Sayın Sibel Hanım
Yaşadıklarınızı bir film karesi gibi gözden geçiridm. Hatta yaşamış kadar oldum (her ne kadar erkek olsam da )
Anlaşılan bahsekonu olan, bitiş noktasına yaklaşmış olan bir evlilik. Anlatımlarınızdan bu sonuca varılıyor. Keşke olmasaydı demeden yapamıyorum. Ama şu bir gerçek. ARTIK GÜNÜMÜZDE
KAPTAN BATAN GEMİYİ TERK EDEMEZ şartı yoktur. Şimdilerde en gerçekci felsefe CANINI KURTARAN
KAPTANDIR felsefesidir.
Bakın Sibel Hanım . Artık bazı değil çoğu şey bitmişse sürdürüp daha fazla acı çekmenin hiç bir mantıklı açıklaması olamaz. Biraz bencil olmayı öğrenmeniz gerek. Sizin de belirttiğiniz gibi neden siz de başkaları gibi mutlu olmayasınız ki ! Doğup dünyada yaşayan ve mutlu olan insanlardan ne eksiğiniz var ? Ayrıca bencilliği sadece kendiniz için değil çocuklarınız içinde öğrenmelisiniz. Onları dünyaya getirmekle bitmiyor. Almış olduğunuz sorumluluklar var çocuklarınız adına. Tek başınıza da yapmadınız bu çocukları. Madem ki eşiniz onların tüm sorumluluğunu size bırakmış, karar verme yetkisi de sizde.
Bu evliliğin düzelebilmesi için yaptıklarınızın yetersiz kaldığı anlaşılıyor. Anlaşılan bir diğer hususda fedakarlığın ötesinde bir gayret göstermiş olmanız. Yolunda gitmeyen olaylara nokta koymakla hem kendi yaşamınızı bir düzene sokmuş , hem de ( ! bakın burası çok daha önemli ! ) çocuklarınızın olası gözyaşlarını engellemiş olacaksınız. Evlatlarınız her aile içi tartışmanız ve hatta kavgalarınızda o kadar çok şeylerini yitirecekler ki, bunların asla telafisi mümkün olmayacak. Zamanla olaylardan etkilenerek kavgacı ve hırçın karakterlere sahip olmaya başlayacaklar. Veya tam tersine kendi hayatlarına çekilerek her konudan ve ortamdan çekimser kalacaklar. Buda onların mutsuz ve başarısız olmalarına neden olabilecek.
Vermiş olduğunuz yanlış kararların acılarını ve cezalarını o masum iki cana çektirmeye ikinizin de hakkı yok.
En kötü ihtimalleri düşünelim. Bakın bunlar tamamen benim düşüncelerim. Kesinlikle bu şekilde davranın diye size yönlendirme yapmıyorum. Buna hakkım da yok zaten. Diyelim eşinizden ayrıldınız. Mahkeme büyük olasılıkla çocukları size verir. Çalışıyorsunuz. Orada 7 senelik de bir tecrübeniz var. Geliriniz belli ve harcamalarınızı da ona göre ayarlayabiliyorsunuz. Çocuklarınıza yeterli ilgiyi göstereceğinizden zaten eminim. Artık kavga ve gürültü yok. Bir nebze çocukllarınızın yaşayacağı babasızlık acısı olabilir. Bunu da kapatmak size düşer. Aklınız dışarıdaki eşinizde olmayacak. Olmadığı gibi aklınızı tamamen evinize ve yaşamınıza yönelterek daha verimli bir ortamda yaşayacaksınız. Zorluklar elbette olacak. Dayak yok, aldatılma fikri yok, hakarete uğramayacaksınız. En önemlisi bu ruhsal bunalım nedenleri olabilcek durumları yaşamayacak evlatlarınız. Ne siz nede çocuklarınız ezilmeyecek.
Bence bir an önce gözünüzü açmalısınız. Bu hayatı tekrar yaşama imkanı sunulmayacak size.
Çocuklarınız çocukluk yıllarını tekrar yaşayamayacaklar. Bu durumda en doğru kararı verecek olan yine sizsiniz. Rahat bir akıl yapısı ve yaşam sizin olabilir.
Son olarak hala evli olduğunuza göre herşeyi yeniden göze alarak eşinizi karşınıza oturtup , tüm olayları, tüm çıplaklığı ile ortaya dökerek konuşmayı deneyin. Varılacak ortak kararla yaşamınıza bir yön verebilirisniz. Devam mı , tamam mı ? Kendinize de boş bir vakit ayırıp eşinizle birlikte yaşadığınız seneleri, onun olmayacağı dönemlerle bir karşılaştırmayı deneyin. Her iki durumuda en iyi ve en kötü şekli ile tüm olasılıklara dayanarak kendi açınızdan bir nalık da olsa yaşamaya çalışın. Eminim bir anne olarak doğruyu bulabileceksiniz....
Tüm içtenliğimle diliyorum ki herşey tamamen huzurlu olabilmeniz doğrultusunda gerçekleşsin.
