Erkekler Nasıl Aşık Olur?
Erkekler Nasıl Aşık Olur?
ERKEKLER NASIL AŞIK OLUR ?
Aslında soruya “erkekler nasıl yemek yer, nasıl uyku uyur?” diye sorsak da cevap zaten aynı olur. Erkek olmak doğduğun andan itibaren bir içgüdü girdabına kapılıp sürüklenmektedir. İşte bu sebeptendir ki erkek, hayatının büyük bir bölümünü şaşkınlık içersinde etrafına bakınarak geçirir. Her yaşanan gün, erkek için bilmediği şehri arabanın camından izlediği o çocuksu merakla geçer.
Erkekler merak eder: Çamaşır makinasının nasıl çalıştığını, bilgisayarın içinde ne olduğunu, benzin ışığı yana arabanın benzin almadan, ne kadar daha gideceği… kısacası her şeyi merak ederler. Ve merak ettikleri şeylerin de içini açıp bakarlar. İşte aşık olmak da erkeğin bu merak sürecinin bir sonucudur. Erkek anlamadığı herşeyin içini görmek ister. Erkek, beğendiği ve anlamadığı herşeyin kendinin olmasını ister. Aynı anda resim çeken, internete bağlanan, çamaşır yıkayan, araba olarak kullanılan, yemek yapabilen bir makine icad edilirse –ki kesin eli kulağındadır. Bir erkeğin bunu satın alması kesindir. Şekli beğenmek ve nasıl çalıştığını anlayamamak bir erkeğin herhangi bir şeyi istemesi için yeter de artar bile… işte kadınlar da erkek için tam böyle bir makinedir. Nasıl çalıştığını anlayamadıkları ama çok güzel buldukları için kadınlara sahip olmak isterler. Erkek için hayatta başarı, ne kadar merak ettiğiyle ilgili bir süreçtir. Kadınlar için ise merak, sonunu bilmedikleri tehlikeli bir sokaktır. Bu yüzden en kısa sürede hayattaki ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçları gidermek için yaşarlar. Merak etmeyi sevmezler. Makine bozulursa servis çağırırlar. Tamircinin başında durup makinenin içini açmasını seyretmek istemezler. Oysa erkek ancak ve ancak kendisinin makineyi tamir edemeyeceğine ikna olunca servis çağırır ve tamirin her aşamasını dikkatlice seyreder.
Aşk erkeğin ve kadının ayrı yollardan giderek buldukları bir son istasyondur. Kadın için ihtiyaçlarının sonu, erkek için merakının başlangıcıdır. Kadın ihtiyaçlarını karşıladıkça, erkek merakı depreştikçe bağlı kalır aşkına… insanın başkasını sevmesi kendisinden kaynaklanır aslında, yoksa insan insanı sevmez o kadar da…
Demek ki bizler, merakımızı ayakta tutacak, körükleyecek kadınları arıyoruz. Kadınlar da bunun karşılığında sadece biraz ilgi, şefkat bekliyor, güvenli bir liman arıyorlar kendilerine. Her limanda bir sevgili peydahlamak isteyen erkekten farklı olarak… Şimdi soruşu söyle değiştirebiliriz. Yahu, erkekler nasıl aşık olur!
Aslında soruya “erkekler nasıl yemek yer, nasıl uyku uyur?” diye sorsak da cevap zaten aynı olur. Erkek olmak doğduğun andan itibaren bir içgüdü girdabına kapılıp sürüklenmektedir. İşte bu sebeptendir ki erkek, hayatının büyük bir bölümünü şaşkınlık içersinde etrafına bakınarak geçirir. Her yaşanan gün, erkek için bilmediği şehri arabanın camından izlediği o çocuksu merakla geçer.
Erkekler merak eder: Çamaşır makinasının nasıl çalıştığını, bilgisayarın içinde ne olduğunu, benzin ışığı yana arabanın benzin almadan, ne kadar daha gideceği… kısacası her şeyi merak ederler. Ve merak ettikleri şeylerin de içini açıp bakarlar. İşte aşık olmak da erkeğin bu merak sürecinin bir sonucudur. Erkek anlamadığı herşeyin içini görmek ister. Erkek, beğendiği ve anlamadığı herşeyin kendinin olmasını ister. Aynı anda resim çeken, internete bağlanan, çamaşır yıkayan, araba olarak kullanılan, yemek yapabilen bir makine icad edilirse –ki kesin eli kulağındadır. Bir erkeğin bunu satın alması kesindir. Şekli beğenmek ve nasıl çalıştığını anlayamamak bir erkeğin herhangi bir şeyi istemesi için yeter de artar bile… işte kadınlar da erkek için tam böyle bir makinedir. Nasıl çalıştığını anlayamadıkları ama çok güzel buldukları için kadınlara sahip olmak isterler. Erkek için hayatta başarı, ne kadar merak ettiğiyle ilgili bir süreçtir. Kadınlar için ise merak, sonunu bilmedikleri tehlikeli bir sokaktır. Bu yüzden en kısa sürede hayattaki ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçları gidermek için yaşarlar. Merak etmeyi sevmezler. Makine bozulursa servis çağırırlar. Tamircinin başında durup makinenin içini açmasını seyretmek istemezler. Oysa erkek ancak ve ancak kendisinin makineyi tamir edemeyeceğine ikna olunca servis çağırır ve tamirin her aşamasını dikkatlice seyreder.
Aşk erkeğin ve kadının ayrı yollardan giderek buldukları bir son istasyondur. Kadın için ihtiyaçlarının sonu, erkek için merakının başlangıcıdır. Kadın ihtiyaçlarını karşıladıkça, erkek merakı depreştikçe bağlı kalır aşkına… insanın başkasını sevmesi kendisinden kaynaklanır aslında, yoksa insan insanı sevmez o kadar da…
Demek ki bizler, merakımızı ayakta tutacak, körükleyecek kadınları arıyoruz. Kadınlar da bunun karşılığında sadece biraz ilgi, şefkat bekliyor, güvenli bir liman arıyorlar kendilerine. Her limanda bir sevgili peydahlamak isteyen erkekten farklı olarak… Şimdi soruşu söyle değiştirebiliriz. Yahu, erkekler nasıl aşık olur!
Merhaba sanal adam, inan seni bir konuda destekliyorum erkekler tamam kadinlari merak edebilir ama bir konuda elestiriyorum yani kadinlar sence makinemidir ? yani kadinlar Allah tarafindan sizler erkeklere emanettiriz ve sen o emanet'e " makine " diyerek o kadar dusuruyorsun kadinlari.Gercekten sana kotu karsilik verme niyetinde degilim cunki eminim dunya'da kadinlar'a senden daha farkli bakis acilari olan erkekler vardir, ve onlar kadinlara gerektigi gibi saygi duyardir.Insallah Allah her kadina ve her erkege kendine saygi duyan iyi bir es nasip eder.(Amiiiiin) 
Ben güvenebileceğim her kadını ,biraz güzellik bakımından hoşuma giderse beğenirim.Ama güvenmem şart.Erkekler en başta güven ister.
Mahallede veya okulda 50 kişinin ağzında dolaşan , sabah akşam süslü püslü giysilerle sağa sola hava atan kızı ben ne yapayım.
Bence bir erkek bir kıza nasıl yaklaştığını hemen belli eder yani kızlar gerçekten kendilerinin sevilip sevilmediğini yoksa popüler oldukları için mi çıkıldıklarını anlarlar ama bunu kabul etmek istemezler ve erkeği çekip çevirmeye çalışırlar ama dediğim gibi güven yoksa eninde sonunda aldatma olur.
Mahallede veya okulda 50 kişinin ağzında dolaşan , sabah akşam süslü püslü giysilerle sağa sola hava atan kızı ben ne yapayım.
Bence bir erkek bir kıza nasıl yaklaştığını hemen belli eder yani kızlar gerçekten kendilerinin sevilip sevilmediğini yoksa popüler oldukları için mi çıkıldıklarını anlarlar ama bunu kabul etmek istemezler ve erkeği çekip çevirmeye çalışırlar ama dediğim gibi güven yoksa eninde sonunda aldatma olur.
-
MithrandiR
- Yazar

- Mesajlar: 695
- Kayıt: 22.01.2004 - 13:25
- Konum: Mobil yaşam... Artık sabit bi yerim yok...
-
Prince of Night
- Moderatör

- Mesajlar: 329
- Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
- Konum: antalya
-
MithrandiR
- Yazar

- Mesajlar: 695
- Kayıt: 22.01.2004 - 13:25
- Konum: Mobil yaşam... Artık sabit bi yerim yok...
Sanırım bana taş atıyon prince.. iiki bi halt edip aşık olduk... Bedelini de ziyadesiyle ödedik zaten.. ne gerek var şimdi özelimi genelleştirmene.. Bu mudur dosluk, bu mudur kader yoldaşlığı ? yıktın perdeyi eyledin viran dostum.. Başım önde, ağzımda eski zamanlardan kalma bir türkü... adımlarım her zamankinden daha asimetrik...
-
Prince of Night
- Moderatör

- Mesajlar: 329
- Kayıt: 28.06.2003 - 19:15
- Konum: antalya
SENI SEVIYORUM. ÇÜNKÜ;
Seni seviyorum,
çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum.
Seni seviyorum,
çünkü gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin sen. Herşey senin rengini taşıyor ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.
Seni seviyorum,
çünkü soğuk günlerde içimi ısıtan meltemsin. Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı. İliklerime işleyerek esiyorsun.
Seni seviyorum,
çünkü herşeyde sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki? Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin. Yüreğimin en derin kösesindeydin. Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince hakettiğin yere çıkardım seni.
Seni seviyorum,
çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam ordasın. Gördüğüm her yüz aslında sensin.
Seni seviyorum,
çünkü gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum. O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından. Güneş doğmasa, yıldızlar kaybolmasa diyorum, ama biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma.
Seni seviyorum,
çünkü saçların ellerimin arasında kayıp giderken , dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete. Ben o cennette kalmaya kararlıyım.
Seni seviyorum,
çünkü her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. Her gülümseyişin, karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor. Bir çiçek bahçesine çeviriyor çorak dünyayı. Çiçek dedim ya, bir çiçek adi verseydim sana papatya olurdun. Acısıyla dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdeleyen papatya. İddiasız ama güzel. Güzel ama kibirsiz.
Seni seviyorum,
çünkü seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum.
Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum.
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum, seni yeterince anlatabildim mi diye. Biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım.
Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak.
Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktır sana...
Seni seviyorum,
çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum.
Seni seviyorum,
çünkü gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin sen. Herşey senin rengini taşıyor ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.
Seni seviyorum,
çünkü soğuk günlerde içimi ısıtan meltemsin. Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı. İliklerime işleyerek esiyorsun.
Seni seviyorum,
çünkü herşeyde sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki? Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin. Yüreğimin en derin kösesindeydin. Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince hakettiğin yere çıkardım seni.
Seni seviyorum,
çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam ordasın. Gördüğüm her yüz aslında sensin.
Seni seviyorum,
çünkü gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum. O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından. Güneş doğmasa, yıldızlar kaybolmasa diyorum, ama biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma.
Seni seviyorum,
çünkü saçların ellerimin arasında kayıp giderken , dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete. Ben o cennette kalmaya kararlıyım.
Seni seviyorum,
çünkü her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. Her gülümseyişin, karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor. Bir çiçek bahçesine çeviriyor çorak dünyayı. Çiçek dedim ya, bir çiçek adi verseydim sana papatya olurdun. Acısıyla dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdeleyen papatya. İddiasız ama güzel. Güzel ama kibirsiz.
Seni seviyorum,
çünkü seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum.
Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum.
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum, seni yeterince anlatabildim mi diye. Biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım.
Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak.
Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktır sana...




