Osman efendi
Gönderilme zamanı: 30.09.2003 - 6:31
Sıkı durun, size birkaç hadiseyi anlatacağım... Kendinize güveniyorsanız, beraber tahlil yapalım ve beraber bir karar verelim...
Türkiye’yi bugünkü acıklı duruma düşürenlerin bahçesine su taşımak Türkiye’ye hizmet değil, aksine zarar vermektedir...
Osman efendi tarımla uğraşan bir köylü... Yetiştirdiği domatesleri, salatalıkları, biberleri gösteriyor ve diyor ki:
- Tohumda İsrail’e bağımlıyız ağabey... Bir kilogram tohum için 60 dolar ödüyoruz... Diğer altından kalkılmaz girdileri hesaba katmıyorum... Sırf tohum için senede Türkiye İsrail’e milyonlarca dolar ödemektedir...
Bizim üniversitelerimiz ilim adamı yetiştirmiyor mu? Neden bir tohum ıslah enstitüsü kurulmuyor?
Şu ileride bir araştırma merkezi mi, ne var... Ankara ziraat fakültesine bağlı, acaba ne araştırıyorlar? Gittim yetkili hanıma sordum, aldığım cevap beni üzdü:
“Tohum ıslahı teknik bir konudur... Henüz bizde İsrail’de olduğu gibi genlerle oynayarak rekor verim elde edecek yetişmiş eleman yok... Araç, gereç ve teknik bilgiye sahip değiliz”...
Ayıp olur diye, “Öyleyse ne işiniz var burada?” diyemedim...
Aklıma bir sürü şüpheler hücum eyledi.
Acaba tütünde, fındıkta, şekerpancarında İsrail henüz tohum geliştiremediği için mi IMF bu saydığım tarım ürünlerine kısıtlama getirmektedir?
Ne dersiniz Türkçü gardaşlar? Ülke bu hallere düşerken yorganı başınıza çekip uyudunuz, birilerinin “Psikolojik savaş stratejisi” yeltemesi ile uyandınız...
Kime karşı yapacaksınız bu psikolojik savaşı?
Dahili meselelerde cart/curt etmekle Türkiye ekonomik, siyasi, kültürel bağımsızlığa kavuşur mu Allah aşkına?
“Yeniden kuvva-yı milliye” teorisi durup dururken mi zuhur eyledi, yoksa arkadan iteleyenler mi var?
Ne dersiniz ha?
“Kızıl elma” ittifakını doğuran sebepleri hiç analiz ettiniz mi?
Ortağınız, ya da ortaklarınız “Türk cihan hakimiyeti mefkûresi” olarak bildiğimiz, daha sonra “Nizam-ı Âlem Ülküsü” şeklinde kristalize edilmiş bu idealin hangi noktasındalar?
Maşallahınız var yani...
Maocularla, masonlarla Kemalist/Türkçülük sentezi kurarak, nevzuhur bir harekette yerinizi aldınız... Büyükleriniz ise, Türkiye’yi bağımlı duruma getiren derin odaklarla “bağımsızlık” davulu çalmaya başladılar...
Koka/Kola bağımlılığından kurtuldunuz mu?
MGK Genel Sekreterliği’nin yetkilerini daha da artıracak olsak, ki öyle istiyorsunuz, Türkiye bağımsız bir ülke mi olacak?
Peki, kimler getirdi bizi bu utanılacak vaziyete?
ABDURRAHİM KARAKOÇ
Türkiye’yi bugünkü acıklı duruma düşürenlerin bahçesine su taşımak Türkiye’ye hizmet değil, aksine zarar vermektedir...
Osman efendi tarımla uğraşan bir köylü... Yetiştirdiği domatesleri, salatalıkları, biberleri gösteriyor ve diyor ki:
- Tohumda İsrail’e bağımlıyız ağabey... Bir kilogram tohum için 60 dolar ödüyoruz... Diğer altından kalkılmaz girdileri hesaba katmıyorum... Sırf tohum için senede Türkiye İsrail’e milyonlarca dolar ödemektedir...
Bizim üniversitelerimiz ilim adamı yetiştirmiyor mu? Neden bir tohum ıslah enstitüsü kurulmuyor?
Şu ileride bir araştırma merkezi mi, ne var... Ankara ziraat fakültesine bağlı, acaba ne araştırıyorlar? Gittim yetkili hanıma sordum, aldığım cevap beni üzdü:
“Tohum ıslahı teknik bir konudur... Henüz bizde İsrail’de olduğu gibi genlerle oynayarak rekor verim elde edecek yetişmiş eleman yok... Araç, gereç ve teknik bilgiye sahip değiliz”...
Ayıp olur diye, “Öyleyse ne işiniz var burada?” diyemedim...
Aklıma bir sürü şüpheler hücum eyledi.
Acaba tütünde, fındıkta, şekerpancarında İsrail henüz tohum geliştiremediği için mi IMF bu saydığım tarım ürünlerine kısıtlama getirmektedir?
Ne dersiniz Türkçü gardaşlar? Ülke bu hallere düşerken yorganı başınıza çekip uyudunuz, birilerinin “Psikolojik savaş stratejisi” yeltemesi ile uyandınız...
Kime karşı yapacaksınız bu psikolojik savaşı?
Dahili meselelerde cart/curt etmekle Türkiye ekonomik, siyasi, kültürel bağımsızlığa kavuşur mu Allah aşkına?
“Yeniden kuvva-yı milliye” teorisi durup dururken mi zuhur eyledi, yoksa arkadan iteleyenler mi var?
Ne dersiniz ha?
“Kızıl elma” ittifakını doğuran sebepleri hiç analiz ettiniz mi?
Ortağınız, ya da ortaklarınız “Türk cihan hakimiyeti mefkûresi” olarak bildiğimiz, daha sonra “Nizam-ı Âlem Ülküsü” şeklinde kristalize edilmiş bu idealin hangi noktasındalar?
Maşallahınız var yani...
Maocularla, masonlarla Kemalist/Türkçülük sentezi kurarak, nevzuhur bir harekette yerinizi aldınız... Büyükleriniz ise, Türkiye’yi bağımlı duruma getiren derin odaklarla “bağımsızlık” davulu çalmaya başladılar...
Koka/Kola bağımlılığından kurtuldunuz mu?
MGK Genel Sekreterliği’nin yetkilerini daha da artıracak olsak, ki öyle istiyorsunuz, Türkiye bağımsız bir ülke mi olacak?
Peki, kimler getirdi bizi bu utanılacak vaziyete?
ABDURRAHİM KARAKOÇ