KAZA
Gönderilme zamanı: 18.08.2004 - 14:31
Istırap içindeyim.Buraya ilk geldiğim zaman kendimi çok yalnız hissettim. Çok kederliydim ve bana ilgi ve anlayış gösterilmesini bekliyordum. Bu olmadı. Sadece, vücutları en az benim kadar parçalanmış binlerce başka insan gördüm. Bana bir numara verildi ve trafik kazasından ölümler bölümüne gönderildim.
Öldüğüm gün okulda sıradan bir gündü. Otobüse binmiş olmayı ne kadar çok isterdim! Ama otobüsü küçümsüyordum...
Annemden arabayı nasıl zorla aldığımı hatırlıyorum. "Lütfen" demiştim. "Bütün çocuklar okula arabayla geliyorlar. Bende bunu yaşamak istiyorum" demiştim... Saat 2.50 de zil çaldığı zaman, kitaplarımı dolabıma attım. Ertesi sabaha kadar özgürdüm.Heyecanla park yerine koştum. Arabamı kullanacak olmam bana heyecan veriyordu.
Yolda hızla seyrederken avarelik ediyor, kendime olan aşırı güvenimden çılgın hareketler yapıyor, özgürlüğün tadını çıkarıyordum. Hatırladığım en son şey yavaş ilerleyen yaşlı bir kadının önüne geçtiğimdi. Ondan kurtulmak istemiş direksiyonu kırmıştım. Korkunç bir çarpışma sesi duydum ve müthiş bir sarsıntı hissettim. Her yer cam ve çelik parçaları il dolmuştu. Bedenimin sanki içi dışına çıkmıştı. Bedenim paramparçaydı. Birisi haykırıyordu. Bu galiba bendim. Sonra birden uyandım. Etraf çok sessizdi. Başımda bir polis duruyordu. Derken birde Doktor gördüm. Hiçbir şey hissetmiyordum ve her yerime cam ve çelik parçaları saplanmıştı. Her yerimden kan akıyordu ama tuhaf acı hissetmiyordum... Ya bu çarşafı neden yüzüme kapatıyorsunuz? Benim ölmem mümkün değil. Daha 17 yaşındayım. Bu gece kız arkadaşımla randevum var. Önümde upuzun bir hayat var. Ben daha hiç yaşamadım ki. Hayır ben ölmüş olamam...
Sonra beni bir çekmeceye yerleştirdiler. Ailem beni teşhis etmeye geldi. Neden beni böyle görmek zorunda kaldılar ki? Neden annem hayatında başına gelen en korkunç şeyi yaşarken onun gözlerine bakmak zorundayım? Babam birden bire ihtiyarlamış gibi sanki. Sorumlu kişiye "Evet bizim oğlumuz "dediler.
Cenaze töreni de çok garip. Bütün akrabalarım ve arkadaşlarım tabutumun başına geldiler ve bana hiç görmediğim kadar üzgün gözlerle baktılar. Arkadaşlarımın bazıları ağlıyordu. Bazı kız arkadaşlarım ise ellerime dokunup hıçkırarak uzaklaştılar. Lütfen biri beni uyandırsın. Beni buradan çıkarın lütfen. Annemi babamı bu kadar üzgün görmeye dayanamıyorum. Büyükannem ve büyükbabam o kadar bitkinler ki yürüyemiyorlar. Herkes bir şaşkınlık içinde. Lütfen herkes beni dinlesin, neden bana inanmıyorsunuz ben ölmüş olamam ki ....
Lütfen ya lütfen beni gömmeyin Toprağa. Tekrar gülmek ve koşmak istiyorum. Şarkı söylemek ve dansetmek istiyorum. Lütfen beni toprağa vermeyin.
Tanrım,sana söz veriyorum, bana bir şans daha verirsen, dünyanın en dikkatli sürücüsü olacağım. Sadece bir şans istiyorum Tanrım...
Lütfen Tanrım, ben daha 17 yaşındayım....
Öldüğüm gün okulda sıradan bir gündü. Otobüse binmiş olmayı ne kadar çok isterdim! Ama otobüsü küçümsüyordum...
Annemden arabayı nasıl zorla aldığımı hatırlıyorum. "Lütfen" demiştim. "Bütün çocuklar okula arabayla geliyorlar. Bende bunu yaşamak istiyorum" demiştim... Saat 2.50 de zil çaldığı zaman, kitaplarımı dolabıma attım. Ertesi sabaha kadar özgürdüm.Heyecanla park yerine koştum. Arabamı kullanacak olmam bana heyecan veriyordu.
Yolda hızla seyrederken avarelik ediyor, kendime olan aşırı güvenimden çılgın hareketler yapıyor, özgürlüğün tadını çıkarıyordum. Hatırladığım en son şey yavaş ilerleyen yaşlı bir kadının önüne geçtiğimdi. Ondan kurtulmak istemiş direksiyonu kırmıştım. Korkunç bir çarpışma sesi duydum ve müthiş bir sarsıntı hissettim. Her yer cam ve çelik parçaları il dolmuştu. Bedenimin sanki içi dışına çıkmıştı. Bedenim paramparçaydı. Birisi haykırıyordu. Bu galiba bendim. Sonra birden uyandım. Etraf çok sessizdi. Başımda bir polis duruyordu. Derken birde Doktor gördüm. Hiçbir şey hissetmiyordum ve her yerime cam ve çelik parçaları saplanmıştı. Her yerimden kan akıyordu ama tuhaf acı hissetmiyordum... Ya bu çarşafı neden yüzüme kapatıyorsunuz? Benim ölmem mümkün değil. Daha 17 yaşındayım. Bu gece kız arkadaşımla randevum var. Önümde upuzun bir hayat var. Ben daha hiç yaşamadım ki. Hayır ben ölmüş olamam...
Sonra beni bir çekmeceye yerleştirdiler. Ailem beni teşhis etmeye geldi. Neden beni böyle görmek zorunda kaldılar ki? Neden annem hayatında başına gelen en korkunç şeyi yaşarken onun gözlerine bakmak zorundayım? Babam birden bire ihtiyarlamış gibi sanki. Sorumlu kişiye "Evet bizim oğlumuz "dediler.
Cenaze töreni de çok garip. Bütün akrabalarım ve arkadaşlarım tabutumun başına geldiler ve bana hiç görmediğim kadar üzgün gözlerle baktılar. Arkadaşlarımın bazıları ağlıyordu. Bazı kız arkadaşlarım ise ellerime dokunup hıçkırarak uzaklaştılar. Lütfen biri beni uyandırsın. Beni buradan çıkarın lütfen. Annemi babamı bu kadar üzgün görmeye dayanamıyorum. Büyükannem ve büyükbabam o kadar bitkinler ki yürüyemiyorlar. Herkes bir şaşkınlık içinde. Lütfen herkes beni dinlesin, neden bana inanmıyorsunuz ben ölmüş olamam ki ....
Lütfen ya lütfen beni gömmeyin Toprağa. Tekrar gülmek ve koşmak istiyorum. Şarkı söylemek ve dansetmek istiyorum. Lütfen beni toprağa vermeyin.
Tanrım,sana söz veriyorum, bana bir şans daha verirsen, dünyanın en dikkatli sürücüsü olacağım. Sadece bir şans istiyorum Tanrım...
Lütfen Tanrım, ben daha 17 yaşındayım....