İnsanları birbirine bağlayan duygular..

Adı üstünde...
Cevapla
HakanMirzabey
Teknik Uygulamalar Koordinatörü
Teknik Uygulamalar Koordinatörü
Mesajlar: 615
Kayıt: 08.11.2002 - 19:38
Konum: Ce-World
İletişim:

İnsanları birbirine bağlayan duygular..

Mesaj gönderen HakanMirzabey »

duygular..
boşluğun içinde gizlenen ve bestecileri tarafından notalara dökülmeyi bekleyen ses dizileri gibi.. yine de, üzerinde yaşadığımız yerküre kâinat içinde devindikçe ve insanlık var oldukça yaşanacak olan yegane gerçek..
bazıları için hayat bundan başka nedir ki? oraya buraya saçılmış, orada burada ihmal edilmiş, kimi hoyratça unutulmuş, kimi ondan bundan, hatta kendinden bile saklanmış duygular..
kimileri için erken gelmiş veya geç kalmış heyecanlar, dramlar veya korkular..
bazen tıpatıp uyan, bazen bir türlü denk gelmeyen bir şeyler.
çoğu kez kendine bile itiraf edilemeyen o acaip şeyler.
ne anlıyoruz insanları birbirine bağlayan duygulardan ?
ne kadar samimiyiz, ne kadar yapmacık..
ne kadarını söyleyebiliyorz, ne kadarını başkaları söylüyor, söyletiyor..
ne kadarımz bu duygu fırtınaları içinde bile lacivert elbiselerimizi atamıyoruz, kol düğmelerinden kurtulamıyoruz.
kimilerinin umurunda değil
kimileri için ölmüş
kimileri daha iyi ifade edebiliyor, kimileri daha kuvvetli hissedebiliyor.
kimileri ise hissediyorsa bile ifade edemiyor.
kimileri mahçup, kimileri alenî
hepsi bu duyguları biliyor
ama sadece bazıları telaffuz edebiliyor.
şimdi söyleyin bakalım, geleceğin perdesini aralayan bu duyguları yaşamaya hazır mısınız ?

önce arkadaşlık..
aslında yaşam içinde en anlayışlı ve en hareketli ilişki onlarla yaşanır. yani birlikte olduğumuz insanlara aynı hoşgörüyü taşısak, belki bu kadar iniş çıkış yaşamayız. mesela aşık olursunuz, ilk anlattığınız kişi kimdir ? tabii ki arkadaşınız. bir süre ihmal edersiniz onu ya da gece ve gündüz sevdiğiniz insandan bahsederek hayatını karartırsınız. sonra sevdiğinizden ayrıldığınızda, aynı bitimsiz saatler bekler arkadaşınızı. sizi çekmek durumundadır. çünkü en yakın arkadaşınızdır.
birlikte ağladığınız, hayaller kurduğunuz aynadaki aksinizdir arkadaşlarınız. sınırlar ötesinde bile devam eder arkadaşlığınız. güven duygusu çık yakışır arkadaşlıklara. bilirsiniz ki o hep vardır ve varolcaktır. dedikodu denen tatlı kurabiye birlikte yenecektir ve sevilenlerin vedası irlikte göğüslenecektir.
yıllar geçer büyür, anne, baba olurlar. ne yakışıklı şarkıcıların, ne güzel film yıldızlarının suretleri kalır hafızalarda, ne de ezberledikleri ilk şarkılar.. taki birgün bir yerde tekrar karşılaşıncaya kadar. işte o gün yine küçük birer çocuk olup el ele tutuşup fotoğraf çektirirler. fonda sevdikleri artistlerin gözrengi ve ezberledikleri ilk şarkıların ilk sözleri..

sonra özlemek..
yağmur yağar. hava soğuktur. nasıl üşüdüğünüzü bilemezsiniz. telefon açmak istersiniz özlenene. sesini duymakta yetmez, hep aynı cümleler. "Nasılsın?" "Sende özledin mi?" Nedenini bilmediğiniz bir ağlamak olur içinizde. bir yerlere sığdıramazsınız yüreğinizi. dalıp gidersiniz. özlemek fenadır. anlamak daha da. omuzlarınız ağrıyarak uyanırsınız sabahları. ovacak kimse yoktur yanınızda. televizyon seyredersiniz. akşam çalan kapıyı açarsınız, açtığınızı gören olmaz. kederiniz yerleşir blunduğunuz her yere, herşeye. herşey eskir. eskilerinizi de atmaya kıyamazsınız. özlersiniz, özlersiniz ya özlemin de eski tadı kalmamıştır artık. eski olan herşey bambaşkadır. "-di'li geçmiş"zaman en ağlatan zaman olarak kazınır dilbilginize. herşey çok güzel-di, ne güzel çocuklar-dık, ne yaman bir sevda-ydı diye iç çekerken..
birgün bazı şarkılara da alışırsınız, herşeye alıştığınız gibi. mırıldanmaya başlar ve susarsınız şarkının orta yerinde. hayret edersiniz, nasıl geçmiş habersiz diye. habersiz geçip giderken birşeyler bozarak, yakarak ve belki katlayarak, ekleyerek yaşadığınız her anın, hızla anı olmaya başladığını farkedersiniz.. özlersiniz..

ve aşk..
bir gün sonbaharın kıyılarında "aşk yalnız kalmasını bilmektir" deyip bütün sevdiklerinizin acısını alıp, çok uzaklara gitmek istersiniz. ama hiçbir zaman yapamazsınız. çünkü kaderiniz onunla yazılmıştır adeta. günler boyu, gitmek isteyipte gidemediğiniz uzak ülkelerin resmini çizersiniz içinize. ancak acılarla vedalaşıp, kalbinizin rotasını yeni limanlara çevirdiğiniz anda sevdiklerinizin gözleriyle birlikte tam kalbinizin ortasında bir sızı başlayıverir, herşeyi terkedip uçamazsınız. ve lacivert bir gecede, bir ceylanın sesindeki kokuyla birlikte onlarca yıldız kayıp gider başınızın üzerinden. içine düştüğünüz o ceylanın sesinde, ölümün gözleri ne renktir bilmeden defalarca ölümün adresine çıkar yolunuz. her seferinde tıpkı iflah olmaz bir romantik gibi yönü bilinmeyen rüzgarlara, dip akıntılara bırakırsınız kendinizi. sayısız gecelerin ardından ortaya çıkan daha esmer bir gecenin karanlığında boğulr bütün umutlarınız. kusursuz aşklarınız... herşeyi terkederek, herşeyi göze alarak yaktığınız gemilerde yanıp kül olur hayalleriniz. işte biz böyleyiz. çoğu zaman kendi kalbimizden giderek vuruluruz. geri dönmeyi beceremediğimiz içinde, daha geniş, daha ferah şiirlere ve şarkılara asla başlayamayız. ne yapsak boş. çünkü bu dünyada hayal edilemeyecek kadar korkunç acılar ve ihanetler var. üstelik, kalbimizi çıkarıp bir başkasına veremiyoruz hiçbir zaman.

oysa savaşlarda hayatlarını soldurduğumuz milyonlarca çocuğu kalbinden, annelerin bir damla gözyaşının içinden ve kimsesizliğe terkettiğimiz sözcüklerin içinden ne melekler geçiyor. birkez olsun uçurma eğilebilsek karanlığın dibinde binlerce canlının çırpındığını görebilirdik. bu yüzden aşkları, melekleri terkederek içine düştüğümüz uçurum her gittiğimiz yere bizden önce varıp bizi karşılıyor.

sevgisizliğe ve zalimliğe bir kez olsun isyan şiirleriyle karşı duramadığımız bu dünyada, bir tek teselli olarak "aşk" kalıyor elimizde. belki de "savaşın efendileri"ne rağmen aşk yine de her zaman en güzel şahidimiz olacak..

Geleceğin en büyük gücü, bizleri birbirimize bağlayan bu duygular dizininin içinde saklı değil mi ?hayat bir sihirdir. düşlediğiniz şeyler günün birinde gelir sizi bulur. nasılsa yıldızları aynı anda sayacak kadar büyük gökyümüz ve bir gözde saklı lâl rengi suskun sevdaların öyküleri..

22.12.2002
Cevapla