Bir Fransız, bir İtalyan ve bir Türk Avrupa'da trene binip yolculuk etmeye karar vermişler. Bos bir kompartıman ararlarken, kompartımanın birinde tas gibi bir hatunla bir Japon'un yan yana oturduklarını görmüşler. Hemen o kompartımana oturmaya karar verip içeri dalmışlar. Bizim üçlü tam Japon'la kadının karşısına oturmuşlar ve başlamışlar Japon'u çekiştirmeye.
İtalyan,
- "Maymun gibi Japon taş gibi hatunu götürüyor. Ben şimdi bunu ayarlarım". demiş.
Bunun üzerine Fransız, İtalyan'ı uyarmış:
- "Önce Japon'u halletmek lazım."
İtalyan Japon'u dışarı davet etmiş. Bir iki dakika sonra dışarıda bir gümbürtü kopmuş. "Bam, güm" sesler geliyormuş. Kompartımanın kapısını ilk açan İtalyan olmuş. Yüzü gözü kan içerisinde, bir gözü şişmiş bir şekilde içeri girmiş. Bizimkiler sormuş:
- "Ne oldu?"
İtalyan ağlamaklı:
- "Tam herife girecektim, ne olduğunu anlamadan bu hale geldim."
Sonra da Japon içeri girmiş ve selam verip yerine oturmuş.
İtalyan dışarıda olanın sokuyla Japon'a sormuş:
- "Kardeşim, sen ne yaptın dışarıda öyle yahu? Ne olduğumu anlayamadım bile."
- "Bizim oralarda çok kullanılan bir yöntem var. Onu uyguladım."
- "Ne biçim yöntem bu ?"
- "Oshido'nun Koshido'su."
Fransız bu olaya çok içerlemiş. Benim arkadaşıma bu yapılırmı, ulen? diyerek o da Japon'u dışarı çağırmış. Yine bir iki dakika sonra dışarıda bir gümbürtü kopmuş. "Bam, güm" sesler geliyormuş. Kompartımana ilk önce Fransız ağzı yüzü dağılmış, dişleri dökülmüş bir durumda girmiş. Arkadaşları büyük bir şaşkınlıkla sormuş:
- "Seni de mi? Nedir? Ne oldu?"
Fransız İtalya'nın yaşadığı şokun iki kati ile:
- "Tam herife girecektim, ne olduğunu anlamadan dünyam karardı."
Sonra da tabii ki Japon içeri girmiş ve selam verip yerine oturmuş. Fransız da ne olduğunu anlamak için Japon'a sormuş:
- "Kardeşim, ne biçim yöntem bu böyle? Dünyam yıkıldı."
- "Bizim orada çok unlu başka bir yöntem daha var. Onu uyguladım."
- "Onun adi nedir peki?"
- "Moshido'nun Koshido'su."
Bizim Türk de diğerlerinin sokunu yasarken kendi kendine "Ulaaan, iki tane dev gibi adam dayak yedi. Ama ben kendime korkak Türk dedirtmem. Dayak yersek yeriz" diye düşünmüş. Sonra o da Japon'u dışarı davet etmiş. Japon bizimkinin ardından dışarı çıkar çıkmaz "Küüüüt" diye bir ses duyulmuş. İçeridekiler büyük bir şaşkınlıkla bekliyorlarmış. İçeri ilk Japon girmiş. Kafası yarılmış, ağzı gözü kan içindeymiş. Türk içeri girer girmez de Japon atlamış:
- "Ne oldu yahu? Neydi bu? Ne olduğunu bile anlayamadım?
Nedir bu?"
- "Bu aslında bizim oralarda çok kullanılan bir yöntem."
- "Hiç bilmiyorum. Nedir bunun adi?"
- "Mazda'nın Krikosu."
