeyen iplikleri... Hem de öz be öz kendinden...
“Örümcek evi” vardır...
Kur’an–ı Kerim’de Rabbimiz batıla, putlara, keyiflerine yaslanıp güvenenlerin “örümcek evi” kadar gevşek ve kuvvetsiz bir yere yaslandıklarını bildirir...
Örümceklerin yuvalarını geometrik ölçülerle yapması, salgıları, matematik ve kimya bilimlerinde, belgeselerde inceleme konusu olmuştur...
Rabbimiz örümceği bizlere misal göstermiş...
Bu yazı artık bitme safhasına geldi...
Çünkü...
Gözlerini çevirip baktığı örümcek ortalıkta görünmüyor... Bir ara kitabın sayfa arasına düştüğünü zannederek ezilmesinden korktu ama o çoktan mekanına doğru tıpış tıpış gidiyordu...
Ha bir de...
“Örümcek kafalı” derken...
Lütfen örümceğe hakaret etmesinler...
O hiçbirşeyi birbirine karıştırmaz... Ne olduğu, nasıl başladığı bellidir...
Asıl özgürlük götüreceğim, demokrasi götüreceğim deyip zulüm, kan ve vahşet götüren ve onların el kiri peşinde olanlardır örümcek kafalılar...