1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Bırak Ellerimi..!

Gönderilme zamanı: 18.02.2003 - 0:15
gönderen HakanMirzabey
BIRAK ELLERİMİ

Bırak ellerimi sevdiğim.. bırak.. kalsın öylece.. kış ayazında donsun, pıhtılaşsın damarlarımda kanım.. Yeter ki bırak ellerimi.. Her zaman ısıtan ellerin, üşütüyor yüreğimi.. bedenimden akıyor ruhum.. Yalnızlığa alıştım ben zaten.. Çaresizce çırpınan dumanlı gözlerimin yorgunluğuna alıştım.. Hem zaten seviyorum ben yalnızlığı.. Yalnızken ağlayabiliyorum ancak.. Göz yaşlarımı ancak gecelerin koyu karanlığına akıtıyorum bir sel gibi.. Seninleyken mutsuzdum zaten.. Umutsuzlukla kir tutmuş yüreğimin pasını açamamışsın zaten..

Bırak ellerimi sevdiğim.. bırak.. kalsın öylece.. kış ayazında donsun, pıhtılaşsın damarlarımda kanım .. Ölümün soğuk elleri beni zamansız boğsun.. İstemiyorum.. Bırak ellerimi.. Ölümün acımasız kollarında ısınsın yüreğim.. Akrebin zehirli iğnesi ile can bulsun, ıssız yüreğim .. Kopan bir fırtınanın acımasızlığı ile dinsin sularım ..

Bırak ellerimi sevdiğim.. bırak.. kalsın öylece.. kış ayazında donsun, pıhtılaşsın damarlarımda kanım .. Çaresizlik kokan adımlarımda yeşersin umutlarım.. Telefon tuşlarının başucunda canlansın hayalin. Bırak ellerimi.. Isıtır köhne kuytularda umutsuz haykırışlar .. Belki dize getirir karanlık gecelerde, çaresiz bakışlar..

Bırak ellerimi sevdiğim .. bırak .. kalsın öylece .. kış ayazında donsun, pıhtılaşsın damarlarımda kanım.. Aşkın isyanında kalsın sevdam .. Bırak, kavuşsun umudum, sessiz çığlıklarda harap haykırışlara.. Viran olmuş şehrin karanlığında bulsun kendini “kendim”.. Yeter ki bırak ellerimi .. Üşütme daha fazla..

Bırak ellerimi sevdiğim.. bırak.. kalsın öylece.. kış ayazında donsun, pıhtılaşsın damarlarımda kanım.. “Senin aşkın, ne zaman baksan duruyor olacak kalbimin başucunda” deyişlerim çınlasın bedenimin gömüldüğü kara topraklarda ..

Bırak hadi.. Yeter.. Ağlama sen de.. Ağlayıp ta kahretme beni.. Bırak ellerimi sevdiğim.. bırak.. kalsın öylece.. kış ayazında donsun, pıhtılaşsın damarlarımda kanım..


17.02.2003

Gönderilme zamanı: 28.02.2003 - 13:07
gönderen HakanMirzabey
BUGÜN BİRAZ GARİBİM

Bugün biraz garibim. Düşünmeye mahkum, azatlığa esir olduğum her dem böyleyim. Güneşin batıp, ayın doğduğu diyarlara gitmek istiyorum.
Sana sesleniyorum ey!

Kalbimin karanlıklarına kandil tutan, kendini göğüs kafesimde unutan yâr! Unutur mu seni, ardın sıra tutulan ağıtlar.. Hayatın uslanmaz ruhu, gene sürükledi beni gittiğimiz yerlere. Kırık dökük kaldırımlarda, Kandilli Parkına doğru ilerliyorum.

Ey koca İstanbul, ey harap şehir!
Şu gördüğün parkta ne günlerimiz oldu. Şu gördüğün sulara kaç ateşi gömdük ve nice ihaneti. Hasretten konuştuk, türkü tadında aşkı.. Kaç yalnızlığı gömdük şu azgın dalgalara.. Bir onlar anlar halimden İstanbul.. Sen alıp giderken onu, seni de gömdüm sularına..

Şahidi olacaktın sevdamın. Ama sebebisin sokaklar dolusu yalnızlığımın… Ateşe tutulan bu yürek, isyanını haykırıyor şimdi sana. Sen umursama, ben dinlerim içimdeki mahşer gürültüsünü, dalmışken tek noktaya.
Bakma göz yaşlarıma, aldanma.. Her sevdanın, her aşkın ve her şehrin bir bedeli var elbet.. Ve bedel benim göz yaşlarım olsun ey İstanbul! Rehberin olsun kulaklarında isyanlarım..

Sığmazdı eksikliğin yer ile gök arasına.. Ve eğilip gözlerine bakarken başlardı kıskançlığım. Şimdi yaksınlar seni de İstanbul. Parça parça akıtsınlar göz yaşlarını.. Ama dur, sen incinme.. ben ağlarım senin de yerine..

Kimbilir kaç sevdayı harcadın, kaç umudu pasına buladın ve kaç geleceği kanattın.. Kim bilir kaç yüreği parça parça akıttın avuçlarında.. Kim bilir bu kaçıncı beddua üzerine yağan.. Kalbimin üzerine yağmur yağıyor İstanbul.. Üşüyorum ulan.. üşüyorum varlığınla.. Yok. Üşüyemem.. Ölemem.. Kaçamam senden.. Üzerine geleceğim. Ölüp kurtulamazsın elimden.. “Yaşamak” gibi üzerine geleceğim. Ben nasıl yaşamayı göze almışsam senin için, sen de yaşayacaksın.. Aşkı ve ihaneti yaşayacaksın her dem.. Ve sen de inleyeceksin bağrı yanıklarla beraber..

Ulan sen nasıl bir şeysin be. Hala kopamıyorum senden, vazgeçemiyorum. Silip atamıyorum sinemden.. Her şeyimi almana, yüreğimi söküp çiğnemene rağmen ayaklarınla, gene de seviyorum seni..
Ölemiyorum bile.. Hem ölüm nedir ki İstanbul.. Ben senin için yaşamayı göze almışım ulan.. Yaşamayı..

26.08.2001

Gönderilme zamanı: 01.03.2003 - 18:33
gönderen WhiteEagle
slm hakan abi senin şiir yanında biraz sırıtacak ama idare et saygılar sonsuz abim GOLGE OYUNU

Belki askimin dogmamis cocugu,
Belki kalbimin sevgi orucu,
Her gece hic degemeden elimde solan
Bakmadıgim her yerde dogup,
baktikca kaybolan...
Belki her satirimin kaynagi,
Siirimin gogsunde oyun oynayan,
Gecelerin zifirinde beni isitan,
Belki dogan ay degil onun kadar,
Yada onun adi bulutlardan yagmur olup yagar;

Bazen fakir odamin bahtsiz konugu,
Asklara kusmus bir golge oyunu;
Sensiz geceler boyu oynarim onu...
DENIZ ORAKCISI

sor kendi kendine bir sabah
av hazirligina baslarken
sulara kim salar ilk gunesi
sen kayigina binmesen
oragini almasan eline
ilk urunu kim bicer denizden

kent niye bir buyuk gergeftir
gecirmis ilmigini alinterine
niye ac agizlardan orulu
bir marti cigligidir gok
iner kalkar basinin uzerinde
kucuk dalislarla yoklar tekneni

bir basinasin yasami uretirken
zipkin cizer kurek acitir ag yorar
neden elleri bulunmaz elinin yaninda
yorgunlugu neden paylasmazlar
sofrasina cokerken yeryuzunun
sor kendi kendine bir sabah
SIRAGOLLER

Hashas tarlalari arasindan gececeksin,
Beyaz ve mor hashaslari havaya savurarak
Yeni bir afyon bulacaksin kendine.
ISte o zaman beni unutma,
Sairini, onun siir yazan ellerini,
Icine dizilen siragolleri,
Kendi kendine konustugun seni,
Her seyi, hicbir seyi unutma.

Zakkumlarin arasindan bir sehre gireceksin,
Ask siirleri, tabiat siirleri, tarih siirleri dusunerek
Bir dinamit yapacaksin kendine.
Korkma, atesle onu.
Oldurecek nice baliklar vardir sularinda,
Patlamayla dirilecek nice baliklar vardir.
Iste o zaman an beni, yasa beni,
Iste o zaman unutma beni.

Hatirlanacak cok huzunler bulacaksin,
Onlarin tohumunu havaya savurarak
Uzun bir yolculuk yaratacaksin kendine,
Her seyin, hicbir seyin yolculugu.
Iste o zaman an beni, yasa beni,
Kiyilarda bile bogulan seni,
Bir saz kusu olarak gezinen hayaletini,
Celiginden kemik oyan govdeni.

Icinde bir kacakci yasar senin,
Kayikla dolasir gollerinde,
Beynine tabanca ve siir satar,
O kacakcinin bakisini sakin unutma. TARLA KUSU

Oluler geciyor tarla kusundan,
gagasindan, kanatlarindan,
tarlasindan.

Dusunuyor tarla kusu:
o"lu"m acaba bir tohum muydu?

Dalgalara tukursen
bire bin verir deniz,
bu kan neleri cogaltacak? UYKU
Bana cicek gonderme
Bir kus agaci gonder
Dallarinda gezinsin
Ku"l rengi guvercinler

Konsunlar yastigima
Uyutmak icin beni
Sirtlarinda kus tuyu
Gagalarinda ninni

Kaldirip yatagimi
Ucursunlar goklere
Kendimi yildizlarda
Bulayim birdenbire

Bana cicek gonderme
Bir kus agaci gonder
Alnima dokunanlar
Iyilesmis desinler gizledikce ask

Kisin soguk baliktan gunlerini sayiyorum agimda.
O yaza hic donulmeyecek!
O baslatilmamis, o varsayilan ortasinda yasanmis sevda
yakilmamis bir mum gibi aklimda.
Kesik agziyla sulari igrilten
bogaza karsi durup da
oralarin kusu yalicapkinini hecelemistik
beyaz bir yelkenli gecisiyle sulara.

Kisin vurgusu acik, bagimsiz bir ses,
esiyor bize degmeden, bizden almadan
hic ugramadigimiz biryerlerden dogruca.
Ucuyor cinsiyetin kindar agziyla.
Ibret olsun diye savuruyor
uzaklara bir medducezir haritasini.
Ne uzanma, ne geri cekilis;
biz varsayilanin ortasinda
iki icine isleyen zaman,
iki uyurgezer nokta.

Simdi sen bile bu siir icin
ceperleri kapanmis, kendi basina bir ses,
kisin soguk baliklardan takviminde
sadece kendine dokulen bir yapraksin.

Yalicapkini yeni bir sozcuge ucuyordur
simdi bilmedigimiz bir lugatta.
bukadar hakan abi