BÖYLE BİR DOST TANIDINIZMI ?
Gönderilme zamanı: 28.09.2004 - 9:25
Susması konuşmasından uzun sürerdi.Lüzumsuz yere konuşmak konuştuğunda ne fazla nede eksik söz kullanırdı.
Dünya işleri için kızmazdı.Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
Kötü söz söylemezdi.
Affediliciliği tabii idi.İntikam almazdı.Düşmanlarını affetmekle kalmaz onlara değer verirdi.
Kendisini üç Şeyden alı koymuştu.Kimseyle çekişmezdi.Çok konuşmazdı ,boş şeylerle uğraşmazdı.
Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.Hoşlanmadığı şey hakkında susardı.
Hiç kimseyi kınamaz ayıplamazdı.Kimsenin kusurunu araştırmazdı.Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatli dinlerdi.
Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse oda güler,bir şeye hayret ederlerse oda onlara uyarak hayret ederdi.
Gerçeğe aykırı övmeyi kabul etmezdi.
Her zaman ağır başlıydı.Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı. Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü, ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz,adımlarını geniş atar yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti“Sen dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi yaşa !”
Her zaman hüzünlü ve mütebbessim bir haletle dururdu,yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık olurdu.
Adet üzere sarf edilen hiçbir söz ağzına almadı.Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz bağırmazdı.
Fakirlerle birlikte yerdi.Sade kıyafetler giyer gösterişten hoşlanmazdı.
Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
Sabahları evinden çıkarken şöyle söylerdi: “İlahi doğrudan sapmaktan ve saptırılmaktan , kanmaktan ve kandırılmaktan , haksızlık etmekten ve haksızlığa maruz kalmaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım.”
Sıradan değildi;ama sıradan insanlar gibi yaşadı.
Dünya işleri için kızmazdı.Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
Kötü söz söylemezdi.
Affediliciliği tabii idi.İntikam almazdı.Düşmanlarını affetmekle kalmaz onlara değer verirdi.
Kendisini üç Şeyden alı koymuştu.Kimseyle çekişmezdi.Çok konuşmazdı ,boş şeylerle uğraşmazdı.
Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.Hoşlanmadığı şey hakkında susardı.
Hiç kimseyi kınamaz ayıplamazdı.Kimsenin kusurunu araştırmazdı.Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatli dinlerdi.
Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse oda güler,bir şeye hayret ederlerse oda onlara uyarak hayret ederdi.
Gerçeğe aykırı övmeyi kabul etmezdi.
Her zaman ağır başlıydı.Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.
Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı. Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü, ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz,adımlarını geniş atar yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti“Sen dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi yaşa !”
Her zaman hüzünlü ve mütebbessim bir haletle dururdu,yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık olurdu.
Adet üzere sarf edilen hiçbir söz ağzına almadı.Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz bağırmazdı.
Fakirlerle birlikte yerdi.Sade kıyafetler giyer gösterişten hoşlanmazdı.
Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
Sabahları evinden çıkarken şöyle söylerdi: “İlahi doğrudan sapmaktan ve saptırılmaktan , kanmaktan ve kandırılmaktan , haksızlık etmekten ve haksızlığa maruz kalmaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım.”
Sıradan değildi;ama sıradan insanlar gibi yaşadı.