1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
Stresle mücadelede mucizeler
Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 17:29
gönderen Ceren
Günümüzün en çok rastlanan rahatsızlığı haline geldi stres. Hemen hepimiz bu rahatsızlıktan nasibimizi alıyoruz.
Zaman zaman kendimizi kötü hissediyor, hayatımızda herşeyin ters gittiğini düşünüyor, aşırı sinirleniyor, sebepsiz yere kalp çarpıntıları çekiyoruz. Ama artık korkmaya gerek yok. Müzik dinleyince hepsi geçecek.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güler Bahadır, stresten doğan rahatsızlıklardan korunmanın en iyi yollarından birinin neşelendiren ve dinlendiren müzik dinlemek olduğunu söyledi.
Düzensiz çalışma saati, yetersiz ücret, sosyal destekten yoksunluk, ekonomik nedenler, belli bir yaşam kalitesini tutturamama, kişilerin hayatının her aşamasında strese yol açabilecek durumlar.
Bir noktaya kadar insanın kendi stresiyle baş edebileceğini anlatan Prof. Dr. Bahadır, stresle başa çıkmak için neşeli olmanın önemine değinerek, şöyle konuştu: "Müziğin çok fazla önemi var. Müzik, kanser ve şeker hastalarındadaki tedaviyi kolaylaştırabiliyor. Neşelendiren ve dinlendiren müzikler dinlenmeli. Hüzünlendiren, dertlendiren, sıkıntıları hatırlatan, gerginliği artıran müzikler uygun değil. Müzik gerçekten ruhun gıdasıdır. Müzikle terapi, psikiyatride eskiden beri kullanılır.İnsan ne yapınca rahatlıyorsa onu yapmalı. İsteyen yoga ya da meditasyon yapabilir, inanıyorsa inancını yerine getirebilir."
Gazetecilik, hekimlik, polislik, öğretmenlik gigi insanlarla çalışmak durumunda olan meslek sahiplerini strese daha yakın olduğunu belirten Prof. Dr. Bahadır, Müziğin yanı sıra günde yarım saat yürünüp, kolay egzersiz hareketleri yapılıp doğru nefes alarak da büyük ölçüde stresle mücadele edilebilir" diye konuştu.
Diyaframa kadar inen derin nefes almanın insanı rahatlattığına işaret eden Prof. Dr. Bahadır, günde en fazla 15-20 dakika ayırarak, ayaktan alna kadar vücudun bütün kaslarını tek tek kasıp gevşetme şeklinde yapılacak egzersizin çok faydalı olduğunu söyledi.
STRESİN BELİRTİLERİ
Prof. Dr. Güler Bahadır, stresin bazı belirtilerini ise şöyle sıraladı: Ruhsal: İçinde boşluk hissetme, hayatın anlamının kaybolması, ne yapacağını bilememe, suçluluk duygusu, kin duyma ve can sıkıntısı.
Sosyal: Diğer insanlardan soyutlanma, yalnızlık, 'ben merkezli' olmak, hoşgörüsüzlük, insanlarla ilişki kuramamak.
Duygusal: Sık sık duyguların değişmesi, heyecan duyamama, aşırı ağlama, sinirsel gülme, hastalık kuruntusu, kıskançlık, huzursuzluk, ümitsizlik, kaygı ve korkular.
Zihinsel: Kafa karışıklığı, hafıza sorunu, karar vermede güçlük çekme, intihar düşüncesi, konsantrasyon güçlüğü.
Fiziksel: Kalp çarpıntısı, kan basıncının artması, el ve ayakların buz kesmesi, parmaklarda hissizlik, ağızda kuruluk hissi, baş dönmesi,bayılma, aşırı terleme, cinsel isteğin azalması, kulak çınlaması, düzensiz yemek yeme ve aşırı kilo değişikliği.
Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 22:17
gönderen ahmet
merhaba Ceren hanım insan spor yaptıgı zaman vücut mutluluk hormonu saglıyormuş. gerçekten böyle bir hormon var mı ?
Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 22:33
gönderen Ceren
Sevgili Ahmet bey, bu konuya deyindiginiz icin size cok tesekkür ediyorum..
Depresyonu Sporla Yenin
Sporun beyin tarafından salgılanan endorfin salgısını artırdığı ve bunun da depresif yakınmaları olanlarla, depresyon hastaları üzerinde olumlu etkilere yol açtığı bildirildi.
ANKA'nın sorularını yanıtlayan Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Hakan Yaman, depresif yakınmaları olanlara yüzme, yürüyüş ve bisiklete binmek gibi sporları yapmalarını önerdi. Sporun bu rahatsızlıkların tedavisinde önemli rolü olduğuna dikkat çeken Yaman, şöyle dedi:
"Psikiyatrik hastalıkların esas tedavileri ilaçla tedaviye ve psikoterapiye dayanır. Ancak yine de kendinizi bedenen ve ruhsal olarak zinde hissedebilmeniz için spor yapmalısınız. Düzenli olarak yapacağınız alıştırmalarla mizacınız düzelecek, canlanacak, istemediğiniz sakınma ya da kaçınma davranışlarınız (anksiyete) azalacak ve uykularınız düzene girecektir. Ayrıca genel sağlığınıza da katkıda bulunmuş olacaksınız. Spor yapmak mutluluk veren endojen opiyatlar dediğimiz endorfin salgısını artırır. Bu da depresif yakınmaları olanlarla hafif ve orta dereceli depresyon hastalarının tedavisine olumlu katkılar sağlar. Ayrıca, fizyolojik olarak kendilerini yetersiz hisseden yaşlılarda ise kendilerini güçlü hissetmelerini sağladığı için de psikolojik olarak olumlu etkiler yapar."
Yaman, öte yandan yapılacak olan sporun ölçüsü ve miktarının önemli olduğunu bildirdi. Önceden bir spor yapmayanların spordan erken bezmemeleri için 5 dakika süren yürüyüşler gibi hafif ve kısa süreli alıştırmalarla spora başlamalarını öneren Yaman, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bedeninizin kondüsyonu arttıkça süreyi ve alıştırmanın şiddetini arttırabilirsiniz. Canlı yürüyüşler, jogging, yüzme, bisiklet gibi dayanıklılığı geliştirmeye yarayan spor türleri yapabileceğiniz gibi, esnetme ve kuvvet alıştırmaları da deneyebilirsiniz. Dayanıklılığı geliştirmeye yönelik çalışmalarda hedeflenen ve arzu edilen alıştırma süresi seans başına 30-45 dakikadır ve hafta 3-5 seanstır. Kuvvet ve esnetme çalışmalarına ise haftada 2-3 kez yer verilebilir."
Mutluluk hormonu & besinler.
Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 22:46
gönderen Ceren
MUTLULUK VEREN BESİNLER
ENDORPHIN bulunan besinlerin insanı mutlu ettiğini belirten bilim adamları, bu maddeyi en çok barındıran 10 besini sıraladı. Bu besinler kalori bakımından çok zengindir. Mutluluk için kalori miktarları hesaplanarak yenilirse fazla kilo alınması önlenmiş olur.
ÇİLEK: C Vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır, çileği çok olan bölgenin halkı uzun yaşar. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, Böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.
MUZ:Kokusuyla bile mutluluk aşılayan muz, tam bir endorphin deposudur. Kendinizi güçsüz ve ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.
ÜZÜM:Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde %20 oranında direk olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Gıda şekli anne sütüne benzer Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.
PORTAKAL:C ve B Vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Bacaklardaki varisi, vücuttaki direnci arttırır. Grip ve nezleyi de portakal geçirir. Suyu şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.
ÇİKOLATA: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli ,mutluluk hormonu serotonin" anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği "penilatilamin" insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze-meyvelerde bulunan ' flavonoid ' adlı bol vardır. Bu madde kanı sulandırıyor ,kalp hastalıkları miktarda riskini azaltıyor. Çikolata kötü kolestrolun (LDL) okside olarak damarçeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasındaki ölüm olayı yemeyenlere kıyasla % 30 daha geç gerçekleşiyor.(günde 30 gr)
DONDURMA: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor.100 gr dondurmada ortalama :*135 mg kalsiyum*115 mg fosfor* 100 mg sodyum*160 mg potasyum,25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika'da kişi başına 25 kg., Türkiye'de kişi başına 6 Külah tüketiliyor. Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,B,C,D,E vit.içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.
MAKARNA:Çok ağır soslarla yenilmediği sürece enerji veren ve mutlu eden besinler arasında yer alıyor. Hazmı kolaydır. Özellikle sadece salata ile birlikte yenirse şişmanlatmaz.
EKMEK:Buğday ekmeği de sıkıntıları unutturuyor.
FISTIK: Yağ oranı yüksek ama yine de insanı mutlu ediyor. Roma İmparatorlu'nda da " Tanrı yiyeceği " olarak adlandırılan fıstığın, kolestrolü düşürdüğü ve kalp krizi riskini azalttığı belirtiliyor. Çocuklar ve sporcular daha fazla yiyebilirler. Demir, bakır, selenyum, magnezyum, çinko, potasyum ve fosfor gibi minerallerin doğal kaynağı olan bu çerez, kalbimizin yanısıra, beyin-sinir sistemi, kas ve kemiklerimizin dostudur. Tuzsuz olanından hergün 10-15 adet yenilebilir.
SUSAM: Dar gelirlerinin baştacı olan simit, mutluluğa giden yolda önemli bir yere sahiptir. Yağ ve Protein içerir. Susamdan elde edilen tahin bal ile karıştırılıp yenirse boğaz ağrısı ve bronşite iyi gelir. Kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için bolca tüketmeliyiz.Demir bakımından zengindir.
ŞARAP:Tabiat Ana 'nın bir şaheseri , bir armağanıdır .
Toprak hava , su doğaya dair ne varsa hepsi şarapta birleşir ve insanın kanını kaynatır.
Şarap hayatın sonuna kadar yaşama aracıdır. Müthiş bir romantizme sürüklenirsiniz. Şarap tüm kategorileri , mutlak değerleri , sınırları dinamitler. Şarap mükemmel bir insan kaynakları aracıdır. Her kapıyı açar,dostlukları geliştirir,iş muhabbetlerini derinleştirir.
Doğal vitaminleri bir bardak iyi bir şarapla almak,hap yutmaktan daha iyidir. Günde 1,5 kadeh şarap içerek Alzheimer ve parkinson gibi önemli hastalıkların önlenmesine yardımcı olabilirsiniz.
Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 23:03
gönderen ahmet
MERHABA CEREN HANIM
VERDİGİNİZ BİLGİLER İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDRİM.TELEVİZYONDA BİR REKLAM ÇIKIYOR.ÇOCUK TREN GARINDA SEVGİLİSİNİ UGURLUYOR. BU YÜZDEN ÇOK ÜZGÜN KIZ DA TABİ ÇOK ÜZGÜN .SONRA TREN HAREKET ETMEYE BAŞLIYOR.ÇOCUK KIZIN ELİNİ BIRAKMAK ZORUNDA KALIYOR.ÇOCUK MUTSUZ MUTSUZ YÜRÜRKEN ÜLKER ÇUKULATA SATIN BİR OTAMAT GÖRÜYOR.ORADAN BİR ÇUKULATA ALIYOR.ÇOCUK ÇUKULATAYI YEMEYE BAŞLIYOR.BU SIRADA KIZDA ÇOK ÜZGÜN OLDUGUNDAN YOLCULUKTAN VAZGEÇİYOR.TRENDEN İNİP ÇOCUGA DOGRU KOŞUYOR.ONUN YANINA VARDIGINDA KIZ ÇOCUGUN KASVETİ ÜZERİNDEN ATTIGINI GÖRÜYOR.HATTA ÇOCUK KIZIN GELDİGİNİ BİR SÜRE FARK ETMİYOR BİLE . REKLAMIN SONUNDA ÇİKOLATA İÇİN KIRIK KALPLERE BİRE BİR DİYE YAZMIŞLAR.
BUNLARIN YERİNE VİTAMİN KULANSAK.AYNI ETKİYİ GÖSTERİRLER Mİ.VİTAMİN İNSANA ZARALIMIDIR.LÜTFEN CEVABLIYA BİLİR MİSİNİZ?
Gönderilme zamanı: 22.02.2003 - 23:21
gönderen Ceren
Sevgili Ahmet bey,
elbetteki besinlerden alinan vitaminler daha yararli, yukarida belirmis oldugum gibi fazlasindan kacinmak gerekir. Yan etkileri olabileceginide lütfen gözden kacirmayin.
Ayrica bu besinleri sevmeyenler vitamin haplarida kullanabilirler fakat zararli olabilecegi gibi meyve ve sebzenin yararinin daha cok oldugunu belirtmeliyim. Fakat vücudumuz vitamin haplarindan mutluluk hormonu üretemez.
Saglik bakimindan günlük vitamin ihtiyacimiz
Bayanlarda: 70 mg,
Erkeklerde: 75 mg,
Hamile bayanlarda: 100 mg.
Emzirme dönemindeki bayanlarda: 150 mg
1-3 yas cocuklarda : 35 mg
4-6 yas: 50 mg
7- 9 yas: 60 mg
10 - 12 yas: 75 mg
13- 20 yas arasi kiz cocuklarinda 90 mg.
13-15 yas arasi erkek cocuklarinda 90 mg
16- 20 yas arasi 100 mg´dir.
Gönderilme zamanı: 26.02.2003 - 14:41
gönderen TOSYAGULU
nedense ben stress'e girince nefes darligi meydana geliyor ve uymak geliyor sizce bu stress mi?
Gönderilme zamanı: 26.02.2003 - 19:59
gönderen Ceren
Merhaba sanirim siz sinirlenince nefes darligi ve uyku hali cekiyorsunuz. Vucudunuzun ürettigi adrenalin bir bakimdan tansiyornunuzu yükseltebilir buda belirtmis oldugunuz sikayetlere yol acar.
Saglikli günler dilegi ile...