PAPATYA FALI
Gönderilme zamanı: 27.12.2003 - 21:05
Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini
> >hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış. Ne bulursa
> >yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer
> >bulup, bir koza örmeye başlamış. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir
> >sürenin sonunda da, rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.
> >
> >Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış.
> >Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış. Derken bir vadiye
> >gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye. Etrafına şaşkın şaşkın
> >bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş. Bir anda afallamış. Ne
> >düşüneceğini, ne yapacağını bilememiş. ıçinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye
> >geçirmiş. Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
> >üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.
> >
> >"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek
> >istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve "Merhaba" demiş,
> >"bende yalnızlıktan sıkılmıştım zaten.". Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek
> >ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri
> >anlatmış.
> >
> >Papatyada ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar.
> >Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş. Gece olunca beraber yıldızları
> >ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gündüz olunca kelebek,
> >kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş.
> >
> >Minik kelebek papatyayı çok sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun
> >yanından ayrılamamış. Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş.
> >Ama cesaret edipte bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,
> >incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatyada kelebeği çok sevmiş
> >ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini. Duygularının karşılığının
> >olmayacağından, bu yüzden
> >kelebeği kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana, ama
> >sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.
> >
> >Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek artık zamanı
> >kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve "Üzgünüm,
> >ama senden ayrılmam gerekecek" demiş. Papatya buna bir anlam vermemiş.
> >"Neden" demiş. "Yoksa benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek.
> >"Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü
> >sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiç
> >ölmediği bir yere gitmeliyim."
> >
> >Papatya bu duruma çok üzülmüş. Ama yapacak bir şey yokmuş zaten. Kelebek
> >artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde,
> >son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum" diyebilmiş ancak.
> >
> >Papatya donakalmış. Sadece "Bende..." diyebilmiş kelebeğin arkasından.
> >Ardından da gözyaşlarına boğulmuş. ıçinden "Keşke onunda beni sevdiğini
> >bilseydim. Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş. Papatya,
> >sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış.
> >Bir süre sonra yaprakları önce solmuş, sonra da dökülmeye başlamış.
> >
> >Her düşen yaprakta papatya, içinden "seviyormuş" diye geçirmiş. ışte o
> >günden beri, bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep
> >papatyalara sormuş; seviyor mu? Sevmiyor mu diye...
> >hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış. Ne bulursa
> >yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer
> >bulup, bir koza örmeye başlamış. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir
> >sürenin sonunda da, rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.
> >
> >Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış.
> >Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış. Derken bir vadiye
> >gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye. Etrafına şaşkın şaşkın
> >bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş. Bir anda afallamış. Ne
> >düşüneceğini, ne yapacağını bilememiş. ıçinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye
> >geçirmiş. Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
> >üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.
> >
> >"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek
> >istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve "Merhaba" demiş,
> >"bende yalnızlıktan sıkılmıştım zaten.". Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek
> >ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri
> >anlatmış.
> >
> >Papatyada ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar.
> >Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş. Gece olunca beraber yıldızları
> >ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gündüz olunca kelebek,
> >kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş.
> >
> >Minik kelebek papatyayı çok sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun
> >yanından ayrılamamış. Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş.
> >Ama cesaret edipte bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,
> >incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatyada kelebeği çok sevmiş
> >ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini. Duygularının karşılığının
> >olmayacağından, bu yüzden
> >kelebeği kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana, ama
> >sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.
> >
> >Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek artık zamanı
> >kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve "Üzgünüm,
> >ama senden ayrılmam gerekecek" demiş. Papatya buna bir anlam vermemiş.
> >"Neden" demiş. "Yoksa benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek.
> >"Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü
> >sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiç
> >ölmediği bir yere gitmeliyim."
> >
> >Papatya bu duruma çok üzülmüş. Ama yapacak bir şey yokmuş zaten. Kelebek
> >artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde,
> >son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum" diyebilmiş ancak.
> >
> >Papatya donakalmış. Sadece "Bende..." diyebilmiş kelebeğin arkasından.
> >Ardından da gözyaşlarına boğulmuş. ıçinden "Keşke onunda beni sevdiğini
> >bilseydim. Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş. Papatya,
> >sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış.
> >Bir süre sonra yaprakları önce solmuş, sonra da dökülmeye başlamış.
> >
> >Her düşen yaprakta papatya, içinden "seviyormuş" diye geçirmiş. ışte o
> >günden beri, bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep
> >papatyalara sormuş; seviyor mu? Sevmiyor mu diye...