2. sayfa (Toplam 4 sayfa)
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:01
gönderen deste
- .
http://i81.photobucket.com/albums/j204/nurican/ww-1.jpg
Menekşe Gözlerinde Ölmek
Bir dağ serinliğini vurup gönül ülkeme
upuzun yollara vurdum kendimi mecalsiz
üşüdü bakıp kimsesizliğime turna kuşları
üşüdü börtü-böcek ve tüm dağ çiçekleri
gitsem ayaklarım ıslak, başım dönüyor
sevda hayatın neresinde duruyor ey yar
herkes bildi sevdiğimi, bir sen bilmedin
ıpıslak hayaller düşerken düşülkeme
yağmur olup aktı gözlerim dünyanın üzerine
ırmak olup ağladım, sel olup çağladım
rüzgar olup estim çığlık çığlığa
herkes duydu feryadımı, bir sen duymadın
kaç yıl gözlerim yollarda seni bekledim
kaç yıl oldu sensizim, avareyim, divaneyim
kaç yıl oldu sözlerim dudaklarımda suskun
şiirlerim dudaklarımda öksüz
hayalin gözlerimde perişan
gidenler dönüp geldi ey yar, bir sen gelmedin
yüreğime yazdım seni ey vefasız yar
aldığım nefese yazdım
sen artık benim vazgeçilmezimsin
bilki ömrüm yettikçe seni her gün bekleyeceğim
alnım çizgi, yüzüm hüzün, saçlarıma ak düşse de
yine seni delikanlı yüreğimle seveceğim
Ve bir gün ölürsem de menekşe gözlerinde öleceğim...
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:04
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/nurican/77-2.jpg
Sesli dinle
http://www.hanedan.info/GonuL/GonuL%20i ... nul%20.mp3
http://www.hanedan.info/Asksiirlerim/Go ... edan...mp3
Gönül İniltisi
Alıp başını gittin
hüzün veren hazan yellerince
bir hasret ateşi düştü ki yüreğime
külden ateş, ateşten alev, alevden kor oldu
tutuştu yandı gönül ağacım
yaprağıma acılar üşüştü
kırıldı dudağımdaki mor nenekşe
ardından
kuşları ürkütülmüş bir dal gibi kaldım
acılarıma tipi, saçlarıma kar düştü
yüreğime efkar, feryadıma zar düştü
yapraklarıma sarı sonbahar düştü
ırmak olup çağladım
rüzgar olup estim çığlık çığlığa
duydu herkes feryadımı bir sen duymadın
bir sen duymadın Leylim
gidişin kalbime düşmüş güz yaprağıydı
gidişin kar üstünde bir damla gözyaşı
gidişin tuz bastırılmış ayrılık acısı
gidişin dinmeyen gönül iniltisi
gidişin Nijmegen sokaklarında hüzün sisi
gittin, ardından suların sesi, rüzgarın nefesi
baharın neşesi, yaşama hevesi de gitti
kimselere anlatamadım içimdeki uçurumu
kimseler dinlemedi beni, kimse anlamadı
gittin, baharı, yazı, kışı unuttum
yaşamayı unuttum
bir sen kaldın unutmadığım
bir sarı sabır
bir de kanayan, kapanmayan bu yara yüreğimde
yoksun işte; kahretsin
ellerin yok, gözlerin yok, gülüşün yok, üşüyorum.
Bil ki,
aşkını dağlayıp yüreğime kazımışım
adını aldığım nefesime yazmışım
Ve şimdi ben
Ve şimdi ben
baharımda karakışta kalmışım
son çaremdir diye sığınıp anılara avunsamda;
dinmiyor bu gönül iniltisi leylim…
Nuri CAN
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:06
gönderen deste
- http://i.fotodak.com/75/67/47169.jpg
Eski bir sevda Masalı
‘’Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bülbül öter’’
Beyatlı
Menekşe rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Anadolu yaylalarında karanfil kokan
Yanaklarında güneşin gül öpücükleri
Dudaklarında hayatın nazlı gülücükleri
Pınarlara her akşam aşk masalları anlatan
Erguvan rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Munzur’un eteklerinde nergiz kokan
Bakışı ayışığı yüklü bir ceylandı
Sevda ve gül işlerdi yüreklere
İpek saçlarında çayır çiçekleri
Esmer alnında duygu gelincikleri
Her gece yıldızları alıp koynuna yatan
Bende sevmiştim ah deli gönlüm bende
Hasret rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Gözlerinde dağların ilkyaz gülücükleri
Dilinde sevdanın içli sözcükleri
Saçlarında her bahar seher yelleri eserdi
Yaşamak bir şarkıya benzerdi dudaklarında
Dünyanın bütün dillerini konuşan
Bende sevmiştim ah ömrüm bende
Kar rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Nefesinde dağgüllerinin kokuları
Kalbinde sevdanın gizli korkuları
Üşüyen yüreklere beyaz çiçekler sunardı her gece
Türkü türkü seher yeliydi yüzü
Şiir şiir ay güzeli
Doğanın bütün renklerine yakışan
Bende sevmiştim ah dostlarım bende
Hayat rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Hala özlem kokuyor bir köşesinde anadolunun
Hala sevda kokuyor uzaklarda sesizlikler içinde
Kimselerin uğramadığı bir yerde
Yıldızlara bakıp üşüyor her gece
Şimdi güller gülümsemiyor artık, uzak dağbaşlarında
Cerenler inmiyor sulara
Derin uykuya dalmış gözlerinde sevdiğimin
Nergizler uyanmıyor sabahlara
Sarmıyor yaşamı maviler
Sonsuz bir hüzün gibi devrildi düştü gecelere
Bir hüzünki ne yazgılara sığar ne yıldızlara
Ya ben nasıl ağlamam dostlarım ya ben nasıl
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:07
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... vv1nnj.jpg
Sen gittin Masal bitti
Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti
Sen gittin sazımin teli, kuşumun dili gitti
yangınlar düştü yüreğime, ıssızlaştı şehir
sokaklara hüzün yağdı, gözlerime yağmur
kapandı üstüme kapılar, ben kapandım içime
günlerce haftalarca ağladım
kırık bir ağaç dalında,öksüz bir kuş gibi kaldım
Sen gittin
hazanlar başladı ömrümde
yaprağa duran ağaçlarım gitti
umutlarım gitti, baharlarım
tutam tutam saçlarım gitti
dudağımda şarkılar yarım kaldı
bardağımda rakılar
Sen gittin
yüreğimde kanayan şiirler
masamda sigara izmaritleri kaldı
ben kaldım öyle tesellisiz ortalarda
birde yıkıntım
Sen gittin
Şiirlerim öksüz kaldı
kalemlerim, defterlerim
ellerim, gözlerim, kirpiklerim
yüreğimde kalkıp giden gemilerim
dillerim öksüz kaldı
ne varsa dağıldı geride kalan
çöl oldu şiiristanım
hayalim, düşistanım
Sen gittin
kemanım yayım, güneşim ayım
mutluluk payım gitti
kara bulutlar çöktü üzerime
bir ben kaldım öyle boynu bükük ortalarda
yastığımda yağmur hıçkırıkları bir de
ve yüreğime batan cam kırıkları her gece
Sen gittin
sustu kalbimin bülbülü
bahçemin gülü soldu
yoldu bağrımı yokluğun
Sen gittin
ağzımın tadı
mutluluğumun adı gitti
yaslı yaşım, gamlı başım
zehir aşım, otuz yaşım kaldı
Sen gitin
hayalim düşüm
sevincim gülüşüm
servetim işim gitti
Sen gittin
özlemin yüreğimde
yokluğun kirpiğimde çoğaldı
sen gittin umudum gitti
gururum gitti
her gece oturup ağladım
ıslandı ekmeğime karıştı korkunç acı
gülmek nedir unuttum gitti
gittin ömrüm insafsız ayaklarına toprak oldu
kavruldu bahçelerim çiçeklerim soldu
acılarım içimde fışkıran kan,
gönlüm rüzgarlarda savrulan yaprak oldu
Sen gittin
çakıl taşlarım
yürekvuruşlarım
sevgikuşlarım gitti
yaralı bir ceylanın bakışında yaralı kaldım
her yerde izimi sürüyor avcılar
gittin işte o gidiş gittin, bir daha dönmedin geri
yarısı sende kaldı kalbimim, yarısı bende ezgili
ardında kara bulutlar, kara günler
ve her gece soğuk ölümler kaldı
hasretin kaldı birde
ben kaldım öyle deli, öyle divane ortalarda
ah seher yeli
sen gittin ben bittim masal bitti
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:09
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... mnmyyo.jpg
- ES VE HA
Seni türküler gibi sevdim
Es ve ha
öyle ince öyle kırık
dağ suları gibi serin
kitaplar gibi aydınlık
seni
yüreğim gibi sevdim
Es ve ha
Seni
yeni yaprağa duran
bir goncagül sevinciyle sevdim.
sesindeki karanfil fısıltısı
gizemli bir masalın tılsımıyla.
seni
şiirler gibi derin
şarkılar gibi içli
seni
unutmamak üzre sevdim
Es ve ha
salkım-saçak türküler gibi
gül kokulumsun benim
usul boylum
güzel huylumsun
yağmuruyla ıslandığım
Güneşiyle ısındığım
düştükçe yaslandığım
tutkum, sevincim
sevda yüklü bulutumsun
özlemlere uçan güvercinim
yaşamama sebep umudumsun
…..
bir gün gitmek olmasa diyorum
solmasa çiçekler
yüreğimde kuşlar uçmasa
silinmese gölgeleri sevincin
hasretin ince yollarına
inmese gözlerimde sular
sevdasına şiir yüklediğim rüzgar dinmese
bitmese dudaklarına yakıştırdığım gülümseme
ayrılık olmasa Es ve ha
ölüm olmasa
mutluluklara yazılsa adresimiz
her üşüdüğümde bakışına sarılsam
güvercinler havalansa üzerimizden
ömrümüz
dört mevsim bahar olsa
gönlümüz arı aşkımız bal olsa
aksa damla damla hayatımıza dolsa
ey kır lalem, düğün çiçeğim
çayır güzelim, gelinciğim
süsenim, sümbülüm, caneriğim
uzansam dokunabilir miyim yüreğine
öpebilir miyim gözlerinin içini
...../
susma Es ve ha, kapama gözlerini üşürüm
bırakma ellerimi Es ve ha bırakma düşerim
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:11
gönderen deste
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:13
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... 8935nm.jpg
Seher Yeli
Çekip gittin
çiçeklerin döllendiği bir mevsim.
bir daha
dönmedin geri...
yarısı sende kaldı kalbimin
yarısı bende ezgili...
ah! Seher yeli...
bir bulut gibi
nehirler gibi
akıp gitti saçların elimden
bir yanım yaslı hazanda kaldı
bir yanım deli boranda
savrulup gitti ömrümün gazeli...
gülüşün bir çiçekti
güğümlenirdi içimde her bahar
gittin
hayallerimde gitti
kar yağdı kirpiklerime
umutlarıma ağrılar birikti
gittin
güz geldi
yitirdi sevincini ağaçlar
ardında sarı yapraklar ve hüzün kaldı
bulutlar arasında kaybolan ay gibi
yitirdim seni
denizler suskun
maviler küs
gökyüzü yaralı şimdi
gittin
deprem olur her gece denizlerde
başını taşlara vurur dalgalar
gittin
göçüp gitti ardından
gönlümün kuşları uzak diyarlara
bir yanı aşk acısı kıyılarımın bir yanı özlem
şimdi yokluğundur içime yağan her gece suların ötesinde
şimdi su gibi yudum yudum
şimdi hava gibi nefes nefes
seni özlerim karşı kıyılarda...
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:21
gönderen deste
- http://i.fotodak.com/60/76/46357.jpg
Aşk Pınarı
Aşkın Pınarları
pırıl pırıl akmalı sevdiğim
pırıl pırıl
duru gözelerden
temiz sözlerden
yalan olmalı
su gibi yudum yudum
hava gibi nefes nefes
yayılıp seherlerden
gönüllere dolmalı
aşkın çiçekleri
duygu duygu açmalı sevdiğim
duygu duygu
yeşil baharlardan
temiz arzulardan
şehvet kokmamalı
her yağmur yağıdığında
düşmeli içine tane tane
aşkla çarpmalı kalpler
rüzgar gibi nefes nefes
toprak gibi yağmur yağmur
sevgi kokmalı
serilmeli gönül kırlarına her bahar
bir rüzgara açmalı kalbini insan
bir de dağlara
akıp giden bir ırmak gibi
bir su saflığında olmalı aşk
her bahar
sonsuz sevgi sunaklarında
kana kana içmeli
yüreklere şiir, dudaklara mühür
ölümsüzlüğün adı olmalı aşk
çilesini
acısını
hasretini de çekmeli insan
gerektiğinde ölmeli aşk için
bir güle
bir gelinciğe
bir de aşk üstüne yeminler etmeli
Nuri Can
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:24
gönderen deste
- http://i.fotodak.com/75/67/45514.jpg
Aşk Ve İpekböceği
Aşk
Yüreklere şiir, dudaklara mühür
ölümsüzlüğün adıdır aşk
Aşk
rüzgara asılmış
deniz kokulu bir gecedir belki
saçlarını tarayan bir deniz kızının
mehtabı öpen bakışlarında.
sahil boylarında sabah olurken
aşk
göğsüne sığındığımız
sımsıcak bir yürektir belki
soluğunu soluğumuza kardığımız
içimize sevgi taşıyan her bahar
gecenin kollarında martılar uyurken
aşk
üç bin üç yüz altmış beş yıl
bir ipek böceği sabrı ile dut yaprağına
gökkuşağı rengi güzelliğinde
sevgi çiçeği dokumaktır.
ve yollara düşüp bir seher vakti
bakire bir sümbül kokusuyla yıkayıp tenini
bir kumru saflığıyla sevdiğine vermektir kalbini.
bir ırmağın nazlı akışında sabahı beklerken
Aşk
ay ışığında soyunan
karbeyaz bir kadının tenidir belki
belki bir ceylan yavrusudur yüreğimizde
yaslanıp uykulu gözlerine
öyle nazlı, öyle ürkek
dağ doruklarında gezdiren bakışlarını.
akşamın kollarında düşler kurarken
aşk
yıldızların gökyüzüne gülümsemesidir
altında her gece gelip geçtiğimiz
denizler dalgalanırken
ve kanatlanırken duygular martı uçuşlarında
konup bir tomurcuğun kızıl dudaklarına
gönlünün duasını adamaktır geceye
ılık bir düş vakti
şairler mehtabın gözlerine şiirler okurken
Aşk
ölümsüzlüğün adıdır belki
tutkulu yüreklerde..
damardaki kanın
Dudataki tadın
güneşe aya ve gökyüzüne ışıkla yazılan
kalplere hançerle kazılan
yaşamın kaynağı
sonsuzluğun en güzel hikayesidir AŞK..
Nuri CAN
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:26
gönderen deste
- http://i.fotodak.com/75/67/48042.jpg
Varsın Neyler Elem Üflesin
Varsın neyler elem üflesin
sazlar vedâ
kemanlar cefâ
alevden bir kor olsun
yaksın sinemi geda
varsın bir ömre bedel olsun aşk
Her durakta ben bekleyeyim
ey göğsümün nakışı
kalbimin atışı yar
Git
varsın hazan olsun
döksün yaprağını ağaçlar
çöle dönsün nevbahar
ey gözümün ışığı yar
bastırıp göğsüme acılarımı
verip bağrımı ateşlere
beklerim ben
ey gönlümün telaşı
ey göğsümün ateşi yar
Varsın yokuşa sürsün hayat
gün karanlığa
rüzgar esmesin
bahar gelmesin
kokmasın gül
küssün dünyaya yüreğim.
gözlerimde ay
ellerimde yıldızlar
deli bir buluta yükleyip anılarımı
beklerim ben
ey bağrımın taşı
gözümün yaşı yar
varsın uçsun hüzün kuşları
marjinale çiksın adım
boynu bükük çiçekler gibi
eğip başımı önüme
hep ağlayayım
varsın saçlarım özlem
sakalım hüzün koksun
Sarı bir acıya dönsün yapraklar
sabah olmaz gecelerde
Soğukta, darda, karanlıkta kalayım
Yeterki gelmesin ecel
dağ devrilmesin
beklerim ben
unutulmuş istasyonların
trenlerinde taşınan
kimselerin el sallamadığı
kimselerin karşılamadığı
yalnızlarımla...
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:27
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... age73n.jpg
Gitme Sevdamsın
Isıtan ışığımsın,inadına sevdam,
bitmeyen kavgamsın
gitme gönlümün güneşi
bir bozkır ıssızlığı gibi
bu şehrin karanlık sokaklarında
bırakıp beni gitme
gitme közüm, gitme korum, gitme gözüm...
Gidersen
bütün duvarlar yıkılır üstüme
kimsesizleri ağlar gözlerimde bu şehrin
hüzün sarar sokakları her gece
hicran yağar göklerden yağmur yerine...
gitme gece gözlüm, gitme bahar yüzlüm
gitme öksüzüm
Ellerin yağmur sıcağı senin
gözlerin düğün çiçeği
dudağın gelincik
bakışın ay
vurup ömrümün göçmen kuşlarını
hançerleyip kalbimi gitme
gitme ışığım, gitme sevdam, gitme kavgam...
Gitme sevdamsın
gidersen duman olur ağarım sokaklara
incecik bir yağmur olur yağarım
uyku tutmaz geceleri
uzak yıldızlara takılır kalır gözlerim
kaybolup giderim bu kalabalık şehirde
gitme delikızım, gitme yürek sızım, canyıldızım
Gitme gönlümün nazlısı
bakışlarımı bir boşluğa ilmikleyip
sonsuz kederimle başbaşa bırakıp gitme
gitme çöl olur, gitme ölüm olur
bir yaprak gibi kurur gider ömrüm rüzgarda
aysız, güneşsiz kalırım, susuz, havasız
gitme ölürüm
gitme
Gitme gece gözlüm, gitme öksüzüm
gidersen bu şehir sensiz kalır
seni ararım bütün duraklarda
bütün sokaklarda seni ağlarım
gitme anılara kar yağar
gitme dört mevsim ayaz olur
dört mevsim sonbahar
gitme ey yar
ağlatma beni sevda kapılarında
eğme boynumu
üşürüm, donarım her gece sokaklarda
Gitme yüreğimin sızısı
gitme alnımın yazısı, gönlümün nazlısı
gitme duman olur, tufan olur, ah olur
kuşlarda çekip gider bu şehirde
ne güneş doğar, ne sabah olur
her saniye bir can verir ömrüm
ölürüm sevda kapılarında
ölürüm gitme
gitme
Nuri CAN
www.nuricann.com
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:41
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... /sutun.jpg
Toplan Gidiyoruz Ey Kalbim
Haydi toplan akşam oldu
vakit doldu
toplan gidiyoruz ey kalbim
kırkikindi yağmurlarına kalamam
kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti
biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
çekip gidiyorum buralardan
içimdeki cesetleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere
bak akşam
vakit tamam
duruldu işte bulanık denizler
dürüp ömrümün defterini
toplan gidiyoruz ey kalbim
yorgunum
bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta
sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim
bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne
çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim
kimsesiz bir kış ortasında
ne gülen gözleri ısıtıyor artık çocukların
ne de sevdalı bakışları yeniyetme aşıkların
bütün dinlerden kovuldum
bütün ülkelerden
bütün yüreklerden kovuldum
(*)”Aliye gülümsesem Muaviye öldürür beni”
hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok
biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
sevdalı bir kuş yükleyip kanatlarına acılarımı
alıp gitsin beni buralardan
hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın
vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim
ağlatma beni sevda kapılarında
kahpe kapılarında eğme boynumu
kurşunlar sıkılsada canevime
çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
bırak başım dik, içim ezik kalsın
onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni
satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma
biliyorum bu düş sığmaz kirlenmiş sokaklara
bu sevda sığmaz
bakmayın gözlerime
nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişlikleri
kınalı bir kelebek konunca saçlarıma
ah! Benim de hayallerim vardı
baharlarım vardı, yazlarım vardı
kuşlar göçüp gitti yüreğimden
gökyüzüm yaralı kaldı
bir isyan giydirip gözlerime
dipsiz uçurumlara yuvarladım umutlarımı
aşk diyordum talan oldu, yalan oldu ömrüm
tınısı kırık bir keman sızısıyım artık
yok gideceğim başka bir liman
bak duruldu işte bulanık denizler
haydi toplan vakit tamam
toplan gidiyoruz ey kalbim
boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük
paranın sevgiye ihanetini gördüm
insanın önünde diz çöküp ibadetini
dünler harabe yarınlar umut değil
hüznün neresinden dönsem, kırgınım
öpmeye uzandığım bütün dudaklar frengili
Nurı Can
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:44
gönderen deste
- http://i81.photobucket.com/albums/j204/ ... yt63gi.jpg
Ey Hayat Kucakla Beni
Kalbimin kırıklarını toplayıp avuçlarıma
çekip gitsem bu şehirden
anılar incinir mi?
üşür mü? dalında bir yaz çiçeği
ve bilir mi?
bir sevgiye karşılık yüreğini kanatanı
bin ilmik atanı usuna
çekilen her tetiğe karşılık
kirpiklerinde
baharını saklayan yaşlı bir çocuğum ben
düşlerin yağmurunda ıslanmış gül izi
ağlamak istediğim her sahilde bir martı ölür
bir şiir vurur kıyılara gücenik
değip geçer ellerime ihanetin rüzgarları
içimin ırmakları kurudu bütün yapraklar soluk
hüzün kokuyor çiçeğim
hangi yağmurları müjdelersen müjdele
yeşermez bir daha yangının düştüğü yer
aşk da küstü
kim dinler kalbimin kırık sesini artık
ceylanların
vurulduğu bir dağbaşı ıssızlığıyım işte
gelinciklerin ürperdiği şafak
gülücükler kuruturum durmadan güz dudaklarında
giden dönmedi terketti bütün mevsimler
bir korkunç acıya düştümki
sırtımda kırk paslı bıçak kırkyerinden kanayan
avcılar vurdu küçücük serçe kuşlarımı
acılar tünedi sevincin tüneğine
gidenler gelmedi terketti bütün mevsimler
bir tek gül kalmadı ömrümün bozkırında
şimdi yalnızlığın en tenha kışındayım
kirpiklerimde yıldızlar saklasamda
bedenime buzdan rüzgarlar esiyor her gece
testisi kırık yorgun bir yolcuyum
hiç bir şey avutmuyor artık
kirpiklerimde yağmurlar duman duman
uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım
üşüyorum
ey hayat kucakla beni
mavikanatlarının altına al
sığınıp kalayım bir sevginin sıcak iklimine
Nurı Can
http://img135.imageshack.us/img135/6294/60sw4.jpg
Boynumda Kendi Ellerim
Gözlerim çocukları yoksul bir ülke şimdi
içimin kızıllığınca gül ve yangın
dalında unutulmuş bir üzüm tanesiyim belki
belki bir söğüt dalının efil efil titreyen yaprağıyım
uzak bir iklimde esip geçen rüzgarlara ağıt yakan
bir gün çözüp bakışlarımı tel tel kirpiklerimden
elif elif ağlayan gümüş saçlı bir anneye bağışlayacağım
son kez ağlayacağım belki düşerken sevdanın eşiğine
varsın bağışlamasın beni hayat ki,
ay uzak tepelerin ardına çekilsin
çarpa çarpa dövsün kıyılarımı acılar
yarasına figan düşsün kırlangıçların
eriyip gitsin hüzünlü bakışlarımda ne varsa
yokluğuma kahırlanmayacaksa bu kent
ah! çekmeyecekse ardımda kalan anılar
Ah! ey yarasında nehirler fışkıran kalbim
susuyorum işte acılara akan bir sesle
hayat ki, ateşten bir ip boynumda
koynumda buzdan bir top
ne zaman doğrulsam dokuz yerimden vururlar beni
biliyorum her susuşun ardında bir yalnızlık var
bir özlem, bir kahır var
bilinsin ki, bir yanı yangındır susuşlarımın, bir yanı ölüm
aşkın kor ateşlerinde sınanmış bir semenderim ben
her gece kalbimin ortasında bir çöl çiçeği açar adı Leyla
bir yanı Yusuf’tur acılarımın bir yanı Züleyha
yolları beklemekten yorgun, yıllara gözyaşı dökmekten
hüzünlü yüzüm, aykırı sakalımla
ondandır dünyanın orta yerinde kederli bir dağ gibi duruşum
siyahlar giyinişim, saçlarımı taramayışım
bir yaban gülü gibi ıssızda ağlayışım
bir derviş gibi yakışım kalbimi, boynumu büküp bakışım
ondandır
bunca incinmişliğim ondan
kemirirken içimi utangaç ulalar heyulasında geçmişim
susuyorum ki, acıma kimseler merhamet etmesin
çünkü hep sevgilerden aldım suların derin akışını
ve nakışını yüreği elmas bir kızın dantelinden söktüm
biliyorum yangınlar kentinde kıvılcımlar
bir sevdadır gül yaprağına konmuş
bütün yıldızlar sırtını dönmüş bana, ayda küs
hayat bu işte ey kalbim bir varmış bir yokmuş
varsın kirpiklerimden acı dökülsün
yüreğimde büyüttüğüm kır menekşeleri için
son bir damla su istiyorum senden ey kalbim allah aşkına
bu çölleri sen yarattın iflah olmaz ömrüme
senden aldım bu kadar sevmeyi, özlemeyi, kahrolmayı
şimdi boynumda kendi ellerim bağışlama beni
tükenmiş ümitlere yeni vahalar gerekmiyor çünkü
her bahar kuşlar kanat çırpınca özgürlüklere
sesler gelince karlı dağların ardından türkü ırmaklarında
ve ben uzanıp durduğumda yatağıma ince bir su gibi ıssız
sorun kalbime özlemek nedir, acı nedir, hüzün nedir
yasaksa aşk titreyen yüreklerin deltasında
varsın kurusun güller, sular kararsın, kumlar yansın
bir çöl akşamıyım artık
bıçak keskinliğinde yakınmadan esip geçiyor düşlerim
savunmasızım, sus ey kalbim intizarın sende kalsın
gizle, vuslatı arzulayan bir kor ol yan kalbim, kimse bilmesin
bütün çığlıklarını kuşansın gelsin ölüm
Nurı Can
Gönderilme zamanı: 03.11.2006 - 1:46
gönderen deste
- http://img257.imageshack.us/img257/3261/72bb1.jpg
Elini Vermiyor Hayat!
Yerde kıvranan kalbimin üstünde dansediyor acılar
koparıp göğsümden yerlere fırlattığım kalbimin
kimse dönüp bakmıyor
görmüyor ateşler içinde kıvrandığını kalbimin
eğilip almıyor ateşler içinde
yanıyor kalbim!
kalbim ahhh!!!
Yaprakları acılı rüzgarlada ürperen
yorgun bir dağ lalesiyim bir yol başında
yaralı ceylanların gözlerinde inliyor bedenim
ruhum bir cellâtınki kadar soğuk ve tedirgin
kirli bir hayatın karanlık odalarında
mil çekiliyor gözlerime
kör oluyorum!
dost bildiklerim hançerini saplıyor göğsüme
yaralanıyor canevim
kan damlıyor her yerimden
yüreğimden
ellerimden
gözlerimden
dudaklarımdan...
ahhh!!!
Zifir karası gecelerin acısı zaptediyor ruhumu
kalbimin en ince sızısından vuruyor hayat
ne güneş ısıtıyor üşüyen anılarımı artık
ne de insanlardan kaçıp sığındığım tenhalar
çıkmaz sokaklarda yitirdim yolumu, şaşkınım
şimdi yüreğim çırpınan yaralı bir kuş gibi çaresiz
kış kadar soğuk bedenim şimdi
param parça her yerim
bir ihanet sisinde yitirdim herşeyimi
yıldızlar göz kırpmıyor , ay küs
sisli geçen her gecenin ardından yağmuru bekliyorum
Ah!!! Diyorum,
keşke bende duygusuz yaşamayı becerebilseydim
yalanlar sıralayabilseydim, yalanların ardından
aç çocukların gözlerine bakıp utanmasaydım
yanmasaydım bu kadar dünyanın acısına
gözlerime perde çekip, unutabilseydim her olup biteni
ihanetlere incitmeseydim yüreğimi bu kadar
Ey ömrüm ödedim borcunu acıların, azad eyle beni
anladımki söz geçmiyor yüreğe tufandan sonra
bağışlamıyor hayat yüreğiyle oynayanı
el yordamıyla yürüyorum şimdi yürüdüğüm yerde
yalanlardan örülmüş bir duvarın kenarından tutunarak,
onurlulara mahsus acılı taşlara yürüyorum...
bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikle
sürüklüyorum bölük pörçük hayatımı ardımdan.
Ey kalbe saplanan hançer
ey ciğere işlenen kurşun
bu yürek artık ağlamamalı,
yanmamalı acılara bu kadar
ağır geliyor onurlu bir ömrün çekilen yükü
bir yanım deniz, bir yanım uçurum, bir yanım ateş
yalnız bir yolcuyum meçhule giden dümensiz bir gemide
gözlerimde kaç bin yıllık ah!
yüzme bilmediğini bile bile denize atıyorum kalbimi
alıp götürsün diye upuzun yanlızlıklara dalgalar
Yorgun bir dağ lalesinin hazin hikayesi hayatım
yaşama sevincimi yıllar önce
çiçekleri çiğnenen bir bahçede yitirdim
ağrılar içindeyim şimdi ah! mavi kuş
yorgunum, bitkinim, dargınım!
elini vermiyor hayat!
bir uçurum kenarında
ha düştüm düşeceğim
her gece bir yıldız kayıyor gözlerimden
yüreğimden bir dilek sönüyor her gece
bu yüzden hep yetimdir bir yanım
bir yanım aşka ve acıya ayarlı
enkaz oldum, toz oldum, duman oldum
(*)"ben bu kahrı çeke çeke yoruldum"
kara bir dumanla boğuluyorum şimdi
şimdi kara gecelerin kör kelebeği gözlerim
karanlıklar içindeyim dipsiz bir kuyuda
dolunay
bulutların arkasından
bakar
bakar
darılır...
ben
dolunaya
bakar
bakar
utanırım...
Nurı Can
Gönderilme zamanı: 06.11.2006 - 19:28
gönderen Silinmiş kullanıcı
SİLİNDİ