Hayatın İçinden / Cüneyd Suavi
Gönderilme zamanı: 16.09.2003 - 11:43
[right]http://www.eminabi.com/images/hayatin_icinden_02.jpg[/right]Hızlı yaşanan hayat, bünyesine uygun bir sanat istiyor. Uzun soluk isteyen edebî türlerin okunma şansı azaldı. Mesajını bir çırpıda veren eserler gündemde. Bu bakımdan hikâye, ideal bir tür...
Hikâyeci de şair gibi az kelimeye meselesini ortaya koymak zorunda. Sağlam bir temel kurmak, tedaîler uyandıran ayrıntıları iyi seçmek ve parça parça intibalarla bütüne ulaşmak, emek istiyor.
Cüneyd Suavi, konularını hayattan alıyor. Olayların bazıları yaşanmış, bazıları da her zaman yaşanmakta olan cinsten. O, hayatın önemli kesitlerine ışık tutuyor, üstünde düşünmeden geçtiğimiz hâdiselere dikkat çekiyor. Fakat bu arada kesin hükümler vermiyor. Yazılanları okurken kendi gerçeğimizi keşfediyor ve hükmü kendimiz veriyoruz. Yazar, bize görmeyi öğretiyor.
Hikâyelerdeki isimsiz kahramanlar, hemen yanıbaşımızdaki kişiler. Gerçek hayattaki benzerlerini kolayca bulabiliyor ve kendimizi onların yerine koyabiliyoruz.
Cüneyd Suavi'nin hikâyelerindeki üslûp, dağ pınarlannın duru sularını hatırlatıyor. Öyle berrak, öyle tatlı, öyle güzel... Sözü uzatmıyor, kelimeleri israf etmiyor; şişirilmiş boyalı cümlelerle edebiyat yapmıyor. Az ve öz konuşuyor.
Yazar, "kolayca yazılabilir” vehmi veren, fakat gerçekte çok fazla çile isteyen nâdide eserler sunuyor bizlere. Yunus gibi. Hikâye tekniği orijinal. Alışılmışın dışında bir çizgi izliyor.
Cüneyd Suavi, maddî dünyadan ilâhî âlemlere pencereler açmak ve temelsiz ömürden sonsuz hayata köprüler kurmak sevdasında...
Bir nefes alırcasına okuduğumuz bu hikâyeler için kaç bin nefes harcandığını bilenlerdeniz.
Eserin yazarını tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.
CÜNEYD SUAVİ HAKKINDA
1948 Yılında Adapazarı'nda doğan Cüneyd Suavi, ilk ve orta öğretimini bu şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nden Yüksek Mimar ünvanıyla mezun olarak Sakarya Üniversitesi'nde asistanlığa başladı.
İleriki yıllarda doçent ve profesörlüğe yükselen yazarımız, halen aynı üniversitede öğretim üyesidir. Evli ve üç çocuk babasıdır.
Hikâyeci de şair gibi az kelimeye meselesini ortaya koymak zorunda. Sağlam bir temel kurmak, tedaîler uyandıran ayrıntıları iyi seçmek ve parça parça intibalarla bütüne ulaşmak, emek istiyor.
Cüneyd Suavi, konularını hayattan alıyor. Olayların bazıları yaşanmış, bazıları da her zaman yaşanmakta olan cinsten. O, hayatın önemli kesitlerine ışık tutuyor, üstünde düşünmeden geçtiğimiz hâdiselere dikkat çekiyor. Fakat bu arada kesin hükümler vermiyor. Yazılanları okurken kendi gerçeğimizi keşfediyor ve hükmü kendimiz veriyoruz. Yazar, bize görmeyi öğretiyor.
Hikâyelerdeki isimsiz kahramanlar, hemen yanıbaşımızdaki kişiler. Gerçek hayattaki benzerlerini kolayca bulabiliyor ve kendimizi onların yerine koyabiliyoruz.
Cüneyd Suavi'nin hikâyelerindeki üslûp, dağ pınarlannın duru sularını hatırlatıyor. Öyle berrak, öyle tatlı, öyle güzel... Sözü uzatmıyor, kelimeleri israf etmiyor; şişirilmiş boyalı cümlelerle edebiyat yapmıyor. Az ve öz konuşuyor.
Yazar, "kolayca yazılabilir” vehmi veren, fakat gerçekte çok fazla çile isteyen nâdide eserler sunuyor bizlere. Yunus gibi. Hikâye tekniği orijinal. Alışılmışın dışında bir çizgi izliyor.
Cüneyd Suavi, maddî dünyadan ilâhî âlemlere pencereler açmak ve temelsiz ömürden sonsuz hayata köprüler kurmak sevdasında...
Bir nefes alırcasına okuduğumuz bu hikâyeler için kaç bin nefes harcandığını bilenlerdeniz.
Eserin yazarını tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.
CÜNEYD SUAVİ HAKKINDA
1948 Yılında Adapazarı'nda doğan Cüneyd Suavi, ilk ve orta öğretimini bu şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nden Yüksek Mimar ünvanıyla mezun olarak Sakarya Üniversitesi'nde asistanlığa başladı.
İleriki yıllarda doçent ve profesörlüğe yükselen yazarımız, halen aynı üniversitede öğretim üyesidir. Evli ve üç çocuk babasıdır.