3. sayfa (Toplam 4 sayfa)

Gönderilme zamanı: 09.11.2006 - 2:47
gönderen deste
Daglarin-Kizi yazdı:Üstadin siirleri ve yazilarina asinayim, ama resimlerini begenmedim. Benim yagli boya calismalarimin yaninda bunlar sönük kaliyor. :D Bir ara sergi acmak niyetindeyim, basimda ki belalari def edebilirsem insallah.


Vala kendinizi öveceğinize resimlerinizi bir ekleyin de Nuri Can'ın resimlerinden daha kaliteli mi değil mi bakanlar karar versin. Tabi cesaretiniz varsa.

Nuri Can benim resim hocam, bende resimle uğraşıyorum yani ressam sayılıyorum ama Nuri Can'ın olduğu yerde kendime ressamım demem utandırıyor beni. Nuri Hocam uluslar arası çok önemli ödüller kazanmış ve Hollanda'nın sayılı ressamları arasında olmasına rağmen, kendini övmemiştir sizin gibi.


Siz resimlerinizi eklerseniz söz, bende kendi resimlerimi ekleyeceğim.

Gönderilme zamanı: 10.11.2006 - 7:50
gönderen Silinmiş kullanıcı
SİLİNDİ

Gönderilme zamanı: 21.11.2006 - 0:40
gönderen deste


  • http://l18.sphotos.l3.fbcdn.net/hphotos ... 5601_n.jpg

      • Maviler Delisi

        Diyorumki bir gün
        sevdamı yüreğime yüklesem
        alıp gölgemi yanıma
        dağ deniz çekip gitsem...

        dolanır ayaklaıma güz
        anamın yanık ninnileri
        kor beni çaresiz...

        kalsam
        sığdıramam bu deli maviyi
        ihanet kokan soluguna kentlerin
        üşür gözlerimde yediveren tomurcuk
        yedigöğün yıldızları
        yüreğimde bir maral ağlar
        hangi suya eğilsem...

        kanayan bir yaradır özlemim
        güz kıyılarında
        bulutlar gibi nehirler gibi
        akıp gider sancıyarak mevsimlere
        her kirpiğimde bir gül ıslanır
        hangi sarkıyı dinlesem...

        gözlerimde bilinmiyen adresler
        kulağımda uğuldayan sesler
        durmadan bir ezgi sarıyor içimi
        dudağımı kanatıyor şiirler
        ah ben bu sevdayı kime nasıl söylesem...

        tanrım
        nedir bu gecelere sığdıramadığım hüzün
        yüreğimi ikiye bölen sancı
        nedir bu acemi sevda
        mavilere tutkun yanım
        eğer ben şair değilsem...

        gözlerimde mavi telaşlar
        yüreğimde mavi gözyaşları
        maviler boyu vuruldu gölgem
        denizi kirlenmiş bir martıyım artık
        ağlamaklığımı sorma ey hayat
        uçurumlar doldurur bakışlarımı
        yönümü nereye çevirsem...

        bir rüzgar soluğu türkülerdeyim
        bir martı kanadı göklerde
        bulutlar bulutları kovalar
        dalgalar dalgaları
        durmadan bir deniz çalkalanır
        bir yol uzanır durmadan önümde
        ah nasıl özlem kokuyor uzaklar bir bilsen...



        15/ 10/1980 İstanbul

        Nuri Can

Gönderilme zamanı: 23.11.2006 - 19:33
gönderen deste
  • .

    http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 8450_n.jpg

    • Dağ Sesli Bir Kuş


      Dağ sesli bir kuş konunca kirpiklerime
      gazel döker bahçeler mevsimsiz
      kervanlar dizilir yollara sıra sıra
      düz ovada akan ırmaklar gibi
      gelip serilir gönlümün kıyılarına anılar
      gelip yayılır gögsümün kırlarına
      bir türkü
      bir şiir
      bir mektup
      ve sevecen bir dost sesi olur
      içlendirir beni damla damla
      yağmur yağdığında sokaklara…

      Şimal rüzgarları esince uzaklardan
      soluğuma baharlar taşır dağlı çiçek kokuları
      özlemler tutuşturur göğsümün ortasında ateş- alev
      bir türkünün dizesine
      bir kavalın nağmesine
      bir ırmağın sesine
      uçup gider dağ sesli bir kuş yüreğimden

      Ağaçlar kımıldar hafif hafif
      yaprak yaprak düşer dal
      özlemler gezer koynumda geceler boyu
      saçlarımda rüzgarlar eser
      alıp götürür nazlı çocukluğumu
      puslu bir dağ
      dertli bir çoban
      ve yanık bir kaval

      Mevsimler gelir mevsimler geçer
      türküler çiçek açar anılarda
      özlemler uçar dağ dağ
      bahar gelir ninemin gül yüzüne
      dedem kış öyküleri anlatır
      ve anılar üzümlenir yüreğimde
      salkım - saçak bağ bağ
      içimde binlerce öksüz çocuk masalı ağlar

      Koylarda ırmak olurum
      ırmaklarda gurbet
      ağaçta yaprak olurum
      yapraklarda ayrılık
      düşerim toprağa dal sevdasınca

      ateş bastırınca yüreğimin acısını
      şiir şiir dökülür kirpiklerim
      ırmaklar yürür göğsümün bahçelerine
      ben ki, düşleri yurdunda kalmış
      ve gittiği her ülkede
      cebinde oyalı mendiller taşıyan nazlı çocuk

      seherler üşütür beni
      yağmur yağar taşar su
      alıp götürür düşlerimi uzaklara
      öten bir kuş
      düşen bir yıldız
      gülen bir kız
      ve taze ıhlamur kokusu

      yüreğimde büyür de büyür
      anılarla boğulmanın korkusu

      Nuri Can


      1974

Gönderilme zamanı: 21.05.2007 - 23:01
gönderen deste

Gönderilme zamanı: 19.07.2007 - 2:07
gönderen deste
  • .

    http://img522.imageshack.us/img522/8065/ttthaj4.jpg


    Gittin Kalbim Acıyor

    Ben seni dağ kokulu yaylalarda sevdim ceylan kaçışlım
    nergizlerin ayışığına sevdalandığı seherlerde...
    özlemlerin dindiği nehirlerde sevdim
    soluğun soluğuma bahardı, soluğun soluğuma rüzgar
    kır çiçeklerini taşırdı içime her yaz...

    Gittin,
    zifir saçlarında unuttum hayatı...
    ay sustu, yıldızlar küs, sular dalgın, gönül dargın
    şimdi düşümde her gece bir orman yanıyor
    bir dağ kanıyor her sabah kalbimdeki acılara
    yüreğime akan sızılı ırmaklar gibi,
    kanayan şiirlere bırakıp gittin ömrümü ...

    Seni her özleyip duvarlara vurduğumda başımı
    kafam değil, kalbim acıyor ah!...
    sen ki, ışık yüzlüm, güzel gözlümdün, nefesimin rüzgarıydın
    ömrümün baharı, gönlümün varıydın
    ah! şimdi hangi kıyıdan baksam rengi hüzündür aşkın...

    Ben seni ıpışıl suların aydınlığında sevdim
    gelinciklerin gelin edildiği bahçelerde
    Sen ki, Kelebeğim, akarsuyum, cangülümdün
    sen ki, bir yaylaydın gönlümün yangınlarına
    yaylalardan daha yeşil, yaylalardan daha serin
    yorgun düşmüş kervanlar gibi susuz çöllerde
    rehin bırakıp gittin yollarına gözlerimi
    mavi sevinçlerimi alıp yanına....

    Gittin,
    oturup bir köşede öylece ağladım,
    nehir oldu aktı gözlerim uzaklara
    özlemlerimi bile anlatamayacak kadar uzağım artık
    yalnızlığımı anlatamayacak kadar uzak...

    Gittin,
    aşkımı ağır bir yük gibi vurup sırtıma,
    binlerce hayal kırığı yaralarımla,
    içimdeki en yüksek dağa kaçtım.
    çıktığım her yolda saçların dolandı kalbime
    yaralarımı öptü bir akrep her kanadığımda...

    Ben çıkmaz bir yolun yolcusuyum artık ceylan gözlüm
    hüzne bulanmış ayrılıklardan,
    gam dokuyor yüreğim gittiğim her yerde
    hangi acımı yaksam
    hangi pencereden baksam rengi hüzündür aşkın
    ne sancım diner artık ne de ağrım biter...

    Ah! ben seni,
    ceylanların rüzgarla öpüştüğü dağlarda sevdim gül nakışlım
    göğsünden vurulmuş kekliklerin kınalı kanatlarında
    gittin işte,
    aşkın kanayan yanını bırakıp avuçlarıma
    yeşile çalan umutlarımı da alıp yanına
    bir tebessüm gibi usulca çekip gittin hayatımdan

    Kendi toprağında öksüz
    çöllerde ağlayan yorgun bir ırmak,
    ve kırık dallarda inleyen yaralı bir rüzgar gibi
    yaralı bıraktın beni
    şimdi üstüme düşen her bulut gözyaşı, her damla keder
    bütün ışıklar söndü, bütün hayaller öldü
    Şirin'in aşkına deldiği dağın Ferhat kalbi ile
    kalakaldım gönül diyarında öyle bir başıma umutsuz....
    yüreğimi alıp avuçlarıma sana gelsem diyorum
    sana sarılamayacak kadar yorgunum artık ah!..
    ağlayamayacak kadar yorgun...

    Gittin,
    bütün mevsimler değişti ansızın
    öyle mahzun, öyle yaralı,
    devrilmiş öksüz ağaçlar gibi düştü boynum.
    bütün dallar kırıldı, bütün ağaçlar kurudu
    al şimdi nereye istersen oraya savur yapraklarımı cangülüm ...

    Ah!!! sevda pınarım, gün nakışlım
    uzanıp içinin acılarına sızladı mı senin de kalbin
    üşüyüp titredin mi gecelerde yapayalnız
    öyle hüzünlü, öyle hasret dolu, öyle suskun
    yıldızlara bakıp ağladın mı hiç benim gibi?

    Sen gittin karlar yağdı kalbime
    uçurumları koyup başucuma
    hüzne göçtüm her gece yüreğimi ayrılıklara gömüp
    hiç bir yol çıkmadı umuda, yoruldum
    özlemlerimi anlatamayacak kadar uzak
    yaralarımı saramayacak kadar uzaksın artık bana

    gittin yaşamayı unuttum, ağlamayı, gülmeyi unuttum
    ne zaman başladı bu hikaye, ne zaman bitti unuttum
    bir seni unutmadım bahar bakışlım...
    bir seni unutamadım ...
    bir seni unutmadım ...
    bir seni...
    bir se...




    Nuri CAN
    .
    .

Gönderilme zamanı: 19.07.2007 - 2:15
gönderen deste
  • .
    http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 5570_n.jpg

    Bir Şiir'in Dizesine Göm Beni Şair Bilmesin


    Yüreğin nereye denk düşerse, oraya koy beni gülüm. Oraya götür nereye giderse� Ey gül, ey güller güzeli gül�

    Dikenli de olsa da sevda yolları... Kanasa da yüreğin, gözyaşı olup aksa da gözlerinde damla damla hasret� Yalnızda kalsan kalabalıkların ortasında, üşüse de sesin, yüreğinin en sıcak yanına koy beni gülüm...
    Özlem düğümlenirse gözlerine, bırak yeşersin sevda göğsünde... Bırak gül kokusuyla yıkansın gül tenin�

    Sevgiden başka silahım yok benim. Silahsızım kuşları vurulmuş bir gökyüzünde� Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, eski ve derin bir anıya göm beni, kimse görmesin�

    Üşümesin gözlerimde umudu sokakta kalmış kimsesiz çocuklar, susuz kalmış ayışığı tomurcukları�

    Yaralıyım.. karakıştayım, odam soğuk, aşım yok, suyum yok. Yaralarımı saracak kimsem yok senden başka...
    Ben öleceğim gülüm kimse görmesin, bir çınar ağacının gölgesine göm beni bahçe bilmesin�

    Gecelerime yağmurlar damladı, ıslandı duygularım, üşüdüm, yağmur oldum kendime, kar oldum uzak dağlara düştüm. Hangi bahara tutunduysam alıp götürdü umutlarımı kış. Ardından gozlerimi de alıp gitti zemheriler, kör kaldım�

    Yüreğinin yangınında incecik yağmurlara al götür beni gülüm� Sevdalara, bulutlara, rüzgarlara götür�
    Ben öleceğim gülüm kimse görmesin, bir gül bahçesinin en gizli yanına göm beni, bağban bilmesin�

    Bil ki, ne ağlamak için yağmuru bekliyorum artık ne de yaşamak için baharı. Sevinmek, gülmek unuttuğum eski bir şarkı şimdi, her gece dudaklarımda sızlayıp üşüyen�
    Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, yüreğinin gül yanına koy beni, kimse görmesin�

    Bir zamanlar gökmavisi bir çiçekti yüzün yüzümde, ıssız dağbaşlarında bir rüzgarın sesini duyardım, bir de senin� Neye dokunsam tenindi, nereye tutunsam ellerin� Nereye sığınsam yüreğindi�
    Her seher yağmurun yağmadığı ülkelere sevda rüzgarlarıyla gözyaşlarından inci taneleri getirirdin yanan yüreğime damla damla�

    Şimdi aynalarda saklı bir gölge gibi, içimizde saklı kaldı o sevdanın derin izleri...

    Nereye baksak gözlerimiz biraz esrik, biraz hercai, nereye gittiğimizi ne yaptığımızı bilmeden dolaşıyoruz eski anıların geçtiği yerleri.

    Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, yüreğinin gül yanına koy beni kimse görmesin�

    Acılar savuruyor şimdi anılarımızı, bilmediğimiz yolculuklara çıkıyoruz her gece... Rüzgarlara bırakıp hayallerimizi, şiirler savuruyoruz karanlığa. Umutsuzca bir uçurum kenarından kendimizi boşluğa bırakarak... Öldürüyoruz içimizde kalan ne varsa aşktan,sevgiden, yarından yana...

    Tut ki, hiç yaşamadık biz, türküler söylemedik esen rüzgarlara� Bırak ak çiğdemler düşsün saçlarımıza elem renginde, kar bilmesin...

    Söylenecek son birkaç sözdür belki dilimizde düğümlenen ve duyguların çözüldüğü yerden telleri kırık bir kemanın göksünden inleyip sızarak ve sızlayarak içimize gömülen zifiri gecelerde..
    Lacivertlerin üstünü siyah düşlerle örttüğü yalnızlığımızın, içimizde saklı sesleri vururken yorgunluğumuzu�

    Her keman sesi biraz kederlidir gülüm inleyen tellerinden... Belki bıkmıştır bizim gibi eskimiş, esrimiş yorgun kederli sesinden....

    Sonbaharın soluk yanaklarına
    şarkılarını üflerken rüzgar
    kırık bir keman telinde
    bırak sızlayıp dursun ömrümüz

    Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, bir sonbahar yaprağının ürpertisine koy beni, oğlunu yitirmiş bir babanın gözlerindeki derin hüzne, yüzümdeki küskün kedere, bir kemanın acıklı iniltisine koy beni, rüzgar duymasın�..

    Ben öleceğim gülüm kimse bilmesin, bir dağbaşı yanlızlığının ıssızlığına göm beni, sular bilmesin.

    Bir şiir'in sıcak yüregine bırak sevgimi, şair görmesin...


    Nuri CAN
    www.nuricann.com


Arşiv notu: Özgün yedekte bazı karakterler kayıptır. Eksik karakterler tahmin edilerek değiştirilmemiştir.

Gönderilme zamanı: 24.08.2007 - 0:02
gönderen deste
  • .

    http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 8469_n.jpg


    Teslim Olmadım Kahpeliklere



    Yalnızlık hüzün bırakır saçlarına gecelerin
    dudaklarda susku
    gözlerde kar
    efkarlı zamanlara saklanır son söz
    hangi kıyıdan baksam rengi hüzündür hayatın
    hangi yola çıksam yamalı ve yaralıdır yüzüm
    hiç bir şehir saklamaz beni deli gönlüm
    hiç bir şehir aklamaz artık...
    çekip gitti her sabah yüreğinden öptüğüm işte
    ne giden döner artık ne de acı diner yüreğimden.

    Her gece bir yıldız kayar ömrümden
    erdemin, vefanın beş para etmediği
    kardeşin kardeşi sattığı, oğulun babayı aldattığı
    ihanetin kol gezdiği zamanlardayız ey deli gönlüm
    tutunacağım ne dal, ne de gül kalmış
    içtenliksiz ilişkiler kesmiş yol başlarını
    senki, hayatın kirli sahnesinde gönlümün dimdik delikanlısı
    namertlerin yıkamadığı onurumla
    biçmeden ömrümü ihanetin kahpe kılıcı
    atıver gitsin hüzünlü bir ırmağa mavi düşlerimi...

    Benki, bunca ihanet lekesiyle
    ipince bir yaprağa dayayıp sırtımı
    kahpe yüzünde yüzsüzlerin,
    kokmuş ve acılı bir hayatı yaşadıysam da
    ve utanmanın en ağır yükünü taşıdıysam da sol böğrümde,
    utanmazlar adına...
    teslim olmadım inadına, kahpeliklere, kalleşliklere...

    Hüzne bulanmış bir ömürden
    acı damladı yüreğimin üstüne her yağmurda
    korlar serili yollarda yürüdüm kendi hesabıma
    boyun eğmedim çıkarcı şerefsizlere, satılmışlara
    ihanetler içinde kan oldu yazdığım tüm şiirler
    göğsümün üstünde en yakınlarımdan bir hançer
    yara açtı yara üstüne...

    Yine de yanına alıp acıyan yanlarımı
    çevirip gözlerimi içime
    dönüşü olmayan bir yolda, dizilip hayatın uçurumlarına
    yerlerde çiğnenmiş boynu bükük çiçekler gibi
    yürüdüm salına salına, sarsıla sarsıla...
    yürüdüm, acıyan adımlarla...
    kaybolan umutlarla...
    teslim olmadan rezil kepaze kahpeliklere...




    Nuri CAN

    .

Gönderilme zamanı: 21.09.2007 - 21:40
gönderen deste
.
  • http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... annnnm.jpg

      • Yenildim İşte Ey Hayat!



        Her gece bir yıldız kayar ömrümden
        gönlüme bir hicran düşer yanık türkülerden
        alıp götürür beni uzak dağ doruklarına
        ben ki, yolunu yitirmiş seyyah, yükü ezgili ah
        hangi yola gitsem acılar keser önümü eyvah
        hangi yana dönsem ihanetler....

        Benki, her kuyuda bin Yusuf...
        her hasrette Züleyha'ya yangınım...
        her sahrada bin Mecnun
        her diyarda Leyla'ya dargınım...

        Benki, hicran ağlarında bülbül,
        hasret bağlarında gözü yaşlı gül
        ah çeken bir kızın gözlerinde ıslak mendilim
        cemrenin toprağa vurduğu,
        gülün yaprağa durduğu zaman geçti çoktan
        sızılı bir bedendir artık yaşam ah!!!
        ateşin koruna, gülün dikenine değdi elim...

        Yenildim işte ey hayat!
        varsın menekşe gözlü çiçekler boyun eğsin yenik sevdama
        umurumda değil artık dağlı çocukların karbeyaz gülüşleri
        benki, kırık hayallerle
        bir uçurumun kenarından yuvarladım umutlarımı rüzgara
        bütün iklimlerin bulutları gözlerimde birikti de
        düşmedi bir damla gözlerimde...
        yürekte yanan ateşi yalnız hasretin gözyaşları ıslatır ey gül

        Yenildim işte ey hayat!
        bileklerim kelepçeli
        kıramadım zincirin son halkasını
        gül yürekli çocuklar çok uzakta şimdi…
        anladım ki, bastığım bütün topraklarda silinmiş ayak izim
        hangi taşa dokundum kanadı, hangi pınara baktım ağladı
        yüreğimle öptüm geçerken bütün uçurumları bir bir
        ihanet yüreğe saplanmış bir hançer, biliyorum
        ah ben ki. öylesine perişan, öylesine çaresiz, öylesine kimsesizim
        içimi açacak, elimi uzatacak hiç kimsem yok derdimden başka!...

        (*)tanrım tanrım beni niçin terkettin !



        (*)hristiyan inanışına göre Hz. İsa’nın son sözü



        Nuri CAN

Gönderilme zamanı: 25.09.2007 - 23:58
gönderen deste

Yüreğimden Kopardıklarını Bırak Git

Gönderilme zamanı: 25.11.2007 - 17:05
gönderen deste
  • .

    http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak- ... 1405_n.jpg

    Yüreğimden Kopardıklarını Bırak Git


    Eftelya'ya

    Koyup herşeyi bir yana
    çekip ellerini hayatımdan
    git
    artık ne kaybedecek
    ne de konuşacak bir şeyimiz kaldı
    bütün sözler tükendi...

    Gözlerini
    ıstırabımı
    hicranımı
    seven yanımı
    hayatımdan al git
    sar git yüreğimdeki yarayı
    say ki, hiç yaşamadık bu aşkı
    sevişmedik geceler boyu
    varsın bütün şiirler yarım kalsın
    neyin varsa topla git

    Git
    mim koyup efkarıma
    bir güvercin gibi
    kanadımda taşırım ateşimi
    bir mecnun gibi çölde de yaşarım
    Leyla'ysa aşkım
    yeterki, düştüğüm yerden
    vurmasın beni sırtımdan hayat

    Zaten ben bu yalan dünyanın
    zaten bu yeryüzünün kara sevdalısıyım
    iflah olmam
    yüreğimi kimsesiz sevgilere bırakıp git
    .varsın tüm köşe başlarında yalnız kalayım

    Alevler içinde tutuşan iksirler istiyorum artık
    değilmi ki,
    her aynaya baktığımda
    niftrit asit ter döküyorum bardak bardak

    Git
    oklarını
    duygu bahçemden topladıklarını
    ve yüreğimden kopardıklarını bırak
    koy bir yana sancılarımı
    kelepçeni vur git hayatıma
    ihanet prangaları vur git
    sevdamıza

    Bırak çözülsün dizlerimin bağı
    hasret dilimin ucunda
    suküt gibi naçar
    susku gibi suküt kalsın

    Bırak beni hayat aşkın oklarıyla
    vursun vuracaksa
    tam orta yerinden kalbimin
    sevda bahçelerinde gül toplarken
    al yanına tüm baharları
    kışları bana bırak git

    Git
    indir yükünü duygularımın
    bir avuç ateş değil midir? aşk
    gömülüp soluğuna hasretin
    bırak yaksın kanatlarımı
    varsın acıdan parça parça olsun yüreğim
    açmasın bir daha hiç bir çiçek
    bütün kuşlar terkedip gitsin bahçemi
    al yanına tüm baharları
    sonbaharda sarı bir yaprak gibi kalayım

    Git
    mevsimlere yazarım adını, sonbaharlara
    bulutlara yazarım, yağmurlara, yalnızlıklara
    bir veda sözcüğü düşer gibi uçurumdan
    rüzgarlara saklayıp adını giderim ben de

    Aslı yolunda Kerem meyli değil midir? AŞK



    Nuri CAN
    www.nuricann.com

    .

Gönderilme zamanı: 18.12.2007 - 1:13
gönderen deste
  • Dokunma İki Gözüm


    Dokunma iki gözüm
    sorma
    ben kimim, adım ne, nereden geldim
    kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde
    kimi sevdim, kime özlemim
    kaç yıl sevda doldu iliklerime
    kaç yıl eksildim.

    Tut ki, bir pınarım suyu kesik
    akamadım nazlı nehirlere tut ki,
    tut ki, susturulmuş binlerce türkü
    bastırılmış binlerce acıyım
    baştanbaşa aşk, acı ve ateş

    Say ki, küle gömülmüş bir sevdadan
    düşleri islenmiş bir gecenin acısı damlıyor gözlerime
    hasreti yaraya dönmüş bir ayrılığın sancısı kanıyor içimde

    Uzun bir zaman eveldi
    toplayıp suskularımı denizlere fırlattım
    yalnız balıklar görsün
    yalnız balıklar öpsün diye gözyaşlarımı

    Sorma ben kimim, adım ne , nereden geldim
    nasıl düştüm bu kahrolası kaldırım taşlarına
    hangi anılar, acılar, ihanetler geçti üzerimden

    Düşlerime hüzünler el koydu
    deli rüzgarların öfkesinde savruldu bahçelerim
    güllerim bir ihanetin girdabında kavruldu
    bütün sevdiklerimden ayrıyım şimdi
    bütün sevenlerim kırgın
    iflah olmam ben iki gözüm, iflah olmam
    düşmüş içime bir kez bu sevda sızısı
    bağışlamaz beni artık hiç bir hatıra

    Say ki, incinmiş bir gülüş
    gecikmiş bir düşüm
    bir ateşin çemberinde
    yarım kalmış sevinçler kanayan
    tut ki, kar altında sevincim
    bütün mevsimlere küsüm


    Kanadı kırık bir serçeyim tut ki
    dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek
    ateşin zulmünü gördüm
    suyun ihanetini
    baştanbaşa aşk
    baştanbaşa hasret
    susturulmuş milyonlarca türküyüm
    gerisini ne sen sor, ne ben söyleyim

    Dokunma iki gözüm
    sorma
    ben kimim, adım ne, nereden geldim, yaşım kaç
    yaşamak neyin karşılığıdır, ölmek neyin
    nasıl unutulur ölümsüz bir aşkın hazin öyküsü
    kaç mevsim gözlerimi ardından bırakıp gitti
    yıkılmış bir duvar
    kapısına kilit vurulmuş bir ev say beni
    Say ki, dudaklarda üşüyen bir şiir,
    yatağı kurumuş bir nehirim
    suskun, susuz, mısra mısra yalnızlığı kanayan

    Sorma ben kimim, adım ne
    vurulmuş bir ceylanın yarasında
    yalvaran bir ananın gözlerinde gör beni

    Sorma
    bir sarı çiçek
    bir sarmaşık belki
    çözer dilini yüreğimin

    Upuzun yolların düğümlediği
    ihanetlerin kilitlediği....



    Nuri CAN

Gönderilme zamanı: 09.06.2008 - 11:59
gönderen deste
  • .

    http://i81.photobucket.com/albums/j204/nurican/fcrb.jpg


    En Haykırdığım Yerden Sustur Beni Ey AŞK




    yağmursuz bir çöl,
    susuz bir göl
    yolcusuz bir yolum ey aşk
    durmadan akrepler sızıyor içime
    ihanet yüklü kamyonlar geçiyor üzerimden.

    İçime acı yağıyor, dışıma kahır
    kan kusuyor duvarlar her öksürdüğümde
    dikiş tutmayan en ince yerinden yırtıldı kalbim
    solgun gelincikler sızıyor yaralarımdan şimdi
    durmadan kan kaybediyor ömrüm
    durmadan can kaybediyor ömrüm

    Ey! ömrümü verdiğim aşk, ey sebebi çilem
    bir bahar sevdasına koşarken kelebekler
    dallar bir rüzgar masalını anlatırken kuşlara
    duygulardan yapılmış bir darağacına asıyorum ömrümü
    dudaklarımı sonsuza mühürlüyorum aşkla
    öldür beni ey aşk
    öldür beni
    kırılgan düşlerime kar yağmadan
    düşmeden mahşer ateşi çocuk sevinçlere
    öldür beni ey aşk
    öldür beni ki,
    hüzün kokulu gidişler kalsın ardımda

    Yüreğim, gün be gün erirken hasretlere
    hayatın gri rengine ürperirken yapraklar
    kör bir bıçak mı zaman kırılmış aynalarda?
    söylenmemiş sözlerin ağrısı mı içimdeki fırtına?
    bu hüznümde taşıdığım,
    kırılgan duygular oteryosu nedir söyler misin?

    Kirlendi hayalimdeki uçuk mavi ey ömrüm
    vuruldu en güzel düş martısı denizlerin
    konuşmak artık bir şey anlatmıyor kimselere ey dünya
    varsın sessiz kalmış çığıklar örtsün bedenimi
    en haykırdığım yerden sustur beni ey aşk
    ey sebebi ezam, cennetim, cehennemim
    solgun bir gül gibi sustur beni

    varsın susuşum kendime
    küsüşüm dünyaya
    isyanım hayatın sancısına olsun
    anla
    Anla ve Öldür beni
    teneşirlere yatır son arzumu

    ölümsüz aşklara, adsız sevgilere kalsın sevdam...


    Nuri CAN

Gönderilme zamanı: 24.07.2008 - 20:26
gönderen deste
  • http://www.edebiyatdefteri.com/resim/re ... 133098.jpg

    • Aşk; üç harfli bir sözcük


      Mavi gözlerin
      derin bir nehirdir her gece
      kalbimin üzerinden geçer

      Dudaklarda mühür
      mühürde giz
      gizde aşksın

      Aşk; üç harfli bir sözcük
      sihir ve ayna
      ayna ve sihirden
      yazılır kalplere

      Aşk; bir ütopya
      evrensel ruh
      gönül bilimi
      sevgi ülkesi
      tılsımlı bahçe
      goncagül
      sessiz bir menekşe
      dört mevsim bahar kokan

      Sonbahar da olsa ömrüm
      bir umut yitiminde de kalsam
      koyma beni acılar içinde
      baharım sensin
      pınarım sensin

      Bir dağ rüzgarı arıyor şimdi
      dudağımdaki sessiz şiir
      duygularımdaki derin nehir
      gönlümün düş bahçesi

      Düşler, gülüşler
      şarkılar, şiirler
      hepsi senin olsun
      ipek mendilde sakladığım ümitler de

      koyma beni acılar içinde
      boğma hüzne
      yaşıyorsam nefesim sensin
      baharım sensin

      Nuri Can

Gönderilme zamanı: 24.07.2008 - 20:31
gönderen deste
http://img139.imageshack.us/img139/6/yt63gibql0.jpg


İnsanlardan ve Küçük Hesaplardan Anlamıyorum Kahretsin



'Yüreğimi İncitiyor İhanetler'

Dudağımda güz türküleri birikiyor, şiirler dökülüyor kaldırımlara sonbahar seslerinden. Ürküyorum…
Oysa mevsim bahar mevsimi, gül mevsimi, umut mevsimi. Göç etmiş hüzünler, acılar, başka alemlere. Çiçekler selam gönderiyor yeni yetme sevdalara…

Ama ben sevinemiyorum, bütün ihanetler iz bırakıyor yüreğimde… Mutsuzum, kalabalıklar içinde yalnız ve avuntusuz, hiç bir neden derinliğimi doldurmuyor… Hep bir yerlere gitmeleri özlüyorum… Özledikçe ıssızda kendini arayan ve kanayan dervişler gibiyim…

Renkleri solmuş güz yapraklarıyla saklıyorum yüzümü, inadına kimsesiz sözcüklerle yürüyorum. İnadına kesmiyorum saçımı sakalımı… Yabancı bir ülkenin sokaklarında hayatı adımlarken, üzgün kuşlar üşüşüyor saçlarıma. Soğuk, ıssız ve eğreti bir gülüşle hayatı anlamdırmaya çalışıyorum, olmuyor…

Bütün acılar eskise de yerine yeni acılar yeşeriyor. Yağmur yağıyor sokaklara, yüreğime gözlerim yağıyor, ıslanıyor duygular… İnsanlardan ve küçük hesaplardan anlamıyorum. Anlamak da istemiyorum. Bazen öfkeleniyorum iki yüzlü, içtenliğini yitirmiş dostluklardan, çıkarcı ilişkilerden kaçıp kurtulmak istiyorum…
Rüzgar esiyor, üşüyor gözlerim… Herkes kendi acısını taşıyor yarınlara. Kimse dönüp bakmıyor yureğimdeki acıya…

Yıldızlı geceler kayboldu artık. Kirli düşünceler, onursuz davranışlar, insanın yüreğini incitiyor. Her ihanet kan oluyor ciğerime… İnsanların kirlenmiş nehirlere benzediği bir iklimde temiz ve onurlu kalmak ne kadar da zor. Nereye gittimse kahpe ilişkiler kesmiş yol başlarını, ne yana döndüysem ihanet…

Susmanın sınırını tüketiyorum artık. Haykırmak geliyor içimden var gücümle, tüm kahpeliklere. Tiksindiriyor beni ucuz çıkar ilişkileri… Durmadan bir öfke büyüyor içimde, bunalıyorum bazen, hiç bir tarafta esmiyor rüzgar, çağıltısı uzak düşüyor suların. Anlıyorum ki, ben bu çağın insanı değilim…

Günlerim hep tek düze geçiyor, alabildiğine boş ve anlamsız. Bir incinmişlik alıp gözlerimi benden taa uzaklara götürüyor.
İnsanı ve kahpeliklerini iyi tanıyorum artık, kirli, aşağılık şeyleri unutmuyorum. Bir ihanet gününde ikiyüzlülük hançeri nasıl saplanır yüreğe onu ögrendim, ögrendim bir ihanet ne kadar kırar insanı…Bir ihanet faslında bir bıçak ne kadar işler kalbe biliyorum artık…

Uykularıma acılar sızıyor, içim sızlıyor, küle dönüyor, karabasan oluyor rüyalarım. Düşündükçe yabancılaşıyor duygularım. Öfkeleniyorum…

Unutmak istiyorum gördüğüm bütün ihanetleri, acıları unutmak istiyorum… Unutmak istiyorum bana edilen bütün kötülükleri, haksızlıkları. Ama kırgınlıklar kolay iyileşmiyen yaralardır, her anışta kanar içimiz, hele de yakınımızda duranlarsa ihanet eden…

Ama yinede insan umudunu terketmeden, dişiyle, tırnağıyla mücadele edip, tüm acılara ve ihanetlere rağmen, inadına, inadına yaşamalı diyorum…

Darda Kaldım

Derler ki insan bir kez ölür
ben bin kez öldüm yaşarken
elimde kalbimin kırıkları

ekmeğim yok diyen herkese
ekmeğimi verdim
sevgisiz kaldım diyen herkese
sevgimi
kimsesiz, ekmeksiz, sevgisiz kaldım...

insan oğlu nankör
insan oğlu hain
vefa yalandır balam
dostluk yalan
yaşamak yalan
boşa gitti emeğim, alınterim, ekmeğim.

derler ki insan bir kez ölür
ben bin kez öldüm yaşarken

bir umut gönder ay balam
bir düş
bir ses
bir ışık
bir nefes
darda kaldım...


Nuri CAN